Dükkanın önüne geldiklerinde Aras arabadan indi.
"İşin bitti ya benle gidersin tabi kardeşim gel bir ortam yapalım demek yok."
"İşimin bittiğini kim söyledi"
"Bu sefer kimin hesabını kesicez."
"Gel benimle diyerek peşine Barışı taktı.
Eski sanayinin yoluna sapmadan önce, Aras bir an direksiyonu kırdı.
“Önce bir şuraya uğrayalım,” dedi.
Barış ne demek istediğini anlamıştı. Laf etmedi.
Birkaç dakika sonra Defne’nin arabasının olduğu sokağa girdiler. Sokak yine sessizdi. Sarı ışık asfaltın üzerine dökülmüş, her şeyi olduğundan daha solgun gösteriyordu.
Aras arabayı Defne’nin aracının arkasına park etti. Motoru kapattı ama inmedi. Gözleri o noktaya takıldı.
"Şerefsizler" dedi dişlerinin arasından.
"Kızı burada sıkıştırdılar.
"Barış camdan dışarı baktı.
"Adiler"
Aras’ın eli direksiyonu sıktı.
“İşleri umarım bu gece biter"
Barış başını ona çevirdi. Sesi bu kez daha ciddiydi.
"Bitmezse ben hallederim sen rahat ol."
Aras hemen döndü bakışı sertti.
"Sakın Barış."
"Ne var"
“Sen uzak duruyorsun daha yeni çıktın bak içerden bir soluklan nefes al.”
Barış hafifçe güldü. O yorgun, alışmış gülüşlerden biri.
"Alıştık artık be kardeşim"
Aras bir şey demedi.
"Önce şu işi halledelim "dedi Defne’nin arabasını işaret ederek.
"Sabah çekici gelene kadar çalışır hale getirelim"
Barış bagajdan takviye kablolarını çıkardı. "Akü mü"
"Zayıf"
Kaputu açtılar. Aras el fenerini dişlerinin arasına sıkıştırdı, kabloları bağladı. Barış kendi arabasının kaputunu açıp bağlantıyı yaptı.
"Hazır"dedi Barış.
Aras kontağı işaret etti. "Çevir"
Barış Defne’nin arabasına geçip kontağı çevirdi. Motor önce boğuldu, sonra bir an duraksadı.
Aras gözünü kapattı.
"Bir daha"
Marş sesi yükseldi.
Ve bu kez motor çalıştı.
İkisi de aynı anda başını kaldırdı. Motorun düzenli sesi sokağın sessizliğini doldurdu.
Barış sırıttı "oldu"
Aras kaputu kapatırken içinden geçen gerginlik biraz gevşedi. "Sen var ya, usta gibi usta be"
Motoru birkaç dakika çalışır halde bıraktılar. Sonra stop ettiler. Kaputu kapattılar.
Barış anahtarı Aras’a uzattı.
"Çekici gelince şaşıracak adam"
Arabayı dükkanın önüne çekti Aras. Anahtarı cebine koydu ne olur ne olmaz diye yanına aldı.
Barış saate baktı epey geç olduğunu fark edince Aras dükkanda kalmasını söyledi. Barış hayır bile demeden dükkana koştu hemen. Yere attığı yatağın içine girdi direkt Barış.
Aras sobaya biraz odun attı iyice soğumuştu hava.
Sonra masanın üstündeki bardağı gördü. Aklına Defne geldi.
Dikkatlice bakamamıştı bile kıza. Böylesini ilk defa görmüştü. Gözleri bambaşka dünyalara açılıyordu adeta. Üzerindeki elbise onu 1980 lerden göndermişti buraya sanki. Elini tutuğunda o buz gibi korkudan titreyen elinin yumuşaklığını aklına geldi. Ellerine baktı sonra . Bardağı yıkadı ve üst raflarda kimsenin alamayacağı yere koydu . Yarın geldiğinde "belki bir çay daha içer belli mi olur" diye geçirdi içinden.
Üzerini değiştirip yatağa yattı. Gözlerini tavana dikti bir an.
Barış daha uyumamıştı birden yerinden doğruldu.
"O kız " dedi gülümser bir tonla"nasıldı"
"Yat zıbar hadi sabah işimiz var" diye geçiştirdi konuyu Aras
"Lan benim işim mi var senin işin var sen çalışıyorsun burda hatırlatırım."
"Unut kızı falan yat uyu hadi"
Sırtını duvara doğru döndü birden Aras. Aklına gelmişti o güzelim suratı.
Ve Barışın dediği gibi" güzeldi, ulaşılması zor olan ne varsa o kızda birikmiş gibiydi".
"Sorudan kaçtığına göre aldım ben cevabımı adamım belli ki bayılmışsın sen bu kıza"
"Kes de uyu artık yoksa boğarım seni bir daha asla uyanmamak üzere."
"Tamam ya sustum"
Defneyi düşüne düşüne uyuya kalmıştı resmen Aras .
Kavgadan tek bir sıyrık almadan çıkmıştı ama yumrukları hala acıyordu. Alışıktı bir yandan da bu acılara.
