İkisinin konuşmasını bölen kapının açılması oldu. Jullian ve Olive içeri girdi. Tom ikisini eliyle ayırıp ortalarından geçti. Kapının eşiğinde durup Grace'e yan bakış attıktan sonra uçuşan cübbesiyle oradan uzaklaştı. Hızlı adımlarla koridorda yürüyordu. Slytherin binasına gelip odasına girdi. İki elini kapıya dayadı ve başını eğdi. Önünü dönüp bu sefer de suratını kapıya yasladı. Başını kaldırıp gözlerini kapattı. Yutkunması zorlaşıyordu. Kalbi hızla çarpıyordu. Bulunduğu oda ona dar geliyordu başını tutup eğdi:
"Yoksa ben aşık mı oluyorum? Hayır bu imkansız. Güneşin sönmesi bile mümkünken benim aşık olmam imkansız."
Grace hıçkırıklara boğulmuştu. Ne diye inat ediyordu ki? O kendini beğenmiş çocuktan kime hayır gelirdi? Neden ısrarla onu seviyordu? Tom üniformasını çıkarıp üzerine pijamasını giyindi. Yatağına uzandı ve gözlerini tavana dikti. Söylenilen sözlerin hepsi kulağında yer edinmişti. Başının altındaki yastığı düzeltti.
Grace yüzüne su atıp kendine gelmeye çalıştı. Olive onu üzgün görünce dayanamadı:
"Boşver o'da senin masum aşkını haketmiyor. Artık unutman gerek."
Jullian arkadaşının sırtını sıvazladı:
"Nankörün tekiymiş, sen aldırma. Biz senin yanındayız. Seni yalnız bırakmayacağız."
Grace gözlüğünü takıp gülümsedi. Üç arkadaş omuz omuza tuvaletten çıktı. Sabah olmuştu. Tom yatağından doğrulup gözlerini kaşıdı terliklerini giyip ayağa kalktı. Öğrenciler uzun ve iştah açan masada oturmuş kahvaltı ediyorlardı. Tom içeri sonradan girip Slytherin masasına oturdu. Lokmasını ağzında yavaş yavaş çiğniyordu. Olive elindeki gazeteyi okuyordu. Jullian Grace'e baktı, sonra arkasını dönüp geldi:
"Birini sevmek bu kadar mı zor? Çocukken bile aşık olunur. Tom için bunun hiç mi anlamı yok."
Grace arkadaşına baktı:
"Konuşmak bile faydasız. Kendimi zorla sevdiremem ya."
Olive elindeki gazeteyi masaya bıraktı;
"Bugün ilk ders aritmansi. Sevmediğim derslerden biri. Özellikle profesör Vector'un sıkıcı anlatmasına dayanamıyorum. Keşke ders iptal falan olsa bizde biraz dışarda kartopu oynasak."
Jullian ellerini çenesinin altında kavuşturdu:
"Ama eminim ki, Tom bu dersi seviyordur."
Biran susup taklit yapmaya başladı. Parmağını kaldırıp indirdi ve ses tonunu değiştirerek:
"Profesör Vector birçok arkadaşımız bu dersi sevmez ama bu ders geleceği rakamlarla öngörmek demektir. Bu ders bize büyücülerin paralarını hesaplamayı öğretir."
Ses tonunu kabalaştırarak:
"Afferin zeki çocuk Tom. Slytherin 10 puan."
Grace ve Olive elleriyle ağızlarını kapatarak güldüler. Jullian'da onlara katıldı. Tom arkadan Jullian'a yaklaşıp kulağına fısıldadı:
"Yanıldın ufaklık, bu dersi hiç sevmem."
Jullian şaşırıp arkasını döndü. Tom ardına bile bakmadan gitti Jullian önünü dönerek:
"Kendini beğenmiş."
Tekrar güldüler.
Profesör McGonagall sınıfa girdi. Herkesin şaşkın bakışları altında yürümeye devam etti:
"Bugün bay Vector, rahatsızlandığı için derse giremeyecek. Şimdilik serbestsiniz ama gürültü edip diğer sınıflarda ders işleyenleri rahatsız etmeyin."
Sınıftan çıkarken öğrencilerden kopan sevinç çığlığını duydu. Tom önündeki kitabı okumakla meşguldü. Canı isteyen öğrenciler dışarı çıkıp geziyor, yada koridorda dolaşıyordu. Grace Olive'e baktı:
"Sihir mi yaptın sen, doğruyu söyle?"
Olive başını salladı. Jullian masada oturup Olive'e doğru eğildi:
"Bazıları çok sevinmiştir kesinlikle."
Önlerinde Tom oturuyordu. Onlara sırtını dönmeden cevap verdi:
"Yine yanıldın."
Jullian kısık seste konuştu:
"Buda her şeyi duyuyor."
Grace Tom'dan gözlerini ayırmadan konuştu:
"Size düşünceleri okuyabildiğini söylemiştim."
Tom duyduğu için gülümsedi:
"Ben şahsen hiç inanmamıştım ama şahit olunca artık inandım" dedi Olive.
Jullian ayaklarını sallamaya başladı:
"Ben ondan böyle bir tuhaflık sezmiştim. Herkesin ona neden ucube dediğini şimdi anladım."
