“Hayat bazen yolu bizim için çıkmaza çizer. Buna ani kararlar deriz ve bilinmezlik insanoğlunun en korktuğu şeydir.”
Cocoa
Bölüm Şarkısı-Justin Timberlake/TKO
Dipnot: Şarkımızın zavallı Ándre’mize bu bölüm için çok uyduğunu düşünüyorum./ Ayrıca bu bölüm özellikle +18’dir. Lütfen yaşınız yetmiyorsa bu bölümü okumadan geçiniz. Ziya bel altı tabirler kullanılacaktır. Ve çoğu sansürlemeyecektir. Aksine ayrıntılı bir anlatım içerecek. Sizden bu kitabın yetişkin kategorisinde olduğunu unutmamanızı rica ediy. İlgi ve alakanız için şimdiden teşekkürler.
Fransa/ Bourges Yakınları/ 01.05
Tamam, şimdi durup derin bir nefes alalım çünkü Ándre’nin buna gerçekten çok ihtiyacı vardı. Çok mu yorgundu ki içtiği viskiler ona vurmuştu? Ziya bunun başka mantıklı açıklaması yoktu. Yani toplamda bir saat önce tanıştığı kadının evinde krep yapacak kadar sarhoş olmalıydı ki bu durumun açıklaması olabilsin. En azından krepleri tabağa koyarken gayet ayık duruyordu. Kendi evinin çevresindeydiler. O tekliften sonra tabii ki Ándre reddetmişti. Arabasına binerken onu durduran şey ise Angelina’nın evinin adresinden, kimlik numarasına kadar her şeyi açık açık söylemesiydi. Ándre tabiri caizse resmen kadına bön bön bakmıştı. Angelina ise bir Medusa edası ile gülümsemiş ona avukat kartını göstermişti. Yaptığı resmen şantajdı çünkü duruma bakılırsa Angelina bayadır Ándre’nin hayatını takip ediyordu. Bu nelere para harcadığı banka dökümüne kadar. Ayrıca ona sapkın olan hayranlarını da biliyordu. Bu şu demekti, ‘ Bana krep yap ya da tüm özel hayatını öteyim.’ Resmen kandırılmıştı. Evet, normalde dava da edebilir veya polise şikâyette bulunabilirdi. Sonuçta özel bilgileri ile bir avukat ona şantaj yapmak üzereydi. Angelina işini de kaybederdi. Ama nedendir bilinmez gerçekten viski çarpmış olmalı ki- mantıklı karar denmezdi buna- kadından kötü bir niyet sezmedi. Ne hikmetse. Ve durum şuan metalik renklere sahip bir stüdyo dairede o yıkanırken ona krep yapıyordu. Evet, ünlü şefi hakaret eder gibi uşağı olarak krep yaptırıyordu. Ándre bir iç ekti. Elindeki spatula ile kafasına kafasına vurmak istiyordu. İçinden’ Ben kırk yaşında bir adamım, mantığım hâlâ çalışır hâlde.’ diye geçiriyordu. Patrice gibi bir enkazdan sonra aklını mı kaybetmişti? Ya da Angelina onu çok mu etkilemişti? Yani gerçekten başka türlü mantıklı açıklaması yoktu. Bu kadın da sapığı olabilirdi ki evet, her türlü ünlü insanın sapığı olabilirdi. Normal birinin bile.
Eve göz gezdirdi. Çünkü kreplerle işi bitmişti. Mutfak yarı kapalı bir Amerikan mutfaktı. Ve tamamıyla metalikti. Salonla birleşikti. Evi neredeyse her yerine gri, siyah ve beyaz renkler hâkimdi. Ándre’ye göre ruhsuz bir evdi. Modern evleri sevmezdi. Salona doğru geçti. Salonda siyah kanepeler vardı, üzerlerinde ise beyaz yastıklar. Kanepelerin tam ortasında siyah saydam bir camdan sehpa vardı. Üzerinde birkaç dağınık evrak ve tam ortada duran bir kaktüs. Duvarlarda ise bir iki renkli tablo bulunuyordu. Kanepelerin karşısında ise bir televizyon, televizyon ünitesindeki dolapta ise çokça kitap.
