İçeriğe geç

DARK LEADER

Bölüm 18 · 6 dk okuma

DARK LEADER

Bölüm 18

İNTİKAM

Sabah kahvaltı merasimi sakin geçmiști. Tabii Alfred ve arkadaşlarının tehdit eden bakışları dışında. Tom başını eğmiş sorunsuz bir şekilde kahvaltısını yapıyordu. Slytherin masası onun sessiz duruşunu farketmişti. Yoksa Tom korkup ta düşmanlarına beyaz bayrak mı sallamıştı? Hepsinin düşüncesi bu yöndeydi. Ama hakikat intikam almaktan yanaydı. Profesör Dumbledore kahvaltı merasimine katılmamıştı. Tom onu göremeyince biraz endişelendi. Yanında oturan Daniel'ın kulağına fısıldadı:

"Profesör Dumbledore'un nerde olduğunu öğren bana."

Daniel sorgusuz sualsiz başını "olur" anlamında sallayıp masadan kalktı. Profesör McGonagall ayağa kalkıp elindeki kadehi kaşık yardımıyla tıklattı. Öğrenciler yavaş yavaş susup kafalarını McGonagall'ın masasına doğru çevirdiler;

"Sevgili öğrenciler, bugün profesör Dumbledore özel bir nedenden dolayı bize katılamayacak. Size bugün ben eşlik edeceğim. Lütfen kuralların dışına çıkmadan çok güzel bir gün geçirelim, başlayabilirsiniz afiyet olsun."

Hemen yerine oturdu. Öğrenciler sessiz sedasız kahvaltılarını yaptı. Grace başını eğmiş tabağındakilerle oyalanıyordu. Polly onu farketmişti ki, hemen yanına geldi. Arkadan ona yanaștı ve kulağına fısıldadı:

"İyi misin Grace?"

Onu sonradan farkedip başını olumlu anlamda salladı. Polly başını hafif kaldırıp Tom'a baktı ve yüzünü astı:

"Çok kötü bir çocuk, hep senin üzülmene sebep oluyor."

Grace kaşlarını kaldırıp indirdi:

"Bir tek o sebep değil Polly, Bunu sende biliyorsun."

"Ama o daha çok acıtıyor, bunu biliyorum."

Grace sustu ama iç sesi bu sefer konuşmuştu. Evet dedi evet, o daha çok acıtıyor. Keşke arkadaşları tarafından hep alay edilseydi de, o çocuk yüzünden içi acımasaydı. En azından onlar azda olsa merhametliydi. Ama onda merhamet ne gezer? Güneş kadar sıcak, ama cehennem ateși gibi ızdırap veren, içilen su kadar ferah, ama denizler kadar sonsuza götüren, rüzgar kadar serin, ama hortum kadar yerle bir eden, gökyüzü kadar büyük ama, gözle görüldüğü zaman küçükmüş gibi görünen, yıldızlar kadar parlak ama, meteor kadar zarar veren, Ay kadar güzel ama, dünya kadar önemsenmeyen daha neler neler?

Hayvan bakımı dersi için öğrenciler her zamanki gibi Hagrid'le yasak ormanda toplanmışlardı. Hagrid gülümsedi ve öğrencilerin karşısında durdu:

"Çok acaip değil mi çocuklar? Birazdan Aragog kendisi buraya gelecek. Hatırlıyorum da küçük ufak bir örümcek iken şimdi metrelerce büyüdü."

Gözyaşlarını sildi. Öğrenciler ona tuhaf tuhaf baktı. Tom yarı tebessümle yarı ona acıyan gözlerle baktı. Biraz sonra yer hafif sallandı. Öğrenciler öylece şaşırıp birbirine tutundu. Hatta bazıları deprem olduğunu sandı. Az sonra dev Aragog göründü. Hagrid yanında küçücük kaldı ve gururlanıp kenara geçti:

"Her geçen gün daha da büyüyorsun dostum. Bugünki dersimiz de size örümceklerin birbirleriyle nasıl iletişim kurduğunu izleyeceğiz. Biraz hayvanlar hakkında konuşmak isteyen var mı? Parmakları görmekten memnun olurum."

