İçeriğe geç

D.İ.P

Bölüm 3 · 5 dk okuma

D.İ.P

Bölüm 3

2

Defne’nin elleri hâlâ titriyordu. Nefesi düzensiz, kalbi göğsünden çıkacak gibiydi. Aras birkaç adım önde durmuş, hâlâ sokağın karanlığına bakıyordu. Gözleri tetikte, çenesi kilitliydi.

Defne güçlükle yutkundu.

"Şey ben" sesi çatladı. Derin bir nefes aldı.

"Teşekkür ederim"

Aras başını hafifçe ona çevirdi.

O bakış sert değildi artık. Ama yumuşak da sayılmazdı. Kısa, yan bir bakış. Sanki "önemli değil" der gibiydi ama kelimelere dökmeye niyeti yoktu. Gözleri bir an Defne’nin yüzünde durdu. Korkudan kızarmış gözleri, dağılmış saçları, hâlâ elinde sımsıkı tuttuğu sopa.

Bir saniye.

İki saniye.

Sonra hiçbir şey demeden bakışlarını geri çekti.

Ceketinin omzunu düzeltti, yumruğunu sıktı açtı. Tek kelime etmeden arkasını döndü ve dükkâna doğru yürümeye başladı.

Ne "bir şeyin var mı" dedi.

Ne de “geçmiş olsun.”

Sanki yaptığı şey olağandı. Sanki bir teşekkür beklemek ayıpmış gibi.

Defne olduğu yerde birkaç saniye öylece kaldı. Sokak yeniden sessizdi ama az önce yaşananların yankısı hâlâ kulaklarındaydı. Aras’ın ağır adımlarla dükkâna girişini izledi. Kapı yarı açıktı. İçeriden sarı bir ışık sızıyordu.

Gidebilirdi.

Arabası hâlâ çalışmıyordu ama korku geçmişti. Yine de…

Ayakları kıpırdamadı.

Bir yabancının arkasından gitmek akıllıca değildi belki. Ama o yabancı az önce üç kişiye karşı tek başına durmuştu. Üstelik tek bir cümle bile kurmadan çekip gitmişti.

Defne sopayı yavaşça arabaya bıraktı.

Bir an durdu.

Sonra derin bir nefes aldı ve ağır adımlarla dükkâna doğru yürümeye başladı.

Kapının önüne geldiğinde içeriden metal sesi geliyordu. Aras sanki hiçbir şey olmamış gibi motorun başına geçmişti bile. Elleri yine yağ içindeydi. Yüzünde en ufak bir değişiklik yoktu.

Defne kapının eşiğinde durdu.

"Şey" dedi tekrar, sesi bu kez daha temkinli.

"Arabam çalışmıyor da"

Aras anahtarı sıkmaya devam etti. Cevap vermedi.

Ama birkaç saniye sonra elindeki anahtarı bıraktı.

Başını kaldırmadan konuştu.

"Nerede"

Ses tonu düz, sakin ve mesafeliydi.

Defne ilk defa hafifçe gülümsedi.

Çünkü bu, onun yardım edeceği anlamına geliyordu.

Arabanın olduğu yere doğru yürüdüler . Aras önde Defne arkasında yürüyorlardı.

Aras kaputu kapattı. Elleri hâlâ motor yağı içindeydi. Başını hafifçe yana eğip Defne’ye baktı.

“Marşa bas.”

Defne hemen arabaya oturdu. Anahtarı çevirdi.

Motor bir an titredi sonra sustu.

Bir daha denedi. Sadece kuru bir tık sesi.

Defne’nin yüzü düştü. Camdan başını uzattı.

"Çalışmıyor"

Aras tekrar kaputu açtı. Kablolara baktı, aküyü kontrol etti. Elini motorun bir yerine bastırdı.

"Bir daha dene"

Defne iç çekerek tekrar marşa bastı.

Bu sefer motor daha sert bir ses çıkardı ama yine çalışmadı.

Aras kaputu yavaşça kapattı.

"Olmuyor"

Defne arabadan indi. Panik yeniden yüzüne yerleşmeye başlamıştı.

"Nasıl yani olmaz. Az önce çalışacak gibiydi."

"Akü bitik. Marş motoru da yemiş olabilir."

Defne hiçbir şey anlamamış bir ifadeyle baktı.

"Yani"

"Çekici çağırman gerekiyor"

Bu cümle gece kadar soğuktu.

Defne’nin yüzü gerildi.

"Telefonum kapalı. Şarjım yok."

Aras cebinden telefonu çıkarıp çekiciyi aradı. En erken yarın sabah gelebileceğini söyledi çekici. Telefonu kapatıp Defneye baktı

"Yarın sabah gelirmiş"

"Eee ben ne yapacağım"

Defnenin çaresizliği her anından belli oluyordu. Aras üzülmüştü bu haline.

"Gel " diyerek dükkana doğru yürümeye başladı .Peşinden Defnede dükkana girdi.

Kenardan bir tabure çekti onun için . Üzerini eliyle üstün körü temizledi ve oturabilirsin diyerek tabureyi gösterdi.

Defne tabureye oturdu etrafı incelemeye başladı ama pek ışık yoktu neredeyse belli bile değildi herşey.

Aras tezgâha yaslanmış, onu izlememeye çalışıyordu ama bakışları istemsizce kayıyordu.

Defne sonunda dayanamayıp hafifçe doğruldu. Elini uzattı.

"Ben Defne."

Aras bir an durdu.

Sonra elini uzattı.