Ándre kanepelerden birine oturdu. Bir nevi koltuğa yayıldı. Yorulmuştu. Duş sesleri geliyordu. Şuan gitse ne olurdu ki? Sözünü tutmuştu. Ne olacaktı? Peşinden mi gelecekti? Ándre çok derin bir iç çekti. Kafası aşağı bakıyordu. Ensesine vurdu. Gözlerini kapadı ve gülmeye başladı. Bir deli gibi kıkırdamaya ondan sonra da kahkahaya atmaya. Galiba bu süreç onu gerçekten yormuştu. O sırada omzunda ıslaklık hissetti. Boyun tarafında ise bir nefes. Gülmeyi bırakıp nefesin olduğu yere bir hışımla döndü. Ona doğru eğilmiş yüzde, ona bakan bir çift mavi göz. İrkildi. Angelina duştan çıkmıştı. Buna dikkat veremeyecek kadar kendi ile meşguldü. Otuzlarının sonunda olan bu kadın kesinlikle en çekici yeri yüzüydü. Fındık fakat sivri burun, okkalı inceli kaşlar ve kiraz dudak. Ama en güzeli ise badem gözleri. Uzun kirpiklerini kırpıştırıyor, yüzünde cazip bir gülümseme ile bakıyordu. Kumral saçlarının uçları ıslak ve düzdü. Sesi ise tok fakat.. güzeldi. Yeşil bir gecelik giymişti.Yeşil saten elbise üzeri takıma uyan bir yeşil röpteşambır giyiyordu. Ándre dalmıştı. Angelina ilk konuşan oldu.
“Yoksa bir deliyi mi evime aldım?”
Yüzlerinin yakın mesafesini bozmadan konuşmuştu.
“Bir delinin evinde olduğum için belki de ben fıttırıyorumdur.”
“Hahahah!”
Angelina güldü. Sonra kanepe arkasından eğildiği yerden doğruldu ve mutfak tarafına baktı.
“Burnuma güzel kokular geliyor.”
“Tabii ki güzel olacak.”
“Şimdi de burnuma kibrin kokusu geldi.”
Ándre kafasını oturduğu yerden kaldırıp Angelina’ya baktı. Angelina ona kısık gözlerle gülümsüyordu. Ándre bir nevi cidden ‘hah’ladı. Ve küstahça gülümsedi.
“Bana da çokbilmişlik kokusu geldi. Kimle konuştuğunu unutuyorsun.”
“Oo ego he..”
Angelina mutfak tarafında yürüdü. Tezgâha ulaştı. Süslenmiş krepi tabağını eline aldı ve çekmeceden de iki tane çatal alıp salona geri geçti. Sonrasında ise bir süredir onu izleyen Ándre’nin yanına hatta çok yakınana oturdu. İnce ve pürüzsüz olan bacaklarını sehpaya uzattı. Tabağı da kucağına koydu. Ándre’nin gözleri bacaklarından saniyeliğine Angelina’nın yüzüne kaydı. Angelina ona doğru döndü ve konuşmaya devam etti.
“Neden tek tabak?”
“Ne demek neden tek tabak?”
“ Niye tek tabak yaptın diye soruyorum.”
“Çünkü sen krep istedin?”
Ándre bunu alaycı bir şekilde cevaplamıştı.
“Ama ben tek yemek istemiyorum.”
Angelina tabaktaki bir krepi parçalara böldü. Yanına yaptığı sosa buladı ve uzunda krep olan çatalı Ándre’ye doğru uzattı.
“A de bakalım.”
“Ha?”
Ándre bir kaşını kaldırdı. Çataldaki krepe iğrenir bir şekilde bakıyordu.
“Wow yoksa zehirledin mi?”
“Kim bilir.”
Ándre omuz silkti. Angelina bir süre daha Ándre’ye baktıktan sonra çatalı ağzına götürdü. Basit bir krep için kesinlikle kıvamı çok güzeldi. Hemen ağızda dağılıyordu ve kesinlikle lastik gibi değildi.
“Karın çok şanslı.”
Ándre gerildi ve kaşlarını çattı.
“Pardon?”
“Ne yani o kadar şecerene kadar sayacağım fakat ünlü şefin karısını bilmeyeceğim, komik olurdu.”
Ándre, Angelina’ya bön bön baktı.
“Bunla övünmek de bilemedim.”
“Hahaha!”
Ándre iç çekti. Siktir olup gitme isteği giderek yükseliyordu. Angelina eğilip tabağı masaya bıraktı. Sonra geri yaslandı ve bir kolunu kanepenin arkasına attı.
“Burada ne işin olduğunu sorguluyorsun değil mi?”
Ándre gözlerini tekrardan bu güzel kadına çevirdi. Düz bir surat ifadesi vardı.
“Hayatın hengâmesinde kayboluyorum.”
“Vay bu kesinlikle çok vurdumduymaz bir yanıt oldu.”
“Çünkü genelim vurdumduymaz.”