Polly parmağını kaldırıp:

"Her insan gibi, hayvanların da duyguları vardır. Onlarda duyar, görür, yer, içer ve bizim gibi birbirleriyle kendi dillerinde konuşarak anlaşır."

Hagrid gülümseyip "başka" diye sordu. Tom parmak kaldırmadan:

"Efendim, hayvan hakkında konuşmamızı söylediniz ama ben az önce arkadaşın dediklerinin eksik olduğunu düşünüyorum. İnsanlar konuşarak iletişime geçerken, hayvanlar koklaşarak iletişime geçer. İnsanlar duygu ve akıllarıyla hayvanlar ise iç güdüleriyle hareket eder. Sanırım az önce arkadaşta akıl denen birşey yok."

Slytherin öğrencileri katıla katıla güldüler. Poly gözlerini devirdi:

"Ne güzel arkadaşın anladığı tek dil hayvan dili. Malum kendisi insanlıktan pek bir uzak."

Bu sefer gülme sırası onlardaydı. Tom başını eğip sırıttı, içinden konuşup:

"Evet yanılmıyorsun öyleyimdir. Birazdan da şahit olursun zeka küpü."

Albert Tom'a hafif yanaşıp:

"Cevabın yok mu ucube? Hayvanda olsan sevilmezmişsin ya. İnsan olarakta pek sevimli olduğun söylenemez."

Hagrid biraz sesinin tonunu yükselti:

"Okulun kurallarında, birbirinizi tahrik edecek cümleler sarfetmeyeceğiniz de söylenmişti. Alfred uzaklaş Tom'dan haydi."

Alfred gülüp Tom'a çarparak arkalara geçti. Tom gözlerini sinirle kapayıp açtı. Yeşil gözlerini Aragog'un korkunç iri gözlerine dikti, içinden konuşup ona seslenmeye başladı:

"Efendine saygısızlık yapana tahammülün yoktur. Buna karşı beni savunmuş gibi yapıp düşmanlara saldıracaksın. kendini benim için feda edeceksin. Hemen akabinde yılan devreye girecek."

Aragog uzun bacaklarıyla Gryffindor'lu öğrencilerin yanına ilerledi. Öğrenciler biraz korkup oldukları yerden kımıldamadan bakakaldı. Aragog onlara doğru eğildi:

"Yaptığınız davranışlar hiç doğru değil."

Herkes şaşırmış bir şekilde sessizce bakıştı. Hagrid arkadan dolanıp Aragog'un önüne geçti:

"Dostum geç yerine."

Öğrencilere kafasını çevirip sonra Aragog'a baktı. Fısıldaşarak konuştu:

"Onları korkutuyorsun."

Albert Hagrid'i duymuş olmalıydı ki haykırdı:

"Hayır profesör korkmuyoruz."

Tom bütün vücuduyla beraber Albert'a döndü:

"Bunu onunla konuşup öldürmek için zorlayan Albert mı söylüyor?"

Arkadaşlarının arasından geçerek devam etti:

"Bir tek o mu? Alfred ve Adam. Tabii Edward'da bu işin içindeydi."

İşaret parmağıyla bahsettiği kişileri göstererek:

"Grace, Jullian, Olive."

Albert örümceği işaret etti:

"Arkadaşlar bu hayvanda kötü. Baksanıza bize Tom'u savunuyor."

Aragog sinirlenip Albert'ı kovalamaya başladı. Tom kimse görmeden Hagrid'e donma büyüsü yaptı. Öğrenciler korkuyla etraftaki ağaçların arkasına gizlendi. Albert korkuyla koşarken ayağı takılıp yere kapaklandı. Hagrid gözyaşları içinde haykırdı:

"Aragog dostum bu sen olamazsın."