Sabah kepenk daha tam açılmadan bir tekme sesi yankılandı.
"Lan açın şunu"
Barış battaniyenin içinden homurdandı.
"Geldi bizim kıyamet"
Aras zaten uyanıktı. Üzerini hızlıca geçirdi, kepengi kaldırdı.
İçeri Fevzi usta girdi. Üzerinde kalın montu, yüzünde sert bir ifade elinde yeni yaktığı sigarası vardı. kenarda duran tahta sopalardan biri eline aldı sonra sopayı yere vurdu.
"Karşıma geçin"
İkisi de sessizce oturdu. Fevzi usta gözlerini kısmış, tek tek baktı yüzlerine.
"Dün gece ne yaptınız"
Barış hemen atladı.
"Bir şey yapmadık usta dükkândaydık"
Sopa yere sertçe indi.
"Yalan söylemeyin son kez soruyorum , dün gece ne oldu."
Aras sakin kaldı.
"İş vardu baba araba tamiri ettik başka ne yapalım biz"
"Ne işi"
“Kızın biri yolda kalmış üst mahallede, aküsü bitmiş yardım ettik."
Fevzi ustanın bakışı değişmedi.
"Ben meyhaneden bahsediyorum."
Dükkânın içi bir anda buz gibi oldu. Barış’ın yüzündeki gevşek ifade kayboldu.
"Usta"diye başladı ama Fevzi usta elini kaldırdı.
"Konuşma"
Aras gözünü kaçırmadı.
"Gittik"
"Neden"
"Mahallede her gördükleri kadına el uzatıyorlar , laf atıyorlar baba. Son anda yetiştim de kurtardım. Bakma böyle diyip de kendimi bir şey sanıyorum gibi görünüyor olabilirim ama bir kadının hayatı söz konusuydu. Ya ölseydi ya daa.."
"Tamam yeter kes "
Fevzi usta bir adım yaklaştı.
"Sen mi mahallenin savcısısın"
"Değilim"
"Polis misin"
"Hayır"
“E o zaman kimsin?”
Aras’ın çenesi gerildi ama sesi sakindi.
“Büyüğümsün , babamsın ama bu durumda yaptığım şeyin asla yanlış olduğunu söylemene müsadem yok kusura bakma .
Bu sokakta büyüdüm ben. Bu sokakların çocuğuyum .Gözümün önünde birine el uzatılıyorsa o elini kırarım.
Fevzi usta sopayı tezgâha vurdu.
"Kenan aradı sabahın köründe çocukları sakatladılar diyor"
"Dua etsinler bugün selaları okunmadı "
Barış dayanamadı ortamın iyice gerildiğinin farkına vardı .
"Usta abartıyor Kenan züppesi , yaşıyorlar. Hem biz yaşamalarına izin verdik Allah korkusu var diye. Onda hiç bir korkuda yok neden öldürmemiş o itleri"
Fevzi usta sert bir bakış attı.
"Kes zırvalamayı, onların arkası sağlam. Gözünüz yaşına bakmazlar bu saatten sonra dikkat edin"
Aras kıpırdamadı.
"Varsa gelsin, gelsinler de kimin gözünden yaş akıyor görsünler "
Fevzi usta bir an durdu .işte o cümleyi bekliyordu sanki.
"Geldiler zaten"
"Sabah iki takım elbiseli geldi bana sizin adınızı sordular."
Aras’ın göz bebekleri küçüldü ama yüzü değişmedi.
"Ne dedin"
"Ben evladımı yakmam ,kimsenin adını vermedim.” dedi Fevzi usta sertçe.
"Ama şunu bilin bu iş üç serseri meselesi değil"
Fevzi usta Arasın yüzüne doğru eğildi.
"Bir kız için mahalleyi ateşe attın, içinde kızı da yakma uzak tut onu."
Sonra doğruldu.
"Bu iş büyürse önce sizi değil, dükkânı yakarlar ekmeğinizi yakarlar. Onu bilin"
"Ben dün gece olanlara göz yumup, k*çımı devirip yatsaydım işte o zaman kendimi yakardım baba. Adamsak adamlığımızı yaparız ,mahalleyi yakmaya cesaretleri varsa bende onları içine gömüp o yangını izlerim bilmiş ol .
Fevzi usta bir sinirle çıktı dükkandan. Geride sadece iki delikanlı kalmıştı.
Kepenk yarıya kadar indi tekrar. Dükkânda uzun bir sessizlik oldu. Barış derin bir nefes verdi.
"Abi bu sefer cidden büyüdü"
Aras tezgâha yaslandı. Elleri yağlı, yüzü düşünceli.
"Büyüyecekse büyüsün."
"Ya sana bir şey yaparlarsa"
"Yapacak adam çoktan yapar oğlum, yok mahalleyi yakacakmış yok şu yok bu"
"Fevzi usta baya sinirlendi ama "
"Bir kaç saate gelir bir iki bağırır gider merak etme ."
"Kıza bir daha bir şey yapmaya cesaret ederler mi . "
"Ben dün onları neden komalık ettim.
