Luca daha fazla kaçamayacağını anlamıştı artık. "Eee ben Luca ismimi öğrendin zaten 28 yaşındayım. Andrea'nın güvenliğin den sorumluyum o yüzden yaralandığı için biraz aşırı stres yapmış olabilirim. O kısa zamanda bir iş yüzünden tehdit edilmişti. Büyük ihtimalle onlar yaptı bunu. Andrea aile işlerini devraldı birkaç yıl önce ve son 2 yılda çok büyük bir karla işler büyümeye başladı bu yüzden çok fazla tehdit edilmeye başladı. Tehlike olarak hayatımızda bu var. Daha fazla ne öğrenmek istersin?" Dedi bu sefer şoka giren taraf bendim işte. Bir tehdit olduğunu tahmin edebiliyordum ama bu kadar büyük tarzda bir şey olduğunu düşünmemiştim.
"Kesinlikle İtalya'nsınız değil mi? Mafya falan değilsiniz değil mi?" Dedim gülümseyerek biraz ciddi durdu ve o da gülmeye başladı.
"Biz mafya değiliz genelde bazı aileler ellerinde tutar bu işi zaten. Evet ikimizde İtalya'nız Napoli'deniz orda büyüdük ama işler büyümeye başlayınca Roma'ya da gelip gitmeye başlayınca burada da kalmaya başladık." Dedi.
"wow cool" "sen peki güvenlik şefi gibi bir şey misin? Tam olarak üniversite okudun mu? Diye sordum bende
"Evet üniversite okudum ancak okuduğum işi yaptığım söylenemez. Güvenlik şefi diyebilirsin. Yakın koruması tarzında nereye gitse peşinden gidiyorum. Onun korumasını sağalacak kişileri ayarlıyorum. Bu tarz bir işim var." Dedi açıklayıcı olmuştu aslında saatte baktığımda ikiye yaklaştığını gördüm. O kadar olay yaşamıştık ki bir gecede gün hala devam ediyor gibiydi.
"İçeri geçsek olur mu hava serinledi de biraz" dedim Luca sessiz bir onaylama ile içeri geçmek için kalktı bende balkonda olan şeyleri elime alıp mutfağa bırakırken sessizce yardım etti o da.
İçeri geçtiğimizde Andrea koltukta uyuyordu verilen ağrı kesicilerin etkisi ile büyük ihtimalle sabaha kadar uyur diye düşünüyordum ama emin de değildim.
İçerde ki uzun koltukta Andrea yattığı için ikili koltuğa oturdu Luca da. O kadar yorgundum ki kafamı koyduğum gibi uyuya bilirdim ama yarına yetişmesi gereken bir projem vardı ve son kontrollerini bu gece yapacaktım ama işler çığırından çıktı ve onu kontrol etmem gerekiyordu daha. Birde hiç tanımadığım iki erkekle kendi odamda olsa bile yatmak pek güven vermiyordu. Evet biri baygındı diğeri ile de kısa bir kendimizi tanıtma konuşması yapmış olabilirdik ama seri katil ya da bir sosyopat olup olmadığını nasıl anlayabilirdim ki.
"Benim yarına teslim etmem gereken bir projem varda onunla ilgilenmem lazım. Sen istersen biraz uyuya bilirsin bir şey olursa kaldırırım seni." Dedim bu sırada Andrea'nın yanına gittim ve serumun bittiğini gördüm serumu çıkardıktan sonra masanın üstüne koydum diğer serumu 1 saat sonra takmam gerekiyordu. Bu arada Luca da gözleri ile beni izliyordu.
"Tabi sen işin varsa onla ilgilen ben zaten uyumayı düşünmüyorum" dedi.
Bende ilk önce mutfağa gidip kendime sert bir kahve yaptım ondan sonra çizim masama oturdum. Mimarlık son sınıf öğrencisi olduğum için çizim, proje ve jüri ödevlerim çok fazla oluyordu. Burada ki eğitim sistemine tam alışamadım ama elimden gelenin en iyisini yapmaya odaklı olduğum için biraz fazla stres yapıyordum. Geldiğimin ikinci haftası bu ödevi verdiler ve uzun bir zaman dilimi bıraktılar ki ben geçen hafta ödevi bitirmiştim ama son rötuşlarda hala emin olamadığım şeyler vardı. Masaya oturduktan sonra kaç saat geçti fark etmedim bile uzun bir süre oturduğumu da boyun ağrımdan anladım. Gerçeklerden kısa sürede uzaklaşmış olmak iyi geldi. Arkamı döndüğümde Luca çoktan ikili koltukta kıvrılmış uzun boyunu zar zor yerleştirmiş uyuyordu. Çok komik duruyordu.
