İçeriğe geç

Değiş-Tokuş

Bölüm 19 · 3 dk okuma

Değiş-Tokuş

Bölüm 19

BÖLÜM 19

Maçın son periyodunda parkeyi inleten o kusursuz üçlüğün ardından spor salonu adeta infilak etti. Korna sesi salonun tavanında yankılanırken Atatürk Lisesi maçı bir sayı farkla kazanmış, tribünler çığlık çığlığa sahaya dökülmüştü.

Bora ve takım arkadaşları, 7 numaralı Kaan'ın bedenindeki Defne’nin üzerine çullanıp onu havaya fırlatmaya çalışıyordu. Defne koca elleriyle çocukları itmeye çabalarken şaşkınlıktan ne yapacağını bilemiyordu; Kaan'ın ciğerleri sevinç naraları atan kalabalığın ortasında hızla inip kalkıyordu. Tribün parmaklıklarının arkasında duran Kaan ise Defne’nin bedeninde iki yumruğunu birden havaya kaldırmış, avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Başarmışlardı. O iki metrelik devi dize getirmiş, maçı almışlardı.

Fakat beden değişimi falan gerçekleşmemişti. Salondaki lambalar patlamamış, elektrik telleri kopmamıştı. Hayat, bütün gerçekliği ve acımasızlığıyla bu yeni rollerin içinde akmaya devam ediyordu.

Kutlamaların, koçun tebrik konuşmalarının ve babalarının gurur dolu sarılmalarının ardından spor salonu yavaş yavaş boşaldı.

Kaan, Defne’nin gri kapüşonlusuna sarınmış halde kızlar soyunma odasının önündeki loş koridorda bekliyordu. Defne ise nihayet erkekler soyunma odasından çıkmış, 1.88’lik dev gövdesini ve antrenman çantasını sürükleyerek yanına gelmişti.

"Eve gitmemiz lazım," diye fısıldadı Defne, Kaan’ın kalın ve yorgun sesiyle. "Bedenin resmen dökülüyor Kaan. Bacaklarım titriyor, o dev adamın omuzu hâlâ göğsüme batıyor gibi."

"İyi dayandın," dedi Kaan, Defne’nin ince sesiyle ama bir abi gururuyla sırıtarak. "Hatta o son üçlük... fizik profesörü gibi attın be kızım."

Tam o sırada koridorun köşesinden gelen hızlı adım sesleri yankılandı.

"Defne! İnanamıyorum, neredesin sen sabahtan beri?!"

Gelen kişi Zeynep’ti. Defne’nin ilkokuldan beri tanıdığı, okulda konuştuğu tek tük insanlardan biri, kimya laboratuvarındaki deney ortağı ve en yakın arkadaşı. Zeynep elindeki kalın kimya föylerini göğsüne bastırmış, nefes nefese Kaan’ın durduğu yere, yani Defne’nin bedenine doğru koştu.

Kaan bir an panikledi. Defne’nin narin bedeninde hemen başını öne eğip iki elini hırkasının ceplerine soktu. "Şey... buradayım Zeynep. Maçı izliyordum."

Zeynep tam önünde durdu. Gözleri kısıldı. Başını hafifçe yana eğip Defne’nin yüzünü baştan aşağı süzdü. Zeynep öyle kolay kandırılabilecek bir kız değildi; Defne’nin en ufak bir göz kırpışından bile ne hissettiğini anlardı.

"Maçı mı izliyordun?" dedi Zeynep, sesinde derin bir şüpheyle. "Sen hayatında basketbol sahasının kapısından içeri adım atmadın Defne. Üstelik sabahtan beri bir tuhafsın. Öğle arasında Melis’e öyle bir diklendin ki kız koridorda arkasına bakmadan kaçtı. Şimdi de kollarını kavuşturmuş, Kaan gibi dik dik yüzüme bakıyorsun."

Kaan yutkundu. Defne’nin ses tellerinden çıkan sesin pürüzsüz olmasına dikkat ederek, "Sadece... artık insanların beni ezmesinden sıkıldım, hepsi bu," dedi.

Zeynep bir adım daha yaklaştı. Elini uzatıp Kaan’ın, yani Defne’nin sağ elini tuttu. Zeynep’in parmakları Defne’nin tırnaklarına değdiği anda gözleri fal taşı gibi açıldı.

"Sen ne yaptın?" dedi Zeynep fısıltıyla.

"Neyi ne yaptım?"

"Tırnakların," dedi Zeynep, doğrudan gözlerinin içine bakarak. "Defne gergin olduğu zaman sağ elinin başparmağındaki ojeyi tırnağıyla kazır. Sekiz yıldır ne zaman bir sınava girsek ya da korksa bunu yapar. Ama senin ellerin... yumruk gibi sıkılmış. Avuç içlerin tırnak izi dolu. Defne asla böyle yumruk sıkmaz."

Zeynep bakışlarını hemen arkada koca bir gölge gibi dikilen Kaan’ın bedenindeki Defne’ye çevirdi.

Kaan’ın bedenindeki Defne, panikle ellerini arkasına saklamış, ayaklarını birbirine dolaştırmış, tıpkı kimya sınavı öncesi beklediği gibi alt dudağını dişliyordu. Kaan’ın o hırçın, kavgacı yüzünde... Defne’nin saf çaresizliği vardı.

Zeynep bir Kaan’ın cüssesine, bir de karşısında duran Defne’nin bedenine baktı. Zihni inanılmaz bir mantık çatışması yaşıyordu ama gözlerinin önündeki detaylar yalan söylemiyordu.

Zeynep iki adım geri çekildi, sırtını duvara dayadı. Elindeki ders föyleri yere düştü, kâğıtlar koridora saçıldı.

"İkinize... ne oldu böyle?" diye fısıldadı Zeynep, titreyen parmağını önce Kaan’a, sonra Defne’ye doğrultarak. "Kaan... neden Defne gibi duruyorsun? Ve sen... Defne... neden Kaan’ın gözleriyle bana bakıyorsun?"

Koridordaki hava bir anda dondu. İki kardeş birbirine baktı. Sır artık sadece ikisinin arasında değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.