'' Melez güçlendikçe güçleniyordu ve bu dünya düzenine aykırıydı . Bir şeyler yapılması gerekiyordu . Evrenin yaratıcısı Toprak Ananın dünyada düzeni sağlaması için gönderdiği büyük büyücü bir çözüm bulmalıydı . . . Uzun uğraşlar sonucu büyücü bir çözüm bulur ve bu sihre yıllarını verir . Bu esnada melez gittikçe güçlenir . Büyücü tam melezin en güçlü olduğu anda sihri uygular ve onu etkisiz hale getirir . Büyücü melezin bedenindeki yaşam enerjisinin bir parçasını bir faninin içine hapseder . Bu küçük insan bedeni ancak ve ancak melez için doğacaktır . Melezin güçlerini ölene kadar içinde barındıracaktır . Doğan fani kız meleze gönlünü kaptırmalıydı ki lanet bozulsun ve melez güçlerine kavuşsun sonrasında da aşk ateşleri tüm dünyayı kasıp kavursun . Kehanet sadece 3 ay içerisinde deşifre olsun ! ''
Ve hem Lena'nın hem Sam'in hem de Theo'nun fark etmediği (görünmez mürekkep) son cümleler :
'' Tabii bunun için fani kızın duyduğu aşk karşılıklı olmalı ve birbirlerinin içini ısıtmalıdır .''
'' Aldanmayın üç yazısına ... Vaktiniz çok ama çok kısa''
Lena okuduğu şeylerin şaşkınlığıyla doğruca kehaneti masaya bıraktığı gibi odayı terk etmek için elinden gelen tüm çabayı sarf etti . Şaşkınlığı sebebiyle ses yapıp yapmamayı bile önemsememişti .
Vakit kaybetmeden odayı terk ederek odasını yolunu tuttu ve odaya girdiğinde biraz olsun rahatlamış idi . Kendisini yatağa bırakıp düşünmeye başladı .
Bu gerçek kehanet parçası mıydı gerçekten !? Bunları düşünerek uykuya daldı tabii bu uykusu pek de uzun sürememişti çünkü üst kattan gelen bağırış sesleri onu kısa sürede uykusundan uyandırmıştı .
Lena vakit kaybetmeden üst katın yolunu tuttu . Bu sırada Theo ve amcası tartışmaktaydı .
Theo : Bu hiç iyi olmadı ! Nasıl bu kadar ufak bir hata yapabilirsin amca ?
Sam : Sen neden bahsediyorsun !?
Theo : Diyorum ki ! Parşömeni hiç kimsenin bulamayacağı bir yere koymuşsun gerçekten!
Sam : Bir hataydı. Ayrıca o kızın buraya girmemesini sen tembih etmemiş miydin !?
Theo : Etmiştim!
Sam : O zaman neden ofisimde insan kokusu var !?
Theo : Pekala asıl sorun o değil ! Parşömenin orada ne işi olduğunu sorabilir miyim , amca !?
Sam : Onu senin meraklı ve gereksiz lanetine sormak lazım!
Theo : O zaten ayrı bir mesele , konumuz burada parşömenin masanda oluşuydu!!
- Bak Theo . Ofisime ve odama benden başka kimse giremez ! O insan kokusu yüzünden ne kadar hırçın olduğumu ve ofisime girdiği için de ne kadar sinirli olduğumu tahmin edebiliyorsundur sanırım ! Bu yüzden evine aldığın bu insan müsveddesine bir ders versen ikimiz için de en iyisi olacak !!
Theo : Bunun onunla bir ilgisi yok amca . O zaten başından beri bunları yapıyor.
Sam : Sadece bilmesi gerekenleri bilse yeter . Geri kalan vakitte bize ayak bağı olmayı bırakmalı. Hem sen ne zamandan beridir onu savunur oldun ? Kendine gel . Sen güç istiyorsun , ancak bazen hala yaşına erişmemiş bir ergen gibi davranıyorsun .
Theo bunları duyduktan sonra sinirlenmiş ve sonrasında da kaçırdığı gözlerini amcasına dikerek tekrar konuşmuş idi .
Theo : O güç benim olacak sadece çok az kaldı !
Sam : Aferin evlat tam da senden beklediğim performans . Umarım patronun kim olduğunu kendisine de gösterirsin . (Kapıyı işaret ederek)
...
Üst kata çıkıp ilerlerken seslerin yoğunlaştığı yere yönelmiştim . Anlaşılan Theo ve amcası kavga ediyordu . Sesleri benim odama kadar gelmesinden de anlaşıldığı üzere !..
