Kapının önünde birkaç saniye daha öylece durdu Aras.
Sokak yeniden sessizleşmişti. Az önce farlarla aydınlanan asfalt şimdi tekrar sarı sokak lambasının solgun ışığına kalmıştı. Defne’yi götüren araçların sesi uzaklaştıkça içindeki gerilim tuhaf bir şekilde artıyordu.
Elindeki bezi yere fırlattı.
Çenesini sıktı.
"Lanet olsun" diye mırıldandı.
Cebinden telefonu çıkarıp rehberde tek bir isme bastı. Uzun uzun çalmadı.
"Ne var lan gece gece" diye uykulu bir ses geldi karşıdan.
"Barış" Sesi sertti soğuktu.
"Dükkâna gel hemen"
"Ne oldu"
"Bu gece çok işimiz var."
Karşı taraf bir an sustu. Aras’ın o tonunu bilirdi. Şaka olmadığını da.
"Tamam. Yirmi dakikaya oradayım."
Telefon kapandı.
Aras ceketini askıdan çekip omzuna geçirdi. Düğmesini iliklemedi bile. Sokak köşesine kadar yürüdü. Az önceki kavganın olduğu yere baktı. Karanlık, sakin, masum görünüyordu.
Ama o üç yüzü unutmamıştı.
"Mahallemizde racon kesmeye kalkıyorlar "diye dişlerinin arasından geçirdi.
Defne’nin korkuyla büyümüş gözleri geldi aklına. Titreyen elleri. "Borçluyum sana"deyişi.
Yumruğunu sıktı.
"Bu işin borcu falan olmaz"demişti ona.
Ama içinden geçen başkaydı.
O üç kişi, onun mahallesinde, onun sokağında, bir kadına el uzatmaya kalkmıştı. Üstelik gözünün önünde.
Bu mesele artık sadece Defne değildi.
Bu mesele Aras’ın kendi çizgisiydi.
Uzakta bir motor sesi duyuldu. Barış’ın eski arabası sokağa girdi, dükkânın önünde durdu. Barış hızlı adımlarla indi.
"Anlat" dedi yaklaşırken.
Aras başıyla kavganın olduğu yeri işaret etti.
"Üç yeni yetme, tanımıyorum. Ama kim olduklarını buluruz."
"Ne yapacağız"
"Soracağız önce."
“Sonra?”
Bu kez yüzünde o tanıdık, tehlikeli sakinlik belirdi.
"Sonra bir daha bu sokaktan geçerken kaldırım taşlarını saysınlar diye hatırlatacağız"
Barış sırıttı.
"Tamam o zaman."
Aras dükkânın kepengini yarıya kadar indirdi. Işık içeriden hâlâ sızıyordu ama artık burası bir tamirhane değil, karar alınan bir yer gibiydi.
Ceketinin kollarını sıvadı.
"Sizi ananızdan doğduğunuza pişman etmezsem"dedi alçak bir sesle.
Cümleyi tamamlamadı.
Ama gözlerindeki kararlılık yeterince açıktı.
Bu gece bitmemişti.
Yeni başlıyordu.
Barış telefonu çıkarırken Aras dükkânın kapısına yaslanmıştı. Kolları göğsünde kenetli, bakışları karanlığa sabit.
"Kim bunlar" diye sordu Barış.
"Yabancı tipler. Mahalleli değiller. Ama birileri tanıyordur."
Barış başını salladı. Rehberden iki üç kişiyi peş peşe aradı. Ses tonu rahattı ama kelimeleri netti.
“Olum bu gece bizim sokakta üç çocuk olay çıkarmış. Heh, hah işte onlar"
" Nerede takılıyor bunlar"
Kısa bir sessizlik.
Barış’ın kaşı kalktı.
"Ciddi misin"
"Tamam, anladım."
Telefonu kapattı. Aras’a baktı.
"Eski sanayinin arkasındaki meyhanede içiyorlarmış. Masayı kurmuşlar, hava atıyorlarmış"
Aras’ın çenesi hafifçe gerildi.
"Meyhane ha"
Aras başını yana eğdi. Gözlerinde o tehlikeli sakinlik vardı yine.