Angelina heyecanlanır bir şekilde kanepenin arkasındaki kolunu çekti. Kanepede oturuşunu ayaklarını poposunun altına alacak şekilde düzeltti ve kendini Ándre’ye döndürdü. Elini mikrofon şekline getirip Ándre’ye uzattı. Bu sefer koca bir ağız gülümsüyordu. Bu hali işin garibi Ándre’ye sevimli gelmişti.
“Petit Bey, yaptığınız yemeklerde kıl çıktı? Bunu nasıl açıklayacaksınız?”
Ándre soru karşısında ne duygu vereceğini bilemez şekilde durdu. Angelina’ya bakarken gözlerini kırpıştırdı. Afallamıştı. Böyle bir şey beklemiyordu. Gerçekte bu soru karşısına çıksaydı herhalde yıkılırdı ama nedense şuan bu çok çocukçaydı. Çocukça olduğu içinse komikti. Ándre kendini tuttu. Sonra ağzında bir hah sesi duyuldu. Angelina mikrofonu uzatırken bir kaşını kaldırdı. Ándre kendini daha fazla tutamayarak gülmeye başladı. Bu sefer afallayan taraf Angelina’ydı. Beklediği cevap kibirliydi fakat şuan karşısındaki bu adam gülüyordu. Gülünce gözleri kısılan bu adam şuan çok hoş bir görsel içindeydi. Ándre bu saçmalığa dayanamadı. Gözlerinden yaş gelene kadar güldü. Angelina etkilenmişti ve bir anda Ándre mikrofon eli tuttu. Elleri Angelina’nın yumuşak ellerine göre büyük ve nasırlıydı. Yüzüne bir yan gülüş takındı. Oyunu onla oynamaya karar verdi. Bir nevi akışa kendini saldı.
“Kuru iftira. Eğer çıkmışsa da mutfağımdaki Bob’un işidir.”
Angelina afallamış ve büyülenmiş yüzünü düzeltip Ándre ile aynı ifadeyi takındı.
“Ohoo, çalışanınızı mı suçluyorsunuz?”
“Saçları uzun, Tarzan gibi geziyor.”
“Ne? Hahahah!”
Angelina elini indirdi. Ve kıkırdadı. Ándre’nin eli hâlâ Angelina’nın elinin üstündeydi.
“Bir saniye bu gerçek mi?”
“Sence gerçek mi?”
“Değil mi?”
“Bilmem, ben genelde sevmediğim biri geliyorsa yemeğin içine tükürüyorum.”
Ándre omuz silkti fakat yüzünde alaycı bir gülümsemeyi de sürdürüyordu. Angelina cevabına tekrardan güldü. Ándre boşta olan kolunu katlayıp koltuğunu üstüne koyarak yüzünü eline yasladı. Angelina ile yakın ancak belirli bir mesafeden konuşuyorlardı. İkisinin de birbirine dikilen gözleri derindi.
“İnsansal bir atığın yemeğe kattığı lezzetin güzel olduğunu düşünmüyorum.”
“Hah, emin misin?”
“Kendinizden pek eminsiniz Ándre Bey.”
Ándre dilini ağzının içinde gezdirdi ve şaklattı. Gözleri sehpanın üzerinden duran krepe kaydı ve sonrasında tekrardan ona davetkâr bakan Angelina’ya. Angelina’nın elinin üzerinde duran eliyle yumuşak dokunuşlar eşliğinde okşamaya başladı. Bir nevi tepki ölçtü. Angelina eline doğru baktı. ‘Hah’ladı. Evet, bu bir meydan okumaydı. Gizli sözcükler aralarında geziniyordu. İstediği tepkiyi alan Ándre’nin içindeki haylaz çocuk krepe tekrardan baktı. Yanındaki tatlı sos parlayan bir elmas gibiydi. Angelina’nın üzerinde duran elini çekti. Tekrardan ona baktı. Angelina gözlerini eline dikince bu sefer küstahça hahlayan Ándre’ydi. Bir yan gülüş sergiledi, hızlı hareketler ile tabağa uzandı. Tatlı sosa parmağını batırdı. Tekrardan koltuğa yaslandı fakat Angelina ile dip dibe olacak şekilde. Angelina sessizce, odaklı bir hâlde onu izliyordu. Ne diyebilirdi ki, evine getirdiği bu adamı uzun zamandır izliyordu ve ondan etkilenmemek elinde değildi. Ándre, Angelina’nın izlediğine emin olduktan sonra parmağındaki sosu yaladı. Sonra elini Angelina’nın dizine koydu. Ona daha da yakınlaştı. Sosu ağzında gezdirdi. Sosun ağzında iyice fermente olduğundan emin olduktan sonra onun dudaklarına bakan Angelina’ya baktı. Onunla dans etmeye kararlıydı.
