Kahvaltı merasimi başlamıştı. Grace arkadaşlarına fısıldayarak konuştu;
"Tom dün beni sorguya çekti. Neler yapıyorsunuz? Kızlar tuvaletinde neler konuştunuz falan? Ama ben onun zaten düşüncelerimi okuduğunu biliyorum."
Jullian ağzını mendille sildi:
"Peki sende onu tehdit ettin mi? Biz profesör Dumbledore ile işbirliği içerisindeyiz sana kumpas hazırlayacağız falan dedin mi?"
Grace başını "Hayır" anlamında salladı. Polly kitabını masaya bıraktı ve hızlı bir şekilde konuştu:
"Gözünü korkutmamız gerek. Hepimiz dört bir yandan saldırıp kafasını karıştırmalıyız."
"Nasıl yapacağız bunu?"
"Profesör Dumbledore yanımızda olduğu sürece biz herşeyi yapabiliriz. Biz birlikte çok güçlüyüz ama o tek başına."
Grace gülümsedi.
"Tek başına mı?"
Olive nefes nefese sandalyesini çekip oturdu:
"Kızlar az önce Tom'u gördüm buraya geliyordu."
Polly ona bal kabağı suyunu uzattı:
"Sakin ol."
Birkaç dakikadan sonra kapıdan içeri Dumbledore girdi. Masasına geçip ayakta konuşmasını yaptı:
"Günaydın çocuklar nasılsınız? Bugün dışarda ne güzel bir hava var öyle değil mi? Biliyorsunuz ki kışı yavaş yavaş geride bırakıyoruz. Ağaçlar yeşerecek, çiçekler açacak ve kuşlar ötecek. Yerler, ovalar, bahçeler çimlenecek. En güzeli de güneş açacak yani yaz güneşi, içimizi ısıtacak ve etraftaki karlar eriyecek. Sizler için yeni başlangıçlar yeni dönemler olacak. Bir kaçınız mezun olacak birkaçınız ise yine okumaya devam edecek. Hepinizin başarılı birer büyücü olacağını biliyorum buna eminim. Göreceğimiz güzel günler çok yakında ama buna engel olmaya çalışan kötülükler varsa onların önüne geçip bir şekilde engellemeliyiz. Geçenlerde başımıza çok elem bir olay geldi. Dört arkadaşınızı kaybettik. Ama artık bunun olmasına izin vermeyeceğim."
Biçim değiştirme dersi başlamıştı. Bu ders öğrenciler asalarını kullanarak tavşan dönüştürme büyüsü yaptılar. McGonagall gür sesiyle asasını salladı:
"Lapifors Spell" dedi.
Öğrencilerde sihirli sözcüğü tekrar ettiler:
"Lapifors Spell."
Aynı anda herkesin önünde tatlı beyaz renkte bir tavşan belirdi. Ders bitince Tom koridorda dolaşıyordu. Polly ve John yanından kendi aralarında fısıldayarak geçti. Polly bilerek ona çarpıp kitaplarını düşürdü Tom'a doğru eğilip:
"Özür dilerim Tom bilerek oldu."
John ağzını kapatıp güldü, Tom bir dizini yere bırakmış ona sinirle bakıp yerdeki kitaplarını topladı. Bu sefer de Olive ve Jullian yaklaşıyordu. Tom tedbirini almış bir şekilde hızla kenara geçti. Duvara yanaştı ve onlara şaşırmış olarak bakıyordu. Jullian Tom'a doğru ilerledi ve kol saatini göstererek:
"Birazdan sihir dersi başlayacak. Geç kalıp ta profesör Slughorn'u üzmek istemezsin herhalde."
Tom ona sırıtıp alay eden ses tonuyla;
"Beni bilgilendirdiğin için teşekkür ederim zeka küpü."
Jullian'da ona uyarak:
"Rica ederim" dedi.
Tom kaşlarını çatıp gözlerini bayılttı. Profesör Flitwick Tom'a seslendi, Arkasını döndüğü zaman onun yanına yaklaştı:
"Nasılsın Tom?"
"İyiyim profesör teşekkür ederim."
"Sana sadece șunu söylemek için geldim. Gördüğüm kadarıyla birkaç öğrencimle sorun yaşıyorsun. Onlarla tartışıp halledeceğini düşünüyorsan yanılıyorsun. Bir daha bir sorun yaşarsan binanın müdürü olarak bana gelmeni tavsiye ediyorum. Hem böylelikle kimin kabahatli olduğunu sezer doğru kararlar verebiliriz."
"Ben ne desem de, kabahati bende bulacaksınız. Çünkü ben Slytherin'liyim öyle değil mi profesör?"