"Konuşacağız" dedi yavaşça.
Bir saniye durdu.
"Gidelim. Gecelerini biraz şenlendirelim"
Barış’ın dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı ama Aras’ın yüzünde en ufak bir mizah yoktu. Bu cümle şaka değildi.
Aras dükkânın kepengini tamamen indirdi.Kilidi taktı. Anahtarı cebine koyarken içinden geçen tek bir görüntü vardı. Defne’nin korkuyla titreyen elleri.
Bu mesele artık kapandı sayılmazdı.
Barış arabaya yöneldi.
"Kalabalık mıyız"
Aras başını iki yana salladı.
"Yok. Gerek de yok biz bize yeteriz."
"Tamam"
Araca bindiler. Motor çalıştı. Gece havası ağırdı, sokak lambaları arabanın camından çizgiler halinde kayıyordu.
Aras camdan dışarı bakıyordu. Sessizdi. Ama o sessizlik fırtına öncesi gibiydi.
Barış direksiyonu kırarken son kez sordu:
"Aras sınır ne"
Aras gözlerini kapatıp bir an düşündü. Sonra açtı.
"Bir daha bir kadına el uzatamayacaklarını anladıkları yer."
Araba hızlandı.
Bu gece birilerinin neşesi gerçekten kaçacaktı.
Araba sokağa girdiklerinde meyhane göründü. Kapının önünde korumalar vardı ama tanıdıklardı hepsi.
Kapının önüne geldiklerinde adam onlara gülümseyerek karşıladı.
"Vay abim gelmiş, hoş geldim."
"Pek hoş değil ziyaretimiz Umut" dedi dik dik bakarak Aras
"Ne oldu abi bir durum mu var, biri canını mı sıktı."
Baş parmağını kaldırdı "bir " sonra işret parmağını "iki" sonra orta parmağını" üç" diyerek silah işareti yaparak parmaklarını Umut'a doğrulttu.
Umut korkmuş olacaktı ki birden kafasını geri çekti.
"Kim abi hayırdır, kim sıktı canını"
"Birinin adı Salih'miş", diye araya girdi Barış.
Umut tanıyormuş gibi kafasını salladı.
"İçerdeler adı diyerek kapıyı açtı.
İçeri girdiklerinde loş ışıklı , yüksek sesli şarkı çalan ortamın içindeydiler .
İki tane dansöz dans ederken. Diğerleri de sarhoş bir kafayla onların eteklerinde dönüyordu. Tek tek masalara göz gezdirdikten sonra buldu onları Aras. Başıyla oturdukları masayı işaret ettikten sonra Barışla ikisi masanın yanına gittiler.
Adamlar onları görünce korkularını saklayamadılar bile ki birden kaçmaya çalışır gibi oldular ama Aras izin vermedi.
"Durun daha durun daha gece yeni başlıyor."
"Abi "
Barış bir den sinirlendi elinin tersiyle yapıştırdı bir tane.
"Abiyi göstericem ben sana bekle sen"
"Biz bir şey yapmadık özür dileriz bak vallaha bir daha ne o mahalleden geçeriz. Kimsenin karısına kızına bakmayız söz abi ." korkudan ne dediklerini bile bilmiyorlardı ki birden Aras ve Barışın ellerine yapıştılar.
"Ne olur bırakın bizi de gidelim."
"Aaa o kadar gelmişiz eğlenmek hakkımız değil mi ama kardeşim "diyerek Arasa içki bardağını uzattı.
Aras bir dikişte bitirdi bardağı sonra gülerek üçüne baktı.
"Hakkımız tabi canım, e sizde bize hakkımızı vereceksiniz "
"Ne istersen abi emrin olur söyle"
Aras birden gözünü dans eden dansözlere çevirdi sonra adamlara baktı.
Barış ne yapmak istediğini anlamış olacak ki Arasa bakıp kafasıyla "o iş bende " işareti yaptı.
Birden ayağa kalktı.
"Müziği bir durdurun bakalım, burada daha da iyileri var diyerek üçünü de tek tek kolundan tutup sahneye çıkardı. Dansözlere de ;
"Siz de gelin oturun yorulmuşsunuzdur" diyerek sandalyeye oturdu.
