Herkes büyük salonda toplanmış, akşam yemeği yemek için masada bekliyorlardı. Dumbledore heybetli görünüşüyle ayağa kalktı. Güçlü sesiyle öğrencilere seslendi. Ortam çok gürültülü olduğu için sesini kimse duymadı. Birden her yerden duyulacak güçlü bir tonda bağırdı:
"Sessizlik."
Herkes susup Dumbledore'a doğru baktı. Büyücü dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Yüzündeki tebessümle devam etti:
"Sevgili Hogwarts öğrencileri, noel yaklaşıyor. Tabii ki onunla beraber tatil de. Umarım güzel bir yıl geçirirsiniz. Şimdi yemek yemeye başlayabilirsiniz, afiyet olsun."
Öğrenciler yine kendi aralarında sohbet ederek yemek yemeye başladılar. Yalnız biri hariç, o Tom Riddle. Her zaman yüzü asıktı, hiç gülmezdi. Sadece kötü olan şeylere gülerdi, o bir Slytherin'liydi. Yaptığı büyük bir araştırma sayesinde annesinin gerçekte Slytherin'li babasının ise bir Muggle olduğunu öğrenmişti. Bu yüzden babasından her zaman nefret etmişti. Gözü Dumbledore'a ilişti. Bir ara büyücüyle göz göze geldi. Uzun uzun bakıştıktan sonra Tom Dumbledore'a sırıttı. Bu bakış, bu gülüş sizce Dumbledore'u korkuttu mu? Yoksa endişelendirdi mi? Bana sorarsanız her şey olabilir.
Öğrenciler uyumak için yatakhanelerine gidiyorlardı. Slytherin odası yeşil ve gümüş rengiyle büyüleyici bir güzelliğe sahipti. Bina göl manzaralıydı. Öğrenciler gölün altndaki ilginç yaratıkları, dev balığı, ve gemi enkazını görmekten büyük haz alırlardı. Tom kendini deri koltuğuna attı. Odaya gelen öğrenciler hızlı bir şekilde yataklarına geçip uyumaya çalışıyorlardı. Çocukluğunda hep dışlanmıştı, herkes onu "içine kapanık çocuk" diye adlandırırdı. Yetenekleri vardı, kendini her zaman geliştirirdi çünkü her zaman bilgiye açtı, tam bir büyücüydü. Yeteneklerini farklı anlamlarda kullanırdı, Dumbledore bunun farkındaydı onu gizliden gizliye takip ederdi. Aslında Tom Dumbledore'dan korkardı, çünkü onun güçlü bir büyücü olduğunu bilirdi. Düşünmeyi bırakıp, başını geriye attı ve gözlerini uyumak için zorlukla kapadı.