Angelina’ya ani bir atakla diğer boştaki elini saçlarının arasına daldırdı. Ensesindeki saçlarına elini indirdikten sonra kuvvetle kendine çekti ve onu dudak hizasına getirdi. Angelina bu ani hareketle kendisini bozmadı. Hâlâ Ándre’nin dudaklarındaydı gözü. Ándre hafif bir tebessüm sergiledi. Önündeki çekici bu kadını kendi oyununda yenmek üzereydi. Sonrası hızlı bir şekilde gelişti. Ándre, kendi dudaklarını Angelina’nın dudaklarına bastırdı. Angeline ani bir afallama yaşadı fakat kendini toparladı ve dudaklarını araladı. Ándre ağzındaki sosu aktarmak için Angelina’nın ağzının içine dilini soktu. İki dil sosu birbirlerine sardılar. Angelina gelen sosu yutkundu. İkisi de anın akışı ile öpüşüyorlardı. Ándre, dilini, dilinden çekip alt ve üst dudaklarını emmeye başladı. O sırada Angelina’nın ensesindeki elini aşağı doğru kaydırdı. Saçlarını yavaşça okşuyordu. Nefessiz öpüşmeleri devam ederken, Ándre dizinin üzerinde duran bir diğer elini elbiseden içeri soktu ve uyluğuna giden kısımları okşadı. Angelina bu yakın temasla titredi. Angelina’nın sırtına uzanan saçlarından elini çekiğ beline kavradı. Kendine daha yakınlaştırdı ve yavaşça kanepede Angelina’yı geriye yatırdı. Ándre artık Angelina’nın iki bacağının ortasında duruyordu. Bedenini onun bedenine bastırdı. Bu düşüş ile diz üstü olan gecelik elbisesi kalçalarına kaydı. Saten elbise olduğundan olsa gerek vücudundaki sıcaklık daha kolay hissedilebiliyordu. Ándre dudaklarını Angelina’nın dudaklarından çekti. Mavi gözlerini, mavi gözlerine dikti. Burun buruna birbirlerine bakıyorlardı. Angelina kesik nefesler alıyordu. Ándre kısık bir ses tonunda konuştu.
“Hâlâ aynı mı düşünüyorsunuz Angelina Hanım?”
Angelina bu soru karşılığında hoş bir gülümseme sergiledi.
“Hah, sen gerçekten… Demek böyle bir adamsın ha.”
“Ne yaparsın.”
Ándre’de gülümseyerek cevap verdi. Eli uyluklarında gezerken, bir diğer eli de beli ve kasık kemiğinin olduğu noktayı aşağı yukarı okşuyordu. Bu onun ‘ Sen bana nasıl gelirsen, benim de cevabım o.’ deme şekliydi. Angeline bir kaşını kaldırdı. Bu oyun giderek tehlikeli sularda yüzse de artık pek umurunda değildi. Bu sefer ilk atağı o yaptı ve kollarını Ándre’ye doladı. Ándre ise bu hareketine tebessüm etti ve tekrardan Angelina’yı öpmeye başladı. Bu sefer şiddeti daha da artmıştı. Önce üst dudağını yaladı ve sonrasında ısırıp emdi. Aynısını alt dudağa da yaparak dilini ağzından içeri soktu. Onu öperken belindeki elini kaldırdı ve Angelina’nın röpteşambırının önde bağladığı ipini çözdü. Angelina hafifçe kendi öne doğru kaldırdı ve Ándre’ye doladığı kollarından tek tek sırasıyla röpteşambırını çıkardı. Angelina’nı çıplak beyaz omuzları salonun loş ışığında parlıyordu. Teni pürüzsüz ve yumuşaktı. Ándre onu geri yatırdı. Gözleri boynuna kaydı. Sol tarafta, köprücüğüne yakın iki tane küçük ben vardı. Ándre dudaklarını Angelina’dan ayırıp sol hiza çeneden aşağı öperek benlere doğru geldi. Orayı önce öptü, sonra yaladı ve emdi. Angelina irkildi. Ándre, uylukta tuttuğu elini daha da içeri kısma daldırdı. Alt taraftaki bulunan kıvrımları okşamaya başladı. Bu hareketi ile Angelina’nın vücudu uyarıldı.
