İçeriğe geç

DARK LEADER

Bölüm 10 · 7 dk okuma

DARK LEADER

Bölüm 10

SUÇLU

Tom derin bir nefes aldı. Kravatını ve üstünü düzeltti. Onları böyle bırakamazdı. Ağzından sihirli bir sözcük daha düştü:

"Obliviate."

Onların hafızasını sildi ve böylelikle bu olay yaşanmamış gibi oldu. Sonra onları da eski haline getirdi. Hiçbir şey olmamış gibi, kenarda durup:

"Ne var Alfred beni mi özledin?"

Alfred ve arkadaşları kendini tuhaf hissediyorlardı. Tom gülümseyip hiçbir şey olmamış gibi davrandı:

"Örgüt üyeni beni buraya getirmesi için yolladın ama neden susuyorsun? Yoksa başına gelecekleri biliyorsun da. Şimdi vazmıgeçiyorsun?"

Alfred ve iki arkadaşı sanki dilini yutmuşlardı. Alfred Tom'un omuzuna çarparak arkadaşlarıyla derhal oradan kaçtı. Tom onların gidişini büyük bir mutlulukla izledi. Alfred ve arkadaşları koridorda dalgın dalgın yürürken, onları durduran kişi profesör McGonagall oldu. Gözlüğünü düzelterek:

"Sizi profesör Dumbledore'un neden çağırdığını biliyorsunuz herhalde yanılıyor muyum baylar?"

Suçlu olduklarını bildikleri için gitmeye razı oldular. Duvarın kenarında gizlenen Tom onları tuzağa düşürdüğü için mutluydu. Ellerini arkada birleştirip sakince yürüdü.

Tom sihir tarihi dersine sonunda yetişmişti. Hayalet olan profesör Binns içeri konuşarak girdi:

"İçleriniz de bazı arkadaşlarınızı göremiyorum. Nerde olduklarını bilen var mı?"

Gryfndor'lu bir kız parmak kaldırdı. Profesör Binns söz hakkı verdi:

"Efendim onları profesör McGonagall ile giderken gördüm. Biyük bir ihtimalle profesör Dumbledore'un odasına gidiyorlardı."

"Olabilir."

Yaşlı profesör hemen uçarak masasına gidip sandalyesinde oturdu:

"Bugün ki dersimizin konusu; Avrupalı büyücülerin Ortaçağ kurulu."

Ders bitmişti. Bazı öğrenciler dersin sıkıcı olduğundan bahsediyorlardı. Olive arkadaşlarıyla koridorda yan yana yürüyordu:

"Ders bitmeseydi bunalıma girecektim, çok sıkıcıydı."

Jullian onu omuzuyla dürttü:

"Ben bu dersi seviyorum. Sihir tarihinin en önemli büyücülerini ve yaşanan olayları öğreniyoruz."

Aynı tepki Olive'den de geldi:

"Ben sevmiyorum. Kitaplarda yeterince okuyoruz. Bide bunu profesör Binns'ten dinlemekte aynı şey olmuyor mu?"

"Anlatılırken daha güzel oluyor canım arkadaşım Olive."

Jullian Grace'e dönüp arkadaşını şikayet eder gibi konuştu:

"Grace, șuna birşey söylesene."

Tom dışardaki bankta oturuyordu. Profesör Dumbledore yanına gelip oturdu:

"Sana bunu yapanları cezalandırdım Tom. Onlara karşılık vermediğin için seni tebrik ederim."

Tom tebessüm etti. Aslında karşılık vermişti. Hemde nasıl vermişti? Ellerini dizlerine bıraktı;

"Ben sizin dediklerinizi yaptım sadece demek benden daha kötü çocuklarda varmış efendim. Biliyorsunuz ki baştan beri Alfred suçludur. Buna şahit olanlarda var isterseniz sorabilirsiniz gerçi sizde gördünüz."