Andrea ise aynı şekil uyumaya devam ediyordu. Bir saatti geçtiğini fark ettiğim için yeni serumunu taktım ve içine ağrı kesicileri enjekte ettikten sonra bu seferde orta sehpaya oturup sunumun üzerinden geçmeye başladım. O kadar yorulmuştum ki gözlerim kapanıp duruyordu. Telefonumu da yakına bir yere şarja taktıktan sonra en son hatırladığım sunumu tekrar etmemdi. Başka bir şeyi algılayamadan öylece masaya uyuya kalmışım.
Sabah telefonumun zil sesine zıplayarak uyandım başta etrafa mal mal bakarken telefonun çaldığını hatırladım ve isme bakmadan direk açtım saat kaçtı ya sanki daha yeni gözlerimi kapatmıştım. Uykudan yeni uyandığımı belli eden sesimle telefona cevap verdim gözlerim hala kapalı konumdaydı ama.
"Alo" istemsiz Türkçe konuştuğumu fark ettim tam İngilizce konuşacakken karşıdan ses geldi.
"Alo uyandırdım mı? Çok erken değil aslında ya napıyorsun birtanem." Bu ses zar zor gözlerimi açıp telefona baktım ve Derinin aradığını gördüm.
"Günaydın erkenci kuş ama burada saat oradan geri hatırlatmak isterim. Şu an saat 7.30 ve ben 4 ü geçiyordu yattım bana bunu yaptığına inanmıyorum." Dedim
"Kuzu nerden biliyim ben senin 4'te yattığını ya sabah beni ara demedin mi sen gece de mesaj atmadın. Bende bütün gece ödevle uğraşıyorsundur diye yazmadım sana." Dedi bu seferde
"Ya ne demezsin başıma neler geldi bir duysan şok olursun dedim" ve bu arada gözlerimi ovuyordum açıldıklarında ise iki tane erkeğin de anlamsız bir şekilde bana baktığını fark ettim.
"Oha ne oldu hemen söyle çatlarım yoksa ben bekleyemem ya söylesene Defne hadi"
"Dün gece yaralanmış birine yardım ettim ve bütün gece o ve arkadaşı benim evimde kaldı detayları mesaj atarım şu an ne dediğimi anlamaya çalışıyor gibi bakıyorlar yüzüme. Mesaj atıcam sana iyi dersler kuzu."
Telefonu kapattığımda Luca koltuk da geriniyordu. Andrea ise hafifi doğrulmuş oturuyordu.
"Günaydın"
Luca gayet mutlu duruyordu. "Günaydın sana da"
Andrea'ya döndüm bu seferde "nasıl hissediyorsun. Daha iyi misin? Serumun bitmiş." Ben konuştukça bana bakmaya devam etti. Bende bu arada ayağa kalktım ve serumu çıkarıp damar yolunu kapatmak için bakınıyordum.
"Daha iyiyim sağ ol yardımın için." Dedi bu bantları çıkarmak da çok can acıtıyordu ya etrafa bakarken kenarda ki geçen haftadan kalma tekila şişesini gördüm. İçki bu ülkede çok ucuzdu onu alıp bantı ıslatmaya başladım. Islattıktan sonra tek seferde acıtmadan çıkmıştır diye düşünürken kafamı kaldırdığım da Andrea bana bakıyordu o kadar dikkatli bakıyordu ki rahatsız olup gözlerimi kaçırdım ve yakınından uzaklaştım. Luca'ya göz ucu ile baktığımda o da bana bakıyordu.
"Ne, neden öyle bakıyorsunuz?" Dedim istemsiz.