"Hayır Tom. Ben kabahati kimlerde ararım biliyor musun? Suçlu olduğu halde masum görünen yalancılarda. Öyleleri her zaman bir şekilde herkesi kandırır."
"Bu konuşmayı neden ısrarla bugün yaptınız efendim? Yoksa az önce bana bilerek çarpıp dalga geçen öğrencilerinizi mi gördünüz?"
"Evet onları da uyaracağım. Önceleri kızar sinirlenir ve senin suçlu olduğunu söylerdim. Ama şimdi görüyorum ki seni tahrik edenler benim öğrencilerimmiş."
Tom yüzündeki hayreti gizleyemedi. Sihir dersi başlamıştı. Profesör Slughorn öğrencilerin arasında Tom'u göremedi;
"Çocuklar arkadaşınız Tom nerede ve neden derste değil?"
Öğrenciler ona bakarak omuz silktiler. Slytherin öğrencileri birbirleriyle bakıştılar. Derken içeri nefes nefese Tom girdi. Paldır küldür sınıfa girerken:
"Affedersiniz profesör."
Profesör Slughorn şaşırarak Tom'un yanına yaklaştı:
"Neden derse geç kaldın Riddle?"
Çantasından çıkardığı kitabını masaya bırakıp kazanın içine gerekli malzemeleri koyarken cevap verdi:
"Profesör özür dilerim bir daha olmaz."
Profesör Slughorn masanın önüne gelip Tom'u durdurdu ve yüzüne yaklaştı:
"Bir sorun mu var Tom?"
"Hayır yok profesör."
Profesör başını sallayıp meseleyi daha fazla irdelemedi. Slytherin öğrencileri Tom'u dürtüp fısıldadılar:
"Tom neredeydin?"
"Sen hiç derse geç kalmazdın ne oldu?"
"Kim senin geç kalmanı sağladı?"
"Birşey söylesene kendini savun."
Tom arkasını dönüp onlara sinir sinir baktı. Daniel onları susturup Tom'a döndü:
"Tom senden önce derse Grace ve arkadaşları güle oynaya girdiler. Sanırım onların bir oyunu. Derse gelirken koridorda kiminle konuştun?"
Tom'un hafızasında birşeyler belirdi. Kulaklarını rahatsız eden Polly'in sesini duydu:
"Vah vah zavallı Tom. Çalışkan bir öğrenciye yakıştıramadım doğrusu. Bizler burada oturup sihir dersini işlerken Tom beyin nerde olduğu belli değil."
John iksirini karıştırıp Polly'e katıldı:
"Profesör Slughorn'un dersinide çok severdi yazık oldu."
Tom burnundan soludu ve bakışını Grace'e çevirdi içten içe:
"Listemin başına ilk sizin adınızı yazacağım" dedi.
Jullian, Olive katıla katıla gülerken bu duruma Grace pek sevinmemiş görünüyordu. Hemen önünü dönüp iksiri hazırlamaya koyuldu. Profesör Slughorn hepsini teker teker inceliyordu zaman kazansın diye en son Tom 'un yanına geldi. Birşeyler yalnış gitmişti belliydi. Profesör Slughorn söylemeden Tom yanlışını hemen itiraf etti:
"Kurutulmuş ısırgan otunun yerine papatya kökü ekledim ve dengesini bozdum. Halbuki çok iyi ezberlemiştim ve yalnış olduğunu bile bile yaptım, içindeki malzemeleri dün geceden beri tekrarlıyorum. Hatta uyurken arkadaşlar sayıkladığımı falan söylediler. Ama birșeyler ters gitti ve olmadı ben yalnış yaptım."
Bu duruma çok içerlendiğini gören profesör Slughorn gülümseyerek:
"Tamam üzülme Tom olur böyle şeyler. Sende bir daha yaparsın herkes hata yapabilir bu gayet normal. İlla hep iyi yapacaksın diye birşey yok elbet birşeyler ters gidecek takma kafana bu kadar."
Tom dudağını ısırdı. Arkada onun bu haliyle dalga geçip gülenleri duyabiliyordu. Aldırmamak neredeyse imkansızdı. Slytherin'liler gülenlere tehdit eder gibi bakıp baş parmaklarını salladılar. Profesör Slughorn masasına doğru ilerlerken arkası dönük şekilde konuştu:
"Hepiniz çok başarılıydınız neredeyse tüm bina 10 puan aldı. Haftaya uygulamalı olarak bir iksir öğreneceğiz sizlerle. Şimdi hepiniz çıkabilirsiniz."
