İçeriğe geç

Dahi Katil

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Dahi Katil

Bölüm 5

5.Bölüm:İşin ilk günü

Bitirdiğim tabağımı siyah tezgahın üstüne koydum ve odama doğru ilerledim tahta dolabımın demir kulplarından tutup kendime doğru çektim kahverengi paltomu ve onun alt takımı eteğimi giydim saçlarımı alttan topladım ve siyah şapkamı taktım.

Siyah terliklerimi çıkardım ve siyah botlarımı giydim tabancamı da bel silah kılıfımın içine koydum.

Oturma odasından anahtarımı ve telefonumu aldım eve son kez eve göz atıp evden çıktım.

Sonbahardaydık hafif ılık bir rüzgar esiyordu ağaçlar kurumuş yapraklarını döküyordu ıslak toprak kokusunu içime çektim ana caddeden karşıya geçtim telefonumu cebimden çıkardım bilinmeyen numaradan arama vardı.

Tekrardan aradım bilinmeyen numarayı.

Çalıyordu.

Tam kapanacakken açıldı o yaşlı ama tok kalın erkek sesi doldurdu kulaklarımı.

"alo"dedim karşı tarfın nefes alış verişi çok net duyuluyordu karşıdan gelen taksiyi durdurdum ve arka koltuğa oturdum kısık sesle'Karakola lütfen'dedim.

"Ah morgana beni hatırlamadın mı?"dedi o tanıdık ses derin nefes aldım aklım bir sene öncesi yaşananlar geldi bu sefer sinirle verdim nefesimi.

"Yine mi sen lanet olsun ne istiyorsun Bob?"dedim sinirle.

"Verdiğin sözlerinin hiç birini tutmadın ayrıca borcunu da ödemedin cık sana hiç yakışmadı morgana."dedi ve kahkağa attı sinirle soludum.

"Ne var lanet şey bırak artık peşimi."

"Gece yarısı her zaman ki mekana gel."dedi ve kapattı kapanmış telefona boş boş baktım bu adam tam bir adiydi her zaman ona itaat etmemi isterdi.

Karakolun siyah demirlikleri görüldü hemen kapının önünde indim taksiciye tutarı uzattım ve karakolun girişine doğru hızlı adımlarla ilerledim.

Etraf sessizdi ayaklarımın altında ki kurumuş yaprakların ufalanma sesi vardı.

Doğruca borisin odasına ilerledim kapıyı tıkladım ve içeriye girdim önünde ki dosyalardan kafasını kaldırdı ve gülümsedi önünde ki tekli koltukları işaret etti gülümsemesine karşılık verdim ve oturdum.

Hafif öksürdü ve arkasına yaslandı hafif çıkmaya başlayan sakallarını kaşıdı.

"Nasılsın Boris?"dedim arkam yaslandım ve şapkamı düzelttim.

"iyiyim morgana ilk iş gününde başarılar."dedi önünde ki kahveden bir yudum alarak devam etti"Sen jackin yanında başla istersen"dedi önünde ki bilgisayara bir şeyler yazıp siliyordu.

Hayır jack olmazdı.

"Şey...Boris jack olmasa olur mu?"dedim vereceği cevaptan dolayı nefesimi tutmuş cevabını bekliyordum.

Tek kaşını havaya kaldırdı.

"Tamam o zaman."dedi ve bilgisayardan bir şeyler aramaya başladı.

"Ah şanslısın morgana owen boşta onun yanında çalışmaya başlayabilirsin"dedi gülümsedim teşekkür ettim ve çıkışa doğru ilerlemeye başladım borisin sessini duyunca elim soğuk demir kulpta takılı kadı.

"Eski kuralları hatırladığını umuyorum morgana."dedi yüksek sesle başımı arkaya çevirdim ve başımla onayladım koridora çıktım.

Eski kurallarda yeni gelen kişiyle yanında çalışacağı ortak arasında Usta-Çaylak ilişkisi olurdu.

Ben ilk işe başladığımda Jackin yanında başlamıştım ve hiç anlaşamadığım biriydi.

Ve bir sorunumuz daha vardı ben sadece owenin odasının bulunduğu katı biliyordum aşağıya indim iki koridor ve her bir koridorda 5-6 tane oda vardı ilk gördüğüm kadın polise durdurdum.

"Affedersiniz Owen Robertin odsı nerede?"dedim bir kaç saniye düşündü ve sağ koridorun en sonunu işaret etti.

Teşekkür ettim ve ayrıldım sağ koridorda ki en son ki odaya giridim ve kapıyı tıklatıp içerden ses çıkmayınca açıp girdim.

Duvarları beyaz ne çok büyük ne de çok küçük bir odaydı iki tane masa vardı biri ötekine göre daha büyük ve deri dönen sandalyesi vardı küçük olan masa da bir hediye paketi ve boş bir çerçeve vardı.

Birde dosyalarla dolu bir dolap, güneş alan pencereye doğru ilerledim.

2050 Londra cinayeti,

2030 İngiltere cinayeti,

Gibi farklı ülkelerde olan canice yapılmış cinayetler vardı ben o zaman üniversitedeydim haberlerde katillerinin arandığı yazılar çıkar ama polisler bir türlü bulamamıştı.

