Pofesör Suprout sınıfa girdi. Hemen masasına geçip kitabı açtı:
"Evet arkadaşlar, bugün sizinle dişbudak ağacını işleyeceğiz. Bu ağaçlar süpürge ve asa yapımında kullanılır."
Tom Ravenclaw öğrencilerinin bakışlarını farketti. Grace ve diğerlerini profesör Dumbledore'a şikayet ettiği için ona kızgındılar. Tom böyle şeylere alışık olduğu için olayı normal karşıladı. Ders bitince kitaplarını alıp sınıftan çıktı. Acele ettiği için cübbesi savruluyordu. Koridorda yürürken kalabalığın arasından sıyrıldı. Hagrid'in kulübesine gitti aralıksız kapıya vurdu. Kapı açılınca da bir adım geriye gitti. Hagrid kapıyı ardına kadar açtı. Arkasını dönüp gözyaslarını sildi. Sonra Tom'a döndü:
"Aragog'un bir suçu yok. O benim dostumdur asla kimseye zarar vermez."
Tom ellerini arkadan birleştirdi:
"Bunu biliyorum profesör Onun adını lekeliyorlar bunu durdurmamız lazım. Katil diye itham edilmeden önce onu bulmalıyım. Ben onun masum olduğunu biliyorum. Sadece gidip konuşmam gerek. Nerde olduğunu bana söyler misiniz?
"Yasak ormanda bir mağarada yaşıyor."
Tom başını sallayıp oradan uzaklaştı. Yasak ormana geldiğin de önüne kocaman bir mağara çıktı. İçeri girdi, etraf çok soğuktu. Tom üşüyordu ve çenesinin titremesine mani olamıyordu. Ellerini ağzına götürüp nefesiyle ısıttıktan sonra ovaladı. Elleriyle örümcek ağlarını geriye iteledi. Kendi etrafında dönüp seslendi:
"Aragog nerdesin? Seninle konuşmam lazım çok önemli. Profesör Hagrid, burda yaşadığını söyledi. Sana zarar falan vermeyeceğim."
Bir tıkırtı duyup iki adım geri attı. Etrafa iyice baktı. Konuşan ses mağarada yankılandı:
"Mağarama girmeye cüret edende kim?"
Tom sesin nereden geldiğini bilmeden bir oraya bir buraya bakıp cevap verdi:
"Benim Tom Riddle. Senin arkadaşın."
İsmi duyduğuna sinirlenmiş olmalydı ki birden haykırdı:
"Sen benim dostum değilsin, düşmanımsın. Edward senin Grace'e kötü davrandığını söyledi."
Tom alayla güldü:
"Bunun ne ehemmiyeti var?"
Bu cevap Aragog'u yeterince kzdırdı. Gizlendiği koca delikten dışarı fırladı, Tom onu görür görmez ürkekçe geriye doğru ilerledi. Örümcek dahada büyümüştü ve kocaman görünüşüyle Tom'u kovaladı. Hiç arkasını dönmeden koşmaya devam etti. Örümcek ince, uzun ve tüylü bacaklarıyla kaçmasını engelledi:
"Kendinden başka kimseyi önemsemiyorsun. Senin için önemli olmayabilir, ama benim için çok önemli. Bir kızı ağlatmak çok kötü birşey. Üstelik o kız da sana aşıksa."
Tom hafif kafasını kaldırıp korkusuzca:
"Sen bir hayvansın. Ne zamandan beri insanların ilişkilerine karışır oldun?"
Aragog sinirle yüzüne dahada yaklaştı:
"Elimdeyken yiğitçe konuşmayı bırak istersen."
Örümceğe tiksinti dolu bir baklş attı:
"Peki sen kabul etmeyi düşünüyor muydun?"
"Yapardım, hemde gözümü kırpmadan."
Tom'un dudağının bir kenarı yukarı doğru kıvrıldı:
"O zaman seninde benden ne farkın kalırdı Aragog? "
Örümcek ondan biraz uzaklaştı. Tom dudağını ısırdı:
"Biliyor musun? Bana asla zarar veremezsin."
Örümcek hiddetle yüzüne yine yaklaşıp, gözlerinin içine baktı:
"Nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsun?"
"Beni öldürürsen sende ölürsün. Bana itaat eden bir tane basilisk var. Bir emrimle seni öldürür."
Aragog bu ismi duyunca biraz korktu, Tom bunu farkedince yılangibi sesler çıkarmaya başladı:
"Tıss haniymiş küçük Aragog?"(öyümcek korktun mu? Yılan korktun mu?)
