Gözlerimi yeniden açtığımda başımda bir sürü insan bekliyordu. Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken bir çok farklı ses aynı anda bana sorular sormaya başladı. "İyi misin?" "Nasıl düştün?".
Başımın dönmesi geçince ayağa kalktım. Herkes dikkatle bana bakıyordu.
-Yürümeye devam edecek miyiz?, dedim. Tabii ki hazır cevap Michael söze atladı. "Buraya kamp kuralım daha fazla yorulma sen.". Benim adıma cevap vermişti. Bu beni ne kadar sinir etsede cevap vermedim.
Maddison bana çadırımı kurmada yardım etti. Bu sıra bana çok yardımcı oluyordu. Yinede bu durumdan şikayetçi değildim.
Çadırıma geçip oturdum. Nasıl dışarı çıktığımı düşündüm. Biri beni çıkarmış olmalıydı. Emin değildim ama oradan tek başıma çıkmış olamazdım. Zaten yukarıda uyandım ben.
Bu düşüncelerle kendimi yerken çadırımın önünden Donna'nın sesini duydum. Dışarı çıktım. Yanında May'de vardı.
-Merhaba May!
-Selam Katherine abla!, ona sarıldım. Donna'yı en son gördüğümden bu yana onu da görmemiştim. Ben cadirima geri dönerken Donna bana seslendi.
-Hey!
-Ah... sana da merhaba Donna.
-Teşekkür ederim. Sana bir şey söyleyecektim.
-Tabii. Ne söyleyeceksin?
-Sizin önünüzdeki yürüme grubundaki olaylar varmış. Duyduğum kadarını söyleyeceğim sana. Şimdi bu yürüme grupları arasında sadece topluluğun en önemli bireylerinin bulunduğu bir yürüme grubu var. Onlar en önde yürüyorlar.
-Ne olmuş onlara?
-Bir planları varmış diye duydum.
-Neymiş o?
-Geride kalan yürüme gruplarına yanlış yönü verip sığınaktan uzaklaştırmayı planlıyorlarmış.
-Peki sen bunu nasıl öğrendin ve ne?!
-Bu bilgi "önemliler" grubunun arlasindaki gruptan buraya geldi. Yani doğruluğundan tam emin değilim.
-Anlıyorum..., yalan söylemiştim. Hala anlamıyordum.
Bu bilgiyi sindirmeye çalışarak May'le vedalaştım ve çadırıma gittim.
Akşam oluyordu. Hava soğuduğu için Üstüme kalın bir şeyler giydim.
Yanımdaki çadırda iki kişi kalıyordu ve ses yapıyorlardı. Cadirimin yerini değiştirmek istediğimi Michael'a söylemeye gittim.
-Michael.
-Efendim, Katherine.
-Ben çadırımın yetini değiştirmek istiyorum.
-Neden?
-Yanımdaki çadırdaki kişiler çok ses yapıyor.
-Anlıyorum. Benim cadirimin solu boş. İstersen oraya geçebilirsin.
-Teşekkür ederim., dedim ve çadırımı oraya taşıdım.
Bu sefer cidden sessiz bir uyku çekebilecektim.
Sabah uyandığımda daha dinç hissediyordum. Ben esnerken yanıma Maddison geldi.
-Bu gün çok yürümeyeceğiz, sadece öndeki grupların yanına gidiyoruz.
-Neden?
-Çünkü "önemliler" grubundan bu gün ayrılıyoruz.
-Ne yani kendimiz mi bulacağız sığınağı?!
Vereceği cevabı ölçüp biçti ve "Evet." dedi.
Bunu yapabiliyor olmaları için bir plana sahip olmaları gerekiyordu. Ama böyle bir bana sahip olduklarını hiç sanmıyordum.
Sessizce çadırımı toparladım ve kısa yürüyüş için hazırlandım.
Yürürken ikili şekilde yürüyorduk. Ben ve Michael tek yürüyorduk. O en önde, bense en arkada tektim. Neden böyle olduğunu sorgulamak aklıma gelmemişti. Ama o gün geldi.