Evet, elbette Dumbledore böyle düşünmüştü. Tom öcünü almadan duramazdı. İşte şimdi Dumbledore şaşkınlık içerisinde Tom'u dinlemişti:

"Afferin sana Tom. Bazı insanlar hep aynı kalacağını sanır. Ama onları değiştiren birçok neden olur. Mesela gerçek dostluk ve aşk gibi. Küçümseyen gözlerle bakma. Aşk o kadar güçlüdür ki seni tamamen değiştirdiğinde bunu anlayacaksın. Değişmek güzel şeydir Tom, ve ben bunu sende görebiliyorum. Nedeni her neyse, çok işe yaramış."

"Bunu sağlayan faili mechul bir kahraman. Ya tam tersi ise, beni degiştiren șey güç ve kudret olabilir mi?"

"Güç ve irade insanı kısmen iyi anlamda değiştirmez. Aksine bencilleştirir ve gerçeği göremeyecek kadar köreltir. Duygularınla değil afallamış aklınla hareket edersin. Herşey güç değildir, gözlerini açıp dünyaya farklı bakarsan güzel olan herşeyi ve göremediklerini görürsün. Aslında sen bu yeşil gözlerinle değilde, içinde saklı olan iyilikle dünyaya bakarsan ne demek istediğimi anlarsın."

"Bilirsiniz ki bir çok masalın sonu mutlu sonla bitmez. İçinde iyilik olduğu halde. Bu dünyada herşeyi iyilikle mi yapmak zorundayız? Bazen iyililk te bir işe yaramaz."

"Olumlu olmayı hiç denedin mi Tom?"

"Denedim. Beni daha tanımadan sırt çevirenler oldu. Bu okulda iyi niyetli bir tek öğrenci yok."

"Sen yalnız değilsin Tom, arkadaşların var. Lakin hep yalnız geziyorsun. Kimsenin yanında olmasına izin vermiyorsun. Slytherin'li birçok öğrencinin idolü sensin. Farketmezsende kızlar tarafından beğeniliyorsun. Bütün profesörler seninle gurur duyduklarını söylüyorlar. Her derse katılır, parmak kaldırırsın. Bu sayede profesörler aynı cümleyi tekrar eder; Slytherin 10 puan."

"Demek ki kendi çıkarları için seviyorlar. Profesör benimle buraya kadar gelip sohbet ettiğiniz için müteşekkirim. Ama şimdi astronomi dersine yetişmem lazım izninizle."

Dumbledore gülümseyip ellerini dizlerine sürterek ayağa kalktı. Her zamanki tok ve babacan sesiyle:

"Bir daha böyle bir olay başına gelirse, gelip hemen bana anlat. Saklama benden, her zaman senin için elimden geleni yaparım."

Tom başını salladı. Öğrenciler okulun en uzun kulesinde bu dersi görürlerdi. Astronomi dersinde çocuklar gezegenleri gözlemliyorlardı. Ders keyiflli geçmişti. Profesör Sinistra kuleden çıkan çocuklara seslendi:

"Bir dahaki dersimizde sizinle Ay'ın hareketlerini gözlemleyeceğiz. Bunun için ev ödevi veriyorum. Ay nasıl oluşmuştur? Parşömeninize uzun uzun yazın kontrol edeceğim."

Grace koridorda yürürken biri onu tutarak sınıfın içine çekti. Bunu yapanın Olive olduğunu görünce derin bir "oh" çekti. Elini hızla çarpan kalbinin üstüne koydu soluk soluğa:

"Sen miydin? Bak bu iki oldu, bir dahaki olursa kalpten giderim ha bilmiş ol."

