İçeriğe geç

DARK LEADER

Bölüm 20 · 7 dk okuma

DARK LEADER

Bölüm 20

TUZAK

Sabah olmuştu. Tom yatakta gözlerini ovuşturdu ve ayaklarını dışarı sarkıttı. İçi huzur doluydu yavaş yavaş artık emellerine ulaşıyordu. Odada ki arkadaşları da hafiften uyanıyorlardı.

John Tom'a gizliden bakıp Polly'e döndü:

"Arkadaşlarımın ölümüne en çok o seviniyor."

Grace sakince oturmuş arkadaşlarını dinliyordu. Jullian profesör Dumbledore'u çenesiyle gösterdi:

"Profesör artık herşeyin farkında, Tom'un en ufak bir yanlışında darbeyi indirecek."

Olive Tom'un bakışını görüp kafasını çevirdi fısıldayarak:

"Ama o hala tehlikeli."

Jullian sessizce oturan arkadaşını omuzuyla dürttü;

"Grace hani sen zaaf falan diyordun, zaman falan diyordun. Ne bekliyoruz hala zamanı gelmedi mi? Yoksa onu unutamadın mı?"

Polly başını eğip sessiz sessiz:

"Elindeki kozu ona karşı kullansana, Seni üzen birini ne diye koruyorsun ki? Arkadaşlarımız onun yüzünden vahşice öldürüldüler."

Profesör Dumbledore ayağa kalktı. Öğrenciler ona kafalarını çevirdi;

"Bugün bütün derslerinize aralıksız gireceksiniz. Yalnız hayvan bakımı dersinizi es geçiyoruz. Hagrid biraz rahatsız. Yaşadığı olayı atlatamadı. Dostunun öğrencilere zarar verdiği gerçeğini kabullenemiyor."

Biçim değiştirme dersi başlamıştı. McGonagall sınıfın kapısını ardına kadar açıp masasına doğru ilerlerken konuştu:

"Önünüzde duran çaydanlıkları kurbağaya dönüştürmenizi istiyorum. Haydi hemen başlayın."

Öğrenciler gerçekten çok başarılı bir șekilde profesör McGonagall'ın isteğini yerine getirdiler. Ders bitmişti. Tom kütüphanede oturmuş kitap okuyordu. Daniel ve birkaç arkadaşı onun yanına geldi. Sandalyeyi çekip otururken hemen konuşmaya başladı:

"Tom az önce Grace ve ekibinin toplu bir şekilde koşarak kızlar tuvaletine gittiklerini gördüm."

Tom kitabı hızla kapattı gözleri fal taşı gibi açıldı:

"Nasıl yani?"

"Yanlarında özellikle Polly'in olması çok tehlikeli. Sanırsam seni kullanıp oyuna getirmek için teklif yapacak."

"Benim oyuna düşeceğimi falan sanıyor aptallar."

"Karanlıklar lordunu tuzağa düşürmek hiçte kolay olmayacak."

"Neden kapının önünde durup dinlemedin?"

"Kapının önüne Hufflepuff'tan sidikli Florya'yı nöbet diktiler."

"Kesin bu Polly'nin işidir."

"Sanmam. Zeki olduğunu düşünen Olive'in işidir."

"Ben Grace'i konuşturmasını bilirim."

"Tom bence Polly'i köşeye sıkıştırıp soruşturalım. Eğer sana cevap vermezse tehdit edelim."

Tom başını salladı. Ayağa kalkıp Daniel'in omuzuna dokundu. Rafardaki kitapları inceledi. Kızların konuşması uzun sürmüştü ama sonunda bitmişti. Öğrenciler bir sonraki muska dersine yetişmek için koridorlarda koşuşturuyorlardı. Ders başlamıştı ama Tom pek oralı değildi, hiç derse katılmıyor ve dikkatini vermiyordu. Gözlerini Polly'e dikmişti, Profesör Flitwick bugünki derste obje veya insanı yavaşlatan büyüyü öğreneceklerini söyledi. Öğrenciler asalarını kaldırıp sihirli kelimeyi söylediler:

"Aresto Momentom."

