Gemi uzaktan bakıldığında bir taşıttan fazlası olduğu apaçık belli Kelimelere sığdıramayacak kadar büyük ve görkemliydi gemiye bakan tekrar bakmak isteyecektir. Bizimkilerde benimle aynı fikirde olacakki ağızları kapanmak yerine daha çok açıldı sanki mümkün olacakmış gibi. Üçünede dönüp, " daha fazla bakarsak geminin burdan kalkışını izleyeceğiz" dedim bende hala şaşkınım çünkü basit bir gezi olacağını düşünmüştüm. Benden sonra Mert’te kendisine geldi Arabanın bagajından valizleri indirmeye koyulmuştu bile. Alaz ve Burak hala bıraktığımız gibiydi " bu...Bu fazla gösterişli değilmi?" Demişti Burak evet haklıydı anlaşılan sağlam bir para dökmüşlerdi tabikide bu gemi sus payı gibi birşeydi hem acılarımızı hemde sesimizi kesmek için di Alaz kaşlarını çattı bu durum onun gözünden kaçmamış gibiydi. Mert aklımı okuyarak " masum insanların susması için düzenlenen bir davet, o kadarda olsun değil mi? " dedi yüzünü buruşturarak Alaz " Sikeyim böyle işi " dedi sinirli sinirli Burak Alazın omzunu sıvazladıktan sonra Mert’e yardım etmeye başladı ardından Alaz da geldiğinde herkes bu demir parçasına binmek için hazırdı. Ama içimdeki huzursuzluk her adımımda katlanarak artıyor. İçeri adım attığımda denizin üzerinde olduğunu unutturacak kadar büyüktü. İçerisi de dışarısı gibiydi fazla gösterişli, fazla büyük, fazla iğrenç altın işlemeleri pahalı parfüm kokusu midemi kaldırmaya başlamıştı. Koridorlar birbirlerine bağlanıyor gibiydi, köşelerde duran insanlarda gelen samimiyetsiz gülüşler kahkahalar burayı iyice katlanılmaz yapıyordu. Bir an durup etrafıma baktım; sanki… sanki yanlış bir kapıdan girsem kaybolacak, bir daha yolumu bulamayacak gibiydim. Bu bir gemi değildi, bu içinde sırların saklanabileceği koca bir dünyadı. Mert hadi dermiş gibi sırtımdan bir az itekledi resepsiyonun olduğu yere ilerlediğim sırada omzuma sertçe biri çarpmıştı çatık kaşlarla önümdeki adama baktım şu an onca şeyin üzerine bu adamı dövebilirim. Alaz birkaç adımda önüme geçti koruma iç güdüsü ile Burak’ Da öne çıkıp "Dikkatli olsana birader zaten küçücük birşey ezilip kalmasın elimizde." Dedi sinirli gözlerimin bu seferki kurbanı Burak' tı "Biraz daha konuş seni Beşiktaş'a satmayan ne olsun " dedim. Burak siyahiydi annesi Afrika'lı babası Türk' tü bu dediğime elbette bozulmuştu ama hayır onu teninden vurduğum için değil Beşiktaş dediğim için çünkü. Burak büyük bir Fenerbahçe hayranıydı o kadar hayrandı ki hiç kitap okumayan Burak içinde her Fenerbahçe geçen kitabı okumuştu ona her bu şakayı yaptığımda bozulurdu. " dua et kuşdaşız" dedi ve hareket çekti gülümseyip önüme döndüğümde bana çarpan çocuk bizi gülerek izliyordu. " Sende bir dahakine dikkatli ol" dedim adam hem çarpıyor bir de bedavadan gösteri izliyor. " Pardon görmedim seni" dedi ve Burağa göz kırptı oda benimle dalga geçiyordu, gayet görünüyordum. Sonra çocuğun yanına bir kız geldi sarışın, benden biraz daha kısa bir kızdı yeşil iri gözlerine bakarken saflığı gördüm kız sarışın çocuğa bakıp " yine mi birilerine çarptın" dedi sahte kızgınlığıyla sonra bana bakıp " siz onun kusuruna bakmayın boy pos var ama işte önüne sağına soluna pek bakmaz" dedi kızın da dediği