Bu iki cinayeti ünlü dedektif Richard Robert bulmuştu hatırlıyorum da ona çok özenirdim.

Arkam da büyük ve sıcak bir elin dokunduğunu hissettim ani refleksle omzuma dokunan eli tutup çevirdim ve karnına tekme atacakken ayağımdan tuttu son anda dengemi korudum.

Önüme döndüğümde kim olduğunu gördüm Owendı sarı saçları dağınıktı ayağımı tek eliyle tutmuş ciddi bir şekilde yüzümü inceliyordu kirli sakallarını kaşıdı ve ayağımı bıraktı.

"Niye sessizce gelir ki bir insan?"dedim bakışlarımı ondan çekmezken, deri dönen sandalyesine oturdu ellerini önünde birleştirdi.

"Niye böyle bir saldırıda bulunma gereği görür ki bir insan?."dedi eliyle orta boyda ki masayı gösterdi, hızlı adımlarla ilerledim ve oturdum demin yoktu ama şimdi önümde ona yakın pembe dosya vardı, o kadar mı dalmıştım?

Kırmızıyla paketlenmiş hediye paketine baktım bakışlarımı owena çevirdim başıyla işaret edince kırmızı hediye paketini açtım uzun dikdörtgen kutuyu açtım içinde bir büyüteç vardı.

İçime tarif edemeyeceğim bir sıcaklık doldu hayatım da yıllar sonra bir insana samimiyetle gülümsedim dudaklarımdan kısık bir "Teşekkür ederim."çıktı.

"Uzun zamandır kimseden hediye almamıştım gerçekten çok teşekkür ederim."dedim büyüteç 'e hayranlıkla baktım ve kutusundan çıkardım.

Aslında ben uzun zamandır bir çok şeyden yoksun kalmıştım;

Sevgi,

Aşk,

Gibi duygular annem öldükten sonra hiç bir şey eskisi gibi olmadı hatta daha iğrenç bir hayat yaşadım.

"Sevindiğine sevindim ama iş beklemez"dedi önümde ki dosyaları işaret etti başımla onayladım oda işine döndü onun önünde ki dosyalar daha çoktu.

İlk elime geçirdim dosyayı aldım ve açtım gördüğüm isimle afalladım boğazımda bir düğüm oldu.

Becca Hol ilk cinayetim ve ilk pişmanlığım iki kaşımı da çattım duygularımı dizginleyemiyordum owena çaktırmamak için hafif öksürüp kafamı eğdim.

O gün gece yarısıydı ben 17 yaşımdaydım sıkıntılı aynı zamanda patlamaya hazır bombaydım Becca benden bir yaş büyüktü o benim dostumdu o benim hiç olmamış kız kardeşimdi ben önde o benden bir kaç adım arkamdaydı aceleyle yurttan çıkmamı söyledi bende hiç sorgulamadan kabul ettim.

Etraf karanlık ve tenhaydı köpek havlamaları doldurmuştu kulaklarımı çıkmaz sokağa geçtim Beccaya doğru döndüm ellerimi kendime doladım.

"Ne söyleyeceksen söyle moruk hanım kızmasın."dedim hem gülüyordum hemde beccaya doğru ilerledim ve elimi omzuna koydum ve sıktım.

Becca tedirgindi kaşlarımı çattım ve ona ne olduğunu sordum işaret diliyle bana bir şeyi olmadığını söyledi.

Beccanın küçüklüğünde yaşadığı travmadan dolayı konuşma engeli vardı önümde ki duvar da iki büyük gölge belirdi arkama döndüm ve iki iri yarı adam üsten üsten bana bakıp gülümsüyordu.

Beccaya döndüm tedirginliği arttı adamların yanına doğru ilerledi işaret diliyle onlara beni darbeleyen sözcükleri söyledi.

'Kızı alabilirsiniz.'dedi ve bana bakmadan arkasını dönüp gitti gözlerim doldu çünkü becca öyle biri değildi gözümden usulca bir yaş döküldü bana yaklaşan adamlar karşı siper aldım var gücümle bağırdım.

"Yardım edin!"dedim adamlar pis pis güldü , alkol kokuyorlardı uzun saçlı uzun boylu yaklaşan adamın erkekliğine sert bir tekmeyi geçirdim

Adam inledi ve erkekliğini tuttu öbür adam da bana bir adım attı iki eliyle omuzlarımdan tuttu kafamı yüzüne vurdum kaşım yarılmıştı adamın da burnu kanıyordu.

Çıkmaz sokağı arkam da bırakarak var gücümle koştum beccayı önde hıçkırarak koşuyordu bende peşinden koştu kolundan tuttum beni görünce afalladı kolunu sıktım ve tenhalık ve karanlık sokağa çektim.

Gözüm dönmüştü yerde bulduğum uzun çiviyi aldım ve defalarca beccanın boğazına batırıp çıkardım bembeyaz ve renksiz gözlerle ayağımın ucuna düştü.

Ellerim titriyor göz yaşlarım dur durak bilmiyordu.

Bulunduğum yerden koşarak uzaklaştım.

Artık eski morgana değildim...

Bölüm sonu

4 yorum