Luca hafif gülerek sordu "ne yaptın sen demin. Tekilayı döktün koluna." Dedi
Anlaşıldı alkol kullanmam sıkıntı olmuştu galiba "kolunda ki bantları çıkarmak çok zor alkol dökmek daha kolay çıkmasını sağlıyor o yüzden döktüm." Andrea'ya döndüm "rahatsız mı oldun üzgünüm canın yanmasın diye yaptım istemsiz" ben konuştukça bana olan bakışları değişmiş gibi duruyordu. Gözlerine çok fazla bakmamıştım ama bu sefer ilk ben çekmedim gözlerimi çok koyu bir mavi gibi duruyordu gerçekten baktıkça daha uzun bakasın geliyordu gözlerine.
Biz bu şekilde bakışırken kaç dakika ya da saniye geçti bilmiyorum ama Luca'nın öksürmesi ile kendime geldim. Gözlerimi ondan çektim ve sonra bir daha göz göze gelmemeye çalıştım.
"Kusura bakmayın sabah sabah uyandırdım sizi. Arkadaşım aradı da uyku sersemi fark etmedim hemen gürültü yaptım."
Andrea konuştu sanırım onu gördüğümden beri en uzun cümlelerinden birini kurdu. "Sorun değil uyanmıştım ben zaten hem erken uyanmamız iyi oldu. Biz gidelim artık. Dün gece yardım ettiğin için teşekkür ederim. Benden istediğin bir şey varsa çekinme söyle hayatımı kurtardın." Dedi.
Bir anda telaşlandım ben bir şey için yapmamıştım ki istediğim için yardım etmek için kurtardım onu. "Ne demek ben bir şey için yapmadım bunu kim olsa aynısını yapardım. Gerçekten hiç önemli değil. Ayrıca bir kahve için en azından böyle gitmenize gerek yok. Kahvaltı da yapabiliriz. İsterseniz en azından kendinize gelin biraz." Dedim evet dün hiç tanımadığım adamlar dedim ama böyle gitmelerine de gerek yoktu sonuçta adam hala yaralıydı. Ve evimde kaldıkları için misafir diye bilirdim ve misafiri kahvaltı yaptırmadan gönderirsem içimde ki Türklük buna engel olurdu zaten.
Luca yemek lafını duyunca hemen lafa atladı zaten direk. "Harika olur kahvaltı baya acıkmıştım ben de zaten. Sert bir kahvede güzel olabilirdi."
"Sadece filtre kahvem var ve ne kadar sert olabilir bilmiyorum." Dedim bende
Andrea bu sefer Luca'ya döndü ve "adamlara söyle kahve ve yiyecek bir şeyler alsın dedi."
"A evde vardı yiyecek bir şeyler hazırlayabilirim ben hemen hem uzun sürmez."
"Kahveni nasıl içersin" dedi bu seferde eğer dışarıdan alıyorlarsa tatlı bir kahve içebilirdim ama sabah sabah sert bi kahvede iyi olurdu.
"Filtre kahve yeter bana" dedim bende bu arada Luca ayaklanmış etrafa bakınıyordu.
"Defne banyo nerde acaba. Yanlışlıkla odana girmek istemiyorum dedi."
"A hemen sağ da ki kapı banyo girebilirsin dedim. O an üstüm aklıma geldi hemen bende odaya geçtim ve üstümü değiştirdim. Benimde çıkmam gerekecekti zaten. Okula gideceğim için bir elbise geçirdim üstüme. Odadan çıktıktan sonra banyoda biraz kendime çeki düzen verdim ve direk mutfağa geçtim iki gün önce yaptığım domatesli bir sos vardı hemen onu ayarlayıp menemen yapmaya başladım. Biraz farklı bir kahvaltı yaparlardı sanırım. Hepimize yetecek kadar ekmekte vardı. Hemen herkese tek tabak şekilde kahvaltı hazırlamaya başladım. Peynir zeytin domates salatalık gibi kahvaltılıklar koydum tabaklara azar azar. Bu arada ekmekleri de ısıttım ve içeri geçtim genelde mutfakta yerdim ama mutfakta ki masam çok küçüktü ve hepimiz sığmazdık. İçerde ki sehpanın üstünü toplamaya başladım hemen Andrea'nın gözlerini üstümde hissediyordum ama dikkatimi bozmasına izin vermedim.
