İçeriğe geç

Davetsiz Misafir

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Davetsiz Misafir

Bölüm 2

KADER

Ben Sera Dolunay, Hacettepe Üniversitesi tıp fakültesi birinci sınıf öğrencisiyim.

Meliha'nın acil diye adlandırdığı bir konu için beni çağırması üzerine üstünde çalıştığım adını hala öğrenemediğim işi bırakıp koridorda yürümeye başladım. Bir kaç dakika sonra neşterin elimde kaldığını öğrenince az kalsın delirecektim. Hadi ama o kadar süre çalışırsan böyle olur. Hem tıp okumak neden bu kadar zor ki bir türlü anlayamıyorum. Kıvrımlı koridorlardan dönerken birden birine çarptım. Tam yere düşmeyi ve neşterin bir yerimi kesmesini beklerken. Çarptığım kişi elimden tutup beni kaldırdı ve göz göze geldik. Kumral saçlar ve yeşil gözlerle yaklaşık 180 cm boyunda bir erkekti. Fakat garip bir şekilde bir yerden tanıdık geliyordu. O da aynı şeyi düşünüyor olmalı ki bana bakarak. "Bir yerden tanışıyor muyuz?" diye sordu. Ona cevap olarak " Asıl benim sana sormam lazım bir yerden tanıdık geliyorsun." deyince biraz daha birbirimizi inceledik. Bu bakışmadan sıkılınca "Çıkaramadım. Ben Sera Dolunay" diyerek elimi uzattım. O da bunu söylememle birlikte kendini benim gibi tanıtma ihtiyacı duymuş olacak ki " Alper Ulusoy. Ben de çıkaramadım." diyerek havadaki elimi sıktı ve ben görmemem gereken şeyi yani kanı gördüm. Beni tutarken elini neşter kesmiş olmalıydı. Anında elimi geri çektim ve düzensiz nefesimi normale çevirmeye çalıştım. Ama nafileydi. Ben istemsizce titrerken Alper ne olduğunu anlamayarak bir yandan yardım diye bağırıyor bir yandan da beni banka oturtmaya çalışıyordu. Kısık nefeslerim arasında " Kan" diyebildiğimde bir üstümdeki doktor önlüğüne bir de bana baktı. Evet, benim kan fobim yani bilimsel olarak hemofobim vardı. Ve bunu kimse yani ailem bile bilmiyor. Kimsenin bilmemesinin sebebi bunun ailemin kulağına gidebileceği ve bunun sonucunda tıp okumama izin vermeme ihtimallerinin olmasıydı. Üniversitede bölüm olarak tıp seçme nedenim ise yaklaşık dört yıl önce geçirdiğim bir kazadan dolayı insanları kurtarma isteğimden kaynaklanmıştı. Ve şuan olduğu gibi o zaman da üniversiteyi bitirene kadar kan fobimin üstesinden gelebileceğimi düşünmüştüm. Alper daha fazla sorgulamak yerine elini cebinden çıkardığı peçeteyle sildi. Ben rahatlamaya başlayınca da "Hemofobin mi var?" diye sorarak bana meraklı yeşil gözlerle bakmaya başladı.

" Evet. Ama bunu kimse bilmemeli. Hem sen bunun ismini nereden biliyorsun?" deyince yeşil gözleri şüpheyle bana bakmaya başladı." Öncelikle psikoloji okuyorum ve birinci sınıf öğrencisiyim sonralıkla neden bunu kimse bilmemeli? Hem sen tıp okuyorsun nasıl hemofobin olabilir?" deyince ona neden kimsenin bilmemesi gerektiğini ve tıp okumamın sebebinin aslında eskiden geçirdiğim bir kazadan dolayı insan kurtarma isteğimden kaynaklandığını söyledim. " Geçirdiğin kazadan ailenin haberi var mı?" dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım. " Anladım peki kaza nasıl oldu?" deyince gözlerim doldu. O geceyi hatırladıkça böyle olurdu ama kesinlikle ağlayamazdım. Garipti ama aklım ermeye başladığından beri bir kere bile ağlamamıştım daha doğrusu ağlayamamıştım. Alper gözlerimin dolduğunu görünce " Özür dilerim. Seni üzmek istememiştim." diyerek beni avutmaya çalıştı. Söylediğine karşılık olarak "Önemli değil ama sırrımı saklayacak mısın?" diye sordum. "Tamam. Saklarım." deyince "Teşekkürler." diyerek teşekkür ettim ve Meliha'nın yanına doğru yola çıktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.