İçeriğe geç

DENGE~Kayıp Işık~

Bölüm 5 · 6 dk okuma

DENGE~Kayıp Işık~

Bölüm 5

•5•

Geldikleri yer büyük ve kapalı bir alandı. Yuvarlak bir şekilde inşa edilmişti. Amfi Tiyatrolar gibi gözüküyordu. Ortada büyük bir boşluk alan vardı. Burası arenaydı. Etrafa da koltuklar yuvarlak bir daire şeklinde yerleştirilmişti. Koltuklar arasında bir bölge ayrılmıştı. Burada arenaya çıkacak kişiler oturuyordu. Bu kişilere Dünya da dahildi.

Arenada yarışan kişi bir Ateş prensiydi. Tam olarak göremese de o kişinin Ateş'e benzediği fark etti. Saçları Ateş'inki gibi kestane rengi ve gürdü. Savaşırken yüzünü gördüğü sırada göz renklerinin de aynı olduğunu fark etti. Ancak bu kadar değildi. Yüz ifadeleri de aynıydı. Aynı dudak bükmesi, aynı kaş... Emin olmak için Ateş'e döndü.

"Şu an savaşan kim?" dedi sevecen bir biçimde. Ateş'in yüzü bir anda değişti. Kaşları çatıldı, yüzü gerildi. Dişlerini sıktığı belli oluyordu. Bu haliyle arenada yarışan kişiye gerçekten çok benziyordu. Kız, Ateş daha hiçbir şey söylemeden onun ne diyeceğini tahmin etmişti.

"O abim." Sesi istemsizce kızgın çıkmıştı. Kız bunu fark edip derine indirmek istemeyerek bir şey demedi ve kafasını arenaya çevirdi.

Birkaç dakika sonra Ateş'in abisi arenadan çekildi. Minik bir anons yapılıp sıranın Dünya'ya geldiği ve arenaya inmesi gerektiği söylendi. Kız zarifçe ayağa kalkmaya çalıştı ama giydiği kalın kıyafet ona zarafetten çok kabalık katıyordu. Arenada savaşacak kişilerin giydiği kalın bir zırh vardı üzerinde. Gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı korumak amaçlı zorunlu bir giyecekti. Üzerinde kumaş bir etek olmasına rağmen göğüs ve ayaklar için ağır demirden bir zırh kullanılıyordu.

Arenaya indi ve başlayacağı yere ilerledi. Toprak karşısına geçti ve konuşmaya başladı.

"Bugün yeteneğini üç aşamada göstereceksin. Bizde seni belli özellikler doğrultusunda sınayacağız. Eğer hazırsan başlayalım."

Kız vücudu dikleştirdi. Elindeki tokayla omuz hizasındaki saçlarını tepede bir at kuyruğu olacak şekilde topladı. Derin bir nefes aldı. Ellerini yumruk yaptı ve kendimden emin bir biçimde konuştu.

"Hazırım!"

Toprak öğrencisine bakarak konuştu.

"İlk aşamada doğa gücünü nasıl kullandığını sınayacağım."

Dünya gülümsedi. Biraz kendini beğenmiş bir tavırla hocasına döndü. "Aşamaları biliyorum. Artık savaşsak mı?"

"Dinlemeyeceğine emin misin?"

"Eminim. Buna ne zamandır çalışıyoruz. Eğer başarısız olursam bu benim suçum. Sonuçta en iyi öğretmenin dersini iyi alamamışsam bu benim sorunum."

Kızın hocası omuzlarını silkti. Elini havaya kaldırdı ve kızın arkasında kocaman bir sarmaşık belirdi. Sessizce dolanarak kızın ayaklarına dolandı. Bu ilk hamle kızı şaşırtmamıştı. Öğretmeninin el hareketleri o kadar belliydi ki kız onu izlemeye başladı. Kaldırdığı eli yavaşça kendine çekti ve sıkmaya hazırlandı. Bunu fareden kız ayakları sarmaşık daha dolanmadan kurtardı.

Sıra kıza gelince durdu. Ne yapacağına karar verip hızlı bir biçimde parmaklarını hareket ettirdi. Yerden sert kökler belirip öğretmeninin ellerini ve ayaklarını bağladı. Toprak güldü.

