Sadece 3 el hakkım vardı ve eğer kazanırsam istediğimi yapacaktı ve herhangi bir şey olabileceğini söylemişti .
Bunu fırsata çevirmeli ve kazanmalıydım . Aklımı kullanmalıydım . Umarım başaracaktım .
1. oyunu yine kaybettim . O kadar düşünceli hareket etmeme rağmen yine yenmişti beni .
Bu böyle olmayacaktı . Başka bir şey yapmam lazımdı . Aklını karıştırıp bir hamle yapmalı ve onu şaşırtmalıydım . Sonra da yanlış hamle yapmalıydı ve toparlayamadan işi bitirmeliydim . Ortaokulda satranç oynardım ve turnuvaya da katılmıştım . Tabii kaybetmiştim orası ayrı ama en azından insanların taktiklerini anlayabiliyordum ve turnuva birincisinin de kafasının nasıl çalıştığını ve nasıl hamleler yaptığını öğrenmiştim . Öğrendiğim bilgileri kullanıp belki onu alt edebilirdim !
...
Kurnazlıkla ikinci eli başlattım . En köşedeki taşları ilk başta oynamıştım sonrasında da en ortadaki taşı oynamıştım . Sonrasında Theo'nun hangi hamle yaptığına bakmaksızın bıraktığı poşete döndüm . İçinden bir paket çıkararak açıp ortaya koydum .
Sıra bana gelince dikkatle taşımı oynayıp atıştırmalıklardan birkaçını ağzıma tıktım . Şaşkınca oynamak yerine bana bakıyordu . Umursamadan atıştırmalıklarla uğraşıyordum . Hiç bir şey demeden taşını oynadı . Hayret ! Taşımı oyundan çıkarabileceği halde başka bir hamle yapmıştı . Görmemişim gibi davranıp öylesine başka bir taşı oynuyormuşum gibi yapıp iddialı bir hamle yapıp yüzüne bakınmaya başladım . Anladığım kadarıyla umursamamıştı . Ya da ben öyle sandım .
Oynadığım taşı görünce gözleri bana kaydı . Şuan ona bakıyor olduğum için şuan bir şey yapmam gerekiyordu . Anında aklıma geldiği gibi fevri bir hareketle bir kaç atıştırmalık alıp uzattım . Sanki atıştırma verebilmek için göz teması bekliyormuşum gibi ...
Birkaç cipsi ağzına tıkabildikten sonra oyuna geri dönüp oyunu umursamıyormuşum gibi '' Sıra kimde ? '' diyerek sordum . Şaşkın şaşkın bana bakıyordu . Ağzındakini bitirdikten sonra '' Bende ! '' diyerek taşını öylesine oynadı . Ondan beklenmedik bir hamle ! Yoksa kırabilmiş miydim o sağlam duvarlarını !?
Kısa bir oynayış ardından sahada sadece 5 taş kalmış idi . Ve oyun uzun sürmüştü diğerine göre . Saatim olduğu için bilmiyordum ama bi' 5 - 6 dakika olmuştu başlayalı .
- İddialıymışsın gerçekten . Yoksa kazanacak mısın !?
'' Bilmem kazanır mıyım sence ? ''
- Aklımı kullansaydım hayır .
'' Ne !? ''
- Duydun diye varsayıyorum .
'' Avans mı verdin yoksa !? ''
- İlk oyundan beri zaten avans veriyordum . Kullanıp kullanmamak sana kalmıştı . Şimdi bakıyorum da kullanmaya başlamışsın .
'' O zaman bu iddia işi yalan ... ''
- Niye öyle olsun ?
'' Çünkü kaybedeceğini anlayıp hile yaparsın . ''
- Hile mi hah güleyim bari . Hile yapmaya ihtiyacım var gibi mi görünüyor ?
Kollarımı birleştirip küçük çocuklar gibi geri çekildim . Sıra ondaydı zaten . Hamlesini yapınca hiç umursamadan hamlemi yaptım . Hamlem için hiç düşünmemiştim bile . Benim yaptığım bu hamleden sonra sıra Theo'ya geçmişti ama nedense iki saattir oynamıyordu .
'' Ne duruyorsun oynasana . Hamle mi bulamadın yoksa !? ''
- Bitti .
'' Ne !? ''
- Mat işte ! Bittin görmüyor musun ?
'' Nasıl ? Ben öylesine bir hamle yaptıydım nasıl oldu !? BİLEREK YAPIYORSUN DİMİ !? ''
- Akıl mı bıraktın !? Ben bile şimdi anladım ne olup bittiğini !
