İçeriğe geç

Daydream

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Daydream

Bölüm 5

Tohumlar

“Arzular, hırslar; sağır engerek yılanları gibi aklın sesini duymazlar.”

W.Shakespeare

( Her tırtıl, bir gün kozadan çıkıp kelebek olup uçacağı günü bekler.)

( England - Anon.1265 Worldes Blis Ne Last No Throwe/Bölüm Şarkısı)

Küba/ Havana- Miramar/ Cumartesi/ Cafe Mariposa/ 15.57

Fırçanın duvarda çıkardığı sürtünme sesi, boyanın duvara doğru yayılımı. Fırçanın rota oluşturduğu şekiller. Her biri, birer birer, nazik darbelerle oluşturulan resimler. Jorge nefesini tuttu. Fırçasında kalan fazla boyayı elinde tuttuğu palete sürdü. Palete biraz siyah bir da açık yeşil boyalardan damlattı. İkisini karıştırmak için giydiği önlük cebinden başka bir fırça çıkardı. İstediği koyu yeşile ulaşana kadar boyaları karıştırdı. Sonra elindeki fırçayı su dolu kavanoza koyup, ince uçlu, keçe fırçasını önlükten çıkardı. Fırçayı boyaya batırıp, duvara resmettiği bahçenin yaprak kısımlarına detay vermeye başladı. Hiç konuşmuyordu. Öğleden sonra güneşi sırtına vuruyordu. Ter kaplamıştı yüzü. Klasik bir tropikal hava hâkimdi Miramar’da. Merdivenin en üstüne oturmuş, 3-4 gündür çalıştığı bu duvar resminin son aşamalarına geçmişti.

Cafe Mariposa. Adını İspanyolcada ‘ Kelebek’ , ‘Jardín de mariposas’ yani kelebek bahçesinden alıyordu. Miramar’ın tam ana göbeğinde bulunan bu cafe baya eski bir yapıydı. Duvarlarını restoran eden cafe sahibi İsebella, Jorge’nin diğer yerlere yaptığı resimlerden hoşlanıp ona da duvara resim yapıp yapamayacağını sormuştu. Zaten balıkçı olan babası Yudel’i halk arasında tanımayan yoktu. Jorge haberi duyunca mutlulukla evet demişti. Jorge binanın ön cephesini boyuyordu. Boyaları ve gerekli araç gereçleri genelde müşterileri karşılıyordu. Jorge de boyaların ve fırçaların verdiği hükümle epey mutlu oluyordu. Cafenin adını taşıyan bir kelebek bahçesini resmetmişti duvara. Jorge duvara daha da yanaştı. Sanırım gözleri artık yavaştan bozuluyor olsa gerek ki, gözlerini iki üç kere kırpıştırdı. Tam o sırada cafenin kapısından çıkıp biri merdivene doğru yürüdü. Gelen cafe sahibi İsabella’ydı.

“ Jorge!”

Jorge aşağı doğru baktı. İsabella elinde iki bardak kahve tutup Jorge’ye gülümsüyordu. Kübalı bir kadın değildi kendisi. Kumral kıvırcık uzun saçları olan, çilli, toy 35’lerinde İspanyol bir kadındı. Küba’yı beğenip buraya cafe açmıştı. Sonrasında burayı gezdikçe Miramar’da bulunan çizimler hoşuna gitti ve yapanın balıkçının oğlu Jorge olduğunu öğrendi. Yudel halk tarafından çokça tanınan bir adam olunca ulaşması da kolay olmuştu.

“Jorge, hadi biraz dinlen. Kahve içersin değil mi?”

“ Tamam iniyorum şimdi İsabella Hanım.”

“Hanım ne yahu? İsabella desen yeterli olur. İn hadi bahçedeki masada bekliyorum.”

Bunu dedikten sonra cafenin bahçesine geçti. Jorge merdivenden dikkatlice indi. Elindekileri merdivenin yanında olan masaya bıraktı. Elindeki boyayı geçirmek için su ile karıştırmış olduğu tiner dolu kaba elini soktu. Ellerini sertçe ovuşturdu. İşi bittikten sonra ellerini üstünde kurulayıp o da bahçeye geçti. İsabella bahçedeki masada oturmuş onu bekliyordu. Hızlı adımlara karşısında ki sandalyeye geçti. İsabella masada duran kahveyi o doğru uzattı.

“ Dene bakalım.”

