İçeriğe geç

Dangerous Love

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Dangerous Love

Bölüm 5

BÖLÜM 5: Sırların Gölgesi

Müdür odasının ağır ahşap kapısı Arda’nın arkasından kapandığında, içerideki hava adeta solunmaz bir hal almıştı. Okul müdürü çoktan dışarı çıkarılmıştı. Tarık Karahan, müdürün koltuğunda yayılmış, parmaklarının arasındaki tesbihi yavaşça çeviriyordu. Gözlerindeki o soğuk, hesapçı bakış doğrudan Arda’ya kilitlendi.

"Demek benim iki eğitimli adamımı on saniyede hastanelik eden çocuk sensin," dedi Tarık, sesi derinden ve ürkütücü bir sakinlikle geliyordu. "Kuzey seni ezik bir gay diye anlatmıştı. Ama ben aptal değilim. Gücü nerede görsem tanırım."

Arda dik duruşunu bozmadı, yumruklarını sıkmıştı. "Buraya ne için geldiniz Karahan? Eğer intikam almaya geldiyseniz, okulun kapısında yüzlerce şahit var."

Tarık hafifçe güldü, ayağa kalkıp Arda’ya doğru yürüdü. "İntikam mı? Benim gibi adamlar duygularıyla hareket etmez, Yılmaz. Ben o iki salağı devirişini izledim. Sende ham bir yetenek var. Kuzey zayıf, şımarık bir velet. Ama sen… Sen tam benim yanıma yakışacak bir silahsın. Benim için çalışacaksın. Aileni ve seni ihya ederim. Reddedersen… Bu şehirde nefes alacak yer bulamazsın."

Arda tam tiksintiyle reddedecekti ki, odanın kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. İçeri dalarak Tarık Karahan’ın korumalarını arkasında bırakan kişi Demir’den başkası değildi. Gözleri öfkeden delirmek üzereydi.

"Ondan uzak dur, Karahan!" diye kükredi Demir, Arda’nın önüne geçerek.

Tarık Karahan öfkeyle Demir’e döndü ama onun yüzünü gördüğü an, tesbihi tutan eli havada asılı kaldı. Karahan'ın o acımasız yüz hatlarına anlık ama çok net bir şok ve geri adım atma ifadesi yerleşti.

"Sen…" diye mırıldandı Tarık, yutkunarak. "Soykanların çocuğu…"

Demir, Tarık’ın gözlerinin içine nefretle baktı. "Eğer Arda’ya ya da ailesine tek bir zarar gelirse, babamın bu şehri senin başına nasıl yıkacağını çok iyi biliyorsun. Şimdi adamlarını al ve bu okuldan defol."

Tarık Karahan, Arda’ya son bir bıkkın bakış attı, ardından Demir’e dönüp, "Bunun burada bitmediğini babana ilet, küçük Soykan," dedi ve adamlarına işaret ederek odadan hızla çıktı. Koskoca mafya baronu, Demir’in adını duyunca resmen geri vites yapmıştı.

Olayın şokuyla geçen birkaç saatin ardından, akşam nihayet gelmişti. Demir’in günlerdir ısrar ettiği o sakin, loş ışıklı restoranda, cam kenarındaki bir masada karşılıklı oturuyorlardı. Önlerindeki yemeklere dokunulmamıştı bile.

Arda’nın yüzündeki ifade, okulda Tarık Karahan’ın karşısındaki ifadeden çok daha sert ve öfkeliydi. Demir ise Arda’nın bu sessizliğinden rahatsız olmuş bir şekilde ona bakıyordu.

"Neden hiçbir şey yemiyorsun?" diye sordu Demir, sessizliği bölerek.

Arda elindeki çatalı masaya sertçe bıraktı. Çıkan ses yan masalardan duyulacak kadar keskindi. Gözlerini Demir’e dikti; bakışları adeta alev saçıyordu. Azarlayıcı, sert bir tonla konuşmaya başladı:

"Sen ne yaptığının farkında mısın Demir?!"

Demir şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Seni korumaya çalıştım Arda—"

"Benim korunmaya ihtiyacım yok!" diye kesti Arda, sesini bastırmaya çalışsa da içindeki öfke dışarı taşıyordu. "O odaya hangi akılla daldın sen? Karşındaki adamın kim olduğunu biliyor musun? Tarık Karahan birini öldürmek için gözünü bile kırpmaz! Kendini nasıl böyle bir tehlikenin içine atarsın? Eğer sana bir şey olsaydı… Eğer benim yüzümden zarar görseydin bunun vicdanıyla nasıl yaşardım ben?"

Demir, Arda’nın bu öfkesinin arkasındaki o derin endişeyi ve kendisine duyduğu o saklayamadığı hissi fark etti. Ama Arda durmadı, masaya doğru eğilerek sesini daha da alçalttı, gözlerinde hesap soran bir gizem vardı:

"Ve asıl soru şu… Tarık Karahan gibi acımasız bir adam, seni gördüğü an neden o kadar korktu? Neden resmen geri vites yaptı Demir? Kimsin sen? Baban kim? Bana neyi anlatmıyorsun?"

Demir derin bir nefes aldı. Arda’nın gözlerindeki o kırgın ve aldatılmışlık hissini görmek canını yakmıştı. Sırtını arkaya yasladı, gözlerini Arda’dan ayırmadan o derin ve gizemli sesiyle cevap verdi:

"Sana yalan söylemedim Arda. Sadece… anlatmadım. Benim babam, Tarık Karahan gibi pisliklerin yeraltında kazandığı o kara paraları, yukarılarda yasal yollarla yöneten ve istese Karahan imparatorluğunu tek bir telefonla bitirebilecek olan tek adam. Yani o adamların ne kadar kirli gücü varsa, bizim de o kadar temiz ve dokunulmaz gücümüz var."

Demir masanın üzerinden uzanıp Arda’nın titreyen elini sıkıca tuttu. Bu kez elini çekmesine izin vermedi. Gözlerinin içine bakarak fısıldadı:

"Seni o pisliğin önüne yem etmezdim. Çünkü ben ilk defa biri için kendi hayatımı ve ailemin adını ortaya koydum, Arda. Sırf sana bir şey olmasın diye."

Arda, Demir’in elinin sıcaklığı ve duyduğu bu itirafla ne diyeceğini bilemeyerek donakaldı. Aralarındaki sır perdesi aralanmıştı ama bu sır, ikisini birbirine daha mı yakınlaştıracaktı yoksa daha büyük bir savaşın içine mi çekecekti, meçhuldü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.