Tom herşeyi sabırsızlıkla izliyordu örümceğe içinden sesleniyordu:

"Öldür onu bu bir emirdir."

Örümcek Albert'ı yukarı kaldırarak iğnesiyle zehirleyip ağıyla sarmaya başladı. Hagrid hareket etmeye çalışıyordu ama nafile. Tom sırıtarak keyifle olanları izliyordu. Grace gözyaşlarını silip Tom'a baktı. Alfred arkadaşlarının elinden sıyrılarak Tom'un yakasına yapıştı:

"Hepsi senin yüzünden oldu. Senin yüzünden arkadaşım öldü. Bunun hesabını vereceksin."

Tom'un umursamaz görünüşü onu daha da deli etti:

"Bunu bile bile yaptın öyle değil mi? Buda mı oyunun bir parçası?"

Tom elinden kurtulup:

"Siz beni köşelerde sıkıştırıp tehdit ettiniz.

Boynunu işaret etti:

"Bak bu iz kimin yüzünden oldu ha? Cevap versene. Beni sınıfta kapatıp tekmeleyen sen değil miydin? Ondan önce hırpalayan da senin arkadaşların değil miydi? Bir tek ben mi suçluyum?"

Adam arkadaşının Aragog tarafından bir köşeye atıldığını görünce Tom'un yüzüne bir tane yumruk attı. Herkes hayretler içinde bütün olanları izliyordu. Tom ağzından akan kanı elinin tersiyle silip baktı:

"Çocuklar bakın ve şahit olun ben onlara elimi bile sürmedim."

Alfred burnundan soluyordu sinirine hakim olamayıp Tom'u iteledi:

"Kes sesini seni yalancı ucube."

Tom gözlerini kapayıp sessizce basiliske seslendi:

"Efendin seni çağırıyor."

Yılan hışımla sürünerek tam zamanında geldi. Onu gören çocuklar tekrar ağaçların arkasına saklandı. Yılan Alfred ve Adam'ın karşısında durup kocaman kocaman ağzıyla esip gürledi. Tom olduğu yerde kaldı. Alfred cebindeki asayı çıkarıp yılana doğrultu. Hagrid gözlerini kocaman açıp:

"Benim hemen çocukları bu ormandan çıkarmam lazım."

Tom'a bakıp haykırdı:

"Tom arkadaşlarını hemen buradan götür."

Tom bunun iyi bir fikir olacağını düşünüp başını salladı ve koşarak Hagrid'in yanına geldi:

"Profesör sizi burada böyle bırakamam. Siz ne olacaksınız? izin verin de gidip yardım çağırayım."

"Gerek yok Tom. Ben başımın çaresine bakarım üstelik sen gidene kadar facia daha da büyür. En iyisi benim dediklerimi yap haydi. Okula yetişince yardım gönderirsin."

Tom gözlerini kırpıp ayağa kalktı:

"Haydi beni takip edin. Profesör Hagrid'in dediğini yapın çabuk olun gidelim."

Öğrenciler koşarak Tom'un yanına gittiler. Tom gitmeden yılana baktı:

"İkisini öldür ama Hagrid'e dokunma. Sonra Aragog'la beraber saklan."

Alfred Tom'u giderken görünce haykırdı:

"Korkak bizi öldürme işini bu yılana mı devrettin korkak."

Tom gözlerini devirip bağırarak cevap verdi:

"Tıpkı sizin gibi Alfred. Benim boynumdaki küçük bir yara olabilir ama sendeki derin bir yara olacak."

Koşarak çocuklarla beraber gözden kayboldu. Yılanın saldırmasıyla beraber etraf kan gölüne döndü. Hagrid gözlerini görmemek için kapatmıştı. Yılan onu teğet geçerek Aragog'la beraber orayı terketti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.