gibi boyu uzundu Mert’le aynı bile olabilirdi "Problem değil, sevgilinizin suçunu siz üstlenmeyin." Sonra Kızın kulağına yaklaşıp " bunu hak etmiyolar" dedim kız gülüp "yanlış anladınız" dediği sırada Mert bir bana bir kıza bir o sarı çocuğa gözleri git gel yaptı ardından bana yaklaşıp " anahtarları aldım artık gidelim" dedi ve çocuğa baktı selam verip benle beraber yürümeye başladı ben ona olanları anlatırken çoktan merdivenleri inmeye başlamış tık . Arkamızdan ayak sesleri geliyordu ama pek dikkat etmedim Burak biraz bize doğru eğilip. "Bu adamlar bizi takip ediyor baksanıza." Diyince hemen arkama baktım az önceki çocukla kız ve yanlarında iki tane daha çocuk bize bakıp basamakları iniyordu Mert’le göz göze geldik güven verirmiş gibi gülümseyip inmeye devam etti. Onlar da büyük ihtimalle susturulan ailelerden di Bu gemide benim başıma bir iş gelse gram umurumda olmaz ama bizimkilerin başına bir iş gelirse dayanamazdım. Onları kabul ettim çünkü onlar beni bu gemiye tek başıma yollamazlardı ben istemesem bile gizli gizli binerlerdi gemiye. Ayrıca Mert'in zekasına Alazın gözlerine Burağın kardeş gibi hissettirmesine ihtiyacım vardı. Ne kadar bencilce olsada. Sonunda odanın önüne vardık 347. Oda da kalacakmışız. Sanki grupça geleceklerimizi biliyorlarmış gibi, bizim için Grup süiti ayarlamışlardı yada aileler içindi bilmiyordum. Fazla mı kafada kuruyordum? Kapının önünde Alaz'ın kapıyı açmasını beklerken yukarıda karşılaştığımız grupta yanımızdaki odada durup kapılarını açmaya çalışıyordu oradaki kız bana bakıp ellerini sallayınca bende ona el salladım. Çok tatlı bir kıza benziyordu . İçeri sonunda girdiğimizde lükslük akıyordu odadan büyük bir oturma alanıydı. Bizi karşılayan kanepeye Burak hemen yayıldı. Alaz Mertle hararetli bir konuşma içerisindeydi. Bende o sırada odaları gezmeye başladım 2 ana oda vardı 1 ortak salon vardı salonla da bağlı mutfak, birde balkon vardı bizimkileri es geçerek bir odaya girdim burayı sahiplendim artık benim. Dolaba eşyalarımı dizip bu geminin bana getireceği gücün, delillerini düşündüm. Saat on iki olmuştu bile geminin kalktığını bile fark etmemiştim yada dikkatimi vermemiştim. Düşüncelerimin beni boğmaya çalıştığını fark edince duşa girme kararı almıştım. Kapıyı kapatıp banyoya girdim.Bir adım atmıştım ki. Karşımda biri vardı. Bornozu benimkiyle neredeyse aynı renkti. Kuşağı tam bağlanmamıştı, eli hâlâ ipindeydi. Aynaya bakıyordu ama beni fark ettiği an gözleri irice açılıp şaşkın şaşkın bana bakıyordu. O kızdı resepsiyondaki arkadaşını korumaya çalışan kız. Bir saniye.İki saniye. İçimden saniyeleri sanıyordum büyük ihtimalle o da satıyordu ikimizden de ses çıkmıyordu “Şey,” dedi sonunda. “Sanırım—” “—yanlış banyoya girdin,” dedim refleksle. Kaşlarını kaldırdı. Dudaklarını büzerek. “Ben de tam bunu söyleyecektim.” dedi. Kapıya baktım. Sonra tekrar ona. “Hayır,” dedim. “Benim oda bu.” ikimizde olmamamız gereken bir yerdeydik ve neredeyse çıplaktık. ÇIPLAKTIK. Kız kısa bir sessizlikten sonra güldü. Öyle kontrollü falan değil. Bildiğin tutamayıp gülüyordu. Daha fazla dayanamayarak bende ona katıldım.Kahkahalara, beraber gömülmüştük. “Harika,” dedi. Kahkahaların