Yürümeye başlamıştık. Büyük adımlarla Michael'ın yanına gittim ve "Sen ve ben neden tek yürüyoruz?"dedim. "Bilmiyorum."dedi. Ondan bu cevabı bulmak beni şaşırtmıştı. "Ne oldu? Korkuyor musun tek yürümekten"diyip güldü. Bende gülüp geçtim.
Yürüme düzenini değiştirmek fikrine yanaşmıyordu. Çünkü başından beri böyle yürümüş insanların düzenini bozmak onlara haksızlık olur diye düşünüyordu. Bu fikre ne kadar katılmasamda saygı gösterdim.
Sonuç olarak artık Michael'ın yanında, en önde yürüyordum. Amacım onun yanında yürümek değildi ama bundan şikayet etmedim.
Kısa yürüyüş bittiğinde bir sürü grup büyük bir boşlukta toplanmıştı. Tanımadığım bir adam konuşmaya başladı. Onun söze başlamasıyla herkes susmuştu. Yanında bir kadın duruyordu. İkiside orta boyluydu. Külüstür bir arabanın üstüne çıkmışlardı. Bu insanların kim olduğunu sormak için Maddison'ın yanına gittim. "Maddison, bu insanlar kim?"dedim. "Onlar buranın başkanları olarak biliniyor diyeyim. Erkeğin adı Noha, kadının adı Evelyn. Ve kardeşler."dedi. Bütün bu bilgileri kafama oturtmak bildiğimden daha uzun sürmüştü.
Noah hala konuşmaya devam ediyordu. "Sığınağa giden yolumuzun devamında sadece biz varız." İnsanlar bu cümlenin üstünde fısıldaşmaya başlamıştı. Bu sırada Noah konuşmasına devam ediyordu. " Yolumuzun devamında yürüyüş grupları arasında çok boşluk olmayacak. Çünkü birlikte hareket etmeliyiz. Öncelikle avlanma ve düzenleme gibi gruplara ayrılacağız bir yerde uzun kalmaya karar verdiğimizde." dedi. Mantıklıydı ve bana uyardı. Uzun konuşmasını bitirdiğinde herkes çadırlarlarına dağıldı.
Hava neredeyse kararmak üzereydi. Ilık bir akşamdı bu yüzden kısa kolluyla yatabilmiştim.
Ertesi sabah her zamanki gibi erkenden uyandım. Normalde alıştığımız gibi sadece bizim grup ve bir kaç kişi değildik. Bütün gruplar buradaydı. Ne kadar fazla kişi olduğumuzu unutmuştum.
Michael'ı gördüm. Bir tane odunun üzerine oturmuştu ve sönmüş ateşe bakıyordu. Yanına gidip bende oturdum.
Çok sessizdi bu yüzden bir sohbet başlatmam gerekiyor gibi gelmişti. "Yeni düzen hakkında ne düşünüyorsun?"dedim çünkü onunla konuşabileceğim bir tek bu konu vardı. Samimi olmaya çalışıyordum. "Güzel bir plan ama alışmak zaman alacak." dedi.
Sohbeti devam ettirmek için bir konu bulmaya çalışıyordum ki Julia'yı gördüm. Michael'a hızlıca görüşürüz diyip Julia'nın yanına gittim.
-Julia!
-Ah merhaba Katherine!
-Bundan sonra daha çok görüşeceğiz görünen o ki
-Evet evet... benim gitmem gerekiyor da sonra yine görüşürüz.
-Ah tabii ki!
Biraz tuhaf davranıştı. Ama boş verip yürüyüş için hazırlandım.
Yürümeye başladığımızda birlikte yürümemiz gerekirken herkes ayrı ayrı yürümeye başlamıştı. Birileriyle tanışmaya çalıştım. Sadece bir kaç denemem başarıyla sonuçlanmıştı. Hiç değildi. Ben, Maddison ve Michael'la yürüyordum. Jimmy neredeydi hiç bir fikrim yoktu.
Güneş batmaya başlamıştı. Maddison başka arkadaşlarının yanına gitmişti. Michael'da, Noha'yla konuşuyordu. Evelyn yalnız yürüyordu. Tereddütle yanına gittim.
