İçeriğe geç

DARK LEADER

Bölüm 4 · 6 dk okuma

DARK LEADER

Bölüm 4

SİVRİ ZEKA

Bütün öğrenciler yataklarına gidip uyumuşlardı. Gryffindor'lu Alfred hariç. Tom bugün onu ailesi hakkında nasıl da küçümsemişti? Nasıl oluyordu da Tom ailesi hakkında bu kadar şey biliyordu? Bunu kendine yediremiyor ve Tomu aklından bir türlü çıkartamıyordu:

"Öylece durmamalıyım, ona haddini bildirmeliyim" diye içinden söyleniyordu.

Hemen yatağından çıkıp Slytherin binasına gitti. Yatakhanenin kapısının önüne geldiğinde ise vazgeçmeyi düşündü bu yüzden kapıyı tıklatmadan arkasını döndü. O sırada bir ses duydu:

"Zavallı çocuk Alfred yoksa Freddy mi demeliydim? Yürekliymişsin diye düşünürken korkak olduğun bariz ortada."

Yavaş yavaş Alfred'in yanına yaklaştı. Alfred yumruklarını sıkarak boğazını da temizledikten sonra konuştu:

"Bana bak seni ucube. Nasıl yaptın bilmiyorum ama, bu senin yanına kalmaz. Çünkü ben senden korkmuyorum."

Tom kahkaha atarak:

"Ah evet bunu profesör Dumbledore'a yetiştiren Alfred mi söylüyor ha? Sen benim daha neler yaptığımı bile bilmiyorsun. Ben seni istesem şu an burada mahvederim, ve sen bunu anlamazsın bile."

Alfred dişlerini sıkıp kendini Tom'un üzerine atarak onu boğmaya çalıştı. Bu durum Tom'u sadece güldürmekten başka bir işe yaratmıyor gibiydi. Alfred bunun üzerine daha da sinirleniyordu. Sesi duyan Slytherin'li öğrenciler hemen yataklarından çıkıp kapıyı aralayıp izlediler. Bu arada profesör McGoNagall, profesör Horace, Albus Dumbledore ve okul hademesi Argus Filch'te koșa koşa ne olduğunu görmeye geldiler. Alfred'i Tom'dan ayırmak hiçte kolay olmadı. Bütün öğrenciler olayın şokundayken profesör Dumbledore bağırdı:

"Herkes yatakhanesine dönsün. Siz ikiniz benim odama."

Slytherin ve Gryffindor'un arasındaki rekabet bu yaşanan olayla dahada alevlenecek gibi gözüküyordu. Dumbledore ayakta durmuş karşısında duran iki öğrencisine baktı;

"Eğer yetişmeseydik napardın Alfred? Arkadaşın Tom 'u yaralayıp ceza mı alırdın? Yoksa daha kötüsünü yapıp okuldan mı kovulurdun? Yada hiçbir şey yapmayıp yatağında mışıl mışıl uyur muydun?"

Alfred başını kaldırıp profesör Dumbledore'a:

"O benim arkadaşım falan değil efendim" deyip başını tekrardan önüne eğdi.

Tom gözlerini devirerek:

"Efendim arkadaşın sanırım empati duygusu gelişiyor olmalı. Zira benim yaşadıklarımda bunlardan ibaret. Kendisi mübalağa etmiş durumda. Oysaki ben alışmış sayılırım. Bu kadar zayıf ruhlu olduğunu bilseydim, gerçekleri hiç söyler miydim" dedi.

Dumbledore o an Riddle'ın dişünceleri okuduğunu anladı. İki kaşını da yukarı kaldırdı:

"Sadece senin duymaktan korktuğun şeyleri söyledi. Herkesin hayatında ailevi sorunları olabilir. Bunlar doğal şeyler, ve sizler henüz daha çok gençsiniz. Eğer sen bu sözleri duyduktan sonra öfkeni bastıramamış isen, Tom'u da bir düşün istersen. Gelin ikinizde birer antlaşma yapın, sen Tom hakkında konuşma, Tom'da senin ailen hakkında konuşmasın."

Tom başını "olur" anlamında salladı. Dumbledore Alfred'e doğru eğilerek:

"Yoksa aksi taktirde ikinize de ceza veririm" dedi.

