İçeriğe geç

DARK LEADER

Bölüm 6 · 5 dk okuma

DARK LEADER

Bölüm 6

BAŞARI

Grace ile alıştırmalar iyi geçiyordu. Koridorda sessizce yürüdü. Asasını sallayıp sihirli sözcüğü söyledi:

"Lumos."

Bu sihir sayesinde asadan bir ışık hüzmesi saçarak etrafı hafif aydınlattı. Duvarlarda asılı duran tabloların içindeki hareket eden herkes uyumuştu. Keskin gözleriyle etrafı kolaçan ediyordu. Merdivenleri rahatlıkla tırmanabilmişti, çünkü merdivenler hareket etmiyordu. Kızlar tuvaletine gelince kapıya asasını sallayıp:

"Collopontus" dedi. Kapı mühürlendi ve dışarıdan da açılamazdı. İçeri girip etrafı süzdü. Musluğun altındaki yılan desenine dokunup çataldilinde:

"Açıl" dedi.

Bir tıkırtı sesi duyduğu zaman geriye adım attı. Lavabolar ve musluklar bir bir çekilip bir tünel oluşturdu. Tom yaklaşıp baktığında derin bir tünel gördü. Hemen borulardan aşağı doğru kaydı. Aşağıya inince ortalığa göz gezdirdi. Sonra elinde asasıyla dolaşmaya başladı. Büyük yuvarlak demirli bir kapı gördü. Kapıda 7 tane yılan resmi vardı. Tom çataldili konuştu. Yılanlar sırayla hareket ettiği zaman kapıda açılıvermişti. Etrafta su vardı, yerlerde de küçük su birikintisi, ortasında bir köprü kenarlarda da büyük 7 tane ağızları açık ve dilleri dışarıda olan yılan heykeli vardı. Çok mutluydu sonunda amacına ulaşmıştı. Yürürken ayağının su birikintisine basmasıyla beraber çıkardığı sesler onu rahatlatıyordu. Şimdi sıra uyuyan yarattığı uyandırmaktaydı. Bunu da nasıl yapacağını çok iyi biliyordu çataldilinde:

"Uyan" dedi.

İnsana benzeyen heykelin açık gibi duran ağzından kocaman yılan, heybetli oluşuyla dışarı çıkıyordu. Bu yılan kafasındaki küçük boynuzlarla ejderhaya benziyordu. Derisi sertti, iri sarı gözlere ve sivri uzun dişlere sahipti. Tom biraz korkmuştu, ama ona efendisi olduğunu öğretecekti. Yılan ona doğru süründü. Tom çataldili konuştu. Yılan yüzüne yavasça yaklaşıp durdu, hayvana:

"Ben senin efendinim bana itaat et. Ben Salazar Slytherin'in varisiyim. Seni uyandıran da benim. Benden başka kimsenin emirlerine uyma. Bеn ne dersem onu yapacaksın. Basiliks Yunanca'da kral demek ve sen sadece Slytherin'in varisine itaat edersin."

Kalbi şiddetli çarpıyordu. Sakince yılanın derisine dokundu. Sanki onun her dediğini anlar gibiydi. Başını önüne doğru eğdi. Aslında basiliks çataldili bilen büyücülere saygı duyuyor ve onları iyi kötü demeden dost ediniyordu. Gerçi Tom her türlü bu hayvanı kontrol edebilme yeteneğine sahipti. Tom gülerken dudağının kenarı yukarı doğru kalktı:

"Seninle çok iyi işler yapacağız. Şimdi benim gitmem gerek, ben emir vermeden de buradan çıkma."

Sonra çataldilinde ''uyu" dedi. Yılan yuvasına geri girip uyudu. Hemen tünelden dışarı çıktı. Çataldilinde "kapan" dedi ve odanın girişi kapandı. Tuvalet eski haline geri döndü. Merdivenlerden inince bir ses duydu. Hemen duvara yaslanıp gizlendi. İki kişinin gölgesi duvara yansıyordu. Tom konuşulanları duymaya çalışıyordu;

"Hagrid, Tom hakkında bilmen gereken birşey var. O düşündüğümden de tehlikeli. Çocukken ziyaretine gittiğimde bana hayvanlara eziyet edebildiğini söylemişti. Bununla beraber düşünceleri de duyabiliyor, zihniyle eşyaları kontrol edip hareket ettirebiliyor ve asa olmadan büyü yapabiliyor. Sanki bir amacı varmış gibi adımlarını sağlam atıyor."

"Profesör Dumbledore, onun kime ne zararı olabilir ki?"

"Umarım zararı değil de yararı olur. İnsanları tehdit ediyormuş. Yetimhanede görevliler ona "tuhaf çocuk" derlermiş. Onunla dalga geçen çocukların ertesi gün başına bir sürü olay geliyormuş. Derslerinde iyi bir öğrenci olarak, kendini bana kanıtlıyor. Çocuklardan farklı olmasını da bir üstünlük olarak kabul ediyor. Onbir senesini sevgiden uzak bir şekilde geçirmiş. Bu sebeple sevgiye hiç ihtiyaç duymadığını düşünüyor. Annesi Merope Gaunt, Slytherin'in kalan son akrabalarından birisi. Babası Salazar Slytherin'in soyundan geldiği için kızının mükemmel biri olması konusunda zorluyormuş. Egosu tavan yapmış bir adam. Kızı sürekli sevgi muhtaçlığı çekiyormuş. Soylu bir aileden geldiğini öğrenen Tom, iyice güçlü bir büyücü olmak istiyor."

"Peki ne yapmayı düşünüyorsunuz profesör?" dedi merakla Hagrid.