-Selam! Sen Evelyn olmalısın.
-Merhaba! Sende yeni gelenlerden olmalısın.
-Evet. Duyduğuma göre burayı artık kardeşinle birlikte yönetiyorsunuz.
-Doğru duymuşsun.
-Güzel. Buralarda hiç arkadaşın var mı çok yakın olduğun falan?
-Herkesi tanıyorum ama çok yakın arkadaşım yok. Herkes bu yürüme gruplarına o kadar alışmış ki öbür gruptakilerle konuşmuyorlar bile. Bu yüzden arkadaş yapmak biraz zor.
-Evet. Bende iletişim kurmayı denedim ama cevap veren çok olmadı.' Bu sözümden sonra gülmüştü.
Evelyn kumral saçlara, esmer bir tene ve mavimsi bir göz rengine sahipti. Kıyafetleri benimkilere göre çok daha güzeldi.
Yürürken bana kardeşinden ve kendinden bahsetti. Noha'yla benziyorlarlardı.
Saat geç olunca ikimizde çadırlarımıza gittik. Çadır alanına vardığımda benim ve daha bir çok kişinin çadırının paramparça olduğunu gördüm. Telaşla Michael'ın yanına gittim. "Çadırlarımıza ne oldu!?" diye bağırdım. Bana sakince cevap verdi."Bir tür hayvan saldırısı olmuş." Ama bu cevap bana yeterli gelmemişti. "Peki çadırı bozulanlar nerede yatacak!?" Sakin konuşmaya çalışsamda bu konuda pek başarılı olduğum söylenemezdi. Michael'sa bana gülerek "Sakin ol prenses, yerde yatmayacaksın."dedi. Sakinleşmeye çalışarak "Sen bana nerede yapacağımı söyle."dedim. "Çadırları tamir etmek için dikiş grupu çalışacak. O zamana kadar bağır çadırlarlardaki kişiler iki kişi kalmak zorunda. Birde cadirlar tamir olana kadar burada kalacağız."gayet güzel açıklamıştı. "Tamam, teşekkürler."diyip Evelyn'i bulmaya gittim.
Onu bulduğumda çadırına bakıyordu. Onunki de parçalanmıştı. Bana çadırlar tamir olana kadar Noah'yla kalacağını söylediğinde dehşete düşmüştüm. Çünkü şimdi yanında kalabileceğim iki kişi vardı. İlk seçeneğimin yani Maddison'ın yanına gittim. Onun çadırı ayaktayım ve gayet sağlam duruyordu. Ona sormaya karar verdim "Selam Maddison!"dedim. "Ah... Selam Katherine! Ne oldu?"dedi. Ona çadırımın bozulduğunu düzelene kadar onunla kalıp kalamayacağımı sordum ve "Hayır" dedi. Bu cevabı kabullenip son seçeneğime gittim. Michael... tabii ki her zamanki yardım severliğiyle kabul etti. Artık onunla kalacaktım.
Yatmaya hazırlanırken birisi çadırın kapısını çaldı. Bu Evelyn'di. Beni dışarı çağırıp onlarla kalmamı istedi. Michael'la kalmamak için her şeyi yapardım bu yüzden kabul ettim.
Gecenin geri kalanında konuştuk. Benim suya düştüğümde beni kurtaranın Michael olmadığını söyledi. Michael'ın sadece beni kurtarmış gibi görünmek istediğini söyledi. Diğerlerinde bana söylememeleri için tembihlemiş olduğunu yeni öğreniyordum. Bu büyük bilgilerin ardından Evelyn'e riskli bir soru sormaya karar verdim "Beni yürüyüş grubumuza alır mısınız?!"dedim ve gözlerimi sıkıca kapattım. Olumlu bir cevap için evrene manifestler gönderiyordum. Evelyn çok düşünmeden cevap verdi "Tabii ki evet!"
Gecenin geri kalanında bir birimize her şeyi anlattık. Sanırım en yakın arkadaşımı artık bulmuştum.