" Sadece bir ay. Lütfen.."
" Sürekli yanında olmam şartıyla kabul ediyorum"
Kabul etmişti. Zor bir şartı olsa bile. Belimdeki elini farkedince geri çekildim.
"Teşekkür ederim " Tek tepkim buydu. Dışardan görünen. Hiçbir şey demedi ve eve doğru ilerledi. Bir şartı vardı ve hep yanımda olacaktı. Bende ardından eve doğru ilerledim.
İçimden bir ses onun benim koruyucum olacağını söylüyordu. O taraf ne kadar baskındı bilmiyordum.
Abim yerden kalkabilmiş ve toparlanabilmişti. Ablam da onun yaralarına pansuman yapıyordu. Ablamı gördüğüm an içime su serpilmişti. Daha ismini bile bilmediğim adam ablama bir şey yapmamıştı.
Onların yanına giderek yanlarındaki koltuğa oturdum. Abim her zaman ki o piç gülümsemesini takınıp " O adam sana bir şey yaptı mı güzel yeğenim? Mesela seni sikmek gibi?" demişti. Herkesi kendi gibi şerefsiz sanıyordu.
" Hayır abi . Herkes senin gibi şerefsiz değil."
Verdiğim cevaba memnum olmadığı ciddileşmesinden anlaşılıyordu. Bana yakınlaşıp o pis nefesini yüzüme vurdu. Keşke bu adamı öldürseydi!
O öldürmediyse ben öldürürdüm.
Yüzüne kafa atıp boğazını kavradım. Elimden kurtulmaya çalışıyordu ama kurtulamayacaktı. Ablam çığlıklarla bizi ayırmaya çalışıyordu ama ben yerimden kıpırdamıyordum.
Tam son nefesini vermek üzereyken belimde hissettiğim eller bizi ayırmıştı. Her seferinde tam öldürmek üzereyken biri engel oluyordu. Bu adamın yaşamaya hakkı yoktu. Niye onu yaşatmaya çalışıyorlardı?
Yine o adamdı. Belimde ki ellerinden kurtulup ona doğru döndüm. Birinin artık ona haddini bildirmesi gerekiyordu. O kişi ben olmuştum.
" Sen kendini ne zannediyorsun pirinç beyinli?! Sen kimsin de bana karışıyorsun?!"
" Benimle düzgün konuş."
" Sen de düzgün davran o zaman!"
Bir şey diyecek gibi olmuştu ama o lanet ağzını geri kapattı. Bu adamın her dediği bana batıyordu.
" Daha adını bile bilmediğim bir adamın bana karışmaya hakkı yok!"
" O adamın senin celladın olduğunu unutuyorsun kızıl kelebek."
İşte buna bir cevabım yoktu. Adam benim celladımdı. Onun öldüreceği kişi ise bendim.
Herkese son bir bakış attım. Ablam hariç herkes beni sinir ediyordu. Tam odama doğru giderken arkamdan bir ses " Adım Matthew bu arada kızıl kelebek. "
Arkamı döndüm " Ben de Rose. Memnun olmadım" yoluma devam ettim. Arkamdan sırıttığına emindim.
Kızıl kelebek. Güzelmiş.
***
Sabah kimseye haber vermeden çıkmıştım. Biri hariç.
Matthew ile birlikte dans kursunadoğru ilerliyorduk. Ne kadar iyi bir dansçı olsam da bazen ihtiyacım oluyordu.
Bu akşam Dans kursuna özel bir dans yarışması vardı ve benimde çalışmam lazımdı. Ama benim daha partnerim yoktu. Matthew e sorduğumda reddetmişti. Güzel dans ediyordu. Ama dans etmeyi sevmiyordu. Sevseydi kabul ederdi zaten.
Lady Dans Kursu
Kursa varmıştık. Hızlı ve biraz heyecanlı adımlarla kursa doğru ilerledim. Küçüklüğümden beri en sevdiğim şey dans etmekti.
Matthew e doğru döndüm
" Sen de dans edecek misin?" Cevap hızlı geldi.
" Hayır" Şaşırmamıştım.
Bu adam çok garipti. Hem ilgili hem de duygusuzdu. Lakin içimdeki ses hiç susmuyordu. 'O senin koruyucun olacak ' diye haykırıyordu. Kim bilir bu karanlığın içindeki ışığım olurdu.
Her anlamda.
Eveeet. Nasildiii? Bunu yolculuktayken yazdim o yuzden kisa olmuş olabilirrr. Sizi seviyorum. Yorum ve oylari bekliyorummm💗💗