Her insanın bir dayanağı vardır, benim dayanağım da Beccaydı o bana destek oldu ben ona.
O benim yaralarımı sardı bende onun.
O günden sonra ben asla eski morgana olmadım bir çok huyum değişime uğradı örnek vermek gerekirse o günden sonra bir daha kimseyle dostluk kurmadım.
Kimseye güvenmedim insanlara hep sahte tebessümlerimi bahşettim sadece nadir görülen zamanlarda gerçekten hak eden insanlara içtenlikle güldüm.
Bekli katıksız bir cani olabilirim ama bunu ben mi seçtim?
Tabii ki de hayır, ben iyi bir insan olmayı seçerdim en azından şimdilik...
Beccanın hala daha kapanmamış dosyasının olması beni şoka uğratmıştı bakışlarımı önünde ki dosyalara dalan Owena çevirdim bir kaç sahte öksürükle dikkatini kendime çektim.
"Ne oldu bir sıkıntımı var?"dedi bir bana bakıyor birde önümde ki dosyalara bakıyordu.
"Aslın da şuan önümde ki dosyada ki kişinin dosyasının hala daha açık olması beni şaşırttı
8 yıl geçmiş üzerinden."dedim kafamı önümde ki dosyadan ayırmazken.
"O dosyayı ben açtım tekrardan, toplam da 80 cinayet yaşandı ve bunların hiç birinin katilleri yok bir düşünsene ya bunların hepsini tek bir kişi yapmışsa?"dedi düşünceli bir şekilde, arkama yaslandım ve sol bacağımı sağ bacağımın üstüne koydum.
"Bu imkansız tek bir kişi hiç bir delil bırakmadan 80 kişiyi öldüremez."dedim, ne düşündüğünü anlamak zordu kalemi elinde ustaca ,döndürdü deri dönen sandalyesine yaslandı.
"Bana babam hep şu sözü unutmamı söylerdi;'Eğer bir kişinin ne yaptığını bilmek itiyorsan her ihtimali düşünmelisin.' ben de öyle yapıyorum her ihtimali düşünüyorum."dedi önünde ki dosyaya bir bakış atarak.
"Ya bir çete halindeyseler...Peki başka ihtimaller var mı sence?"dedim kalemi kulağımın üstüne koydum.
Başını olumlu anlam da salladı.
"Bir çok ihtimal var."dedi ve devam ettİ."Bunlardan en iyi olasılığı bu seksen kişinin de bir biriyle bağlantılı olabileceği."
Omuz silktim ve sandalyemi masaya bir az daha yaklaştırdım.
"Her neyse bence biz en son olan cinayete bakmalıyız seksen kişinin de cinayetini çözmek bize düşmez owen."dedim ve işime döndüm.
Gerçekten çok fazla kurcalıyordu derin bir nefes aldım buraya gelme amacım sapıtıp kendime ele vermemi sağlamazdı inşallah.
İkinci bir dosya aldım elime, dışardan yüksek sesli gürültüler geliyordu aynı anda bakışlarımızı kapıya çevirdik gürültüler yaklaştı ve kapı yüksek sesle açıldı orta yaşlarda gayet yapılı kirli sakallı gözleri ağlamaktan kızarmış bir adam girdi arkasında da boris ve iki tane yaşlı polis vardı.Owen ayağa kalktı kaşları çatık bakışları öldürücüydü.
Ben de ayağa kalktım kollarımı önümde bağladım ve yüz şeklimi hiç bozmadan adamı izledim.
"Beyefendi çıkar mısınız insanları rahatsız ediyorsunuz?"dedi boris tedirgince.
"Hayır bana kardeşimin katilini bulacaksınız o şerefsiz buraya gelecek artık beni geçiştiremezsiniz."dedi ve odanın ortasına dikildi bende masanın üstüne oturdum.
Owen adamın karşısına geçti adamı bir iki santimle geçiyordu boyu.
"Beyefendi lütfen çıkın bizde araştırmaları sürdürüyoruz."dedi owen adama üsten üsten bakarken.
Adam alayla sırıttı"Geçen de böyle demiştiniz ne beceriksiz adamlarsınız."dedi tiksintiyle adam.
Owen bakışlarını korkutucu derece de adamın üstünde gezdirdi,adam alttan alttan owena baktı.
Adam iki adım gerisinde duran beni sertçe kolumdan tuttu ve cebinden çıkardığı çakıyı boğazıma dayadı adamdan bir santim farkla kısa olduğum için zorluk çekiyordu ben ise gayet sakindim.