Kapının önünde iken bazı konuşmalarını duymuştum .
Sanırım odaya girdiğim anlaşılmıştı ...
- Bak Theo . Ofisime ve odama benden başka kimse giremez !..
Ve içeri girdiğim gibi duyduklarım !.. :
- Kendine gel . Sen güç istiyorsun , ancak bazen hala yaşına erişmemiş bir ergen gibi davranıyorsun .
Theo : O güç benim olacak sadece çok az kaldı !
Sam : Aferin evlat tam da senden beklediğim performans . Umarım patronun kim olduğunu kendisine de gösterirsin .
Sonrasında ikisinin gözleri de bana çevrilmişti ve Theo birden amcasını es geçip kapıya yöneldi . Geri geri adımlayıp kapının eşiğinden uzaklaşıp koridora çıktım . Çok sinirli ! Amcası ona sürekli gaz veriyor ayrıca !
En kötüsü de ilk defa onu bu kadar öfkeli görüyorum . Yemek tabağını kafasına geçirdiğimde bile bu kadar sinirli bakmamıştı hiç .
Bakmayın şaka yaptığıma ama bacaklarım titrer bir şekilde geri geri yürüyordum . Theo amcasının odasından çıkıp kapıyı da kapattığı gibi doğruca peşimden gelmeye başladı . Adımları hızlıydı ama o doğaüstü hızını kullanmıyordu . Gerçekten de tüm kan avcılarında aynı şey vardı . Avını korkutmak ya da korkutmamak bilemeyeceğim artık hepsi yavaş yavaş ve temkinli yaklaşıyordu . Böyle daha mı zevkliydi ne idi !?
Geri geri kaçarken bir anda merdiven başına geldiğimi bile fark edememiştim . Merdivene ramak kala kaçmak için bir adım daha atmıştım ki bir anda dengem bozulmuştu . Ama tabii ki daha düşmeden Theo gelmiş ve omuzlarımdan tutmuştu .
- Sana ne demiştim ben !?
Sesi o kadar kalın çıkmıştı ki normal ses tonunun bayağı bir üstü idi . Sesinin kalınlığı gibi gözleri de bir o kadar korkutucuydu .
Cevap vermekten kaçınıp korkuyla gözlerimi sımsıkı yumdum .Belki görmezsem daha az korkarım gibi ... Ama nafile bakmamak daha da ürpertmişti içimi .
- Gözlerini aç , bana bak !
- Sana diyorum aç şu gözlerini !
Yavaşça gözlerimi araladım .
- Yürü !
Merdivenlerin başından beni çeker çekmez doğruca merdivenlerden aşağıya indirmeye başladı . Bu sırada kolumu sımsıkı sıkmaktaydı .
Geldiğimiz yere baktığımda balkon olduğunu fark ettim . Beni doğruca sandalyeye atıp üstüme eğildi .
'' Theo ben ... ''
- Konuşma !!
Bu bağırışının ardından çenemden tutarak sıktı .
-Bir daha sakın !.. Sakın başına buyruk hareket etme ! (Çenemi bırakarak)
Gidecekken sözlerim onu durdurmuştu.
"Şimdi ne olacak? "
-Bu sana ya da bana bağlı değil . Hakkımızda ne yazılmışsa ona uyacağız.
'' Benimle uğraşmak zorunda kalacağına kırsaydın ya laneti ! Neden öldürdün cadıyı !? ''
- Neden mi !? Keyfimden olacak değil ya ! Keyfimden öldürdüğümü falan mı sanıyorsun sen !? Ailemi öldürdü ölürken büyük acılar çektiler ve bana bozulması imkansız , dönüşü olmayan bir lanet miras bıraktı . Evet kendisi dolaylı yoldan benim büyükannem , atam ! Ama tüm bunların bir önemi yok . Yapmam gerekeni yaptım ve ailemin intikamını aldım . Bunu yaparken ölümden kurtulabileceği bir teklif bile sundum ona reddetti ve bende gerekeni yaptım , oracıkta bitirdim işini !
'' Ne teklifi ? ''
- Laneti bozma ...
Theo'nun anlattığı bu olaydan sonra büyük bir sessizlik ortama hakim olmuş idi . Ne o konuşuyordu ne de ben sessizliği bozabilecek gücü bulamıyordum kendimde . Bırakın sesimi çıkarmayı oturur vaziyette olduğum sandalyede bile hareket edemiyordum doğrusu !
Kısa bir sessizlik sonrası bu sessiz havayı Theo sorduğu soru ile bozmuş ve benden bir cevap beklemeye koyulmuştu .
- Benden korkuyor musun ?