"Aras"

Elleri birbirine değdi. Defne’nin eli sıcaktı ,yumuşacıktı. Aras’ın eli sertti. Soğuk ve nasırlı.

Defne’nin eli neredeyse onun avucunun içinde kayboluyordu.

"Bu arada gerçekten teşekkür ederim. Her şey için. Canını tehlikeye attın benim yüzümden sana bir şey olabilirdi.”

Aras gözlerini kaçırmadı.

"Önemli değil"

Kısa bir duraksama.

"Ben gelmeseydim sana bir şey olacaktı"

Bu cümleyi söylerken sesi daha ciddiydi.

Defne uzun uzun baktı ona.

O sert yüzün altında tuhaf bir güven vardı.

Ellerinin temas ettiği yerde hâlâ bir sıcaklık hissediyordu. Ama Aras’ın elinin sertliği ve soğukluğu da içini ürpertmişti.

Bir an fazla uzadı o temas.

Defne heyecanla elini çekti.

Boğazını temizledi.

"Telefonunu kullanabilir miyim"

Aras hiç düşünmeden cebinden telefonunu çıkardı.

"Tabii"

Defne numarayı çevirdi. Ses tonu bir anda değişti.

"Baba arabam bozuldu. Evet evet iyiyim. Yarın çekici gelip alaca arabayı. Gelip alır mısın. Tamam. Konum atıyorum"

Hiçbir şey anlatmadı.

Telefonu kapattı.

Aras’a uzattı.

"Tekrar teşekkür ederim"

Aras başıyla küçük bir işaret yaptı.

O sırada arka taraftaki küçük ocağa yöneldi. Çaydanlığı koydu. Kibriti çaktı.

Sessizlik yeniden aralarına yerleşti ama bu sefer rahatsız edici değildi.

Kaynamaya başlayan suyun sesi dükkânın içini doldurdu.

Birkaç dakika sonra ince belli bir bardakta çayı getirip Defne’ye uzattı.

"İç iyi gelir"

Defne iki eliyle bardağı tuttu. Sıcacık cam avuçlarını ısıttı.

Gözleri yine Aras’a kaydı.

"Sen içmeyecek misin"

Aras omuz silkti.

"İçerim"

Ama kendine bardak koymadı.

Defne küçük bir yudum aldı.

O an fark etti, az önceki korku tamamen geçmişti. Yerine garip bir huzur gelmişti.

Loş ışıkta, motor yağı kokan bir dükkânda, neredeyse hiç konuşmadığı bir adamın yanında kendini güvende hissediyordu.

Ve bu, onu en çok korkutan şeydi.

Kapının dışında bir araba sesi duyuldu.

Beş araba peş peşe geldi. Arabadan takım elbiseli adamlar inip dükkana girdi.

"Beni almaya geldiler" diyerek bardağı kenara koydu ve ayağa kalktı.

Aras gözlerini ondan ayırmadan konuştu.

"Kim bunlar"

Defne birkaç saniye sustu.

"Babamın adamları."

Tam o sırada kapı sertçe açıldı. İçeri üç adam girdi, arkalarında diğerleri duruyordu.

Önde olan adam sert bakışlıydı.

"Defne Hanım iyi misiniz"

Defne başını salladı.

"İyiyim"

Adamın bakışları Aras’a kaydı. Baştan aşağı süzdü. Yağlı eller, sade kıyafet, sert duruş.

"Bir sorun mu var" dedi adam soğuk bir sesle.

Aras yerinden kıpırdamadı.

“Yok" dedi tek kelime.

Ama tonunda geri adım yoktu.

Adam bir adım daha attı. Hava bir anda gerildi.

Defne araya girdi.

"Arabam bozuldu yardım etti"

Adamların bakışları biraz yumuşadı ama temkin gitmedi.

"Beyefendi dışarıda bekliyor"

Defne başını salladı.

Tam kapıya yönelmişti ki durdu.

Arkasını döndü.

Aras hâlâ olduğu yerdeydi. Ne yaklaşmıştı ne de uzaklaşmıştı. Yüzü yine ifadesizdi ama gözleri Defne’nin üzerindeydi.

O bakış biraz önceki loş huzurun aynısıydı.

Defne birkaç adım geri geldi.

Sesi alçaktı.

"Çay için teşekkür ederim"

Aras omuz silkti.

"Önemli değil"

Bir saniyelik sessizlik.

Defne gözlerini kaçırmadan baktı.

"Yarın arabayı almaya geleceğim"

Bu bir soru değildi.

Aras kısa bir duraksamadan sonra cevap verdi.

"Gel"

Yine tek kelime.

Ama bu sefer daha farklıydı.

Defne arkasını döndü ve dışarı çıktı. Takım elbiseli adamlar iki yana açıldı. Siyah arabanın kapısı açıldı.

Aras kapının eşiğinden izledi. Araba kapıları kapandı. Konvoy yavaşça sokaktan çıktı.

Far ışıkları kayboldu. Sokak yeniden karanlığa gömüldü.

Dükkân yine sessizdi. Ama artık hiçbir şey az önceki gibi değildi. Aras tezgâha döndü. Defne’nin yarım bıraktığı çay bardağına baktı. Hâlâ sıcaktı. Elini uzattı .Bir an tereddüt etti. Sonra bardağı eline aldı.

Ve ilk kez içinde kontrol edemediği bir merak vardı.

"Sen kimsin Defne"

Bölüm sonu

1 yorum

  • Aras daha az kaba davransa keşke ama ben aralarında ki şeyi sevdim şimdiden shipliyorum sjsjs güzel bölüm olmuş emeğine sağlık :)

    1Yanıt