İçeriğe geç

Cursed Love

Bölüm 12 · 6 dk okuma

Cursed Love

Bölüm 12

Odada Baş başa

-Benden korkuyor musun ?

'' Anlamadım? ''

- Soruma cevap ver! Benden korkuyor musun, benden nefret ediyor musun ?

'' Senden ... Korkmuyorum en azından bana zarar veremediğini biliyorum . ''

- Peki ya nefret ?

'' Senden nefret ediyor olsaydım kötü hissederdim ama şuan iyiyim. ''

- Bana karşı ne hissediyorsun?

'' Hiç ... ''

- Bana karşı ne hissediyorsun !?

'' Ben . . . Kehanet kafamı bulandırdı bilmiyorum. ''

- Peki şöyle yapalım . (Yere çöküp gözlerinin içine bakar ve hipnoz ederek tekrar sorar.)Bana karşı ne hissediyorsun ?

'' Senden nefret etmiyorum, edemiyorum beni diğerlerinden koruyorsun ama kendinden asla ! Beni sevmiyorsun ve sadece kullanıyorsun bunu biliyorum. Sana alışmaya başlamıştım kehaneti okuyana kadar . Ama şimdi ... Sana bağlanamam, senin olamam . Evet senden korkuyorum! Gözlerinden sesinden yüz hatlarından sinirle yaptığın her şeyden. İnsanları kendi türlerini öldürürken yaptıklarından bazen konuştuklarından korkuyorum. Korkuyorum senden, karanlığından ... ''

- Senle dünyaya hükmedebilirdik ... Konuştuklarımızı unut verdiğin kapalı cevaplardan bıkarak çekip gittim .

Theo'nun gidişiyle bir boşluk hissine düşmüş idim. Şaşkın şaşkın biraz etrafı inceledikten sonra kalkıp balkondan ayrıldım ve doğruca odama gittim .

...

Theo Lena'dan ayrılıp doğruca odasına çekildi . Kendini yatağa attığı gibi düşünmeye başlamıştı . Lena'nın söylediklerini düşünüyordu. Ufak bir düşünce eğilimi sonrası nihayet aklına gelen fikirle bir anda yatağından fırladı. Doğruca planı uygulamaya koyulmuş idi . Plana yarın başlayacaktı.

...

Sabah kapının çalınışı beni uykumdan uyandırmıştı . Acaba ben mi bu kadar çok uyumuştum yoksa gelen mi sabahın köründe kapımda bitmişti onu da anlamamıştım. Gözlerimi ovuşturarak yataktan kalktım. Kapı hala çalınmaya devam ediyordu.

" Ay patlama be ! Uyandık işte . "

Bu sözümden sonra kapı kendiliğinden açıldı ve içeriye üst üste konmuş bir sürü kutu taşıyan Theo girdi . Yüzü bile zar zor gözüküyordu . Kutuları masaya koyduktan sonra bir şey demeden gitti .

" Bunlar ne , heyy!? "

Şaşkın şaşkın arkasından bakınırken 10 saniye içinde geri dönmüştü . Bu sefer de elimde kahvaltılık şeyler vardı.

" Ne yapıyorsun sen , bunlar ne , amaç ne !? "

- Sonra ! Şimdi kahvaltını yap kutulara dokunma . Merakını kontrol altına alıp önce kahvaltını et . 20 25 dakikaya tekrar geleceğim .

Theo bunları söyledikten sonra çekip gitti. Kutuların içinde ne olduğu da gizli bir sır olarak kalmıştı. Açmamam için tembihlediği için de kutuların içine de bakamıyordum. En iyisi meraktan ölmemek için kahvaltı etmekti .

...

Kahvaltılıklardan birkaç şey atıştırmaya başladım . Bana göre şuan zaman durmuştu çünkü 20 25 dakikanın geçmesini ve Theo'nun gelmesini bekliyordum ama ben ne kadar meraklı olup o kadar beklersem zaman benim için o kadar yavaş geçerdi .

Buna rağmen yine de zaman gelmiş ve Theo da tekrardan kapıda belirmişti . Ve eli yine boş değildi . Bir poşet vardı . Bayağı bir iri poşet .

'' Theo bunlar ne !? ''

- Amma meraklı çıktın sende !

'' Bir dediğin iki dediğini tutmuyor ya hani ondandır ! ''

- O ne demek şimdi ?

'' Dün öylesin bugün böylesin ... ''

- Dün dünde kaldı .

'' Dün cevaplarımdan bıkıp gitmiştin ? ''

- Her neyse şimdi bunun bir önemi yok !

Yine geçiştiriyor . Klasik Theo ! Ben böyle düşünürken o da önümdeki boş paketlere bakmış ve neler yediğimi kontrol etmişti.

