Duyduğum ses doğruydu. Partnerim ailemin sonu olacaktı. Buna izin vermek aptallık işiydi. Yani belaya belayla karşılık verecektim.
Telefonu kapatır kapatmaz frene basıp son hızla eve ilerledim. Evet abimin ölmesini istiyordum ama ablam oradayken buna göz yumamazdım. Saniyelerle yarışırken heyecan ve korku bedenimi sarmıştı. Tekrardan kana bulanmadan orata varmalıydım.
Birkaç dakika içinde evin bahçesindeydim. O gri gözlü adamın bana da zarar verme ihtimali vardı ve kendimi korumalıydım. Bu durumlar için arabamda hep bir silah olurdu. Dolu olandan.
Kanlar içinde kalmadan bu olaydan kurtulmalıydım. Silahı kavrayıp hızlı adımlarla eve ilerledim. Kilitli olmayan kapıyı geçip evi aramaya başladım. Evin salonu boştu, mutfağı boştu , koridorlarda kimse yoktu. Geriye tek bir yer kalmıştı. Üst kat .
Hızlı adımlarla basamakları ilerledikten sonra karşıma çıkan manzara beni baştan aşağı ürpertmiş , midemi bulandırmıştı. Abim kanlar içinde yerde yatıyor donuk gözleriyle bana büyük bir gülüşle bakıyirdu. Ablam ortada yoktu. Gri gözlü ise hoşgeldin dercesine bana bakıyordu. Bu nasıl bir rahatlık nasıl bir gevşeklikti böyle?!
Ablam ortalarda yoktu ve bu yokluk hissi hayra alamet değildi. Hızlı adımlarla yanına gelip sert bir tokat attım. Hak etmişti. Ardından silahımı şakağına dayayıp " Sen ne yaptığını sanıyorsun gevşek herif!" diye sadece onun duyabileceği bir şekilde fısıldadım. Patlamış dudağına rağmen rahat bir tavırla " Bu soruyu benim sormam gerekirdi." deyince artık kontrolümü kaybetmiştim. Sınırı aşmıştı. Sıktım bir şey olmadı. Tetiği bir kez daha çektim. Boştu , biri kurşunları boşaltmıştı. Bunu da o yapmıştı.
Ciddileşip tehlikeli bir bakış ve soğuk bir sesle " İmkanın varken kaç , çünkü sıradaki sensin zehirli kızıl." Bu adam psikopattı. Beni bile kandıracak kadar iyi bir rolcüydü. Üzerime doğru gelmeye başlayınca kaçmam gerektiğini anlamıştım. Hızlıca arkamı dönüp basamakları inmeye başladım. Basamaklar biter bitmez koşmaya başladım. Eğer pes edip durursam ölecektim. Ve ben ölmek istemiyordum. Ölüm benim bir nefes yakınımda olsa bile ben ölmek istemiyordum.
Aramızdaki fark açılınca o da koşmaya başlamıştı. Evin kapısından çıktığımda arabama doğru koşmaya başlamıştım. O da arkamdan gelecekti ama ölme ihtimalim azalacaktı. Arabamın önüne gelmişken ayağıma takılan bir taş yüzünden düşmek üzereyken belimde bir el hissettim.
Beni yakalamıştı.
Belki biraz zaman istesem verir miydi? Belki verirdi. Denemekten zarar gelmezdi.
Dumanına çekilmemeye çalışarak
"Sadece bir ay. Lütfen.." Bir süre dolmuş gözlerime takıldı. İçinde biraz merhamet duygusu olmalıydı. Ben yaşamayı çok seviyordum ölmemek için çabalayacaktım.
" Sürekli yanında olmam şartıyla izin veriyorum. "
