Hogwarts ögrencileri profesör Horace Slughorn'un iksir dersine girdiler. Profesör onlara kitapları açıp amortentia iksirini yapmalarını söyledi. Öğrenciler hemen kitaplarını açıp istenilen iksiri yapmaya koyuldular. Önlerinde duran kazana 2 tane büzüşmüş incir, 3 tutam kırmızı neurtistia yaprağı tozu, 4 tane yapışkan sekizli etçil yonca, 2 damla neşelenme iksiri ve 8 parça ince kesilmiş pembe sertunio sapı koyup karıştırdı. Bütün malzemeleri bulmakta pek kolay değildir. Herkes iksirini büyük bir itina ile hazırladı.
Profesör Horace öğrencileri teker teker kontrol ediyordu. Son olarak Tom'un yanına geldi. Tahmin ettiği gibi öğrencisi iksiri büyük bir başarıyla hazırlamıştı. Yanında durup ona gülümsedi
"Aferin Tom Slytherin 10 puan."
Slytherin'iler büyük bir çığlık atıp coştular. Tom başını kaldırıp profesöre gülümsedi. Öğrenciler dersleri bittiği için kitaplarını alıp sınıftan çıkarken profesör onlara seslendi:
"Hazırladığınız iksirler 3'üncü günün sonunda hazır olacaktır. Ödevinizde şudur amortentia; iksirini biraz daha kütüphaneye gidip araştırıp 3 gün sonra görüşürüz."
Çocuklar dağılınca Tom profesörle başbaşa kaldı. Bu çocuk her zaman mimiklerini çok iyi kullanırdı. Dumbledore'a göre çok güzel rol oynardı ve herkesi inandırırdı. Parlayan gözleriyle profesörün yanına yaklaştı:
"Sayın profesör bana iksirlerle ilgili daha önemli bilgiler verir misiniz?"
Profesör gözlerini irice açt:
"Zaten gereken bilgileri derste görüyorsun Tom. Hem işine yarar mı? hiç sanmıyorum" dedi.
Sonra defterini kitabını masadan alıp koltuk altına yerleştirerek Tom'un yanından geçti. Geçerken de elini Tom'un omuzuna koydu. Herkes bir sonra ki kehanet dersine girmek için sınıfa doğru yürüyorlardı. Bazı kız öğrenciler aşk iksirini kimin için hazırladıklarını söyleyip kulaktan kulağa fısıldaşıyorlardı.
Konuşulanları Tom'da duyuyordu ve bu yüzden onların aptal olduğunu düşünüyordu. Grace arkadaşı Olive Honby'le konuşuyordu:
"Ben iksirimi Gryffindor'lu Edward Jack için kullanacağım."
Arkadaşı ona alaycı alaycı baktı:
"Sen mi? güldürme beni" diyerek kahkaha attı.
Arkadaşının böyle konuşmasına sinirlenen Grace onun yanından hızla ayrıldı. Tom'u farketmeyen kız ona çarptı ve ikisi yere kapaklandı. Herkes onların etrafına toplanıp dalga geçti. Zaten okulda sıkça dalga geçilen kişi onlardı. Gryffindor'dan bir öğrenci hemen konuşmaya başladı:
"Baksanıza uyumlu çiftlerimize, ikisi de ucube. Bahse girerim ki bunlar yakında sevgili olur."
Tom öfke içinde Grace'e baktı:
"Etrafımdaki kişilerin dalga geçmesi yetmiyormuş gibi, birde senin yüzünden gündem olduk iyi mi?"
Grace özür dileyerek ağlamaya başladı. Gryffindor'lu cesaretli Alfred söze atıldı:
"Unutma ki Tom sen bir Mugglesın. Babanla beraber ucubenin tekisin. Tek başınasın, hiç arkadaşın yok. Senden korkan iki üç zavallı hariç. Onlarda sanırım senin gibi birer Muggle."
Herkes gülmeye başladı. Tom sinirle kalkıp Alfred'i iteledi:
"Hakkımda düzgün konuş. Yoksa seni doğduğuna pişman ederim. Sen nesin peki? Senin annen baban seni hiçbir zaman sevmediler. Bu yüzden hep tartıştılar sonra ikisi ayrıldı, ve annen baban seni buraya Hogwarts'a gönderdiler. Hani hep geri gelecekler diye düşünüyorsun ya, asla geri dönmeyecekler. Baban yasal suçlara karışırken yakalamışlar. Annen de bir Muggle ile evlenip hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam etmiş. Peki çocuğu olmuş mu? elbette olmuş. Adını hep koymak istediği ismi yani, Freddy koymuş. Senden bahsetmemiş bile, yoksun sen yoksun. Hani senin şu hep hayalini kurduğun oda varya, iște biricik annen Christine, Freddy'in odasını senin hayalindeki gibi döşemiş senden geriye bir tane sadece bir tane arta kalan küçüklük fotoğrafını gören Freddy annene "Anne bu kim?" diye sorduğunda annen "hiç kimse" diyerek geçiştiriyor. Buda senin hayat hikayen. Şimdi eğer bir daha benim hakkımda konuşacak olursan, bence iki kere düşün" deyip ona omuz atarak hızla sınıfa doğru yürüdü.
