Dans , film ve müzik. Benim gibilerin hayatının parçası olanlar bana göre. Tabii benimkine hayat denirse..
Dans öncesinde prova odasında son hazırlıkları yapıyordum. Artık eskisi kadar heyecanım olmadığı için kanlarla boğulmuyordum.
Dışardaki yeni partnerim beni beklerken benim böyle boş gözlerle aynaya bakmam saçmaydı ama dışarıdaki aç gözleri göremeyi hiç istemiyordum.
Ya da boşvermeliyim hiç bir şey benim dans etmeme engel değildi. Topuklularımdan çıkan sesle birlikte partnerime doğru yürüyordum. Yakışıklıydı ama beni ilgilendirmezdi.
Sandalyede oturan adamın etrafında dört kez dönecektim. Ellerimi alkışlar gibi yaparak dönmeye başladım.
Bir
İki
Üç
Dört
Gri gözleri fazla güzeldi sanki. Bir duman gibi..
Tam karşısında durunca sakince ayağıya kalktı ve elini uzattı tutmamı bekleyerek. Bu adam benim ilk dansım gibi heyecanımı arttıyordu.
Uzattığı elini tutmamla birlikte herkesin sessizce övdüğü o güzel dansa başladık. Yüzlerimiz çok yakın olduğu için gözlerindeki o griyi çok daha net görüyordum. Gözlerindeki o duman insanı boğuyordu.
Onun gözlerine odaklanıp da nsı unuttuğum için ayağımı incittiğimi acısıyla anlamıştım. Düşmek üzereyken beni belimden kavrayan bir elle düşmekten kurtulmuştum. Lakin bu sefer gözlerindeki duman benim nefesimi kesmişti.
Fısıldayarak " Dans edebilecek misin?" dedi. Edebilirdim ama kısa.
" Edebilirim ama sıradaki hareketi yapamam direk sona gelsek?"
" Olur , sona gelelim"
Bir eli ile elimi kavrayıp aşagıya çekmesıyle belimdeki eliyle beni yukarı kaldırdı ve dönmeye başladık. Ama o duman beni aşırı derece heyecanlandırdığı için kızıl gözlerim kanımla daha da kızıllaşmıştı. Biraz daha devam edersek herkesten sakladığım sır ortaya çıkacaktı.
" Dur" dedim. Durdu. Ve dans bitti.
Dans bittiği gibi bende hızlı adımlarla tuvalete doğru ilerledim. Ben tuvalete gidene kadar kan burnuma bulaşıp ağzıma gelmişti bile. Lavaboya eğilerek içimdeki kanı akıttım ve aynadaki kanlı yüzüme baktım. Çok korkutucu görünüyordum ve bu görüntü her geçen gün kendimden nefret etmeme neden oluyordu.
Yüzümü kandan arındırınca çıkarken kapının ardında gri gözlü partnerimin olucağını tahmin etmemiştim. Endişeli gözlerini maskelemekle uğraşmıyordu.
" İyi misin?" diye sormuştu.
İyi değilim ama bunu kimseye söylemeyeceğim
" İyiyim , bir şeyim yok." inanmamıştı ama uzatmamıştı da. Kafasını anlayışla sallayıp yavaşca gitmişti lakin alkolle karışık gül kokusu burada kalmıştı. Kokusu bağımlılık yapıyordu.
Üstümü değiştirdikten ve maskemi çıkardıktan sonra arabama binerek evime doğru ilerliyordum. Sessizde olan telefonum birden titremeye başlayınca yoluma da dikkat ederek arayana baktım. Arayan abimdi. Hiç sevmediğim abim. Telefonu açtım.
"Alo" bir süre cevap gelmedi.
"Abi orada mısın?" yine cevap gelmedi.
" Sesim geliyor mu?" telefondaki sesle az kalsın kaza yapıyordum.
"Sesin geliyor" bu ses abimin değildi. Bu ses o gri gözlü adamındı..