Aragog uzun, tüylü elini Tom'un yüzünde gezdirdi:
"Ben sevdiklerim için kendimi feda edebilirim. Ayrıca bana seni mahvetmemi tek Edward söylemedi, Alfred, Adam ve Albert'te işin içinde. Baksana hiç sevenin yok. Herkes senin ölmeni istiyor. Bende Grace'in hatırına seni seve, seve öldürürüm."
"Profesör Hagrid'i hiç mi düşünmüyorsun? Senin için çok üzülüyor. Ben buraya gelmeden öncede senin masum olduğunu savunuyordu bende öyle tabii."
"Böyle konuşmaya devam edersen, ölümün daha çabuk olur."
"Bak seni uyaryorum, zira olacaklardan ben sorumlu olmam."
"İyi insanları katletmene ve zulmetmene müsade etmek benim için zor olacak."
Tom başını yan tarafa çevirerek kahkaha attı:
"O zaman müsade et Aragog."
Örümcek onu tüm gücüyle yukarı kaldırdı. Tom gözlerini onun gözlerine dikip ağzını açtı:
"Oppugno."
Aragog efsunlanıp Tom'u yere indirdi üzeri kirlenen Tom elleriyle üstünü sirkelemeye başladı:
"Sana az önce saydığım isimlere, saldırmanı istiyorum. Ama öncelikle benimle Hogwarst'a gelip, profesör Dumbledore'a seni tehdit edip beni ve Argus'u öldürmelerini söyleyen kişilerin Edward, Alfred, Adam ve Albert olduğunu söyleyeceksin. Merak etme seni sadece sürgün edecekler. Gerçi Edward öldü ama yinede, onun adını söylemeyi unutma. Sonra senden benim için kendini feda etmeni istiyorum. Zaten az önce kendi ağzınla fedakar olduğunu söylemiştin. Senden isteyeceğim şey şudur bir ara dersteyken baz öğrencilere saldırmanı istiyorum. şimdi burdan çıkmamız lazım. Beni takip et."
Yerdeki asasını da alıp, Aragog'la beraber mağaradan çıktı. Profesör Dumbledore, McGonagall ve dersi olmayan birkaç öğretmen daha, Hagrid'in kulübesinin önünde toplanmıştılar. Dumbledore endişe içindeydi. Tom bu saate kadar okula dönmemişti. Ya başına birşey gelmişse, diye kendine sorup duruyordu. Bir eli belinde bir elide çenesinin altında oradan oraya dolanıyordu. Ayak sesi duyduğu zaman durdu. Tom önde arkasından da kocaman Aragog onlara doğru geliyordu. Herkes rahat bir nefes aldı. Hagrid dostunu görünce gözyaşlarına hakim olamadı. Koşup Aragog'un karşısında durdu:
"Dostum, seni çok merak ettim. Tom sana çok teşekkür ediyorum. Onu sapasağlam getirdin."
Tom gülümsedi. Profesör Dumbledore'un ayaklarına kadar geldi;
"Efendim tahmin ettiğim gibi, Aragog'u kışkırtan Edward, Alfred, Adam ve Albert'mış. Onu hatta öldürmekle tehdit etmişler. Asa yardımıyla ona türlü işkenceler yapacağını da söylemişler."
Dumbledore Hagrid'in yanında duran Aragog'un yanına ilerledi;
"Konuş, birde senden duyalım gerçekleri."
Aragog tamda Tom'un istediği gibi ifade verdi Dumbledorea. McGonagall duydukları karşısıda şoka uğramıştı. Hagrid başını yukarı kaldırıp "oh" dedi. Tom'un yanına gelip kolunu onun boynuna doladı. Bir yılana sahip olduğu için Hagrid'i en iyi o anlardı. Profesör Slughorn Tom ve Hagrid'in yanına geldi tebessüm ederek:
"Afferin sana."
Tom dudağının yarısıyla gülümsedi. Parmağını yukarı kaldırıp gökyüzünde hayali çizim yaparak:
"Ve Slytherin 10 puan" dedi.
Akşam olmuştu öğrenciler yemeğini yiyip yatakhanelerine gitmişlerdi. Profesör Dumbledore suçlu olan Alfred ve arkadaşlarını cezalandırıp odalarına göndermişti. Tom Slytherin'li arkadaşlarıyla ortak salonda gülüşüp, sohbet ediyordu. Bugünki harika hikayesini onlara ayakta canlandırarak anlatıyordu. Etraftakiler kahkahaya boğuldukları zaman, başını eğip karnını tutarak gülüyordu. Sonra "iyi geceler" dileyerek uyumaya gitti.