"Bunu yapman saçmaydı. Sonuçta az önce ben yaptım. Tahmin edilesiydi."

"Sizi saf dışı bırakmak istemedim ki. Sadece kendime zaman kazandırdım." dedi ve öğretmenine doğru koşmaya başladı. Elini pençe şekline getirip yerdeki toprakların eline gelmesine izin verdi. Elindeki toprak, şekil alarak kocaman bir çekice dönüştü. Hocasının yanına kadar koştu ve zıplayarak ona çekiç ile vurmaya çalıştı. Ancak toprak devasa çekici elinde yakaladı. Çekiç ile beraber kızı da geldiği yöne doğru fırlattı.

Dünya bu fırlatıştan etkilenmedi ve yere düzgünce iniş yaptı. Her şeyin planına göre işlediği için mutluydu. Öğretmeninin saldırısını beklerken bir sonraki hamlesini planlıyordu. Toprak hızlıca ayağına yere bastı. Kızın etrafındaki toprak bir anda yükselmeye başladı. İyice yükselip kızın etrafını sardı. Kıza gelen güneş ışığını engelledi. Dört duvar arasında kapalı kalan kız onu görmeyecek olmalarına rağmen gülümsedi.

"Dünya, pes mi edeceksin?" diye bağırdı Toprak öğrencisine sesini duyurmaya çalışarak. Ancak sorduğu soruya cevap bile alamayan öğretmen tedirgin oldu. Yerinden kıpırdamadan tekar seslendi.

"Dünya, iyi misin?"

Duvarlar arasından ses gelmeyince seyircilerden de bir tedirginlik duygusu yükseldi. Lamia yanında duran Ateş'i dürterek "Neden ses vermiyor?" dedi. Ateş ona bakarak gülümsedi. Gülümsemesinde arkadaşına güvendiğini anlatan bir ifade yatıyordu. "İzle sadece." dedi. Lamia merakla kafasını arenaya çevirdi.

Toprak endişeyle bir adım atıyordu ki arkasından gelen ses ile durdu. "Üzgünüm hocam." dedi Dünya ve elinde tuttuğu sarmaşıktan ip ile bir çırpıda öğretmeninin ayak bileklerini bağladı. Yüz üstü düşen öğretmen ne olduğunu anlayamadan kız öğretmeninin üzerine çıkıp ellerini de bağladı.

"Pes edebilirsiniz hocam."

Adam hareket edemese de eli ile pes ettiğini bildirdi. Kız zafer kazanmışçasına öğretmeninin üzerinden kalktı. Ellerindeki sarmaşıkları çözdü ve ayağa kalkmasına yardım etti.

Yeniden doğrulan adam öğrencisini tebrik etmek için elini uzattı. El sıkıştılar ve Toprak tekrar ciddi bir tavırla konuştu.

"Tebrik ederim. Bu kadar hızlı yeneceğini tahmin edememiştim aslına bakarsan."

Kız gururla gülümsedi.

"Sıra ikinci aşamada. Farklı güçteki öğretmenlerinden birini seçeceksin. Onunla beraber savaşacaksın. Hazırsan savaşacağın kişiyi seçebilirsin."

Arenaya dört öğretmen daha indi. Hepsinin kim olduğu giydikleri cüppelerden belliydi. Mavi renk ve sarı işlemeli cüppe giyen kadın Su Sangtia'sıydı. Mor ve siyah işleme giyen adamda Hava Sangtia'sıydı. Beyaz ve sarı işleme giyen kişi de Işık Sangtia'sıydı. En sonda ise duruşuyla bile buradayım diyen Kraliçe Alya kırmızı üstü beyaz işlemeli cüppesiyle harika görünüyordu.

Dünya biraz düşündükten sonra "Balkı hocayı seçiyorum. Işık Sangtia'sını." dedi. Beyaz cüppe giyen sakallı adam bir adım öne çıktı. Adamın hafif ağarmış sakalı yaşının geçmiş olduğunu gösteriyordu. Saray büyücüsü olması ona çok yük bindiriyordu. Daha ellisinde bu kadar solgun ve yaşlı görünmesini sebebi buydu.