Jorge kahveden bir yudum aldı. Kahvenin ağır tadı tüm damağında dağıldı. Hoşuna gitmişti. Tebessüm etti.

“Aha! Sonunda biraz da olsa gülümsedin.”

“ Efendim?”

“ Tanıştığımızdan beri sadece resim yapar mısın diye sorduğumda gülümsediğini hatırladım da. Sana genelde donuk birisin demiyorlar mı?”

İsabella, Küba değil de daha şehir ağzı olan bir İspanyolca ile konuşuyordu. Bunları derken gülümsüyordu. Jorge elindeki kahveyi bırakıp umursamazca cevapladı.

“ Yani genelde çok fazla konuşmam.”

“Ah, niye ki?”

“Pek sevdiğim söylenemez.”

“Hahahaa öyle mi? Gülümsemek sana yakışıyor ama.”

“ Teşekkür ederim.”

Jorge ellerini kucağında birleştirdi. Sesini düzeltti.

“Şey İsabella Hanım-“

“ İsabella yeterli.”

“Eee.. peki. Resim bugün biter.”

“ Ben bir süre tanımamıştım aslında. Müsait olduğun müddetçe devam edebilirsin. Neredeyse hiç mola vermiyor, ya da resim yaparken kimseyi duymuyorsun.”

“Ah, özür dilerim.”

“Hayır, hayır yanlış anlaşıldım sanırım. Seni azarlamıyorum. Sadece bu işi bu kadar aşkla yapman etkiledi beni. Ressam mı olmak istiyorsun?”

Bu sorudan sonra İsabella tabakasından bir sigara çıkarıp sigara yaktı. Sigarayı işaret etti.

“Sorun olur mu?”

“Ah hayır babamda içiyor.”

“Peki, o zaman sorunun cevabını alabilir miyim?”

“Yani babamın yanında kalıp ona yardımcı olmam gerekiyor.”

“Bu sorumun cevabı değildi.”

Jorge gözlerini kaçırdı. Bardağın kupluya oynamaya başladı. İsabella iç çekti. Böyle yetenekli bir çocuğun içine kapanık olması onu üzmüştü.

“Jorge, tekrar soracağım. Hatta sorumu değiştirmek istiyorum. Üniversite okumak ister misin?”

“Ha?”

“Ciddiyim.”

“Ona pek vaktim olacağını sanmıyorum. Babama-“

“Anladım babana yardım edeceksin. Onu demiyorum ben. Hele sorduklarıma bir cevap ver.”

Jorge iç çekti. Kadından kaçmak cambazla ip oynamak ile eş değerdi.

“Evet, üniversite okumak isterdim.”

“Heh şöyle ahahah.”

İsabella gülümseyip gözlerini Jorge’ye dikti.

“ Peki, nerede ve ne okumak isterdin?”

“Belli olduğunu düşünmüştüm.”

“Hahahah bölümü anladım ama Küba’da mı?”

“Hayır.”

İsabella iç çekip gülümsedi.

“ Jorge, ben İspanya’dan geldim, evet oralıyım ama annemin işi sağ olsun çok fazla ülke gezme deneyimini tatt-“

“Cidden mi?”

Jorge bir heyecanla masaya yaslandı. Gözleri parlıyordu.

“Nereleri gördünüz? Venedik? Paris? Roma? Nerelerde hangi tarihi eserleri gördünüz? Fotoğraflarını çekme şansınız oldu mu? Olduysa bana gösterme şansınız var mı? En çok nereleri görmek size keyif verdi? İnsanları nasıldı-“

İsabella şaşkın gözlerle eşliğinde elleri ile Jorge’yi durdurdu.

“ Eee şey özür dilerim bir anda çok şey sorup sizi rahatsız ettim.”

İsabella daha fazla kendi tutamayıp kahkaha atmaya başladı. Jorge utandı, başını yana doğru çevirdi. Parmakları ile oynuyordu. Kocaman bir adamdı ama şuan baksanız köşeye sıkışmış bir av hayvanından başka bir şey değildi.

“Jorge resmin bitmek üzere değil mi?”

Jorge bu soruyla kafasını İsabella’ya çevirdi. Şaşırmıştı.

“ Şey, evet?”

“ Güzel, bu hafta içi okuldan sonra bana uğrama şansın var mı?”

“ Evet, ama neden ki?”

“ Heheheh, seni biriyle tanıştıracağım.”

“ Ha?”

Ve bu tanışacağı adam Jorge’nin hayatını baştan aşağı değiştirecek biriydi…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.