Öğrenciler kitaplarını toplayarak sınıftan çıktılar. Tom ayağa kalkıp yutkundu:
"Profesör Slughorn, ben yaptığım hatayı kabul edemiyorum. Lütfen bana bir ceza verin herşeye razıyım."
Profesör çantasını toparladı. Tom'a garip garip baktı:
"Buna gerek yok Tom böyle birşey yapmayacağım. Ben senin ne kadar başarılı bir öğrenci olduğunu biliyorum. Kendini bu kadar üzme. Bu dünyanın sonu değil ki."
Tom başını eğmiş ve sinirden dişlerini sıkarak konuştu;
"Başarılı olmam gereken yerde herşeyi batırdım."
Profesör Slughorn Tom'u omuzlarından tuttu. Gözlerinin içine baktı:
"Güçlü bir hafıza, ağır bir cezadır. Şimdi sakinleş ve kendini üzme. Daha sonra görüşürüz Tom."
Slytherin'liler kocaman ağacın dallarının üstüne oturmuşlardı. Tom onların yanına geldi. Daniel onu görünce aşağı atladı:
"Tom onlardan intikamını alacaksın öyle değil mi?"
Tom yere oturdu ve eline kar alıp oyalandı;
"Elbette. Bunu onların yanına bırakır mıyım? Beni küçük düşürmek, derste başarısız olmamı sağlamak, derse geç kalayım diye uğraşmak, utanmadan korkmadan laf sokmak, ben bunları zinhar kabul edemem."
"Tom istersen bu gece Polly'i alıkoyup bir yere kapatalım."
"Yok öyle olmaz siz bana bırakın. Ben onlara öyle güzel bir oyun oynayacağım ki."
Elindeki karı Daniel'in yüzüne doğru fırlattı.
Kızlar tuvaletinde resmen şenlik vardı. Jullian ve Olive az önceki olayı canlandırıyor Polly'de gülüyordu. Grace onları sadece duvara yaslanmış bir şekilde izliyordu. Polly musluğu açıp yüzünü yıkadı:
"En güzeli de neydi biliyor musunuz? Derse hem geç gelip hemde iksiri yalnış yapması."
Kızlar kahkahaya boğuldular. Jullian Tom'un sesini taklit edip:
"Profesör ben eziğin tekiyim bir işi beceremiyorum" dedi.
Polly önünü dönüp güldü ve Jullian'a avucunda tuttuğu suyu fırlattı. Üstü hafif ıslanan Jullian şaşırarak Polly'i aynı şekilde ıslattı. Olive ıslanmamak için Grace'in yanına geçti saçlarını savurarak:
"Asıl en güzeli Tina'nın çok özlü iksir sayesinde profesör Flitwick'in kılığına girmesiydi."
Polly yüzünü kurutarak başını salladı:
"Evet çok iyiydi. Bu fikirde arkadaşımız John'un fikriydi ve gerçekten çok işe yaradı. Hufflepuff öğrencileri de ondan nefret ediyormuş demekki."
"Onu canından bezdireceğiz."
Jullian aynadan saçlarını toplayıp bağlıyordu ve gözü sessiz duran Grace'e ilişti:
"Senin neden sesin soluğun çıkmıyor arkadaşım."
Polly kaşlarını kaldırdı:
"Sakın bana acıdığını söyleme. Şimdi vazgeçmek olmaz bizim okulu ve öğrencileri korumamız gerekiyor."
Grace başını duvara yasladı ve Tom 'un güzel yüzü gözlerinin önüne geldi. Birlikte tuvaletten çıktılar. Daniel masanın üzerine oturmuştu:
"Birazdan en sevdiğim ders başlayacak. Büyü dersi beni hiç sıkmaz."
Tom dalgındı ve sadece mırıldandı:
"Büyü dersi ha. Profesör Flitwick'i sorgulayıp neler olduğunu anlayabilirim."
"Dalıp gittin yine aklına bir fikir mi geldi?"
Tom hafif sakinleşip:
"Evet" dedi.
Koridorlarda yürürken profesör McGonagall'a rastladı. Yanından geçerken sadece ona sırıttı. McGonagall ona seslendi:
"Bay Riddle."
Tom gözlerini devirip önünü döndü ve ellerini arkada birleştirdi. McGonagall gözlüklerini düzeltti:
"Bu olaylardan sonra senin etkilendiğini görüyorum. Biraz değişmiş gibisin sanki."
Tom dudağını büzdü:
"Ne gibi değişim profesör?"
"Daha sakin ve dinginsin. Yanılıyor muyum yoksa?"