Alfred duydukları karşısında hıçkırıklara boğuldu. Öğrenciler sessiz sessiz dağılmaya başladılar. Grace Tom'u hayranlık içerisinde izlemişti. Profesör Trelawney'in dersi sorunsuz bir şekilde geçmişti. Öğrenciler sınıftan ayrıldılar. Minerva McGonagall dışarda oturan Tom'un yanına gelerek eliyle işaret etti;
"Bay Riddle benimle Dumbledore'un odasına geliyorsunuz hemen."
Boş koridorun ortasında duran oluğa ellerini havaya kaldırıp "limon şerbeti" dediği anda oluk hareket ederek iki tarafa dönüp açıldı. Bu Dumbledore'un ofisine çıkan merdivenlerin parolasıydı. Tom yüzünü profesör McGonagall'a döndü:
"Size iyi şanslar bay Riddle" deyip oradan uzaklaştı. Tom Dumbledore'un kapısını bir kez tıklattı. İçerden tok bir ses ona: "içeri gel Tom" dedi.
Tom içeri girdiğinde Dumbledore dairesel ofisindeki sandalyesinde oturmuştu. İçten bir gülümsemeyle:
"Seni buraya neden çağırdığımı biliyorsundur herhalde?" diye sordu.
Tom'dan çıt çıkmadı. Kısa süren bir sessizlikten sonra Dumbledore tekrar konuştu:
"Tamam ben söyleyeyim o zaman. Bugün olanlar bazı arkadaşları hem güldürmüş hem korkutmuş, hemde şaşırtmış. Bu doğru mu?"
Tom her zamanki zekasıyla yanıt verdi:
"Siz duyduğunuza göre doğrudur efendim."
Dumbledore ona uzun uzun baktı ve sandalyesinden kalkarak masasının önüne geçti. Tom'un omuzuna iki elini bıraktı:
"Senin özel bir çocuk olduğunu her zaman söylemişimdir. Artık buradasın bizimlesin. Geçmişin hiç önemli değil, zamanla unutursun. Yoksa hala yetimhanede mi olmak isterdin?"
Tom kaşlarını hafif çatarak:
"Eh, burası da fena sayılmaz tabii. Herkes tarafından dışlanıyorum, herkes bana ucube diyor kimse beni sevmiyor, hiç arkadaşım yok, yani yine yalnızım."
Dumbledore ellerini Tom'un omuzundan çekti:
"Bugün yanıma Gryffindor'lu Alfred geldi. Ona ailesi hakkında herşeyi söylemişsin. Bunu nasıl yaptığını sordu bana, birşey diyemedim. Şimdi bende sana soruyorum bunu nasıl yaptın?"
"Bu doğuştan gelen bir yetenek. Aslında siz nasıl yaptığımı biliyorsunuz efendim öyle değil mi?"
Ellerini arkadan birleştirdi, Dumbledore'un karşısında dik ve cesur duruyordu. O hep böyle dururdu. Kararlı, ciddi, korkusuz ve asil. Dumbledore yine ona tebessüm ederek anka kuşunun yanına gidip başını okşadı:
"Evet öyle. Bir şey daha bugünki iksir dersinde profesör Horace'den daha önemli bilgiler öğrenmek istediğini söylemişsin."
"Benim bilgiye aç bir öğrenci olduğumu biliyorsunuz. Beni buraya getirirken de bunu biliyordunuz profesör. Sadece öğrendiğim bilgilerin basit şeyler olduğunu düşünüyorum. Bunlar bana yetmez, ben daha yararlı bilgiler öğrenmek istiyorum."
Dumbledore bu gocuğun çok tehlikeli olduğunu düşünüyordu. Verdiği cevaplar, yaptığı hareketler; gösterdiği başarılar, bu kadar meraklı olup ve akıllı olması. Dumbledore Fawkes'in başını birkez daha okşayıp masasına doğru yürüdü:
"Her neyse söylediklerimi unutma. Arkadaşlarına karşı biraz daha dikkatli davran olur mu Tom?"
Bir kaşını yukarı kaldırıp sırıtan Tom arkasını dönüp hemen odadan çıktı.
