Meliha'ya her şeyi anlattıktan sonra bana garip bakışlar atmaya başladı. Galiba şoka girmişti iyi ama neden? Anormal bir şey söylememiştim ki. on on beş saniye daha öyle durduktan sonra söylediği şeyle sarsıldım. "Senin kan fobin mi var?" Ben gerçekten aptalın önde gideniyim sanırım. Olayı anlatırken kan fobim olduğunu ağzımdan kaçırmıştım.
Bir saat sonra...
"Yani şimdi senin kan fobin var. Bunu sadece ben ve Alper denilen çocuk biliyoruz. Fakat ailen bile bilmiyor çünkü senin tıp okumana izin vermemelerinden korkuyorsun. Ve tıp okumanın sebebi geçmişte yaşadığın bir olay yüzünden insanları kurtarmayı takıntı haline getirmiş olman. Şu an yapmamız gereken şey ise senin kan fobini bir şekilde tedavi etmek. Ama psikoloğa gitmek istemiyorsun çünkü hem bütün kredi kartların annene bağlı hem de psikolog çok pahalı. Doğru mu anladım?" dediğinde "Vay be sonunda anladın." diyerek kendimi yatağa fırlattım. Hayır, anlamıyorum. Bu kız normalde benden daha zekiydi peki şimdi neden böyle bir konuyu bir saatte zor anlamıştı. Yaklaşık bir saat sonra telefonuma gelen mesajla gözlerimi araladım. Mesaj içinde birkaç kızın olduğu bir guruptan gelmişti. Mesajı okumamla birlikte yatağımdan fırlayıp Meliha'yı uyandırmaya çalışacaktım ki Meliha'nın tam bir uykucu olduğunu hatırladım. Ve bir şaka yapıp onun şoka uğramasını sağlayarak onu tatlı uykusundan ayırmaya karar verdim. "Meliha biri sana çıkma teklifi etmiş." dememle birlikte "O piç her kimse ağzını yüzünü kırarım!" diye uyanması bir oldu. Evet. Meliha bir erkek düşmanıydı arada bir onu kendime benzetsem de kızı özünden ayıramıyordum. Ama içimden bir ses diyordu ki ne yaparsa yapsın bir gün o da birilerine vurulacak. Böyle konuştuğuma bakmayın benim de bu zamana kadar hiç sevgilim olmamıştı. "Kimmiş o?" diyerek beni dürtükleyen Meliha'ya baktım ve bu oyunu biraz daha uzatma kararı aldım. "Hani şu ortaokuldaki benim sevdiğim sığır var ya o işte." dememle "BERAT SALAĞI MI?" diye gürledi. Meliha'nın bunun şaka olduğunu anladıktan sonra ortalığın karışacağından bihaber bir şekilde başımı evet anlamında salladım. Ve olanlar o anda oldu. Meliha mimarlık dersinden kalma sivri tahta parçasını alarak ilk önce odamızdan sonra da yurt kapımızdan dışarı fırladı. Kız resmen canavara dönmüştü. Onu durdurmaya çalışırken birden birine çarptı. Aman Allah'ım o olamazdı değil mi? Ağzım yarı açık biçimdeyken aramızda şöyle bir diyalog geçti.
"Sera" dedi.
"Berat" dedim.
"Meliha" dedi.
"Berat" dedi.
ve biz sadece bakışırken Meliha yerden bir demir alıp Berat'ın kafasına geçirdi.
2 saat sonra
Berat hastaneden taburcu olmuştu fakat Meliha'ya "Ben mi sana çıkma teklifi etmişim? Saçmalık." demesiyle sonumun geldiğini anladım. Ve kekeleyerek "Sadece seni uyandırmak istemiştim. Kim hamburger ister? Meliha seninkinin yanına soğan halkası da söyleriz. Zaten kim soğan halkası sevme..." ben daha sözlerimi bitiremeden bir çift eli boğazımda hissetim. Meliha " Seni gebertirim çocuk. Ölümün bu gün ve benim elimden olacak." diyerek beni sallamaya ve sırtıma vurmaya başladı.