Tom hiç birşey olmamış gibi aşağı indi. Onu Edward'la görenlerin de sihirle hafızasını silmeyi unutmadı. Akşam olmuştu ve büyük salonda yemek merasimi başlamıştı. Profesör Dumbledore diğer profesörlerle fısıldayarak konuşuyordu. Tom onları büyük bir keyifle izliyordu. Onların ne konuştuklarını çok iyi biliyordu, bilmezse saçmalık olurdu tabii. Profesör Dumbledore ayağa kalkıp elindeki kadehe kaşıkla bir kere vurdu. Öğrenciler çıkan sesle beraber Dumbledore'a döndüler. Yutkunup konuşmaya başladı:
"Edward Jack bir süredir kayıp. Onu en son göreniniz oldu mu?"
Homurdanma sesleri duyuldu. Profesör Dumbledore öğrencileri el hareketiyle susturdu:
"Bugün size tuhaf gelen olaylar oldu mu?
Öğrenciler bir süre düşündüler. Tom başını eğmiş tabağındaki eti kemiriyordu. Dumbledore öğrencilere pür dikkat kesilmişti. Baş parmağıyla işaret ederek, Alfred'e seslendi:
"Alfred anlat bakalım bugün ne yaptın?"
Öğrenciler kafalarını Alfred'e doğru çevirdiler. Şaşırmış ve yaşadığı olaydan sonra korkmuş olan Alfred ayağa kalkıp boğazını temizledikten sonra kekeleyerek konuştu:
"Efendim bugün herkes gibi uyandım. Elimi yüzümü yıkadım."
Bu sırada öğrenciler onu dinlerken kahkahaya boğulmuşlardı:
"Üniformamı giydim, sonra Gryffindor binasından onunla beraber çıktık. Slytherin'ileri gördük midemiz bulandı."
Tom bu söz karşısında sinirle tebessüm etti:
"Büyük salona geldik kahvaltı ettik sonra derse girdik. Ders bitince Edward yanımdan ayrıldı. Sonra ben, Adam ve Albert kütüphaneye gidiyorduk, koridorda Tom'a rastladık. Biz kütüphanedeyken olmuş olanlar."
Sonra hemen yerine oturdu. Tom adını duyduğu zaman telaşla başını kaldırdı. Yine küçük bir hata içindeki küfürü bastıramyordu. Dumbledore'da herkes gibi gözlerini Tom'a dikti:
"Ya sen Tom?"
Ağzındaki lokmayı yutup profesöre baktı:
"Sana yataktan çıkma dinlen dediğim halde, neden inatla kendi bildiğini yaptın?"
Tom müthiş bir kahkaha savurmamak için kendini zor tuttu. Elini ağzına götürüp bıyık altından gülüşünü sakladı. Ayağa kalkıp ellerini sırtının arkasında birleştirdi:
"Efendim, öncelikle sizi kızdırdığım için özür dilerim. Fakat biliyorsunuz ki ben öğrenmeyi sever, boş durmayı hiç sevmem. Ayrıca yatmaktan da çok sıkılmıştım. Hemen derslere katılmak istiyordum. Zaten beni yoran birşeyler yapmadım. Diğer arkadaşlarım gibi sınıfa girip dersimi dinledim. Edward'ın da kaybolduğu haberini dedikodu yapan öğrencilerden öğrendim."
Profesör Dumbledore bu konuşmalardan sonra Tom'un masum olduğunu düşündü. Sonra Tom yerine oturdu. Grace Tom'dan gözlerini ayırmamıştı. Çünkü biliyordu yapan oydu. Dün onunla açık açık konuşmuştu. Bu yüzden yatağından çıkmıştı. Başını elemle salladı. Hagrid ve Dumbledore kendi aralarında konuşuyorlardı:
"Bugün okula Argus'tan başka kimse girmedi. Her yere baktım, yok. Bir iz, bir ipucu bile bulamadım. Argus'ta okulu temizlerken bir garipliğe rastlamamış. Sanki yer yarıldı da içine girdi?"
"Böyle giderse korkarım Hogwarst'ı kapatmak zorunda kalacağız."