İçeriyi toparladıktan sonra hemen mutfakta ki tabakları içeri getirdim. Sehpaya dizerken kapı çaldı tam kapıya yönelecektim Andrea Luca'ya kapıya bakması için seslendi bende işime devam ettim. Sofrayı hazırlamıştım ki kahveler geldi.
"Hızlı olunca bu kadar oldu ama. Umarım farklı şeyler seversiniz biraz Türk usulü bir kahvaltı oldu ama." Dedim
"Dün gece ki kahve gibiyse güzel olur bence ben yerim çok acıktım" dedi luca
"Başlayalım o zaman." Andrea yarasından dolayı eğilmesin diye koltukta otururken çizim yaptığım bir masam vardı onu açtım ve üstüne koydum.
"Eğilirken yaranı açabilirsin eğilme sen" dedim. Kahvesinden içmeye başladı istemsiz gözlerim beğenip beğenmediklerini anlamaya çalışıyordu. Luca baya beğenmiş gibi yemeğe devam ediyordu. Ama Andrea sadece kahvesinden içiyordu. Baktığımı fark ettikten sonra biraz tadına baktı ama çok fazla bir şey yemedi. Bende kendi tabağımla ilgilenmeye başladım zaten. Sessizce kahvaltımızı yapmaya devam ettim.
Saate baktığımda 9 a doğru geldiğini gördüm. 11 gibi okulda olmam gerekiyordu. On biri çeyrek geçe sunumum vardı hemen ayaklandım ve tabakları toplamaya başladım. Tam o sıra Andrea İtalyanca bir şeyler dedi ne dediğine odaklanamadığım için ve biraz hızlı konuştuğu için anlayamadım ama Luca da ayaklandı ve bana yardım etmeye başladı. Mutfağı hemen toparlayıp içeri salona geçtim kahvelerini içip sessiz hızlı bir şekilde İtalyanca konuşuyorlardı. Hemen çizim masama geçtim ve kağıtlarımı toparlayıp taşıma çantasına koydum. Sunum dosyamı da kol çantamı hazırlayıp içine koydum. Banyoya geçip hızlı bir şekilde basit bir makyaj yaptım. İçeri geçtim ve telefonumu kontrol edip çıkmaya hazırladım ben hazırlanana kadar saat 10 yaklaşıyordu zaten.
Üniversiteye yarım saatlik bir tren yolculuğu ile gidiyordum zaten. Çıksam anca yetişirdim zaten.
"Benim okulda bir proje sunumum var bugün çıkmam lazım. Sanırım artık daha iyisin galiba" ağzımın içinde bir şeyler gevelemeye başladım. Adamlara hadi gidin diyicem diyemedim ya la. Kovmakta olmaz şimdi öyle ben de Andrea'nın gözlerine bakmaya başladım. Sonuçta gitmem gerektiğini ve onlarında gitmesi gerektiğini anladı ama dimi. Birkaç dakikalık bakışmadan sonra anladı ve Luca'ya hitaben "bizde çıkalım artık işlerimizi var zaten" dedi.
Hep beraber evden çıktığımızda kapıyı kilitleyip ben çıktım en son ancak beni katta bekliyorlardı ve önden inmeye başladım. Bu arada Luca da "seni biz bırakalım okuluna trenle otobüsle uğraşma." Dedi.
"Ben giderim ya sorun olmasın size." Derken daha Andrea "sorun olmaz biz bırakırız seni dedi. Direk hayır cevabı duymak istemiyor gibi konuşuyordu. Ondan sonra bir şey diyemedim bende tabi ki de. Tam dış kapıya gelmiştik kapıyı açıp dışarı çıkmamla içeri geri girmem bir oldu. Dehşete kapılmıştım ve sanırım bu yüz ifademden de anlaşılıyordu.
"Ne oldu nenden korktun dışarda ne var" dedi Andrea birden nasıl konuşacağımı bile unutmuş gibi oldum.
"Sanırım dün gece seni yaralayan kişiler nerde olduğunu duymuş dışarda bir sürü araba ve takım elbiseli adam var. Polisi arayalım hemen." Dedim sesim titreyerek. Aşırı panik olmuştum biri yaralı iki adamla birlikte böyle bir kaosun ortasında kalmak istemezdim. Ben bir sürü farklı çatışma hayal ederken birden Luca kahkaha atmaya başladı. Ona malmış gibi bakmaktan kendimi alamadım.
