Hepsi birden koltukta yatan adama doğru gittiler. Elinde çanta olan bir adam hemen çantayı açmaya başladı ve bana bakıp. İtalyanca bir şeyler dedi ancak anlamadım anlamadığımı fark edince bu sefer İngilizce konuşarak aynı soru olduğunu tahmin ettiğim şeyi sordu.
"ne müdahale yaptın" dedi
"Sadece yarayı temizledim ve tampon yaptım kan azaldı ama bıçakla yaralanmış ve derin duruyor dikiş atılması lazım. Ve galiba fazla kan kaybetmiş gözleri kayıyor dedim."
"bir şeyler biliyorsun bana yardım edebilir misin?" dedi.
" ne yapacağım ki"
"Asiste et yeter" dedi hemen yanına gittim eldiven giydikten sonra tamponu kaldırdı. Derinliği ile ilgili bir şeyler söyledi ve sonra iğne ile bir ilacı elime verdi ve bunu çek dedi. Hemen dediklerini yapmaya başladım. 20 dakika içerisinde yarayı dikti ve iğne vurdu. O sırada benle işi bittiğini söyleyince hemen bir çöp poşeti ayarladım ve kanlı bezleri toparladım. O sıra askılık gibi bir şey istedi. Ayaklı bir kıyafet askım vardı hemen onu boşaltıp getirdim serum taktı ve yedek bir serum bıraktı.
Luca olduğunu düşündüğüm adama döndü ve İtalyanca durumunu anlatmaya başladı. Çok fazla anlamasam da yaptığı müdahaleyi ve durumunu anlattığını düşünüyordum. Sonra bana döndü ve
"ilk yardımın sayesinde şu an hayatını kurtardık dedi. Sanırım sağlıkla ilgili bilgin var serum değiştirmeyi biliyor musun? " dedi
"evet dedim bende" bıraktığı serumu gösterip takılı olan serumu da gösterip "bu bittikten yarım saat sonra diğer serumu tak birde masa da ki iğnelerde ağrı kesici var taktığın seruma bunları enjekte et. Yapabilir misin? " dedi.
"evet yapabilirim dedim."
"ama hastaneye gitmesi gerekmiyor mu?"
"şu anlık hastaneye gitmesine gerek yok dedi" doktor evden çıktıktan sonra Luca olduğunu düşündüğüm adama döndüm diğer adam da camdan dışarı bakıyordu.
"burada mı kalacaksınız?"
"Şu an buradan hareket ettirmek doğru değil. Ve dışarısı hala güvenli değil o yüzden sabaha kadar burada kalsak sıkıntı olmaz herhalde." dedi.
Hiç tanımadığım adamlarla aynı evde kalmak nasıl bir cesaret be yavrum dimi. "en azından sadece sen kalsan dedim gözümle diğer adamı gösterip." ben böyle söyleyince Luca camdan bakan adama baktı biraz ve sanırım tedirgin olmamdan anladığı için İtalyanca konuşarak tabi ki adama bir şeyler söyledi. Adam bana baktı sonra dışarı çıktı. O odadan çıkınca üstüme baktım bende ve her yerimin kan olduğunu gördüm. İstemsiz kan kokuyormuş gibi hissetim.
"Ben üstümü temizlesem sıkıntı olmaz sanırım. Siz de buradasınız" dedim Luca'ya üstüme göz gezdirdi çok hızlı o da "tabi sıkıntı olmaz ben buradayım biraz işim var zaten" dedi.
Hemen odaya geçtim bende zaten evim bir artı birdi. Bir tek yatak odam ayrıydı hemen oraya gidip birkaç parça düzgün kıyafet baktım ama İtalya sıcak ve nemli bir ülkeydi uzun gecelik tarzında bir şeyim yoktu mecbur olanlardan aldım banyoya geçtim bir güzel kapıyı kontrol ettikten sonra hızlı bir duş aldım. Banyodan çıktığımda kendimi biraz rahatlamış hissediyordum en azından. Salona geçtiğimde Luca telefonla konuşuyordu. Benim geldiğimi görünce kısa kesti ve kapattı telefonu hızlı bir üstümü inceledi kısa bir şort ve tişört giymiştim gecelik olarak ev içinde giydiğim sıradan şeylerdi ama biraz rahatsızda oldum. Bende ki de ne rahatlık ulan evimde nasıl yaralandığı belirsiz bir adam var onun yanında hiç tanımadığım başka bir adam ama ben kıyafetimden endişe ediyorum işte Türkiye de ki eril düşünceden çıkamayışım. Luca'ya hitaben İngilizce "kahve ya da başka bir şey içmek istemisin?" dedim o da kahve olur dedi.