'' Ciddi misin ya ? ''
- Neyse artık bitti gitti . Şah mat .
'' Haha kazandım öyleyse ! ''
- Ne demezsin ...
'' Bir şey mi dedin ? ''
- Yok canım ne diyebilirim !? Şansın bolmuş .
'' Tabii tabii , kesinlikle . ''
- Hadi devam .
'' Yoo hiç de bile ! ''
- O niye !?
'' Çünkü verdiğin sözü tutacaksın önce ! ''
- Ne sözü !?
'' Şimdi de anlamazlıktan geliyorsun ! ''
- Söyle de bileyim .
'' İddiaya giriştik . Balık hafızalı mısın yoksa ? ''
- Ha şu mesele !
'' Evet o ! ''
- Yalnız biz iddiaya girmemiştik .
'' Ne fark eder !? Dediğimi yapacağını söyledin ! ''
- İyi iyi söyle hadi ne istiyorsun ? İyi düşün tek bir hakkın var çünkü .
'' O zaman sonsuz istek hakkı ! Her zaman dediğimi yap . ''
- Çok mu zekisin sen ne ?
'' Evet öyleyim . ''
- Belli belli . Satrançta da kazandın hem . Nereden geldi bu aklın anlamadım bir anda . Keşke daha önce de aklını kullansaydın da abuk sabuk davranıp canımı sıkmasaydın !
'' Oradan oraya nasıl geçtik ya !? ''
- Neyse ! Anladığım kadarıyla biraz daha düşünmek istiyorsun . İstediğin zamanı sana veriyorum . İstediğin zaman bu 1 dilek hakkını kullanabilirsin . Ama şimdi !.. Devam !
'' Satranç değil ama . Sıkıldım . ''
- Getir hangisini istiyorsan .
'' Seçebilirsin . ''
- Kafama göre önüme gelen hepsini aldım işte . Hangisini önce istiyorsan onu seç .
'' Ya gerçekten soruyorum nereden geldi senin bu oyun isteği böyle ? Bir de bütün gün ! ''
- Orasını yoklamana gerek yok . Hadi !
'' Seçtim çoktan ... Bu ! ''
- Yine harika bir seçim .
'' Bari oynamasını biliyor musun ? Modern oyunlar ya hani bunlar ? ''
- Yaşlı olup olmamamı merak ediyorsan söyleyeyim . Epeydir bu dünya da yaşıyorum . Yüzyıllar boyunca !
'' Kulağa ... Garip geliyor ... ''
- Nasıl bu kadar yaşlı olduğum halde aynı kalmam ve benden yüzyıllar kadar küçük bir kızla lanetlenmek mi ? Evet öyle !
'' Bana lanetinmiş gibi mi bakıyorsun ? ''
- Lanetim değil misin ?
'' Bende sana bir soru sorsam ? ''
- Eğer düzgün bir cevap istiyorsan 1 dilek hakkını kaybedersin !
'' Eğer dışarı çıkamayacaksam burada kalmaya devam etmek zorunda kalacaksam ailemi göremeyeceksem dilek hakkı bir işime yaramaz benim . O yüzden kullanıp kullanmamak umurumda da olmaz . Sen asıl şunu söyle ! Beni lanet olarak mı görüyorsun , baş belası !? İğrenç birisi . Güçlerini kazanır kazanmaz direk kurtulmak istediğin birisi , öldürerek kurtulmak istediğin !? Ayrıca doğru cevap verdiğine nasıl güvenebilirim ki !? ''
Sorduğum soruya ve söylediklerime bayağı bir şaşırmıştı anlaşılan . Verecek bir cevap bulamadan boş boş bakınmaya başlamıştı çünkü . Ne diyeceğini tartıp düşündüğüne emindim . Dalıp gitmişti çünkü .
Biraz bekledikten sonra nihayet ağzını açıp bir şeyler demeye başlayabilmişti .
- Evet lanetimsin . Ne yaptım da başıma senin gibi bir belayı verdiler bana merak ediyorum doğrusu .
'' Ve şuan gelmiş benim gibi bir bela ile uğraşmaya devam ediyorsun ! Defolup gidebilir ve kehanet için uğraşabilirsin belki daha az bela olurum başına . Zaten şurada sakin sakin oturuyorum kehaneti de öğrenmişim başına daha da fazla bela çıkaracak değilim merak etme ! ''
Söylediğim bu sözler yüzünde tebessüm oluşturmuştu . Şaşırdım ... Bu kadar mı önemsizdim onun için ondan biraz olsun hoşlanmaya başlamış iken ?
...