Boris ve yanında ki iki yaşlı polisin gözleri büyüdü ve bir adım öne geldiler adam da bir adım geriledi.
Owenda tedirgin bir bakış attı ama gayet sakindi.
"Bana hemen kardeşimi öldüren adiyle ilgili bilgi vermezseniz sürtüğü öldürürüm."dedi ve boğazımı bir az daha sardı çığlık atmamı bekledi ama hiç ses çıkarmadım.
"Saçmalama yapacağın bir hata hayatına sebep olur."dedi borisin arkasın da ki yaşlı polislerden kelleşmeye doğru yol alan saçlı adam.
"Olsun o adi bulunduğunda da olacak zaten."dedi kesin bir sesle.
Adamın çakıyı tuttuğu elini nasıl geldiğini anlamadığım bir güçle çevirdim çakıyı tutan eline sertçe vurdum çakı yere düştü adam çakıyı almak için eğilince erkekliğine sert bir tekmeyi geçirdim adam iki büklüm olunca ayağına tekme attım ve adam önümde diz çöker bir hal aldı.
"Bu acemilikle bir insan öldüremezsin eğer biri için kendini feda edeceksen bu fedakarlığı yapmana değsin."dedim owen eline bıçağı aldı.
Adam acıyla inledi"Sürtük ahh."dedi adam ters bir bakış attım.
Boris yanıma geldi ve omzumu sıktı.
"Gerçekten büyüleyicisin morgana."dedi gülerek odaya iki tane polis girdi ve yerde kıvranan adamı kolundan tutup odadan çıktılar.
Oda da sadece ben ve owen ve boris kalmıştık.
"Nasıl bu kadar soğuk kanlıydın."dedi owen kalçasını masaya yaslayarak.
"İnançlar diyelim."dedim.
"Bunlar ne tür inançlar?."dedi bende kalçamı kendi masama yasladım.
"Ben ölen her bir insanın gökyüzünde bir ölen yıldızın yerini aldığına inanırım bu beni hep etkilemiştir bu yüzden ölmekten korkmam."dedim tek bir solukta ayağa kalktı ve yerine oturmadan önce bana son kez baktı.
"İstersen bu günlük yeter çıkabilirsin."dedi ve tekrar dosyalarına gömüldü.
Başımla onayladım ve odanın kapısını açıp dışarı çıktım.
Gün batımına denk gelmiştim telefonumu çıkardım ve fotoğrafını çektim ,yeniden bilinmeyen numaradan mesaj vardı.
Geri dönüş yaptım ve aradım ilk çalışım da açıldı.
"Alo yene ne var yeter lanet olsun."dedim adımlarımı hızlandırdım ve karakoldan çıktım eve gitmeyeceğim için adımlarımı hızlandırdım ve o lanet mekana doğru yürüdüm.
"Ah benim biricik kızım lütfen adımlarını hızlandırır mısın?Gece yarısını bekleyemeyeceğim."dedi eminim ki şuan pis pis sırıtıyordu.
"Bana bak bob benim damarıma basarsan seni öldürürüm."dedim ve telefonu yüzüne kapattım yirmi adım sonra karşımda ki bara girdim herkes deli gibi dans ediyordu benim işim burada olmadığı için barın en tenha köşesinde ki kapıya doğru ilerledim ellerimi ceplerime yerleştirdim.
Etraf çok pi alkol kokuyor kızlar onurlarını beş paralık görüyor ve adamlar sarkıntılık yapıyordu.
Kapıya yaklaştığım da iri yarı bir koruma önümü kesti.
"Parola."dedi siyah saçlı koruma pis pis sırıttı alkol kokuyordu elimi yumruk şekline getirdim yumruk yaptığım elimi sıyırdım ve adam gösterdim ve suratının ortasına geçirdim.
Koruma sendeledi ve bu sefer ateş saçan gözlerini benden çekmeden üstüme doğru gelmeye meyillenirken kolundan başka bir koruma tuttu.
"Ne yaptığını sanıyorsun işimizden olmamızı mı?"dedi ve ikisi de bir iki adım gerilediler.
Yüzlerine bakma gereği duymadan kapıyı açıp girdim kocaman bir odaydı daha doğrusu kitaplarla döşenmişti bana lisede ki kütüphaneyi andırıyordu en başta ki kitaplıktan insan felsefesi olan ansıklopediyi kendime doğru çektim.
Ve aşağıya doğru inen merdivenleri sırayla inmeye başladım.
Kendimi yine bu cehennem de bulmam kaderin en şanssızın bana gelmesi...