Kısa zamanda o kadar çok aksiyon yaşadım ki bir Türk kahvesi buna çok iyi giderdi. Yanımda getirdiğim birkaç parça yemek ve kahve vardı daha bitmemişlerdi.
"Türk kahvesi yapabilirim istersen? Farklı bir şey denemek ister misin?" dedim ben öyle söyleyince biraz bekledi ve "Tadı nasıl oluyor dedi daha önce içmedim."
"Eespresso benziyor dedim sert seviyorsan şekersiz yapabilirim ama şekerli de yapılıyor dedim." "Şekersiz içerim dedi"
(Temsili balkonu böyle hayal edebilirsiniz.)
Hızlıca kahveyi yaptım bende mutfak salondan ayrı bir yerdeydi ve küçük bir masam vardı birde mutfakta küçük bir Fransız tarzı balkonum vardı. Kahveyi yaptıktan sonra balkona geçebiliriz dedim ve şu an hiç tanımadığım bir adamla balkonda kahve içiyordum gece 1 de işte hayatın benim için yazdığı plan diye düşünerek gülerken kendi kendime. Luca'nın dikkatini çektim.
Hangimiz konuşmayı başlatacak diye gergin bir şekilde dururken kahveden içti ve beğendiğine dair sesler çıkardı.
"Bu kahve baya güzel. Türk kahvesini nerden biliyorsun yapmayı? Dedi"
"ımm Türk olduğum için dedim gülümseyerek." Adımı sormadığı geldi aklıma sanırım Türk olmam biraz şok etkisi yarattı.
"Ben özür dilerim çok kaba oldum. Sen bir anda yaralı diye haber verince adını sormadım adın ne? Dedi" hafifçe tebessüm ettim belli ki çok yakın olduğu biriydi o yüzden o telaşla bunu düşünememesi çok normal gelmişti. Bende sıkıntı yapmamıştım.
"Defne ben" dedim o da ismimi içinden tekrar etti sonra
"Defne doğru söyledim mi?" Hafif kıkırdadım. "Evet doğru söyledin dedim."
"Kusura bakma gerçekten normal de bu kadar kaba bir adam değilim ama çok olağanüstü bir durumda karşılaştık dedi. Sen yardım etmeseydin şu an nasıl bir durumda olacağımızı düşünmek bile istemiyorum dedi"
"Önemli değil kim olsa aynısını yapardı bence ama neden biri onu yaraladı ki bir eşyası falan mı çalındı acaba ya da hayatı tehlikede miydi?" Dedim aklımda dolanan binlerce sorulardan sadece birkaçını sordum Luca'ya ama hemen konuyu değiştirdi sanırım buna onunda bir cevabı yoktu.
"Kahve çok iyi bayıldım. İlk defa Türk kahvesi içiyorum çok güzel olmuş. Dedi"
"Eee Defne sen İtalya da ne yapıyorsun dedi" sanırım benim ağzımı arıyordu cevap verebilirdim.
"Öğrenci değişim programı ile geldim. Üniversite okuyorum burada dedim.
"Ne zamandır buradasın İtalyanca biliyor musun? Dedi"
"Im tam olarak bir aydır buradayım. Daha yeni sayılırım dedim. 3 haftadır İtalyanca kursuna gidiyorum okulda ki bir kulüp yabancı öğrencilere ücretsiz ders veriyor. Dedim" ben konuştukça şaşırmaya devam etti.