"Ailesine bildirildi mi efendim?"
"Hayır. Şimdi açıklarsak bu bizim için erken ayrılık getirir."
"Sihir yapıp arama falan yapıldı mı?"
"Bayan McGonagall elinden geleni yaptı. Lakin olumlu bir yanıt alamadık."
Hagrid umutsuzlukla başını önüne eğdi. Binalardan sorumlu olan profesörler çocukları güvenli bir şekilde odalarına kadar takip ediyordu. Profesör Horace önde, yanında ise Tom. Arkalarında onları takip eden Slytherin öğrencileri vardı. Birbirinden ayrılmadan binalarına doğru yürüyorlardı. Profesör Horace Tom'a döndü:
"Bugün okul hademesi Argus Filch tatilden döndü."
Tom'un yüzü düştü. Profesör Horace Slytherin binasının kapısına gelince öğrencilere yer vererek karşı karşıya durdular. Tom dudağını ısırıp geçen kalabalık öğrencilerin uzağındaki profesörü görmek için başını bir o yana bir bu yana çevirdi. Sesini duyarabilmek adına biraz yüksek sesle konuştu:
"Profesör Slughorn, umarım arkadaşımıza kötü birşey olmamıştır."
Profesör Horace elini çenesine götürüp düşünür gibi yaptı. Öğrencilerin tamamı içeri girdiğinde Tom kapıyı kapattı. Profesörün yanına ilerledi. Gözlerini kıstı ellerini iki yana açtı. Profesör Horace kaşlarını yukarı kaldırdı:
"Şimdi git uyu, ayakta kalma Tom. Profesör Dumbledore sana kızarken haklıydı. Birgün daha yatsaydın ya. Yorulmak nedir bilmez misin sen?"
Tom gözlerini yere indirip gülümsedi. Sanki yerde komik birşey bulmuş gibi:
"Efendim eğer ben yorulursam sizin gibi başarılı bir öğretmen olamam."
Profesör Slughorn tebessümle Tom'un omuzuna elini bıraktı;
"Eğer sağlıklı olamazsan asla öğretmen bile olamazsın. Şimdi dediğimi yap haydi bakalım."
Tom başını sallayıp "iyi geceler" dedikten sonra odaya girdi. Kapıyı kapatınca da profesör ordan uzaklaştı. Tom sırtını kapıya dayadı:
"Ben Lord Voldemort, Muggle'lara karşı büyük antipati besleyen Salazar Slytherin'in varisiyim. Sırlar odasındaki yaratığı uyandıran ilk öğrenciyim beni iyi dinleyin. Ben artık sizin efendinizim. Sizlerde benim hizmetkârımsınız. Ben ne dersem onu yapmakla yükümlüsünüz. Sadece sizlere zarar vermeyeceğim. Bizleri hor görüp, yıllarca tiksinerek bakan kim varsa onlardan intikam alacağız. Artık bu saçmalıklara bir dur demeliyiz. Hogwarts'ı Dumbledore'un elinden alıp bu asil görevi tamamlayacağız benimle misiniz?"
Öğrenciler hep bir ağızdan bağırdılar:
"Evet."
Tom ortak salona doğru ilerledi. Şömineye birkaç odun tutuşturdu. Daniel yanına gidip çömeldi:
"Peki biz ne zaman senin gibi güçlü ve cesur bir büyücü olacağız?"
Tom tebessüm edip:
"Sizler Slytherin'lisiniz, zaten doğuştan birer yetenekli büyücüsünüz. Ama sizi durdurmak isteyen casuslara karşı önlem alıp dikkatli olmalısınız."
Daniel gülümsedi, Tom ayağa kalktı:
"Haydi, herkes yatağa. Yarın belkide bizleri büyük bir süpriz bekliyor."
Sabah olmuştu ve Profesör Dumbledore Edward'ın ortalklarda olmayışından dolayı uyuyamamıştı. Öğrenciler büyük salona kahvaltı yapmak için gidiyorlardı. Tom yakasını düzelterek, Slytherin masasına doğru ilerledi. Sandalyeyi çekip oturdu. Jullian onun geldiğini görünce hemen önünü döndü:
"Hani biz bu çocuğu tuzağa düşürecektik?"
