Bu seferki vaka kanlı değildi, paralıydı.
Yönetici Rıza Amca kapı kapı geziyor: "Aidat 50 lira eksik! Kim vermedi?"
Herkes verdiğini söylüyor. Ama kutuda 50 lira yok. Apartman karıştı. Sevim Teyze "Ben verdim ayol!" diyor, üniversiteli "Bende dekont var" diyor.
Rıza Amca çaresiz bana baktı: "Pisi, sen bulursun."
Aidat kutusunu kokladım. Para kokusu, çay kokusu ve... balık kraker kokusu.
Bingo.
Bu apartmanda balık krakeri sadece tek bir canlı yer: 1 numaradaki 6 yaşındaki Efe. Efe'nin kumbarası yok, cepleri delik.
Kamera kayıtlarına gerek yok. Efe'nin izini sürdüm. Apartman girişindeki paspasın altına bakıyordum hep. Orada Efe'nin "gizli kasası" vardı. Lego kutusu.
Açtım. İçinde: bir araba, bir misket ve buruşuk bir 50 lira.
Efe yakalanmıştı. Ağlamaya başladı: "Kumbaram için almıştım, geri koyacaktım!"
Dedektiflik sadece suçluyu bulmak değil, affetmeyi de bilmektir.
Rıza Amca'ya dedim ki: "Miyav." Yani "Çocuk geri verecek, bu seferlik görme."
Rıza Amca anladı. Efe parayı geri koydu, üstüne bir de özür diledi.
O gün aidat kutusuna benden de 1 lira attım. Rüşvet değil, harçlık.