Masalarının önünde duran tavuğun hareketleri yavaşladı. Herkes hayret dolu gözlerle profesöre baktı. Profesör Flitwick onları alkışladı. Ders bitmeden önce de onlara ev ödevi verip sınıftan öyle çıktı. Tom elinde tuttuğu kitabıyla duvarın kenarına geçti. Polly ve Jullian ayak üstü laflaşıyorlardı. Slytherin'li birkaç öğrenci Tom'u görünce yanına geldiler. Tom onlarla sohbet ediyormuş gibi izlemeye devam etti. Profesör Slughorn onlara doğru geliyordu. Tom tebessüm edip profesörün önüne çıktı;

"Profesör sınıfa mı?"

"Evet haydi sınıfa ders başladı. Bugün biraz aceleciyim çünkü ders biter bitmez Hagrid'i görmeye gideceğim. Sende gelmek ister misin?"

"Tabii bir sakıncası yoksa, neden olmasın."

Profesör Slughorn gülümsedi ve sınıfa girdiler. Öğrenciler bir bir masalara geçip oturdular. Slughorn öğrencilere göz gezdirdi ve masasına geçti:

"Bugün dersi erken işlememizin nedeni Hagrid'i ziyaret etmeye gideceğim içindir çocuklar."

Grace parmağını kaldırıp indirdi:

"Profesör izniniz olursa bende gelebilir miyim?"

Profesör tebessümle:

"Tabii gelebilirsin Grace, Tom'la beraber odama gelirsiniz birlikte çıkarız."

Grace şaşırmıştı bunu beklemiyordu. Tom arkasını dönüp Grace'e öldürücü bir bakış atıp hemen önünü döndü. Profesör Slughorn öğrencilere teker teker bakıp:

"Bugün sizinle iki iksir öğreneceğiz hazırsanız başlıyorum. Yara temizleme iksiri nasıl yapılır öğreneceğiz. Ne işe yaradığı zaten adından belli. Ağaç yılanı yazdınız mı?"

Masaların yanından geçerken Tom'un olduğu masanın önünde durdu;

"Sence Tom ikinci öğreteceğim iksir ne olabilir?"

Tom başını kaldırıp profesöre baktı:

"Çöpleme?"

"Güzel tahmin ama değil. ilerleyen zamanlarda onu da öğreneceğiz. Hazır olun söylüyorum. Zekā bileyici iksir malzemeleri şunlardır; dövülmüş bok böceği."

Öğrenciler yüzlerini ekşiltip:

"Iy iğrenç" dediler.

"Öyle demeyin çocuklar. Onlar olmazsa bu iksiri yapamazsınız. Devam ediyorum; zencefil kökleri, armadillo safrast."

Hufflepuff'tan gözlüklü Benson parmak kaldırıp konuştu:

"Profesör peki tam olarak ne işe yarar?"

Tom arkasını dönüp en arkada oturan Benson'a alaycı bir bakış attı;

"İnsanın daha açık seçik düşünmesini sağlıyor. Yani sınavlara girince bu iksirden içerseniz çok başarılı olursunuz."

Sınıf katıla katıla güldü. Tom kaşlarını kaldırdı:

"Profesör peki bu iksirleri bugün yapacak mıyız?"

"Tabii ki Tom bugün yapacaksınız. Sizler kazanınıza malzemeleri eklerken ben size detayları ve ipuçlarını elbette söyleyeceğim. Hazırsanız başlayın."

Öğrenciler büyük bir titizlikle iksirlerini yapmaya koyuldular. Profesör Slughorn öğrencilerin yaptıkları iksirleri tek tek inceledi ve:

"Afferin çocuklar hepiniz gayet başarılı bir şekilde iksirlerinizi tamamladınız. Şimdi önünüzdeki tüplere dökmeden doldurun."