Ándre dilini açık omzunda gezdirdi. Diliyle geçtiği yerleri hem öpüyor hem de emiyordu. Yaladığı yerin elbise askısı omuzlarında düştü. Angelina sutyen giymiyordu. Göğüs uçları uyarılar eşliğinde dikleşmiş ve Ándre’nin bedenine sürtüyordu. Çok büyük göğüsleri var denemezdi, orta boyutlarda ve diklerdi. Angelina, Ándre gibi bir fit vücuda sahipti. Ándre beline indirdiği bir diğer eliyle belini sıktı. Angelina kendini kastı. Gözlerini kapamış kendini bu mavi gözlü kibirli adam bırakmıştı. Ándre’nin sağ taraftaki eli Angelina’nın iç çamaşırında gezinmeye başladı. Önce iki bacağının, iç çamaşırına yakın biten kıvrımları sıktı, sonra elini ortalara getirdi. Angelina duruma hızlı bir reaksiyon göstermiş ve iç çamaşırını ıslatmıştı. Ándre eliyle iç çamaşırını bacaklarından aşağı doğru hızla çekti. Bu sırada omzundan düşen askılık bir göğsünü açığa çıkarmış o kısımları öpüyordu. İlk göğsün üst tarafları yaladı. Alttan da eliyle klitorise baskılıyordu. Angelina’nın ağzından bir inilti salonu doldurdu. Ándre içten içe gülüyordu. Uzun vakittir yapmamanın da heyecanı vardı. Dişlerinin göğsünün ucuna geçirdi. Isırdı ve emdi. Aynı işlemi bir süre devam etti. Klitoristeki elinin yavaş hareketlerini hızlandırdı. Angelina altında kıvranıyordu. Ándre’nin pantolonun altından kabaran penisi vücuduna uyarılar vermeye devam ediyordu. Bir diğer eliyle kanepeden destek alıyordu. Angelina vücuduna gelen ardı kesilmez uyarılar içinde ahenk ile dans ediyor bir eliyle Ándre’nin ensesini okşuyordu. Angelina boşta kalan eliyle Ándre’nin gömleğinin düğmelerini çözmeye başladı. Gömleğin önünü açmayı başarınca güzel bir görüntü onu karşıladı. Ándre’nin fit ve küçük benler olan vücudunu süzdü. Aman aman kaslı biri değildi gençliğindeki gibi fakat hâlâ birkaç karın çizgisi görünüyordu ki- bu doğaldı eskiden kalma spor merakı vardı- bu kesinlikle Angelina için çekiciydi. Derin bir nefes aldı. Ándre parmağını klitoristen çekip vajinasının içine yavaşça soktu. Bu hareketi Angelina’nı belini kaldırmasıyla sonuçlanmıştı. Parmağını içeride önce gezdirdi, sonrasında bir geri-bir ileri hareketi ile tempoyu yakaladı. Angelina inlemeye devam ediyordu.
“Ah!Hah!”
Bir iki yüksek frekans bir ses. Ándre göğsüne gömdüğü başını Angelina’ya kaldırdı. Yüzüne baktı. Gözlerini kapatmış, kaşlarını yukarı kaldırmış, ortası büzgüleşmişti. Dudağının kenarını ısırıyordu. Angelina gözleri kısık bir şekilde Ándre’ye baktı. Ándre hınzır bir gülüş sergiledi ve içerideki parmağının temposunu artırdı. Bir başparmağını, bir orta parmağını kullanıyordu. Angelina’nın kıvranışları arttı. Bunu gören Ándre iki parmağını birden sıcak ve ıslak vajinasına soktu. Angelina bu ani harekete karşı başını bir anda kaldırdı. Çene hattının altı gözüküyordu. Çenesinin altındaki ben gözükmüştü. Ándre oraya uzanıp yaladı ve emdi. Vanilya seks hazzı yüksek doruklara ulaşıyordu. Ándre vajina içerisindeki parmaklarını hızlandırdı.
“Ah! Ge-geleceğim!”
Ándre bunu duyunca durdu. Parmaklarını çekti. Angelina gözlerini şaşırır şekilde açtı. Bir kaşını kaldırdı ve Ándre’ye baktı. Devam etmesini istiyordu. Ándre ise gülümsüyordu. İki eliyle pantolonun kemerini çözdü ve fermuarını açtı. Angelina ana kısma geçtiğini düşündü ve devam etmediği için hayal kırıklığına uğradı fakat Ándre bu sefer kıkırdadı. Gözlerini kıstı ve dizlerini kırarak oturdu. Angelina anlam veremez şekilde baktı. Bu Ándre’nin haylaz hallerinden sadece biriydi. İki eliyle Angelina’nın kalçalarından kavradı ve yukarı kaldırdı. Elbisesi göğsüne kadar geri kaydı. Şuan alt tarafı tamamen çıplak bir şekilde ortadaydı. Angelina bu durumdan utandı. Ándre güçlü ve sert yapılı elleri ile kalçasını sıktı ve kendine çekti. Başını eğdi ve Angelina’nın klitorisine yaklaştı. Oraya yaladı. Angelina’ya gelen uyarı daha fazlaydı. Tekrardan kasılmaya, ellerini kanepeyi sıkmaya başladı. Bacakları titreyene kadar devam etti Ándre. Yaladı, emdi. Emdi ve yaladı. Bir elini kalçadan vajinanın olduğu yere kaydırdı ve vajinayı parmağı ile baskıladı.