İçerideki herkes bu ikiliyi tanıyordu. Kimse olan bu duruma bir şey diyip ses çıkarmıyordu sadece izlemekle yetindiler çünkü ağzını açtıklarını an olacakları tahmin edebiliyorlardı.
Barışın "ver abim ordan müziği" demesi ile şarkı çalmaya başladı.
Aras ağır adımlarla sahneye doğru yürürken , o üç adamlıktan nasibini almamış karaktersizler orada öylece dikiliyordu.
"Oynayın" dedi sadece Aras sert bir tonla.
Ama kimse kıpırdamadı.
"Oynayın" dedi bu sefer sesi daha yüksek çıktı.
"Alkışlayın lan sizde diye etrafındakileri sertçe uyardı. Millet ne olduğunu anlamadıkları halde sırf ondan korkuların alkışlamaya başladılar.
Hafif hafif hareket ederek birbirlerine bakıyordu sahnedeki üç adam.
Barış" biraz daha kıvırtın hadi bakayım" diye bağırdı onlara .
Aras sinirle duruyordu karşılarında dikilmiş. Daha sonra yanındaki sandalyeyi yere fırlatıp . Tek bacağını kırıp eline aldı.
Adamlar bunu görüp daha da korktular ki daha fazla kıvırtmaya başladılar.
Aras elindeki sopayla onlara doğru yürüdü ve önce sağdakinin bacağına sopayla bir darbe verdi. Acıdan birden yere yığıldı adam ama Aras durmadı.
"Durmak yok devam edin." diyerek ortada ki adamın yanına geldi.
Onunda beline sert bir darbe vurdu ve direkt yere düşürdü.
"Daha fazla kıvırtın daha fazla" diyerek en sonuncunun da omzuna bir tane indirdi.
"Kalkın" dedi önüne hangisinin geldiğini fark etmeden. Her düştüklerinde bir önceki vurmalarından daha sert vuruyordu.
Nefes alacak durumda bile değillerdi , ağızları kan gölüne dönmüş. Yürümeyecek bir haldelerdi.
Üçü yan yana uzandılar yere kıpırdayamıyorlardı. Aras tek tek ayaklarının altından vuruyordu , müzik durmuş meyhanede sadece onların bağırtıları vardı.
Sonunda biri gelip.
"Yeter Aras " diye bağırdı.
Gelen meyhanenin sahibi Kenan'dı.
"Bu rezillik ne böyle, kendi meseleni çözecek başka yer bulamadın mı da burayı kana buluyorsun defol git lan buradan diye bağırdı Arasa."
"Asıl sen bunları adam yerine koyup da bu mekana mı alıyorsun."
"Ben gelene gidene kim bu diye bakmam" diye diklendi bir anda
Aras tekrar o üçünün yanına gelip yüksek sesle herkese doğru baktı ve
"Bu üç p*ç bu gün bir kadına taciz etmeye kalktı ve ben müdahale etmeseydim şuan o kızın hayatı bitmiş , ya da ölmüştü."
Ve sen diyerek elinde sopayı ona uzattı" bunları burada yedirip içirilmesine göz yumdun"
"Bilmiyordum"
"Artık biliyorsun"
"Mahallenin adını lekeleyen bu ırz düşmanlarını ortadan kaldırmak da sana kalmış" diyerek elindeki sopayı ona verdi.
"Gerisi sende"
"Halloldu bil" diyerek adamlarına yerdekileri işaret etti. Adamlar tek tek sürükleyerek çıkardı sahneden onları.
Aras tekrar dönüp herkese baktı.
"Bu mahalle tek benim değil, sizin de namusunuz. Namusunuza göz dikeni görüp de sessiz kalan namussuzdur. Hadi size iyi eğlenceler diyerek Barışı da alıp çıktı.
Arabaya doğru bindiklerinde Barış ,Arasa baktı.
"Sence ne yapar."
"Yaşatmazsa adam değildir, yaşatırsa da sırada ki kıvırtacak adam Kenan'dır " diyerek öfkeli öfkeli mekana baktı.
"Dükkana sür"