- Anlaşılan bayağı bir acıkmışsın .

'' Hiç de bile ! Senin ağzından kurtulmak için yedim . Yemeyince ağzıma zorla tıkıyorsun . Hem beklerken yapacak bir şey bulamadım ne yapayım ? ''

- Pekala bu kadar meraklıysan ... Aç bakalım. Eminim hoşuna gidecek . En azından can sıkıntısından evimi karıştırmayı bırakırsın ha -?

" Hahaha çok komikti lütfen bu kadar komik olma ! "

Theo hafifçe sırıtarak kolileri işaret etti . Bende oturduğum yerde kalkıp kolilerin ağzını açarak içindeki kutuları tek tek çıkardım . Bunlar da neydi böyle ? Ben bunların ne olduğunu algılamaya çalışırken Theo da konuşmaya başlamıştı .

- Gün boyu sıkılmak yerine birlikte oynayıp vakit geçiririz diye düşündüm . Belki ağzımdan laf falan alırsın yanlışlıkla hiç belli olmaz .

'' Peki ya bunlar ? '' (Poşeti işaret ederek)

- Atıştırmalık . Oynarken ...

'' Sen yiyebiliyor musun ki ? ''

- İyice canavar belledin beni ! Ben yarı canavarım . Melez yani .

'' Ah evet doğru ... Neydin tam olarak ? ''

- Şöyle bir şeyim ...

Theo bunu söyleyerek elinden bir şeyler çıkardı . Eli ışıl ışıl parıldıyordu . Bir anda elindeki şeyleri serbest bıraktı ve etrafımda dönmeye başladılar . Gözlerim kamaşmıştı gerçekten .

- Eee nasıl buldun ?

'' İlginç . ''

- Sadece bu kadar mı ?

'' Şaşırtıcı , ışıl ışıl . Sihirbaz mısın ? ''

Sorduğum bu soruyla Theo gözlerini devirip somurtmaya başlamıştı . Bende gülmeye başlamıştım .

- Sihirbaza mı benziyorum !?

'' Umarım etkilenmem için yapmamışsındır bu sihir olayını . Eğer öyleyse maalesef söylemeliyim ki beceremedin . ''

- Emin misin ? (yaklaşarak)

'' Hey geri bas ! Ve kozlarını oyuna sakla . ''

Bunu söyledikten sonra kutulardan birini rastgele seçtim .

- Güzel seçim .

'' O zaman ? ''

- İlk sen başlayacaksın elbette .

'' Pekala ... ''

Seçtiğim ilk oyun satranç çıkmıştı ve Theo ile satranç sabah sabah çok iyi saracaktı gerçekten . Kesin eğlenirdim hatta (!)

- Umarım biliyorsundur oynamasını .

'' Ah aptal değilim merak etme ! ''

- İyi bari .

İlk hamlemi yapınca sıra Theo'ya geçti. Saniyesinde taşını hareket ettirmişti . Diğer taşımı da hareket ettirince Theo gülmeye başladı .

'' Ne var !? ''

- Hangi akla hizmet o taşı oynadın diye merak ettim .

'' Sanane !? ''

- O zaman sonucuna karışmam .

Theo bunu söyleyerek tek hamleyle kendi taşıyla taşımı yiyerek kenara çekti . Böyle oynamaya devam ederken 2 saniyede yenilmiştim . Theo'ya göre daha bu en yavaş bitme hızıydı . Güya hiç şansım yok idi . Haklı da olabilirdi tabii çünkü o insan değil !

'' Doğruyu söyle hile mi yapıyorsun ? ''

- Aa aptal mı demeye çalışıyorsun bana ?

'' Sürekli yeniyorsun ! Güçlerinle hile yapıyorsun ! ''

- Gücümle değil aklımla .

'' Aklın büyücü aklın ! ''

- Sende beyninin yüzde yüzünü kullanmaya çalışabilirsin .

'' Göreceksin şimdi sen ! ''

- Görelim bakalım . Oynayacağımız 3 elin en az birinde kazanırsan istediğini yerine getireceğim .

'' Herhangi bir istediğim mi ? Her şey olabilir yani ? ''

- Aynen öyle .

'' Kabul o halde ! ''

- Ya kaybedersen ?

'' Zaten kazanacağın aşikar değil mi bunun da iddiasını yapma bir zahmet . nerede burada centilmenlik ? ''

- İyi öyle olsun .

'' Eh hadi başlayalım o halde ! ''

- Her zamanki gibi yine sen başla .

'' Hayır bu sefer sen önden ! ''

- Ben başlayınca kazanabileceğini mi düşünüyorsun anlamadım .

'' Neden olmasın !? ''

- Sıra sende . (Taşını oynayarak)

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.