Olive'de ayaktayken konuştu:
"Grace, birşeyler yapalım bugün. Kesin Edward'ın kaybolmasında Tom'un parmağı vardı."
"Belkide seni kıskanması sonucu Edward'ı ortadan kaldırmıştır?"
Grace keyifsiz, keyifsiz arkadaşlarını dinliyordu. Tom'la göze geldi, çocuk hafifçe kaşlarını çatıp, kafasını başka yöne çevirdi. Grace o ara ağlamamak için öyle bir gayret sarf etti ki, kendi kendini içinden tebrik etti:
"Size o gece kaç defa anlattım. Beni artık unut dedi. O kendinden başka kimseyi sevmez."
Tom konuşulanları duyarken deliye döndü. İçindeki sese kulak verdi:
"O gün bana komik bir oyun oynamıştınız, sonra beni öldürmek için kumpas düzenlemeye kalkıştınız, Aragog'ta bu işin içindeydi. Unuttuğumu sandınız ama unutmadım."
Tebessüm edip dudağını ısırdı. Boğazını temizledikten sonra konuştu:
"Profesör Dumbledore."
Herkes Tom'a döndü. Profesör Dumbledore Tom'un ona seslenişiyle birden, başını kaldırdı:
"Efendim, izninizle birşeyler söylemek istiyorum."
"Söyle Tom."
Üzerini düzelterek ayağa kalktı. Kalkarken de Grace'e sinsi bir bakış attı:
"Efendim, şu Ravenclaw öğrencilerinden Grace, Jullian ve Olive'in bana tuzak kurmak beni öldürmek istediklerini biliyor muydunuz?"
Profesör Dumbledore çocukları şaşkın bakışlar altında Tom'u bir el işaretiyle yanına çağırdı. Tom başını sallayıp profesör Dumbledore'a doğru yürüdü. Profesör Flitwick öfke içinde Tom'a baktı:
"Profesör Dumbledore, Tom'un doğru söylediği ne malum? Böyle bir suçlamayı kabul etmiyorum. Üstelik bunu da söyleyen Slytherin'li Tom Riddle."
Tom'dan kulağına eğilmesini istedi:
"Bu çok büyük bir itiraf ve suç."
Dumbledore'un yüzüne çok yakındı. Nefesiyle karşı karşıyaydı. Konuşurken arada gözlerini kaçırıyordu:
"Efendim, size yalan söylemek benim ne haddime? ben her zaman size doğruları söylerim."
Dumbledore, Tom'un yeşil gözlerine baktı:
"Dinliyorum."
Profesörle göz göze gelen Tom, bakışları başka yöne çevirdi:
"Ortada bir suç var ve bunun için Aragog'u kullanacaklar. İzin verirseniz gidip ben konuşayım."
Dumbledore bakışlarını öğrencilere çevirdi. Bu sefer Tom profesörün gözlerine baktı:
"Peki Tom sana izin veriyorum. Ama öğrendiğin her bilgiyi detaylı bir şekilde öğrenmek istiyorum."
Tom başını salladı Profesörün de izniyle yerine geçti. Yürürken Ravenclaw öğrencilerine sinsi sinsi bakışlar attı. Tom sandalyesine otururken profesör Dumbledore konuşmaya başlamıştı:
"Sevgili öğrenciler, bu yaşanan tatsız olaylar yüzünden okulumuz kapatılmak üzere. Lütfen hepiniz dikkatli olup anlayışlı olun. Düşmanı bulmadan birbirinize düşman olmuşsunuz. Grace, Jullian, Olive sizler cezalısınız. Odanıza dönün ve ben demeden de çıkmayın. Alfred ve arkadaşları ceza verirken ders almadınız mı? Okul kurallarının öneminden bahsetmiştim. Benim söylediklerime karşı mı geliyorsunuz? Şimdi hepiniz yatakhanelerinize dönün."
Salonda büyük bir sessizlik hakim olmuştu. Tom'un ağzını silip salondan çıkışıyla beraber yavaş yavaş öğrencilerde onu takip etti.