arasından “O zaman bu gemi bizi resmen trolledi.” İstemeden tükürür gibi kahkaha atmıştım ve eminim çok garip bir görüntüydü “Şu an biri girerse,” dedi, “çok kötü açıklamalar yapmamız gerekecek.” dedi. Tam o anda… Kapılar açıldı kız herhalde ermiş falandı bir insanın varsayımı bile bu kadar hızlı nasıl gerçek olabilir ki? “...” Çok kısa bir an sessizlik oldu. Burak’ın sesi geldi “Be...ben mi kör müyüm yoksa bu sahne gerçek mi ?” dedi irice açılmış gözlerle üstümüzde bornozlar vardı tabi ama yinede utanmıştım. Alaz tavana bakıyordu. Mert gözlerini yere indirmişti. Kız refleksle bana yaklaştı. Burak devam etti: “Abi bu yeni bir Avrupa konsepti falan mı?” Mert dişlerinin arasından “Burak…” oda gülmemek için kendini sıkıyor gibiydi.o kadar kötü durumda mıydık cidden. Alaz ciddi bir tonla: “Biz burada hiçbir şey görmüyoruz.” dedi çocuk mu kandırıyorsun Alazcım. Kız ellerini teslim olur gibi kaldırdı. “Hayır hayır, düşündüğünüz gibi değil.” “Evet,” dedim hemen. “Cidden değil.” Tam o sırada diğer ekip de kapıdan girdi. Sarışın çocuk gözlerini kısarak baktı. Kafamı hemen diğerlerine çevirdim. Hepsi far görmüş tavşan gibi bize bakıyordu. Yanındaki kumral çocuk kafasını eğdi. “Ben şimdi… yanlış bir şey.. zamanında mı geldim?” Diğer kız dudaklarını ısırarak: “Bu gemi çok hızlı kaynaştırıyor.” dedi haklıydı galiba bu kadar fazla samimi olmayı bende beklemiyordum. Herkes bir anda bilerek başka yerlere bakmaya başladı. Gereksiz şekilde tatlı görünüyordu hepsi Burak ciddi ciddi: “Abicim bu küvet kaç litre alıyor sizce?” dedi Sarışın çocuk cevap verdi “Minimum yetmiş beş.” Kumral olan: “Yok ya, yüz vardır.” Alaz kafasını salladı. “Bencede yüz.” İçimden gurur duydum. Bu kadar profesyonel görmezden gelme az bulunur. Bunları dizi, film setlerine satsam iyi para kaldırabilirim. Kız kulağıma eğildi. “Şu an lezbiyen mi sanıyorlar bizi? ”dedi endişeli yeşil gözlerini bana çevirerek. “Bence evet,” dedim. Aynı endişeli ifade ile “Harika,” dedi. “Annem görse gurur duyardı.” Bir anda gülmemek için alt dudağımı ısırdım. Sarışın çocuk yani Kayra boğazını temizledi. “Şey… biz ses duyunca bir sorun var sandık.” Alaz hemen atladı “Aynen. Sorun yoksa… biz yokuz.” Kız hızla konuştu: “Bende sonra girerim... Sen geç.” “Hayır,” dedim. “Sen gir.” “Yok yok,” dedi. “Gerçekten.” “Hayır,” dedim. “Ciddiyim.” “Saç maskesi yapmam lazım,” dedim net bir tonla. Duraksadı. “Bu çok güçlü bir gerekçe.” dedi Gülümseyerek. “Kazandım.” dedim “Tamam. Ama kapıyı kilitle.” Dedim “İki kere.” dedi oda gülerek Banyodan çıktım. Kalbim saçma bir şekilde hızlıydı. Arkamdan Burak’ın sesi geldi: “Ben hâlâ küvetin litresini merak ediyorum.” dedi abdal abdal " of Burak off" diyerek Kapıyı kapattım. Banyodan çıkıp bizimkilerin suratına bakmadan hızla odama geçip kapıyı kapattım. Burak kapının arkasına geçip sesini incelterek "yaaa sen önce kapat, Ama hayır hayır ben kapatamam sen kapat" derken Alaz " Abi yürü kızı daha fazla yormayalım" dedi daha çok sinirimi bozarak çok utanıyorum kızda benim yüzümden rezil olmuştu. Umarım bu durumu bir daha yaşamam özellikle başkalarıyla.
Bölüm 2
2. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.