“Hah… Ah! De-devam et!”
Angelina bu adamın işi bildiğine emin oldu. Bir kadını nasıl tatmin edeceğini biliyordu. Fakat Ándre patlayacaktı. Angelina’nın daha fazla titrediğini hissedince geleceğini anladı ve işini hızlandırdı. Angelina’nın inlemeleri giderek yükseldi. Kesik kesin nefesler alıyor ve kasığını kasıyordu. Ándre’nin parmağını içine çekip, sıkıyordu. Bir anda durdu ve aniden tekrardan içi kasıldı. Ándre’nin parmaklarına sıcak bir ıslaklık geldi. ‘Bu kadar yeterli.’ diye düşündü. Angelina’nın kalçasını kanepeye nazikçe bıraktı. Angelina hızlı aralıklarla nefes alıyordu. Yüzü terlemişti. Ándre’nin sağ elindeki parmakları Angelina’nın suyuna bulanmıştı. Angelina gözlerini tavandan Ándre’ye döndürdüd. Ándre gömleğini kollarından sıyırdı. Üst vücudu, özellikle omuz ve kolları kalıplıydı. Kolunun bileklerine giden yollarında minik çizikler vardı. Yemek yaparken yaptığını düşündü Angelina ziya eski görünüyorlardı. Haricinde göğsünde eğri, az sıklıkla bir kısmında kılları dışında gayet hoştu. Ándre pantolonunu da usulca çıkardı. Angelina biraz başını kaldırdı ve meraklı bir şekilde Ándre’nin bacaklarına baktı. Bacak kılları kumral, az sıklıktaydı. Bacaklarında ki kaslar belirgindi. Ándre kalıplı sayılabilecek, fit bir adadı. En çekici yeri gülümsemesiydi. Karizmatikti. Ses tonu hoştu. Angelina yutkundu çünkü gözleri boxerındaki çıkmaya hazır penisine takıldı. Angelina dalmış giderken Ándre kısık bir kahkaha attı. Üstünü çıkartalı biraz olmuştu.
“Gösteri hoşuna mı gitti yoksa?”
“Ha?”
Angelina afalladı ve kafasını zorda olsa daldığı yerden kaldırdı. Ándre kısık gözleri ile karşılaştı. Derinlik vardı. Mavi gözlerinin irisi daha da büyümüş, bir kedigilin avına baktığı gibi baktığını fark etmişti. Kendine has bir aurası olan bu adam üstüne doğru eğildi. Bu arada Angelina’nın gözü sağ eline takıldı. Kendi beyazlığını parmaklarında gördü. Utandı. Utandı çünkü uzun zamandır neredeyse bir buçuk yıldır kimse ile sevişmemişti ve bu kadar çok gelmesi onun yanaklarını ısıtmıştı. Ándre boxerından penisini açığa çıkardı. Sağ elindeki beyazlığa biraz tükürüğünü karıştırdı ve onu penisine sürdü. Angelina nefesini tuttu. Penisinin yeterince kaygan olduğunu düşünüp Angelina’nın alt dudakları ile birleştirdi. Oraya biraz sürtündü. Özellikle klitorise penisi ile daha da baskılayarak sürttü. Angelina tekrardan kasıldı. O kasıntı ile Ándre’nin bedeninin bir tarafına dayadığı kolunu hızla tuttu, orayı sıktı. Ándre penisini iç dudaklardan içeri yavaşça itti. Penisini saran sıcaklık ve darlık hoşuna gitmişe benziyordu. Yavaş yavaş en derine doğru itti. Artık tam girdiğinde tüm penisi sıcak bir banyo yapıyordu.
“Ha-ah!”
Ándre iki elini de Angelina’nın bedenin yanına koydu ve yavaşça içinde hareket etmeye başladı. Angelina yavaş hareketlerden dolayı tamamıyla Ándre’yi içinde hissediyordu. Ándre derin bir nefes verdi ve hızını artırmaya başladı. Angelina, Ándre’ye kollarını sardı. Angelina’nın inlemeleri ve nefes alma aralıkları hızlanışmıştı. Ándre olay akışını daha kendine göre çevirmek adına Angelina’yı kasıklarından tutup baskıladı ve sert bir şekilde içinde gelmeye başladı. Bir süre böyle devam etti. Sonrasında Ándre, Angelina’nın iki yana açılan bacaklarını iki eliyle kapadı ve dizini kırmasını sağlayarak iki eliyle de dizini Angelina’ya doğru bastırdı. Bu daha derin girmesine olanak sağlıyordu. Ándre kalçası bir ileri-bir geri giderek hızlı bir ahenkle hareket ediyordu.
