İçeriğe geç

Değiş-Tokuş

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Değiş-Tokuş

Bölüm 8

Bölüm 8

Revirin beyaz boyalı duvarları, iki kardeşin hızlanan soluklarıyla daralıyordu. Hemşirenin ayak sesleri koridorda yeniden yankılandığında Kaan, Defne’nin ince kolunu tutup kapının arkasındaki perdeye doğru çekti. Kendi eski bedenini çekiştirmeye çalışırken neredeyse kendi üstüne devrilecekti; ağırlık farkı kontrolsüzdü.

"Sessiz ol," diye tısladı Kaan. İnce, tiz sesi fısıldarken bile yabancı bir tını gibi kulağını tırmalıyordu. "Kimseye bir şey söylemeyeceğiz. Eğer bunu birine anlatırsak bizi tımarhaneye kapatırlar, anladın mı?"

Defne koca gövdesiyle sedyenin kenarına büzülmüş, dizlerini karnına çekmeye çalışıyordu. Fakat Kaan’ın uzun bacakları sedyeye sığmıyor, diz kapakları dışarı taşıyordu. "Nasıl saklayacağız Kaan? Yarın sabah ne olacak? Eve nasıl gideceğiz?"

"Normal davranacaksın!" Kaan iki eliyle Defne’nin atkuyruğu saçlarını geriye attı. Kendi yüzünün bu kadar çaresiz görünmesi sinirlerini bozuyordu. "Ben Defne olacağım, sen de Kaan. Sen antrenmana çıkmayacaksın, 'bileğim burkuldu' diyeceksin. Ben de senin o sıkıcı sınıflarında oturup kimseyle konuşmayacağım. Zaten kimse seninle konuşmuyor, bunu becermek zor olamaz!"

Defne’nin gözlerinde bir anlık kırgınlık parladı ama Kaan’ın kalın kaşları bu kırgınlığı sert, öfkeli bir çatıklığa dönüştürdü. Kendi duygularının Kaan’ın sert yüz hatlarında nasıl vahşi bir ifadeye büründüğünü fark edince ürperdi.

"Peki ya annemler?" dedi Defne, Kaan’ın derin, pes sesiyle. "Annem kapıdan girdiğimiz an anlar. Yürüyüşün bile farklı Kaan! Adımlarını öyle atamazsın, yerdeki karolar kırılacak gibi basıyorsun!"

Kaan gözlerini devirdi, Defne’nin bedeninde bu hareket çok daha alaycı durmuştu. "Sen de omuzlarını düşürüp yere bakmayı kes o zaman! 1.88 boyundasın artık, kambur gibi durursan bütün okul dalga geçer."

Hemşire odaya girdiğinde ikisi de aniden sustu. Kadın, Kaan’ın bedeninde duran Defne’nin nabzını ölçtü, ardından Defne’nin bedenindeki Kaan’ın göz bebeklerine baktı. "İkinizin de durumu stabil görünüyor ama elektrik çarpması şakaya gelmez. Ailenizi aradım, babanız sizi almaya geliyor."

İki kardeş aynı anda birbirine baktı. Babaları, Kaan’ın cuma günkü maçını izlemek için şehir dışı seyahatini ertelemişti ve evde mutlak bir disiplin hâkimdi.

Okulun demir kapısından çıkıp babalarının arabasına doğru yürürken ilk sınavları başladı. Defne, Kaan’ın geniş adımlarına ayak uydurmaya çalışırken iki kere tökezledi; Kaan ise Defne’nin küçük adımlarıyla hızlı yürümeye çalışırken çantasını savurup duruyordu.

Arabanın kapısı açıldığında babaları dikiz aynasından ikisine de baktı. "Ne oldu salonda? Kaan, koçunla konuştum, skorboarda çarpmışsın. İyi misin oğlum? Cuma günkü maçı riske atacak bir şey yok değil mi?"

Defne arka koltuğa yığılırken ağzını açtı ama Kaan ön koltuktan hızla arkaya dönüp Defne’ye sert bir bakış fırlattı. Defne boğazını temizledi, Kaan’ın kalın sesiyle kekeledi: "İ-iyiyim baba. Sadece... biraz dinlenmem lazım."

Babası kaşlarını çatarak aynadan Kaan’a baktı. "Sesine ne oldu senin? Ne bu pısırık ton?"

Kaan ön koltukta yumruklarını sıktı; kendi bedeninin babasının karşısında ezilip büzülmesini izlemek, ruhunun Defne’nin narin bedeninde sıkışıp kalmasından bile daha ağır bir işkenceye dönüşmek üzereydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.