İçeriğe geç

Değiş-Tokuş

Bölüm 20 · 2 dk okuma

Değiş-Tokuş

Bölüm 20

BÖLÜM 20

Yere saçılan kimya kâğıtlarının hışırtısı, boşalan koridorun derin sessizliğinde yankılandı. Zeynep sırtını duvara yaslamış, nefesi boğazında düğümlenmiş halde bir karşıdaki minyon kıza, bir de onun arkasında dağ gibi dikilen sporcuya bakıyordu.

Defne, Kaan’ın 1.88’lik gövdesinde refleks olarak bir adım öne çıktı. "Zeynep, bekle... Lütfen bağırma," dedi. Boğazından dökülen o pes, çatallı Kaan sesi Zeynep’i daha da ürküttü; Zeynep duvara biraz daha sindi.

"Uzak dur Kaan!" dedi Zeynep, sesi titreyerek. "Bana doğru öyle gelme!"

"Kaan değil o, gerizekâlı!"

Defne’nin bedenindeki Kaan hızla öne atılıp Zeynep’in kolunu yakaladı. Zeynep’in koluna asılışı o kadar sert ve sabırsızdı ki, Zeynep acıyla kolunu çekmeye çalıştı. Kaan hemen parmaklarını gevşetti ama gözlerini Zeynep’in yüzünden ayırmadı. "Kaan benim. Karşındaki de Defne."

Zeynep donup kaldı. Defne’nin yumuşak ses tonu, Defne’nin ince dudakları... Ama kelimelerdeki o sokak ağzı, o pervasız ve tehditkâr tını tamamen Kaan’a aitti. Zeynep bakışlarını tekrar yerdeki koca gölgeye çevirdi.

Kaan’ın koca bedeni omuzlarını tamamen düşürmüş, ellerini göğsünün önünde kenetlemiş, gözlerinin içi ağlamaklı bir panikle parlıyordu. Yere çöktü; o devasa cüsseyle dizlerinin üstüne çöküp yerdeki kâğıtları tek tek, büyük bir özenle toplamaya başladı.

"Zeynep... Organik sentez raporu bu," dedi Kaan’ın bedenindeki ses. O kalın, tok ses titriyordu. "İkinci sayfada asit-baz titrasyon grafiğini çizerken kullandığım mor mürekkepli pilot kalemi hatırlıyor musun? Sınavdan önce ucu kırılmıştı, senin sarı açacağınla açmıştık. Lütfen... delirmedik biz. Korkma benden."

Zeynep’in elleri ağzına gitti. O mor mürekkebi ve sarı açacağı dünyada sadece iki kişi bilebilirdi: Kendisi ve Defne.

"Siz... siz ciddi misiniz?" Zeynep fısıldarken dizlerinin bağı çözüldü, sırtını duvardan kaydırarak yere, Defne’nin yanına çöktü. Koca ellerin o narin sayfaları yırtmamak için nasıl titrediğini izledi. "Bu... bu bilimsel olarak imkânsız. Biyolojik olarak, fiziksel olarak delilik bu!"

"Fiziğin de bilimin de canı cehenneme!" dedi Kaan, Defne’nin bedeninde koridorda bir aşağı bir yukarı volta atarak. Saçlarını çekiştiriyordu. "Dün salonda skorboard patladığında oldu ne olduysa. Çarpıldık ve uyandığımda bu minik, güçsüz vücudun içindeydim! Sabahtan beri bu kız gibi davranmaktan beynim yandı!"

Zeynep kafasını iki yana sallayarak şoku atlatmaya çalıştı. Sonra birden gözleri parladı; zihnindeki tüm parçalar yerine oturuyordu.

"O yüzden..." dedi Zeynep, Kaan’ın bedenindeki Defne’ye bakarak. "O yüzden öğle arasında müdürün odasında kimya formüllerini takır takır döktün! Ve az önce... o dev adamın üzerinden turnike yerine kırk beş derecelik açıyla o üçlüğü sen attın!"

Defne kâğıtları Zeynep’in kucağına bırakıp Kaan’ın kalın sesiyle hafifçe güldü, başını salladı. "Açıyı kırk beş değil, elli iki dereceye ayarlamıştım aslında."

Zeynep dehşet ve hayranlık karışımı bir ifadeyle iki kardeşi süzdü. "Peki şimdi ne yapacaksınız? Sonsuza kadar böyle kalamazsınız! İki hafta sonra bilim olimpiyatları var, haftaya Kaan’ın bölge finali var. Biri durumu anlarsa ikinizi de laboratuvara kobay diye kapatırlar!"

"Kimse anlamayacak," dedi Kaan Defne’nin bedeninde durup iki elini beline koyarak. Bakışları Kaan’ın yüzündeki o tanıdık hırçınlıkla parladı. "Çünkü sen bize yardım edeceksin Zeynep. Bu işi nasıl geri çevireceğimizi bulana kadar üçümüz bir takım olacağız."

Zeynep elindeki kâğıtları sıkarak ayağa kalktı. Koridorun lambaları üzerlerinde hafifçe cızırdayıp yanıp sönerken, bu imkânsız sırrın artık üçüncü bir ortağı vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.