O zaman Alfred ikna olmaya ve Tom'dan uzak durmaya mecbur kaldı. İkisi Dumbledore'un odasından çıktı. Tom Alfred'in kulağına fısıldadı;

"Bu gerçeklerle yaşamaya mecbursun. Bak bana bende öyle yapıyorum."

Alfred ona sinirli bir bakış atıp hızlı adımlarla oradan uzaklaştı. Hogwarts'ta yeni bir gün doğuyordu, dördüncü günün sonunda çocuklar yarıyıl tatiline gireceklerdi. Herkes büyük salonda yerlerini almış Dumbledore'un "başlayın" demesiyle kahvaltlarını yapıyorlardı. Bütün öğrencilerin konusu hala iki gündür yaşanan tatsız olayın kahramanları Tom ve Alfred'ti. Tom tüm bakışlar altında gevreğini yiyordu. Grace onu seyretmekteydi. Yukarıdan bir kaç baykuş uçup öğrencilerin masalarına aileleri, akrabaları, arkadaşları tarafından gönderilen hediyeleri bırakıyordu. Hediyelerini açıp bakan öğrenciler arasında hiçbir zaman Tom bulunmazdı. Bu durum onu rahatsız etmezdi. Alfred kendisine uzun zamandır hediye gelmediğini farketti. Aslında önceleri hep bir bahaneyle kendini yatıştırırdı. Ama bu sefer nedenini biliyordu. Tom'un ağzından duymuştu bizzat acı gerçeği. Tom'un ona baktığını ve pis pis güldüğünü gördü. Başını hemen başka tarafa çevirdi. Öğrenciler kahvaltı bitince birazdan başlayacak olan biçim değiştirme dersi için sınıfa doğru gittiler. Grace hızlı adımlarla Tom'a yetişmeye çalışarak önünü kesti:

"Merhaba" dedi.

Tom ona aldırmaksızın yürümeye devam etti:

"Çekil şurdan."

Onu eliyle öteye iteledi, Grace konuşmaya devam etti:

"Sana o gün için hem teşekkür edip hemde özür dileyecektim."

Kızı kolundan kaptığı gibi duvara kadar sürükledi;

"Bak ben senin sandığın gibi biri değilim uzak dur benden."

Grace ona gülümsedi. Tom başını iki yana sallayarak, Grace'in yanından ayrıldı. Arkasından cırtlak sesiyle bağırdı:

"Biz birbirimize benziyoruz Tom. İstersen ben seninle arkadaş olabilirim. Hem bu sayede artık yalnız olmazsın."

Tom bir adım attıktan sonra durup ona döndü:

"Seninle neden arkadaş olayım ki? Benim buna ihtiyacım yok. Zaten akılsız çocukların hedefi olduk birde seninle arkadaş olursam, katiyyen onların dilinden kurtulamam."

"Bende yalnızım, kimse beni sevmiyor. Herkes benimle çirkin diye alay ediyor."

Hemen cırtlak sesiyle ağlamaya başladı. Tom dudağını büzerek onu izledi sakin ses tonuyla:

"Evet gerçekten de öylesin" dedi.

Sonra arkasını dönüp gitti. Grace yere kapaklanıp salya sümük ağlamaya devam etti. McGonagall öğrencilerine döndü:

"Biçim değiştirme hakkında biraz konuşmak isteyen var mı?" diye sordu.

Tom parmak kaldırıp söz almak istedi. Profesör McGonagall bir el işareti yapıp konuşmasını söyledi:

"Biçim değiştirme büyüsü sihir dünyasında çok karmaşık bir sihirdir. Bazı öğrenciler öğrenmekte zorluk çeker."

Gülümseyip öğrencilere bir bakış atarak:

"Tabii ben hariç" dedi.

Profesör McGonagall ciddiyetle devam etti:

"Her neyse, ilk derslerde de söylediğim gibi dalga geçen olursa pılını pırtını toplar burdan gider ve bir daha asla geri dönemez."