Öğrenciler iksirleri ayrı ayrı tüplere dikkatle döktüler. Daniel'in elinin titrediğini gören Tom ona yardım etti. Slughorn Tom'un yanından geçerken başını okşadı. Masaya kalçasını dayayıp kollarını bağdaş yapıp konuştu:

"Ev ödeviniz şu; çıban iyileştirici iksiri nasıl yapılır? malzemeleri nelerdir? Kitabınızdan yardım alabilirsiniz eğer bilgiler yeterli olmazsa kütüphaneye gidip "iksir bilimleri" adlı kitabı okuyabilirsiniz ders bitmiştir çocuklar."

Öğrenciler kitaplarını masanın üzerinden toplayıp sınıftan çıktılar. Akşam olmuştu ve yemek merasimi başlamıştı. Öğrenciler sessiz sedasız yemeklerini yiyorlardı. Yatmaya gittikleri zaman profesör Slughorn Tom'a göz kırptı. Büyük salondan çıktıklarında Tom Grace'in onu takip ettiğini gördü. İkisi koridorun köşesinde biraz bekledikten sonra profesör Slughorn'un kapısını çalan Tom oldu. Kapı açılınca ikisi bir adım geri attılar. Slughorn dışarı çıkıp kapıyı kapattı. Önünü dönüp onlara baktı:

"Haydi gidelim."

Profesör önde yanında Tom ve en arkada Grace okuldan çıktılar. Tepeden aşağı inip Hagrid'in evine vardılar. Profesör kapıyı tıklattı. Biraz geçtikten sonra Hagrid kapıyı açtı. Yüzündeki hüzün çok belli oluyordu. Grace kollarını açıp ona sarıldı. Tom bıkkınlıkla gözlerini çevirdi. Hagrid bu tatlı sarılmaya karşılık verdi. Profesör Slughorn gözyaşlarını sildi Tom gülümseyerek:

"Profesör çok duygusalsınız."

"Evet öyleyim Tom."

Hagrid gözyaşlarını silip tebessüm etti:

"Ne duruyorsunuz gelin haydi."

Hep birlikte içeri girdiler. Hagrid konuklarına çay ikramında bulundu. Tom çayından bir yudum alıp dudağını emdi. Hagrid sakalını sıvazladı:

"Aragog giderken son defa bana baktı. Normalde her söylediğimi yapardı ama bu günlerde halinde bir tuhaflık vardı. Nasıl yaptı nasıl zarar verdi anlamadım?"

Profesör Slughorn ağzını sildi:

"Hagrid peki sen nasıl müdahale edemeden durdun? Profesör Vector sana donma büyüsü yapıldığını söyledi."

"Kim neden böyle birşey yaptı ki?"

"Asıl en şaşırtıcı olan o yılanın sana hiç birşey yapmadan gitmesi."

"Evet. Sonra Aragog'ta onun peșinden gitti,"

Tom boğazını temizledi:

"Profesör Hagrid benim de merak ettiğim bir husus var cesetlere ne yaptınız?"

"Ailelerine haber verildikten sonra cesetleri alıp kabristana götürüp gömdük. Çok zordu aileleri perişan olmuştu."

Tom bıyık altından:

"Beter olsunlar" dedi. Grace gözyaşlarını sildi:

"Aslında Aragog'u sinir etmeseydiler o'da bu kadar öfkelenmezdi. Albert'ın yaptığı hareket çok yalnıştı."

Profesör Slughorn Grace'e döndü:

"Albert ne yaptı da Aragog çıldırdı?"

"Tom'a her zamanki gibi laf yetiştiriyordu. Aragog onu yapmaması için uyardı. Ama Albert onun dediğine aldırmadan devam etti. Sonra da Aragog'a kötü birşey söyledi. İşte işler o anda çığrından çıktı."