"Henüz anladığını sanmıyorum ufaklık" dedi Tom.
Jullian bıkkınlıkla gözlerini bayılttı. Tom ayağa kalkıp onların yanına geldi. Grace'e doğru eğildi. Gözünün önüne düşen kahkülleri yana yatırdı. Elini yanağında gezdirip harika tebessümünü yaptı:
"Başka konulardan bahsedin ve boş işlerle de vakit kaybetmeyin."
"Benimle neden uğraşıyorsun? Yoksa ayakların mı seni buraya getirdi?"
"Farkındaysan benden bahsediyordunuz."
"Her bahsettiğimiz de yanımıza gelmek zorunda mısın?"
Elini Grace'in yanağından çekti:
"Şikayetçi misin?"
"Kötü amaçların için kullanıyorsan evet şikayetçiyim."
Tom dudağını yaladı ve sırıttı:
"Sende buna izin vermezseydin o zaman. Bana bir türlü karşı koyamıyorsun."
"Bir șekilde öğrenirim."
Tom alaycı bir bakış attı. Grace ayağa kalkıp gidecekken Tom kolundan tutup kendine çekti:
"Kayıp ettiğin eşyanı buldun mu?"
Grace şaşırarak gözlerini kıstı:
"Yoksa sen mi aldın."
Tom dudağını ısırdı. Başını sallayıp gözlerini de "evet" anlamında kırptı. Sonra dişlerini sıkıp sert bir tonda:
"Çünkü o bana ait" dedi.
Grace kolunu ondan kurtarıp sınıftan ağlayarak çıktı. Jullian ve Olive Tom'a kızgın bakışlar atarak arkadaşının ardından koştular. Seslenmelerine rağmen onlara önünü dönmemekte ısrarlıydı. Odanın kapısını açıp kendini hemen yatağa attı. Olive ve Jullian içeri girip kapıyı kapattılar. Grace yüzünü yastığa gömüp ağlamaya devam etti. Olive yatağa ilerledi:
"Bence profesör Dumbledore'a şikayet edelim. Dün de okul kurallarından bahsetmişti."
Jullian'da arkadaşının yanına konuşarak geldi:
"Bu mesele okul kurallarını ilgilendirmiyor."
"Kastettiğim o değil. Atacak bir çamur bulalım. Ceza alsın, sürünsün, beter olsun."
Grace başını yastıktan kaldırıp gözlerini irice açtı. Öğrenciler Muggle bilimleri dersinde pek durgundular. Derse Slytherin hariç bütün öğrenciler parmak kaldırıp katıldı. Bu derste bitmişti. Bir sonraki ders iksir dersiydi. Öğrenciler sınıfta hazır bekliyordu. Tatlı bir sesle içeri giren Profesör Slughorn:
"Merhaba çocuklar."
Öğrenciler hep bir ağızdan:
"Merhaba profesör."
"Bugün sizinle şıpşık saç iksiri nasıl yapılır? onu öğreneceğiz. Şimdi önünüzde duran kazana söyleyeceğim malzemeleri koyun."
Çoğu öğrenci başarabilmişti. Profesör Horace hepsine afferin demekle gurur duyuyordu. Jullian'ın yanına gelip iksirini kontrol etti:
"Özellikle siz bayan öğrenciler balo gibi eğlencelerde saçlarınıza şekil vermek için kullanabilirsiniz. Çok güzel, afferin bayan Jullian."
Masasına doğru ilerledi:
"Yetenekli öğrencilere hep ilgi duymuşumdur. Bugün hepiniz çok başarılıydınız."
Tom profesör Slughorn'a gülümsedi:
"Sizde çok zeki ve çalışkan bir öğrenciymişsiniz. Zihniniz kolay kolay okunmazmış. Büyücülere karşı kapatabiliyormuşsunuz. Profesör Albus Dumbledore bile okuyamamış. Ayrıca hafıza değiştirmek gibi bir yetenek daha. Bu sizce de harika değil mi? Sonra iksir konusundada becerileriniz varmış. Mesela felix felicis, potion ve amortentia gibi iksirleri öğrencilik yıllarında başarmışsınız. Bazen bu doğuştan gelen bir yetenek oluyor öyle değil mi efendim? Hayatınız boyunca Slytherin evinin bir üyesiydiniz. Sizden öğreneceğimiz çok şey var."
Profesör Slughorn'un Tom'a olan hayranlığı dahada arttı. Öğrenciler Tom'u dinlemiş ve hayret etmişlerdi. Profesör Slughorn sevimli ses tonuyla konuştu:
"Bütün bunları nereden biliyorsun evlat?"
"Kütüphaneye gidip araştırdım. Bende sizin gibi sihir hakkında yetenekli olmak istiyorum."
"Bu kadar istekli olursan, neden olmasın. Aklıma gelmişken haydi bana yardımcı ol bakalım."
Tom profesörün yanına gitti. Profesör Horace elini onun omuzuna koydu:
"Şimdi hazırladığınız iksirleri önünizdeki tüplere doldurun. Tom'la beraber inceleyeceğim sizler çıkabilirsiniz."
Slytherin grubu sevinçle sınıftan ayrılırken diğerleri hasetlik içinde sınıfı terk ettiler.