Dünya adamın ne kadar akıllı olduğunu biliyordu. Ancak adamın yaşı gereği gücü zayıftı. Elindeki asasını kullanabiliyor ancak o da gücünü fazlasıyla alıyordu. Ama bu yaşlı adamı seçmesinin nedeni bu değildi. Bu savaşla Lamia'ya ne kadar güçlü olduğunu anlatacaktı. Neler yapabileceğini ve neleri başarabileceğini gösterecekti.

Diğer öğretmenler yerine geçince arenada sadece Dünya ve Balkı kaldı. Balkı elini Dünya'ya doğru devirdi. "Önce sen."

Kız kafasını salladı. Ayağıyla yere yarım daire çizdi. Dünyanın ayağının altındaki yer yükseldi. Kollarını iki yana açıp hareket ettirdi. Balkı'nın iki yanından iki kova sarmaşık çıktı ve hızla adama doğru ilerlemeye başladı. Adam son dakikasına kadar bekledi. Sarmaşıklar adama saldıracakken bir iki adım gerileyerek sarmaşıkların birbirine çarpmasını sağladı.

Sıra böylelikle Balkı'ya geçti. Adam asasını yere vurmasıyla etrafa devasa siyah sis yayıldı. Kız önünü göremeyince sakin kalmaya çalıştı. Bu onun için bir dezavantajdı. Öğretmeninin virtus'unun kedi gözü olduğunu biliyordu. Bu onun karanlıkta görmesini sağlıyordu. Bu yüzden Dünya'nın yapması gereken tek bir şey kalıyordu: Altıncı hissine güvenmek.

Gözlerini kapatıp odaklanmaya çalıştı. Kulaklarını iyice açtı. Etrafındaki her sesi dinlemeye çalıştı. Kollarını hafifçe sallayarak etrafındaki sisin yoğunluğunu hissetti. Kendisine yaklaşan bir ışın ağı olduğunu hissedip iki kolunu da yere indirdi. Dikkat kesilip rakibinin ayak seslerini dinlemeye başladı. Tap, tap, tap... Durdu. Tekrar bir ışın ağı geldi, bu sefer kız yan tarafa doğru yuvarlandı. Sonra tekrar. Tap, tap, tap... Tap. İyice yakınında olduğunu hissetti kız. Elinde küçük bir taş aldı ve onu tahmin ettiği yere fırlattı. Öğretmenini ıskalamış olacak ki taşın sadece yere düşme sesi geldi. Ardından minik bir kıkırtı.

Kız öğretmenini yakaladığını anlayarak elinde minik bir sarmaşık yarattı. Onu halat gibi sallayıp fırlattı. İpin bir şeye tutunduğunu hissetti ve karanlık sis bir anda kayboldu.

Kaybolan sisin ardından yerde yatan kraliyet sihirbazı ortaya çıktı. Yaşlı adam ayaklarına dolanan sarmaşık yüzünden hareket edemiyordu. Dünya hemen Balkı'nın yanına koştu. Ayağındaki sarmaşığı çözüp ihtiyarı ayağa kaldırdı.

"tebrik ederim Dünya." dedi Toprak yavaşça onların yanına yaklaşırken. Kraliyet sihirbazının koltuklara gitmesine yardım etti. Ardından seyirciye döndü.

"Son aşamaya geldi sıra. Virtus Kapışması!"

Toprak sahadan çekildi. Onun yerine genç bir kız geldi. Dünya gibi üzerine zırh giymişti. Kıza yaklaştı. Birbirleriyle karşı karşıya kalan iki kız birbirlerine sinirli bakışlar attılar. Sabahki anlaşmaları gitmiş, onun yerine bir rekabet gelmişti.

"Umarım sabahki anlaşmayı unutmadın Pelin."

İki kız birbiri etrafında dönmeye başladı. Yavaş hareketlerle ve birbirlerini sinir edecek, rekabete düşürecek hareketler yapıyorlardı.

"Hadi bir anlaşma yapalım. Eğer bu eli kazanırsan ben sözümü tutarım. Ama eğer ben kazanırsam..."

Pelin, Dünya'ya göz kırptı. Kız soğukkanlı tavrını koruyarak derin nefes aldı ve Pelin'den gelecek olan ilk hamleyi bekledi.

Pelin, kendinden emin bir biçimde elini salladı ve ortamdaki bütün taşlar iki kızın etrafında dönmeye başladı.

"Peki." dedi Dünya. "Kabul ediyorum."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.