Akşam olmuştu. Öğrenciler sessiz sedasız yemek yiyorlardı. Tom profesör Horace ile uzun uzun sohbet etmişti. Onunla konuşmayı seviyor ve kendini iyi hissediyordu. Şöminenin önünde oturan Tom, derin düşüncelere dalmıştı. Grace ve Jullian yatakta yan yana uzanmışlardı. Olive ise kanepede oturmuştu:
"Onu suçlayacak birşey bulmamız lazım. Çünkü kimse bizden şüphe duymaz."
Grace ayağını Jullian'ın ayağının üstüne attı;
"Ama Edward'tan şüphelenebilirler."
"Bunun ne önemi var. Tom biraz sürünsün istiyoruz."
"O düşünceleri okuyor Olive. Onu asla kandıramayız."
"Zayıf bir yönü olmalı. Dolayısıyla onu tuzağa düşürebiliriz."
"Onun zayıf bir yönünü değil de zaafını öğrensek daha yararlı olur" dedi Jullian.
Grace yatağından doğruldu:
"Var, ama bu tehlikeli olabilir. Sadece biraz zaman lazım. Kolaylıkla onun sonunu getirebiliriz."
Olive parmağını şıklattı:
"Oldu bu iş. Artk kimseyi küçümseyip ağlatmayacak."
Jullian tebessüm etti:
"Egosuyla ortalıkta gezen bir şarlatan olmayacak."
Grace gözlerini açıp kapadı:
"Tom diye biri olmayacak."
Yasak ormanda sihirli yaratıkların bakım dersi vardı. Hagrid ögrencilere tebessüm edip:
"Bugün size birşey göstereceğim.Tom buraya gel."
Tom Hagrid'in yanına gitti:
"Şimdi sizi bir dostumla tanıştıracağım. Korkacak olanlar olursa, Tom yaratığın yanında durup sizi sakinleştirecek."
Biraz sonra iki kat büyüklüğünde Aragog göründü. Uzun bacakları ve devasa gözleriyle korkunç görünüyordu. Öğrenciler onu görünce korkuyla irkildiler. Grace örümceği görür görmez çığlık attı:
"Tanrım kocaman olmuş bu."
Tom Aragog'un yanına yaklaştı onun yanında küçücük kaldı:
"Kocaman olacağını söylemiştim."
Aragog öğrencilere doğru bir adım attı:
"Grace'e üzgün olduğumu da söyledin mi?"
"Ah her seferinde boş konuştuğu için unuttum."
"Şimdi söyleyebilirsin Tom."
Tom gülümsedikten sonra Grace'e baktı:
"O gün senin korkmana sebep olduğu için senden özür diliyor."
Aragog kollarını Grace'e doğru uzattı. Öğrenciler üç adım geri gittiler. Tom alayla bakarak:
"Elini tutmak istiyor."
Grace başını sağa sola salladı:
"Asla."
Tom küçümseyici bir bakış attı:
"Büyük bir ihtimalle arkadaş olmak istiyor."
Hagrid'in sesi duyuldu:
"Birazdan nasıl kusursuz bir şekilde ağ ördüğünü göreceksiniz."
Öğrenciler Aragog'la teker teker tanışıyordu. Tom örümceğin yanı başında duruyordu. Aragog büyük bacaklarıyla iki adım atıp, dev gövdesiyle Tom'un sanki üstünden geçerek yürüdü. Tom sadece başını kaldırıp üstünden geçen gölgeye bakakaldı. Aragog Grace'i rahatlatmak için konuştu;
"Benden korkma ben sana zarar vermem."
Grace konuşmakta güçlük çeker gibi:
"Ama elimde değil. Herkes örümceklerden korkar."
Hagrid Aragog'a seslendi:
"Haydi dostum, vedalaşma vakti geldi."
Öğrenciler Aragog'a el salladılar. Hagrid Tom'un yanında durup gülümsedi:
"Ders bitmiştir."
Ders biçim değiştirme dersiydi. Tom'un kafası derste değildi. Konuşulanlardan haberi yoktu, derin düșüncelerden dolayı dersi dinleyemiyordu öyle ki profesör McGonagall ona bir soru yönelttiğinde cevabı almadığı için ona seslendi:
"Bay Riddle."
Profesör McGonagall'ın sesini duyup yarım yamalak konuştu:
"Özür dilerim profesör."
"Hiç böyle yapmazdın Tom. Eğer hastaysan dersten çıkabilirsin."
"Teşekkür ederim profesör. Ama derste kalmak istiyorum."
"Sorun yoksa devam ediyorum."
Ders bitmişti ve güneş batmıştı. Tom dalgın dalgın yürüyordu. Başının döndüğünü hissetti ve duvara tutundu. Birden Alfred ve arkadaşlarını gördü. Cezaları bitmişti ve Tom'un yanından sessiz sedasız yürüyüp gittiler. Etraf kararıyordu sanki. Tom gözlerini çok kez kırptı. Koridorda yürüyen öğrencilerin arasına daldı. Bașı șiddetli derecede dönüyordu. Bu sebeple gittikçe görüş açısı kayboluyordu. Etrafı net göremiyordu. Kafasını tutup gözlerini sıkıca kapattı. Bir takım vesveseler duyuyordu:
"İstersen ona zarar verebilirim."
"Bir planım var. Okul hademesi Argus'a saldırmanı istiyorum. Tom'a görünmeyecek şekilde hallet. Yoksa seni ve dostunu öldürürüm."
Tom dizlerinin üstüne düştü, sonra gözleri karardı. Hatırladığı tek şey karanlık. Gözlerini yavaş yavaş açıyordu. Göz kapakları ağırlaşmıştı sanki. Etrafına bakınıp nerde olduğunu öğrenmeye çalıştı. Okulun hemşiresi madam Pomfrey'in sesini duydu;
"Kendine geldi profesör."
Profesör Dumbledore, profesör McGonagall, Hagrid ve profesör Horace Tom'un başına üşüştüler. Profesör Dumbledore elini Tom'un başında gezindirdi:
"İyi misin Tom? Bizleri çok korkuttun."
Tom başını sallarken Dumbledore devam etti:
"Arkadaşların koridorda bayıldığını söylediler."
Profesör Horace Dumbledore'a döndü:
"Onu iyileştirmek için hemen sihir hazırlayayım."
Tom profesöre yorgun sesiyle seslendi:
"Profesör ben iyiyim. Buna gerek yok."
Hemşire vücut direncinin zayıf düştüğünü ve sadece dinlenmesi gerektiğini söyledi.
"Profesör Dumbledore, Tom iyi. Şimdi lütfen yalnız bırakalım da uyusun."
Profesör Dumbledore uzun beyaz sakalını sıvazladı. Sonra yatakta uzanan Tom'a doğru eğildi:
"Sadece dinlen Tom. Kendini toparlamaya bak, iyi geceler evlat."
Herkes çkarken Hagrid Tom'a gülümsedi. Revirin kapısının eşiğinde durup "iyi geceler" dedikten sonra gitti.