"Bir daha kadına el sürülmeyecek diye"
"Sence cesaret edebilirler mi"
"Arkası sağlam diyor Fevzi usta duymadın mı" Aras önündeki çaydanlığa suyu koydu çay demlemek için. Barış bir anda oturduğu yerden kalktı peşinde dolanıyordu barışısın "ya kızı bulup bir şey yaparlarsa o zaman ne olacak "
"Bu hayatta tek arkası sağlam onlar mı sence "
"Ne alaka "
"Dün kızı almaya tam beş araba geldi " diye eliyle gösterdi Aras. Yüzü çok net ve ciddiydi
"Yani "
"Barış salak mısın oğlum sen ayılmadın mı yediğin fırça nerene gitti, anlasana kız öyle herhangi birinin kızı değil. Ama bu değil ki bir daha buraya gelebilir."
"Gelmesin abi gelmesin "
Aras saate baktı sekiz de geleceğini hatırladı. Sonra lavaboya gitti üzerine çeki düzen verdi . İstemsizce eliyle saçını düzeltti . Kenarı kırılmış üzeri motor yağında pislenmiş aynanın bir kaç temiz yerinden kendine baktı .
Sakallarının uzadığını fark etti içinden " beğenir mi ki böyle kalsa" diye düşündü ve kendine hafif bir tokat attı " saçmalama Aras kendine gel oğlum elalemin kızına bakacak göz var mı sende lan" diye uyardı kendini ve o ciddi surat ifadesini takındı .
Barış uzaktan izliyordu onu . Alışık olmadığı hallerine baktı ve güldü.
"Beğenir beğenir seni merak etme" diyerek kahkaha attı Barış . Bunu duymak onu utandırmış olacak ki yanında duran paspası eline alıp ona fırlattı.
"Zevzeklik yapma döverim"
"Baban bitti sen başladın sabah sabah bu ne şiddet abi" diyerek demlikteki kaynayan suya baktı ve çayı demledi.
Dükkanın önüne , dokuz yaşlarında elinde sepetle simit satan küçük bir çocuk geldi. Adı Faruktu. Babası ayyaşın tekiydi. Annesi iki kardeşini tek başına büyütüyordu. O da erkenden hayatın sillesini yemişti . Sabah erkenden kalkar zor bela girdiği fırındaki işine gider. Ustasının hazır ettiği simit dolu olan sepeti eline tutuşturur "içine sayılı koydum bir tanesi bile yensin gelen paradan anlarım koyarım kapının önüne seni yoksa" diye tehdit etmişti resmen. Sepeti alınca gelirdi direk dükkana . Aras diğer yanında çalışanlar bilirdi bu durumu ki onu zorla oturdu karnını doyurur fazla fazla alırlardı sattıklarından. Sıcacık mis gibi kokan simitlerin tadına sadece burada bakardı. Her sabah bir rutindi bu .
"Gel bakalım gel hazır mı bizim simitler."
"Hazır abi buyur , yanına da peynir getirdim size."
"Aslanım benim gel otur bakalım Faruk" utana çekine ilk başta hayır dese de Arasın bir bakışı ve "geç" demesinin üzerine laf etmez otururdu.
"Abi dün gece naptınız siz öyle ya "
Barış ağzına soktuğu koca simitle şaşkın bir şekilde baktı ona.
"Hayırdır yine kimin ağzının ipi çözülmüşte ötmeye başlamış. Ne duydun bakalım söyle sen" diye baktı Aras.
Faruk sepeti yavaşça yere bıraktı ve tabureye oturdu "
"Abi herkes sizi konuşuyor vallahi eski sanayide üç adamı sahnede dansöz edip oynatmışsınız diyorlar sonra da hastanelik etmişsiniz."
Barış simidi çiğnerken boğazına kaçıracak gibi oldu.
"Lan kim anlatıyor bunları bu mahallede"
""Fırında duydum ekmek almaya gelenler konuşuyordu ‘Aras yine ortalığı dağıtmış’ dediler" Aras çayından bir yudum aldı sakin görünüyordu ama gözleri dikkatliydi.
"Peki başka ne dediler"
Faruk biraz yaklaştı, sesini alçalttı.
“Abi o adamların abileri varmış baya büyük adamlarmış Arasın işi bitti falan diyorlar"
Aras sinirden deliye dönmüş gibi oldu kafasını çevirdi birden.
"Abisi de gelsin onu da oynatırım " diyerek çayından bir yudum aldı
Aras elini uzatıp Faruk’un başını okşadı.
"Soran olursa bir şey duymadın bilmiyorum de geç " diye tembih etti Faruğu.
Faruk başını salladı.
"Tamam abi."
Barış konuyu değiştirmek ister gibi sordu:
"Okul ne oldu lan"
Faruk’un yüzü bir an düştü.
"Bıraktım abi annem tek başına yetişemiyor"
Aras’ın bakışı sertleşti ama bu sertlik Faruk’a değildi.
Tam o sırada dükkânın önünde siyah, camları filmli bir araç yavaşladı.
Üçü de sustu.
Araç birkaç saniye bekledi.
Sonra ağır ağır ilerleyip gözden kayboldu.
Barış dönüp Arasa baktı.
"Başladılar göz dağına baksana"