Hala ayakta duran Tom bu sözlere aldırmaksızın bilgi vermeye devam etti;

"Biçim değiştirme bir objeyi başka bir objeye çevirme büyüsüdür. Cansız varlıkları da canlıya çevirmek mümkündür yada tam tersi. Bazı biçim değiştirme büyüleri bir şeyin sadece bir parçasını etkileyebilir, örneğin bir insanın kulağını tavşan kulağına çevirmek gibi. Biçim değiştirme, antik çağlarda uygulanan bir büyüydü. Yunanistan'ın aeaea adasında yaşayan cadı kadın Kirke, kayıp denizcileri birer domuza çevirmişti. Biçim değiştirmenin tam tersi ise biçim dönüştürmedir. Biçim değiştirme kanunlar Gamp tarafından hazırlanmıştır. Örneğin; bir yemek asla yoktan varedilemez, yalnızca başka bir yerden çağırılabilir" deyip yerine oturdu. McGonagall kafasındaki şapkasını hafif eğerek:

"Aferin Tom Slytherin 10 puan. Bizi aydınlattığın için teşekkür ederiz. Her zaman ki gibi dersine iyi çalışmışsın bay Riddle."

Profesör McGonagall masasına dönüp kafesin içindeki böceği çıkartıp öğrencilere gösterdi:

"Bugün ki dersimiz de şu elimde tuttuğum böceği, birer düğmeye çevireceksiniz. Hadi hemen başlayın."

Birçok öğrenci başarabilmişken birçoğu da tam anlamıyla başarısız olmuştu. Tom asasını kaldırıp sihirli kelimeyi söyledi. Önündeki böcek büyük siyah bir düğmeye dönüştü.

Profesör McGonagall öğrencilere "ders bitmiştir" dedikten sonra önündeki böceği pembe büyük bir düğmeye dönüştürdü.

Tom kütüphanede biçim değiştirme kitabıyla ilgili bilgi veren kitaplara göz gezdiriyordu. Grace biran Tom'un önünde belirdi:

"Sürpriz."

Tom kitabından gözünü ayırmaksızın bu duruma sessiz kaldı. Kafasını kaldırma zahmetinde bulunmadı bile. Çirkin Grace konuşmaya devam etti:

"Bugün biçim değiştirme dersinde oldukça iyiydin."

Artık biraz ona cilve yapıyor gibiydi. Tom kitapları tek tek raflarda inceleyip eline alıyordu. Birkaç tane kitabı alıp masaya oturdu. Grace masanın üstüne oturdu:

"Seni ilk okulda gördüğümde ne kadar yakışıklı bir çocuk demiştim. Gizemli ve soğukkanlısın diğer çocuklardan çok farklısın. Bilgili, cesaretli, açıksözlü birisin."

Tom başını kaldırıp ona baktı ve gülümsedi:

"Sen beni Edward Jack'le karıştırdın herhalde?" dedi.

Grace duraksadı, Tom devam etti:

"Yarın aşk iksirin tamamlanacak. Gryffindor'lu Edward Jack'e içirecektin öyle değil mi? Yoksa arkadaşın Olive seninle dalga geçtiği için vazmıgeçtin? Bir keresinde onunla konuşan Lisa'yı kızlar tuvaletinde sıkıştırıp tehdit etmiştin hatırladın mı? Peki ya süpürgesine yaptığın büyüyü unuttun mu? Hani düşüp kolunu kırmıştı."

Sonra başını önündeki kitaba doğru eğdi. Grace homurdanmaya başladı:

"Evet yaptım, kabul ediyorum. Onlar benimle dalga geçip alay etsinler bende sessiz sakin mi durayım? Kıskandığım için böyle bir şey yapmıştım."

Masadan inip Tom'un önünde duran kitabı eline aldı. Bir hayli sinirlenen Tom ona sinirli sinirli baktı:

"Hemen kitabımı bana geri ver Grace."

Kitabı elinde sallayan Grace:

"Kolaysa gel de al" dedi.

Tom hemen ayağa kalktı. Grace'e gözlerini dikip kütüphaneden uzaklaştı. Onun gidişini gören Olive arkadaşının yanına geldi. Şaşırmış bir şekilde:

"Az önce ne oldu burada?" diye sordu.

Grace elinde tuttuğu kitapla beraber arkadaşına cevap vermeden yanından ayrıldı.

Bölüm sonu

1 yorum