İçeriğe geç

Cry baby, myg

Bölüm 14 · 5 dk okuma

Cry baby, myg

Bölüm 14

14.Bölüm

2 gün dinlendikten sonra okula gelmek istemiştim. Evde kaldığım 2 gün bile benim için asır gibiydi. Okuldan sonra bizim çocuklar geliyordu ve biraz eğleniyordum en azından. Ama bomboş geçen saatler aşırı sıkıcıydı.

Öğlen arası olduğu için yemekhaneye gelmiştik. Jungkook benim için yemeğimi getireceğini söylemiş masaya oturmamı istemişti. Soojin'de Taehyung'tan yemeğini getirmesini isteyip itiraz etmesini beklemeden omzundan iteklemişti. Daha sonra yanıma gelip oturdu.

"Hae woo Sam'i gördün mü?" Soojin'e dönüp başımı salladım.

"Evet kütüphaneye gidiyordu. Konuşmuyor musunuz?" Başını öne eğip derin bir nefes aldı.

"Bilmiyorum" diyerek omzunu silkmişti.

"En son mesajlaşmıştık ve bir sorun yoktu ama şimdi yüzüme bile bakmıyor"

Kollarımı masaya dayayıp Soojin'e döndüm.

"Ona sordun mu peki?" Başını umutsuzca hayır anlamında salladı.

"Sormak için yanına gidiyordum ama Jane geldi ve onunla beraber gittiler"

Soojin Sam ile 2 haftadır konuşuyordu ve aralarıda gayet iyiydi. Sam'in böyle davranmasına anlam verememiştim. Eğer bir sorun varsa gelip konuşmalıydı. Böyle kaçarsa eline ne geçecekti ki.

"Ben konuşabilirim istersen" ona, konuşup aralarında ki sorunu çözmelerini söyleyecektim.

Soojin biraz düşündükten sonra kabul etti.

"Tamam sen konuş ama sadece benden kaçmamasını söyle." Diyip derin bir nefes verdi.

"Kaçmasaydı ben konuşurdum. Mesajda attım ama bakmadı" sesinde ki kırgınlığı hissetmiştim. Yemekten sonra gitmeyi düşünüyordum ama şimdi gideceğim.

"Ben hemen geliyorum" diyip konuşmasına izin vermeden ayağa kalktım. Kütüphane buraya yakın olduğu için kısa sürede gelmiştim.

Şimdi nerede olduğunu bulmak kalmıştı. Hem sağ hemde sol tarafa bakıyordum. Bu biraz zor olacak gibiydi.

Biraz daha ileri gittiğimde bilim kurgu kitaplarını incelerken görmüştüm. Hızlı adımlarla yanına gittim.

"Sam biraz konuşalım mı?" Elindeki kitabı aldığı yere koyup başıyla beni onayladı.

"Gel şuraya oturalım" diyip eliyle kenarda ki sandalyeleri işaret etti. Önden gidip oturdum.

"Seni dinliyorum Hae woo

Diyerek bana baktı.

"Konuyu hiç uzatmayacağım Sam, Soojin ile aranızda ne geçti bilmiyorum ama ondan kaçmak yerine konuşup sorunlarınızı çözmelisiniz"

"Haklısın kaçmak biraz yanlıştı sadece o an konuşmak istememiştim." Anlayışla karşılayacağını biliyordum ve yanılmamıştım. Mantıklı bir insandı benim gözümde. Gülümsedim.

"Konunun ne olduğu sormayacağım aranızda çözersiniz umarım" gülümseyerek başını salladı. Jungkook'un çoktan yemeğimi getirdiğini düşünerek ayağa kalktım. Fena şekilde acıkmıştım yemeğimin soğumasını da hiç istemiyordum.

"Sen yemek yemiyor musun?" Diye sordum Sam'e

"Ben aç değilim biraz kitap okuyacağım, sen git" tamam diyerek kütüphaneden çıkıp hemen karşıda ki Yemekhaneye gittim. Tam tahmin ettiğim gibi Jungkook yemeğimi getirmişti. Hatta herkes gelmişti. Masaya yaklaşınca bir kişinin fazla olduğunu gördüm. Ağzım şaşkınlıkla açılmıştı. Yoongi'de masadaydı. Koşar adımlarla masaya gittim.

"Bir dakika Yoongi? Tae barıştın mı?" Heyecanlı çıkan sesimi gizlemeden konuştum. Taehyung gülerek "evet" demişti. Tae'nin yanına gidip kafasına bir tane vurdum. Acıyla inleyip vurduğum yeri tutmuştu. "Neden vurdun şimdi ya" mızmızlanarak konuşunca gülmeden edememiştim.

Yalandan hafif bir sinirle konuştum

"Bana neden söylemedin salak?" Elimle kaymasını işaret edip açtığı yere oturdum. Tam karşımda da Yoongi vardı. Önüme konan yemeğimle Jungkook'a teşekkür etmiştim. "Önemli değil" diyip gülümsedi.

Bizimkilere çaktırmadan Soojin'e baktım beni farketmesi uzun sürmemişti. Elimi tamam işareti yapıp göz kırptım. Asık olan yüzü düzelmiş gülmeye başlamıştı. Yemeğime dönüp büyük bir açlıkla yemeye devam ettim.

