İçeriğe geç

Değiş-Tokuş

Bölüm 16 · 2 dk okuma

Değiş-Tokuş

Bölüm 16

BÖLÜM 16

Sabahın ilk ışıkları sızdığında evdeki hava bir önceki günden çok daha ağırdı. Defne, Kaan’ın yatağında gözlerini açtığında boynundaki korkunç kas ağrısıyla inledi; koca bedeni gece boyunca kabuslarla boğuşmaktan kaskatı kesilmişti. Yataktan doğrulup karşı odaya yöneldiğinde kapı aralıktı.

Kaan, Defne’nin çalışma masasının önünde, arkası dönük duruyordu. Üzerinde Defne’nin bol gri kapüşonlusu vardı ve omuzları hafifçe titriyordu.

"Kaan?" dedi Defne, Kaan’ın pes ve pürüzlü sabah sesiyle. "İyi misin? Gece bir gürültü duydum..."

Kaan yavaşça arkasını döndü. Defne’nin narin yüzünde göz altları morarmış, bakışları ise daha önce o yüzde hiç görülmemiş kadar derin, kederli bir şefkatle dolmuştu. Kaan bir adım attı, sonra durdu. Defne’nin ellerine, o minicik parmaklara baktı.

"Kazan dairesi," dedi Kaan. Defne’nin incecik sesi boğazındaki düğüm yüzünden çatallandı.

Defne’nin Kaan cüssesindeki tüm bedeni buz kesti. İri omuzları gerildi, koca elleri istemsizce yanlara yapıştı. Yüzündeki kan bir anda çekildi. "Sen... nereden..."

"Gördüm Defne," dedi Kaan, bir damla yaşın Defne’nin yanağından süzülmesine engel olamayarak. "Rüyamda değil... Senin bedenin hatırladı. O kapının arkasında nasıl çığlık attığını, ciğerlerinin nasıl tıkandığını, ellerinin nasıl kanadığını hissettim. Ben o lanet madalyayla eve gelip caka satarken, sen orada... nefessiz kalmışsın."

Defne tek kelime edemedi. Kaan’ın 1.88’lik dev gövdesi, yıllardır kimseye açmadığı o sırrın ağırlığıyla sarsıldı. Gözlerini kaçırmaya çalıştı ama Kaan öne atılıp kardeşinin koca ellerini kendi küçük avuçlarının içine aldı.

"Bana korkak dedin dün sabah," diye fısıldadı Defne, Kaan’ın kalın sesi ağlamaklı bir tona bürünerek. "Ben sadece... bir daha o kapının arkasında kalmamak için sustum Kaan. Sesimi çıkarırsam yine kilitlerler sandım."

"Özür dilerim," dedi Kaan, başını kaldırıp kendi eski yüzüne dimdik bakarak. "Yemin ederim bilmiyordum. Bilseydim o okulu onların başına yıkardım. Ama bitti. Bir daha kimse sana dokunamayacak, kimse seni bir yerlere kilitleyemeyecek. Bugün o maça çıkmayacaksın. Gerekirse babama her şeyi anlatırım, basketbolu bırakırım ama seni o sahaya o devlerin önüne atmam."

Defne başını iki yana salladı. Kaan’ın koca parmaklarını sıktı. "Hayır. Babana bunu yapamazsın. Kendi hayallerini çöpe atamazsın Kaan. Gözlemciler tribünde olacak dedin. Eğer sahaya çıkmazsan bursun yanar."

"Sen iki adım atamıyorsun Defne! O iki metrelik herif seni ezer geçer!"

"O zaman bana basketbol oynamayı öğreteceksin," dedi Defne kararlılıkla. Kaan’ın sert kaşları çatıldı, gözlerinde ilk kez Kaan’ın bile sahip olmadığı çelik gibi bir irade parladı. "Akşama kadar altı saatimiz var. Okula gitmeyeceğiz. Bahçedeki eski potada bana rakibi nasıl durduracağımı, faul almadan nasıl alan kapatacağımı anlatacaksın. Sen benim beynim olacaksın Kaan, ben de senin bedenin."

Kaan şaşkınlıkla Defne’nin gözlerine baktı; kendi yüz hatlarında ilk kez böylesine kusursuz bir cesaret görüyordu.

İki kardeş, aralarındaki tüm mesafeleri ve yılların getirdiği o sessiz duvarı tek bir sabahın alacakaranlığında yıkarak, hayatlarının en büyük maçına hazırlanmak üzere arka bahçeye doğru ilk adımı attı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.