Olive güldü:

"Üzgünüm Grace. Bak şimdi kulağını aç ve beni iyi dinle. Akşama doğru Jullian Tom'un yanına gidip seni görüp görmediğini soracak. Buda Tom'u telaşlandıracak. Sonra Jullian'a büyük bir ihtimalle onu en son nerde görmüştün? diye soracak. Jullian'da kızlar tuvaletinde der demez. Tom seni bulmak için kahraman gibi doğru kızlar tuvaletine yol alacak. O sırada ben ve işbirlikçim onu sessizce takip edeceğiz. Sende tuvalete kendini kapatıp ağlayacaksın. İnandırıcı olman lazım, gerçi mızmızlanmakta üstüne yok."

Grace kaşlarını çatınca, gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı;

"Her neyse. Tom iiçeri girip seni deli gibi arayacak."

Sınıfın kapısı aralandı ve Jullian başını içeri uzattı:

"Neredesiniz? Yarım saattir sizi arıyorum."

İçeri girip konuşmaya devam etti:

"Kabul ettin mi?"

Grace bilmediğini ifade eden bir hal takındı. Olive arkadaşının önüne atlayarak onu cesaretlendirdi:

"Haydi ama Grace, mızmızlık yapma. Biz senin için uğraşalım. Sende hemen pes et, olacak iş değil küserim seninle haberin olsun."

Grace istekli arkadaşlarına bakıp bıkkınlıkla:

"Tamam" dedi.

Olive, Jullian çığlık atıp arkadaşının üstüne atladılar. Üç arkadaş yere kapaklanırken kahkahaya boğuldular. Akşam yemeği için öğrenciler büyük salonda toplandı. Profesör Dumbledore boğazını temizledikten sonra konuştu;

"Sevgili öğrenciler, yemeğe başlamadan önce birşeyler söylemek istiyorum. Bu okulun kurallarının olduğunu bildiğiniz halde ısrarla uymak istemiyorsunuz. Eğer ben bu düzeni sağlayamazsam hem bu okulu idare edemem, hemde sizlere iyi bir örnek olamam. Bu sebeple birkaç kişiyi de cezalandırdım. Bunu yapmak zorunda kaldım. Çünkü onları uyarmama rağmen beni kaale almadılar. Bugün ise cezalarını çekiyorlar. Alfred, Albert ve Adam. Tom'a hayretle baktığınız gün, hiç acımadan Tom'u yaralamışlar. Bu okulda birbirinize zarar vermeyi ve kötü davranmayı öğrenmiyorsunuz. Burda iyi büyücü iyi bir eğitimci, adaletli ve iyi niyetli olmayı öğreniyorsunuz. Gördüğünüz gibi kendileri aramızda yok. Onlara ceza olarak ne verdiğimi merak edenler vardır. Onlara kütüphanede okulun kurallarını yüz kere yazma ve bir günlük aç kalma cezası verdim umarım akıllanırlar. Çünkü içlerinizde birkaç kişi Tom'un kötülük yapmadan duramayacağını düşünüyordu. Sanırım hiç birşey yapmadan, olaya müdahale etmeden hepinize çok şey kanıtladı. Söyleyeceklerim bu kadardı. Başlayabilirsiniz afiyet olsun."

Herkes kısa süren bir fısıldaşmadan sonra sessizce başlarını önlerine eğip yemeğini yediler. Tom gözlerini profesör Dumbledore'dan ayırmadı. Neden illede onu koruyor ve savunuyordu? Buda onun planın bir parçası mıydı? Ne yapacağını şaşıran Tom minnet duyan bakışlarla profesör Dumbledore'a gülümsedi.

Olive Grace'in karşısında oturuyordu, yanında ise Jullian. Grace birkaç öğrencinin kafası yüzünden Tom'u çok nadir görebiliyordu. Her görüşünde yüzünde kocaman tebessüm oluyordu. Olive'de başını çevirip Tom'a baktı. Tom başını eğmiş yemek yiyordu arada başını kaldırıp etrafına bakıyordu. Olive önünü döndü:

"Çocuğun içine düşeceksin."