"Dışardan nasıl görünüyor bilmiyorum ama kendimi farklı hissetmiyorum. Sadece bu sefer roller değiști. Sizin deyiminize göre öğrencileri kışkırtan güya benim, ama birde göremediğiniz şeyleri görebilseniz keşke."
"Göremediğim ne var Tom?"
"Çok şey profesör çok şey. Örneğin artık ben olaylara uzak duruyorum ama bu sefer de öğrenciler benimle uğraşıyor."
"Peki hiç düşündün mü seninle neden bu kadar çok uğraşıyorlar diye?"
"Zevk için?"
"Böyle mi düşünüyorsun?"
"Evet profesör kıskanıyorlar beni."
"Bay Riddle birazdan büyü dersi başlayacak hemen sınıfa gitseniz iyi olur."
Tom başını sallayıp oradan uzaklaştı. Profesör Flitwvick sınıfa girdi. Masasına doğru ilerledi:
"Merhaba çocuklar. Bugün sizinle tut ve çek büyüsünü öğreneceğiz."
Profesörün konuşması biterken Tom hemen söze atladı:
"Profesör bugün koridordaki konuşmanız beni gerçekten rahatlattı. Öğrencilerinizin suçlu olduğunu söylerken benimde masum olduğumu kabullendiniz. Bunun için size çok teşekkür ederim."
Profesör Flitwvick ona şaşırarak baktı:
"Tom benimle dalga mı geçiyorsun?"
Tom başını çevirip kızlara sinsi sinsi baktı. Onların yüzündeki korkuyu görünce önünü dönüp devam etti:
"Hayır. Ama ben sizi gördüğüme eminim."
Profesör kızgınlıkla:
"Sen bana yalancı mı diyorsun?"
Tom sakin sakin;
"Ne haddime? doğruyu söylüyorum hatta benimle uğraşan öğrencilerinize ceza vereceğinizi bile söylediniz."
"Kimmiş bu öğrenciler?"
Tom parmağıyla işaret etti:
"Polly, Grace, Jullian, Olive. Birde John, Tina ve Florya'da var. İsterseniz onlara da sorun."
Profesör Flitwick adı geçen öğrencilere baktı;
"Konuşun Tom'un dedikleri doğru mu?"
Grace arkadaşlarına döndü. Polly korkusuzca duruyordu. Jullian stresten neredeyse tırnaklarını yiyecekti. Tom elini çenesinin altına koyup düşünür şekilde:
"Yoksa siz çok özlü iksir mi kullandınız?"
Bu söylenenler karşısında sınıfta homurdanmalar başladı. Profesör Tom'un haklı çıkmasını istemiyordu. Grace'in masasına sertçe ellerini vurup yüzüne karşı haykırdı:
"Konuş yoksa en ağır cezayı alırsınız. Profesör Dumbledore sizi cezalandırdığı zaman bağırıp çağırıp sizi savunmuştum, şimdi ben sizi nasıl savunacağım?"
Polly ayağa fırlayıp;
"Profesör bunlarla benim hiçbir alakam yok. Hepsini düzenleyen Grace'in ta kendisiydi. Tom'un anlattıkları doğru. Ben sadece onları konuşurken duyup uyardım ama beni dinlemediler."
Jullian hiddetle ayağa kalktı:
"Herşeyi sen planladın ve böylelikle Tom'un iksir dersine geç kalmasını bile sağladın."
Tom şaşırarak dinliyordu:
"Daha neler duyacak bu kulaklar?"
Ayağa kalkıp yüksek sesle konuştu:
"Alın işte size arkadaşlarınızın katilleri."
Polly sinirli bakışlarını Tom'a doğrultu:
"Kes sesini bulanık."
Profesör Flitwick elini masaya sertçe vurdu:
"Asıl sen sus kendini bilmez hadsiz ukala. Sizler benimle profesör Dumbledore'un odasına geliyorsunuz hemen ilerleyin."
Grace ve diğerleri kapıya doğru yürüdü. Profesör geride kalan sınıfa dönerek:
"Sizler kitabınızın 225 inci sayfasını açıp bitkilerin sırları adlı başlığı okuyun ben hemen döneceğim."
Kapı kapanınca sınıf tam anlamıyla koptu. Daniel Gryffindor öğrencilerine baktı:
"Vay be demek bunca yıl koynumuzda yılan beslemişiz."
Bu seferde Ravenclaw öğrencilerine başını çevirdi;
"Yazık oldu ya, şimdi bunlar okuldan mı atılacak. Çünkü en son hatırladığım kadarıyla profesör Dumbledore öyle söylemişti. Eğer bu sefer okuldan atılmazlarsa biz kabul etmeyeceğiz."