"Bir ay mı bir aydır mı buradasın sadece nasıl bu evi tuttun böyle bir mahallede dedi"
"Aslında buradan ev tutmak gibi bir niyetim yoktu ama uzun süre İtalya da kalacağım bir süre en azından okul yurtları dolmuştu ve bana yer çıkmadı ilk hafta bir hostel de 6 kişi ile kaldım en sonunda bir gün yemek yerken ev sahibim ile tanıştım çok tatlı bir kadın bana evi olduğunu biraz eski ama istersem gelip bakmamı söyledi. Zaten başka bir şansım yoktu param bitmeye başlamıştı o yüzden hemen taşındım konumu, tehlikesi ya da nerde olduğu çokta önemli gelmedi açıkçası. Dedim"
Luca şaşırmaya devam etti. Sanırım bir kızın hiç bilmediği bir ülkede bu kadar farklı ve hızlı karar vermesi onu da şaşırtmıştı.
"Peki kaç yaşındasın yani ne kadar kalacaksın ki İtalya da, buraya gelmek mi istiyordun? Dedi" hafifi kıkırdadım bu benim için bile şok ediciydi be Luca sana nasıl anlatabilirdim ki.
"21 yaşındayım. Ve aslında burası yoktu. Dedim Türkçe ve gülmeye başladım. Türkçe konuşunca anlamdı mal mal yüzüme baktı tabi. (Bu yoktu içimden geldi anasını satayım yazmasam ölürmüşüm. :))))
"Aslında ben Rusya'ya gitmek istiyordum ve sınava girdim her şey çok yolunda ilerledi ama bir anda kendimi hakkında sadece üç şey bildiğim bu ülkede buldum. Pizza, makarna ve Roma sadece bunları bilerek geldim desem inanır mısın? Dedim" inanmamış gibi yüzüme bakmaya devam etti bu şekilde konuşurken kahvelerimiz bitmişti onları mutfağa götürüp su atıştırmalık falan getirdim. Luca hala şok olmuş bir şekilde bana bakıyordu.
Tekrar balkona oturdum. "Nasıl yani geldiğin ülke hakkında hiçbir şey bilmeden mi geldin." Dedi gülümsedim bende
"Yani biraz öyle oldu aslında ben mimari okuyorum ve Rusya'nın Sovyet dönemi mimarisi daha çok ilgimi çekiyordu. Ancak bölümden notu daha yüksek biri Rusya'ya gitmek istemiş ve bu yüzden bu planlamayı yapan kişide beni İtalya'ya verdi. Aslında sonra iptal etmeyi düşündüm ama başka nasıl böyle bir fırsatım olabilirdi ki o yüzden kabul ettim ve 2 ay içinde buradayım işte."
Luca gerçekten cesaretimden etkilenmiş duruyordu. Bu sefer gerçekten beni güldürdü ama.
"Ee ben kendimden çok bahsettim sen kimsin. İçerde ki bu arkadaşını biri neden öldürmek istedi başınız belada falan mı? Kendimi korumalı mıyım?"
Bu sefer biraz daha kendine gelmiş gibiydi benden yeteri kadar konuşmuştuk zaten gerçekten biri neden Andrea'ı neden bıçaklamıştı doktor tedavi ettikten sonra üstünü biraz çıkarmıştık ceketinde ya da pantolonun da eksik yoktu cüzdanı telefonu hatta araba anahtarı bile çıktı hırsızlık için olmadığı o kadar belliydi ki. Konuştukları İtalyancadan hatırladığım azıcık bir şeyde de yakalayın ölmesi lazım kelimeleri anlayabildim sadece bunu bir tek Andrea ve Luca cevap verebilirdi şu an. Ve Andrea baygın bir şekilde koltuğumda yattığı için buna cevap verecek kişi karşımda ki Luca dan başkası olamazdı.
İkinci bölümle karşınızdayım. Yavaş yavaş olaylar başlıyor uzun uzun betimleme yapmaktan çok hoşlanmam olayların yavaş ilerlemesinden de bu yüzden hızlı bir giriş yaptık biraz. Amatörlüğümü burada atmayı planlıyorum. Ve beklediğimden fazla kişi okumuş ilk bölümü umarım kütüphanenize eklemişsinizdir. Eğer yazım dilinde beğenmediğiniz bir şey olursa ya da anlatım tarzında sizi rahatsız eden bir şey lütfen belirtin ki kendimi geliştirmeye çalışayım.