Angelina’nın içine girip çıkan bu adam onu zevkte dört köşe edene kadar o pozisyonda devam etti. Sonrasında çok hızlı bir hareketle Ándre kendini geriye aldı ve Angelina’nın da belinden kavrayarak kendine çekti. Pozisyon değişikliğinde bu sefer Angelina, Ándre’nin üstünde oturur vaziyetteydi. Ándre’nin penisi daha derine ulaşmıştı. Angelina daha yüksek sesle inledi. Sessiz ortamdaki tek sesler Angelina’nın inlemleri ve Ándre’nin kesik kesik sesleriydi. Bu daha da tahrik ediciydi ziya sesler yankı yapıyordu. Bu sefer Ándre, iki eliyle Angelina’nın ince belinden kavrayıp bir yukarı bir aşağı yapmaya başladı. Angelina’nın elbisesi omuzlarından düşmüştü. Göğüsleri hareketlere uygun sallanıp, Ándre’nin çıplak göğsüne sürtüyordu. Ándre eğildi ve Angelina’nın göğüs aşağıdan, çene ucuna kadar olan hizayı yaladı. Çeneden yukarı çıkıp dudaklara ulaştı. Alt dudağını ısırdı ve emdi. Sonrasında dudaklarını birleştirdi ve diliyle Angelina’nın ağzını açıp onu tutkulu bir biçimde öpmeye başladı. Alt ve üst taraftan gelen uyarılar ile ikisi de hazzı kucaklıyordu. İki yabancının vücutlarını keşfettiği bu oyun neredeyse tüm gece sürmüştü.
Fransa/ Bourges/ Ándre’nin evi/ 08.30
Ándre kendi evinin banyosunda lavabodaki aynada duştan yeni çıkmış hâlde aynada kendine bakıyordu. Saçlarından düşen damlalar yüzünde yol çizip çenesinden damlıyordu. Ellerini lavabonun iki yanına yaslamış aynadaki kendini yumruklamak istiyordu. Dün gece aklından çıkmıyordu ki nasıl çıksaydı? Bir yabancı ile tanışmış, onun evine gitmiş-şantaj yolları ile- ona krep yapmış ve sabah dörde kadar onunla her pozisyonda sevişmişti. İçten içe sekse çok fazla mı açlığı vardı? Ne oldu da ona şantaj yapan biri çekici gelmişti? Hadi bunların hepsi bir kenara kadın her şeyi biliyor ve ona rağmen Ándre ile işi pişirmişti. En kötüsü ise sabah uyandığında Ándre’yi boş bir yatak karşılamıştı. Yandaki komedine baktığında ise bir not görmüş, nota ise;
‘ Dün gece güzeldi. Hep arzuladığım biriyle yatmış oldum. Elinin lezzeti kadar alt tarafında marifetliymiş. Sabah davası için çıkıyorum. Ev otomatik kilitleniyor. Kendine dikkat et. Bay bay! Dipnot: Ha bu arada insansal atık da lezzetliymiş hahahah!'
yazıyordu. Ándre yatakta olanları sorgularken resmen terk edilmiş gibi hissetti ve evden çıkıp kendi evine geldi. Duşa girdi, şuanda olduğu gibi ise olanları sorguladı. Derin bir iç çekti. ‘Küçük, aptal, mantıksız fakat zevkli bir kaçamaktı.’ diye düşündü. Yaslandığı yerden kendini çekti ve banyodan çıktı. Yeni evi stüdyo bir daireydi fakat çok fazla genişti. Hâlâ açmadığı diğer evden gelen kutular vardı. Bu ev geçiciydi. Kendine göre bir ev bulana kadar burada kalacaktı. Odasına üstündeki bornozla geçti. Dolaptan bir gömlek, bir klasik pantolon ve boxer çıkarıp yatağa koydu. Boynunda duran küçük havlu ile saçlarını duruladı. Aynı işlemi bornozu ile vücudu için devam ettirdi. İyice kuruladığına emin olduktan sonra önce boxerını sonra da diğer kıyafetlerini giydi. Gömleğinin düğmelerini bir iki tane açık kalacak şekilde ilikledi. Sonrasında kollarını dirseğine kadar düzgünce katladı. Çekmecelerden birinden kemer çıkardı ve pantolonundan geçirdi. Aynalı çekmeceli büyük komedinine ilerledi ve orada duran parfümlerinden biri alarak boynuna, bileklerine sıktı. Sonra saat kutusundan genelde taktığı saatini çıkardı ve koluna taktı. Saatten saatte baktığında ise dokuza geldiğini fark etti. Anlaşma için geç kalıyordu. Patrice boşanmada onaylamayan taraf olduğu için duruşma ertelenmişti. Ama bu Ándre tarafından sıkıntı olacağından Ándre ‘nin avukatı anlaşma için bir buluşma istedi. Ve böylece Patrice’nin avukatının ofisinde buluşma planladılar. Patrice’in avukatını daha önce yüz yüze görmemişti. Sadece telefon. Adresi de kendi avukatı atmıştı. ‘Hadi artık bu işi bitirelim.’ diye içinden geçirdi Ándre.