"Çok mu komik? Dışarda ki adamlar size zarar verebilir farkındasındır umarım. Dedim kızarak. Bu arada Andrea da hafifçe tebessüm etmeye başladı. Sonra Andrea beni nazikçe kenara çekti ve dış kapıyı açıp dışarı bir adım attı. Sonra da bana dönüp bir anda elini belime koydu ve nazikçe beni yürütmeye başladı. Bu sırada da bana bakmadan konuşuyordu.
"Korkmana gerek yok bunlar benim adamlarım. Bize özellikle sana zarar vermezler. Veremezler dedi. Sonra ortada duran bir arabaya yaklaştık ve arabaya bindik biz biner binmez şoför kapıları kapatıp kendi yerine oturdu bu sırada hala gülen Luca da gülerek gelip ön koltuğa oturdu. Zar zor sustuktan sonra arkasını dönüp. "Bizim adamlarımızdan korktun kızım. Sence bize zarar vermeye çalışsalar seni önden dışarı çıkartır mıydık? Dedi. Ona kızgın kızgın baktım.
"Nerden bile bilirim sizin adamlarınız olduğunu. Hem madem bu kadar adamınız vardı dün Andrea yaralanırken neredeydi bunlar. Bu kadar kalabalık bir erkek topluluğu gördüm diye korkmam çok normal bu şartlarda." Dedim Andrea söylediklerimi haklı bulmuş olacak ki Luca ya sert bir şekilde baktı ve Luca gülmeyi kesti. Bana dönerek "hangi üniversitede okuyorsun"
Hemen cevap verdim bende. "Roma Sapienza Üniversitesi" dedim. Arabayı kullanan adamına hitaben İtalyanca sanrım nereye gideceğimizi söyledi. Ondan sonra yol boyunca çok konuşmadık. Yarım saat olmadan kampüse gelmiştik.
Arabadan inmek için eşyalarımı aldım. İnmeden önce Andrea dönüp tekrar bir göz göze gelmek istedim. "Geçmiş olsun tekrardan umarım bir daha yaralanmazsın. Tanıştığımıza memnun oldum." "Senle de tanıştığıma menün oldum Luca" dedim. Tam kapıyı açmıştım ki Andrea "sağ ol gerçekten hayatımı kurtardın. Bu benim kartım bir şeye ihtiyacın olursa aramaktan çekinme." Dedi ve kartvizitini verdi. Gülümseyip arabadan indim birkaç adım atmıştım ki arkamdan Luca geldi.
"Bende senle tanıştığım için memnunum defne. Telefonunu verir misin? Dedi. Telefonumu ona uzattım. Bende şifre koymayı sevmiyordum telefonuma hemen numara kısmına girdi ve sanırım kendi numarasını kaydediyordu.
"Bu benim numaram bir şeye ihtiyacın olduğu zaman değil sadece canın takılmak istersen de yaz sana Romanın bilinmeyenlerini gösteririm dedi ve kendini de arayıp telefonumu bana geri verdi. Gülümsedim sonra da hızla arabaya bindi ve uzaklaştılar. Arabanın arkasından bir süre bakıp projemi sunmak için binaya doğru yürümeye başladım.
Hayatımın en tuhaf gecesini ve sabahını yaşadım diye bilirdim. Ama yabancı bir ülkeye gelmek istemem kendi hayatımda ki berbat sorunları unutmak yeni insanlarla tanışmak ve farklı olaylar yaşamaktı zaten. İlerde bu olayları komik bir hikâye olarak anlatmak istiyordum. Ama ilk defa bir isteğimin bu kadar olması bana korkutucu gelmeye başladı. Belki de dua ederken gerçekten ayrıntı vermemiz gerekiyordu.
Kıyafetini bu şekilde hayal edebilirsiniz.
Burası da kızımızın gittiği sapienza üniversitesinin mimarlık fakültesi.
Umarım bölümü beğenirsiniz elimden geldiğince hızlı yazmaya çalışıyorum ancak amatörlük olduğu için bazı şeylerden emin olamıyorum ve bir kaç kez üstünden geçmem gerekiyor. ancak zaten yapacak işim yok o yüzden bol bol bölüm yazmaya çalışıyorum.