"Okuldan sonra beraber bir şeyler yapalım mı?" Minnie heyecanla bize bakarak cevap bekliyordu. Soojin çubuklarını bırakıp "benim bir işim var bugün bensiz takılın" demişti. Tahminimce Sam ile konuşacaktı. Söylemesede ondan hoşlandığını anlıyordum. Çünkü Soojin kimseyi takmazdı, eğer konuşmuyorsa o da konuşmaz hatta umrunda bile olmazdı. Ama Sam için aynısını yapmamıştı. Bir an önce aralarının düzelmesini istiyordum.

"Bana uyar" Jungkook başını yemekten kaldırmadan konulmuştu.

"Ağzındakini bitirde öyle konuş" diye uyardı Taehyung. Jungkook itiraz etmek için yeltendiğinde Taehyung eliyle durmasını işaret etti. Onlar kendi aralarında tartışırken boşverip aramızda konuşmaya devam ettik.

"Bende gelirim" dedim Minnie'ye bakarak. Soojin dışında herkes gelmeyi kabul etmişti. Yoongi ile aynı ortamda olmak beni geriyordu. Alışmadığım için mi yoksa başka bir nedenden mi bilmiyorum ama garip hissediyordum. Mesajda ki gibi değildi. Bunu boş vermeye çalıştım.

Yemeğimizi yediğimiz için tabaklarımızı kirli tabakların olduğu bölüme koyup bahçeye doğru yürümeye başladık.

Bahçeye çıktığımızda Yoongi kolumdan tutup beni durdurmuştu. Arkada olduğumuz için bizi farkeden olmadı. Yoongi'ye dönüp sorarca baktım. "Ne oldu?"

"Yüzüme söylemen gereken şeyler vardı Hae woo" dedi. Neyi kastettiğini anlayınca alayla güldüm. Madem duymak istiyordu söyleyecektim. Ondan bir korkum yoktu.

"Zorbasın Min Yoongi, iğrenç bir kişiliğin var. Bunlarını söylemekten çekinmiyorum fakat Tae konusunda pişman olduğunu çok net gördüm bu yüzden senin hakkında ki düşüncelerim yavaş yavaş değişmeye başladı" dedim. Belki fazla önyargılı davranıyordum bilmiyorum. Taehyung'un bana ağlayarak nasıl hissettiğini anlattığı gece Yoongi'ye karşı kinle dolmuştum. O sinirlede Yoongi'ye hiç düşünmeden yazmıştım.

"Haddini aşıyorsun, yaptığın tek şey yargılamak tek taraflı bakarak doğruyu göremezsin." Hafif sinirli şekilde konuşmuştu. Başımı aşağı yukarı salladım.

"Belki de haklısındır tek taraflı bakmış ve yargılayıcı yaklaşmış olabilirim. Sadece arkadaşımın o haline dayanamadım. Mantıklı hareket etmedim kabul." Dedim hatamı bilerek. Yoongi'nin ifadesi normale dönmüştü.

"Her neyse bizi bekliyorlardır gidelim" diyerek önden yürümeye başladım. Yoongi'de arkamdan vakit kaybetmeden gelip bana yetişmişti.

Köşede ki masalardan birisine oturmuşlar kendi aralarında sohbet eden bizimkileri görünce adımlarımızı oraya yönlendirdik.

"Siz neredeydiniz?" Soojin imalı şekilde gülerek sormuştu. Gözlerimi devirip boş bir yere oturdum. "Lavaboya gitmiştim" diyerek Yoongi'ye paslandım.

"Jimin'le konuşuyordum" kısaca cevap verip Taehyung ile konuşmaya başladı. Daha barışalı 1-2 gün olmuştu ama hiç küsmemiş gibiydiler. Şaşırmıştım açıkçası.

"Şşt anlat çabuk" Soojin diğerleleri duymasın diye fısıltıyla konuştu.

"Neyi anlatayım?" Koluma hafifçe vurup gözlerini devirdi. Göz ucuyla Yoongi'yi işaret etmişti.

"Neyi olacak? Yoongi ile neden geç geldiğinizi?"

"Lavaboya gittim dedim ya anlatılacak bir şey yok" ikna olmamış gibi bakarak yüzümü inceliyordu.

"Yoongi'de Jimin ile konuşuyordu demi? He canım he" eliyle biraz uzakta ki masayı işaret etti.

"Bak bakalım orda kim var? Jimin siz gelmeden önce orada oturuyordu. Dökül!" Hay senin atacağın yalanı Yoongi.

"Ya bir şey yok bir konu hakkında konuştuk sadece" daha fazla konuşmadığımızı söylersem yanlış anlayacaktı. Şu an bile yanlış anlamış gibi duruyordu.

"Ne konusu Hae? Bildiğim kadarıyla Yoongi ile çok konuşmazsın" omuz silktim.

"Tae ile ilgiliydi, onu uyardım." İnandırıcı olmak için çabalamıştım. Zaten yalan sayılmazdı, konu Taehyung üzerindendin.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.