Aynaya eğildi ıslak saçlarını geriye yatırdı ve odadan çıktı. Kapıya giden holde yürüdü, kapı kenarında duran askılıktan ceketini, askılık altı duran ayakkabılık üstünden de araba anahtarını ve cüzdanını aldı. Ayakkabılıktan klasik rugan ayakkabısını çıkardı ve giydi. Kapıyı açtı ve çıktı. Kapısı şifreli sistem olduğu için otomatik kilitleniyordu. Rezidansın otoparkına ulaşmak üzere asansöre binip aşağı katta indi. Otoparkta arabasını koyduğu yere ilerledi. Oraya ulaşınca elindeki anahtarla kilidini açtı. Sürücü kapısını açıp koltuğa oturdu ve yan koltuğa elindekileri bıraktı. Anahtarla arabayı çalıştırdı ve arabayı otoparktan belirli bir süreden sonra çıkardı. Otoparkı büyüktü. Ofise doğru yola koyuldu.
Fransa/ Bourges/ Patrice’in Avukatının Ofisi/ 09.02
Neyse ki evine yakın bir ofisti. Arabayı park etmiş ve ofisin bulunduğu iş hanına girdi. Ofisin en üst katta olduğunu söyleyen avukatı içeride herkesle onu beklediğine dair bir mesaj atmıştı. Hanın asansörünün yerini bulup asansörden içeri girdikten sonra en üst kat olan 9. katın düğmesine bastı. Ándre derin bir nefes verdi ziya buna çok ihtiyacı vardı. Asansör yukarı çıkarken saatine baktı. Neyse ki çok geç kalmamıştı. Asansör en üst kata ulaşınca kapılar açıldı. Ándre kapıdan çıkıp avukatın dediği gibi solda bulunan ofise doğru yürüdü. Ofis küçük değildi. Aksine üst katın yarısından fazlası o avukata ait gibi görünüyordu. Patrice yine iyi bir para harcamıştı. Kapıya ulaştığında kapının zilini çaldı.
“Girin!”
Bir kadının sesi kapının arkasından duyuldu. Ándre talimatı duyarak içeri girdi ve arkasından kapıyı kapadı. Önünde danışmada 50’lerinde duran bir kadın vardı.
“Ah Ándre Bey gelmişsiniz. İçeride sizi bekliyorlar. Size eşlik edeyim. Lütfen beni takip edin.”
“Teşekkürler.”
Kadın masanın arkasından çıktı ve karşı tarafında bulunan odanın kapısına yürüdü. Ándre de arkasından takip etti. Kadın kapının önünde durdu ve kapıyı tıklattı. Tekrardan hoş bir kadının sesi geldi.
“Buyurun girin!”
Danışmadaki kadın kapıyı açtı ve ilerledi. Ándre de peşinden geldi ve ardından kapıyı kapamak için arkasını döndü. O sırada Patrice’in çemkirişi duyuldu.
“Sonunda gelebildin yani.”
Ándre bıkkın bir nefes verdi. Kapıyı kapattıktan sonra dönüp konuştu.
“Patrice geldim ya i-“
Ándre konuşmasına devam edemeden dondu. Çünkü karşısındaki manzara ile şoka uğradı. Ortada duran masanın önünde Patrice karşısında da kendi avukatı oturuyordu. Fakat masa arkasında oturan kadını çok iyi tanıyordu. Hatta içine kadar. Ándre şaşkın hâlde gözlerini belertti. Patrice ve avukatı ne olduğunu anlamak için Ándre ‘ye baktılar. Karşısındaki kadın oturduğu yerden kalktı masanın arkasından geçip gözleri ile ona odaklanmış Ándre‘ye yürüdü ve tam önünde durdu. Gülümsedi, elini uzattı.
“Hoş geldiniz Ándre Bey. Daha önce tanışmadık sanırım. Ben Patrice Hanımın avukatı Angelina Meyer.”