Profesör Dumbledore başını önüne eğdi. Ses yakından geliyordu. İkisi Tom'un olduğu yere yaklaşıyorlardı. Diğer taraftan sessizce geçip gittiler. Tom'un yüzünü öfke bürüdü. Hızla oradan uzaklaşıp yatakhanesine gitti. Kapıyı kapayıp sırtını dayadı. Derin derin nefes aldı, gözlerini açıp kapattı. Sabah olmuştu büyük salonda kahvaltı merasimi başlamıştı. Tom oldukça sakin görünüyordu. Hagrid su dolu sürahiden bardağına su döktü. Başını kaldırıp iki ögrenciye baktı:

"Bugün sihirli yaratıkların dersini işleyeceğiz yani alıştırma.Tehlikeli bir derstir, eminim bu derste sıkılmazsınız. Tom heyecanlandın mı bakalım?"

Tom şaşırarak Hagrid'e baktı:

"Evet profesör biran önce derse başlamak istiyorum" dedi.

Grace'e bir bakış attı:

"O zaman gidelim, afiyet olsun" dedikten sonra Hagrid masadan kalktı. Hagrid ve iki öğrenci yasak ormanda derse başlamışlardı. Hagrid yüksek sesle:

"Ben bu okulun bekçisiyim yani anahtarlara göz kulak olurum ama hayvanları sevdiğim için profesör Dumbledore bana bu dersin profesörlüğünü yapabilir misin? diye sorunca bende hemen kabul ettim. Patlar uçlu kelebekler, hipogrif ve testraller var. Bu dersi uygulamalı olarak anlatıyorum. Şimdi sizi bir dostumla tanıştıracağım. Hazır mısınız?" deyip bir tane sandığı yerde sürükleyip çocukların yanına getirdi. Cüssesi güçlü olduğu için hiç zorlanmadı:

"Yasak ormanda saklayıp besliyordum. Önce gizlice beslediğim için Dumbledore bana kızmıştı ama sonra izin verdi" deyip gülümsedi.

Hagrid sandığı açtı ve içindeki arkadaşına seslendi:

"Haydi dostum, çıkabilirsin" demesiyle beraber siyah bir örümcek sandıktan dışarı çıktı. Onu gören Grace çığlık çığlığa kitaplarını yere atıp Tom'un kucağına atladı. Hagrid onu sakinleştirmeye çalıştı:

"Korkmana gerek yok, o zararsız bir örümcektir."

Tom kahkaha içinde:

"Doğru. Eğer zararı olsaydı profesör Dumbledore burda kalmasına izin vermezdi öyle değil mi efendim?"

"Arkadaşın haklı Grace. Şimdi lütfen sakin ol. Ayrıca arkadaşım da senden korkmuş."

"Sizin hayvanlarla dost olmanız da bayağı tuhaf. Demekki hayvanlarla dost olmak kötü birşey değilmiş."

"Haklısın Tom. Hatta insanlardan daha iyi dost olabiliyorlar. Ama unutma kötü hayvanlardan dost olunmaz, insanlarla da" dedi.

Tom ona hareketsizce baktı. Hagrid ellerini iki yana açarak;

"Grace bu örümcek hakkında birkaç şey söylemek ister misin?"

Tom'un kucağında korkudan ödü patlayan Grace titrek sesiyle;

"Korkutucu" dedi.

Tom gülümseyerek ekledi:

"Bu örümceğin türü acromantuladur. Sekiz göze sahip tüylü bir yaratıktır. Şimdi biraz küçük olabilir ama çok büyük olacağına adım gibi eminim."

Örümcek korkunçluğuyla sandığın yanında durmuştu ve konuşmaya başladı:

"Evet haklısın çocuk."

Grace titreyen baş parmağıyla örümceği işaret etti;

"Bu örümcek konuşabiliyor Hagrid. Bu normal bir şey mi?"

Tom kucağındaki mız mız ve korkak kızı nazikçe yere indirdi:

"Neden bu kadar şaşıyorsun ki?"

Hagrid örümceğin yanına gitti:

"Evet normal çünkü bu konuşabilen bir örümcek. O yüzden benim için çok değerli. Yasak ormanda daha neler var neler? Bugünki derste ona dokunmanızı, iletişim kurmanızı isteyeceğim. Yalnız zehiri vardır dikkat edin."

Bu cümleyi söylerken Tom 'a bakıp göz kırptı. Grace geriye doğru adım atarak:

"Asla o şeye dokunmam profesör. Bunu benden istemeyin lütfen."

Tom örümceğe doğru yürüyüp dizlerinin üstüne oturdu. Örümcek iri olan gözleriyle baktı:

"Merhaba örümcek benim adım Tom Marvolo Riddle. Senin adın ne? Herhalde bir ismin olmalı."

Örümcek iri siyah renkli gözleriyle ona bakıyordu:

"Benim adım Aragog. Tanıştığıma memnun oldum."

Hagrid arkada olanları hayretle izliyordu. Kendini sirkeleyip konuştu:

"Afferin Tom, görüyorum ki hayvanların dilinden anlıyorsun gayet başarılıydın."

Tom sessizce:

"Evet efendim" dedi.

Ayağa kalkıp köşeye geçti. Hagrid Grace'e gözlerini dikip:

"Sıra senin Grace yapabilirsin. Sana güveniyorum."

Grace başını olumsuzca sallayınca Hagrid arkadaşını tekrar sandığa koyup kilitedi. Anahtarı da cebine attı:

"Şimdilik bu kadar yeterli. Haydi okula geri dönün" dedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.