"Tom sen onları kışkırtın mı?"

Tam ağzını açar açmaz onun yerine Grace cevap verdi:

"Hayır profesör. Onun ağzından kötü bir söz bile çıkmadı."

Tom şaşırmış bir şekilde Grace'e bakıyordu. Profesör Slughorn Hagrid'e baktı:

"Aragog hala aynı mağarada mı saklanıyor?"

"Bu olaydan sonra Aragog aynı mağarada saklanmaya devam eder mi profesör?"

Profesör Slughorn Tom'a baktı;

"Haklısın Tom ama yinede gidip bir oraya bakmak gerekir."

"Onu bulmak için yılanı takip etmeliyiz."

Hagrid bardağı masaya bıraktı. Grace soğumuş çayından içti. Tom Hagrid'in bacağına dokunup onu teselli etti:

"Profesör Hagrid artık üzülmeyin. Bakın bizler buradayız sizle beraberiz. Aragog bence geri gelecektir ve sizi bulacaktır."

Hagrid gülümsedi elini Tom'un elinin üzerine bıraktı. Profesör Slughorn odasına girdiği zaman Tom topuğunun üzerinde kalkıp başını hafif eğdi:

"İyi geceler profesör."

Kapıyı tutan profesör sevimli ses tonuyla:

"Sizede çocuklar. Bugün benimle geldiğiniz için çok teşekkür ederim."

Tom başını salladı. Grace ellerini önünde kavuşturdu;

"Gelmeme izin verdiğiniz için bende size teşekkür ederim. Profesör Hagrid'i merak ediyordum onu görmek bir nebzede olsa içimi rahatlattı."

"Sizin dostluğunuz, sevginiz ve enerjiniz ona zamanla ilaç olacaktır."

İkisi profesöre kapı kapanmadan önce tebessüm ettiler. Kapı kapandığı gibi Tom Grace'in kolunu tutup çekiştirdirdi:

"Ne yapmaya çalıştığını bilmediğimi sanma. Dumbledore'la arkamdan kuyumu kazıyorsun öyle değil mi?"

Grace acıyla kolunu kurtarmaya çalıştı:

"Bırak kolumu."

Tom Grace'in kolunu daha da sıktı.Dişlerinin arasından konuştu:

"Birde benim avukatlığımı yapıyor gözümü boyayacağını mı sandın?"

Grace ona gözlerini dikti:

"Peki sen, profesör Hagrid'in evine nasıl utanmadan geldin? Nasıl onu teselli etmeyi başardın? Aragog'un kafasını bulandıran sensin. Yılanın da onunda nerde olduklarını bilen tek kişi sensin."

"Bir tek suçlu ben miyim? Sen ve o cadı arkadaşların, Edward, Alfred ve diğerleri sizler de Aragog'u beni öldirmesi için tehdit ettiniz."

"Benim bununla bir ilgim yok."

Tom kolunu bırakıp onu öteye iteledi ve kahkaha atıp sonra hiç birşey olmamış gibi kaşlarını çattı:

"Gerçekten mi?"

Grace kolunu tutmuştu;

"İnan bana."

"Tamam o zaman. Sana bir soru soracağım bana doğruyu söyle. Bugün arkadaşlarınla beraber kızlar tuvaletinde toplanıp neler konuştunuz?"

Grace Tom'a boş boş bakıyordu:

"Hiç birşey."

"Bu birinci yalanın."

"Doğru değil. Sence kızlar tuvaletinde ne işimiz olabilir?"

"Bu ikinci."

"Düşüncelerimi okuyup öğrenebilirsin."

"Benim amacım sana itiraf ettirmek. Bu sebeple elimde koz olarak kullanabilirim."

Grace yüzünü astı. Tom omuz silkip alaycı ses tonuyla:

"Ne yaparsanız yapın beni yenemeyeceksiniz."

Slytherin binasına doğru yol aldı, Grace onun ardından bakakaldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.