Tek elini yanağına yaslamıştı Grace, diğer eliyle de kaşığını tutuyordu:

"Elimde değil her saat, her dakika özlüyorum."

Jullian'da önünü döndükten sonra konuşulanlara katıldı;

"Bu akşam başlıyoruz unutmayın. Onu elde edene kadar durmak yok."

Öğrenciler uyumak için koridorda yürüyorlardı. Jullian Tom'un yalnız yürüdüğünü gördü. Hemen yanına koşup rolüne büründü:

"Tom Grace'i gördün mü? Deminden beridir ortalıkta yok."

"Yemekte sizinle beraber değil miydi?"

"Ah evet bizimle beraberdi. Sonra tuvalete gideceğini söyledi, hala geri dönmedi."

Tom tuvalete gittiğini duyunca endişelendi. Yarım ağız gülüp:

"Merak etme ben șimdi gidip bakarım."

Hemen koşarak onu bulmaya gitti. Jullian onun ardından zafer gülüşü yaptı. Tom merdivenleri ikişer ikişer tırmanıp durdu. Ya basilisk yine onu öldürmüşse, gözlerini devirdi. Avucunun içini yüzüne bastırıp ofladı. Kızlar tuvaletine geldiğinde kapıyı açıp içeri girdi. Hemen seslendi:

"Grace burda mısın? Bak arkadaşların seni çok merak etmiş."

Kapı sesi duydu. Grace Tom'un karşısında duruyordu;

"Neredesin sen? Niye buraya geldin? Burası biliyorsun ki tehlikeli."

Grace utanmış olmalı ki sesini çıkarmıyordu. Kapı içerden anahtarla kilitlendi. Tom sesi duyup arkasını döndü. Jullian ve Olive sessizce merdivenlerden indiler. Tom kapının kolunu tutup çevirdi. Grace gitmesine engel olmak için elini tuttu. Tom önce eline sonra Grace'e baktı. Hemen sol kolunu Grace'ten yana olarak duvara yasladı. Yavaşça yüzüne eğildi, ve kusursuz yüzünde o mükemmel gülüşü vardı:

"Şimdi anladım. Bu bir kumpastı öyle değil mi? Zaten bunu biliyordum ama arkadaşın tuvalette olduğunu söylediğinde yine basiliskin seni öldürmesinden korktuğum için buraya geldim."

Grace'in kızaran yanağından makas aldı:

"Siz beni aptal mı sandınız?"

Grace'in gözlerinden yaşlar süzüldü:

"O zaman niye geldin?"

"Az önce söyledim ya. Hatırlarsan seni kurtarmıştım."

"Öptüğünü de hatırlıyorum."

"Çünkü kafanı karıştırmak için öpmüştüm. Birde seni elde edip kuklam yapacaktım. Böylelikle gidip Dumbledore'a basiliskten bahsetmeyi unutacaktın öyle de oldu."

"Senin kalbin gerçekten yok. Sen iki yüzlü birisin. Bir tarafın mucizelerle dolu, diğer tarafın ise karanlık ve soğuk dipsiz bir uçurum. Düşeceğini bile bile neden inatla adım atar ki insan? Sen hep bu tarafını gösteriyorsun. Tıpkı ölmüş bir bahçeye inatla çiçek ekleyen bahçıvan gibi. Senden hala beni sevmeni bekliyorum ölmüş bir bedenin yeniden canlanacağını umut etmek gibi. Ölüme mahkum edilen suçlunun özgürlüğü beklemesi gibi."

"Beni neden seviyorsun ki? Ben senin işine yaramam. Sevgiyi, ilgiyi, merhameti ve şefkati bilmeyen biriyim. Sana daha öncede tehlikeli olduğumu söylemiştim. Uzak dur benden kabullen bu durumu artık. Bak sakın basiliksten de kimseye bahsetme. "

"Bahsetmem."

Grace'in sesi Tom'a karşı biraz fazla yükselmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.