Gözlerimi açtığımda mavi gözlerle karşılaştım. Deniz'i aniden görünce sıçradım. Bu hareketimden dolayı sırtımda bir sızı hissettim. "Kızım ne yapıyorsun ya? Yemine ederim seninle tanıştığımdan beri her gözümü açtığımda karşımdasın."
"Ya bakın uyanır uyanmaz şerefsizlik yapıyor!" Dedi Deniz Burak ve Ela'ya.
Etrafıma baktığımda hastane odasındaydık. Aklıma Merve geldi.. belki telefonu açsaydım hastaneye yetişebilirdik?
"Ben doktora haber vereyim." Dedi Ela ve çıktı.
"Bende biraz temiz hava alayım." Dedi trip atarcasına sonra odadan çıktı.
"Niye böyle yapıyorsun kıza?"
"Ne yapmışım?"
"Kızı terslemesene. Kız yaralandığın gece ortalığı ayağa kaldırdı. Hem o ambulansı aramasaydı şuan yaşamıyordun."
"Mustafa nerede?"
"Ben ne anlatıyorum.. sen ne anlatıyorsun? Evet! Adam yakalandı. Benim sayemde. Bak şu Turgut'u her ne kadar sevmesemde üzüldüm."
"Turgut'un cenazesine bir uğrayayım şuradan çıktıktan sonra."
"Ela ile biz gittikte Deniz SENIN YANINDA KALDI." bilerek bastırarak söylemişti.
"Bak Burak ben Mer-"
"Ya Berk başlatma ha! Tamam iyi kızdı ama burada değil artık ve hayat devam ediyor. Anla şunu."
"Ya benim için hayat durmuşsa?"
Biraz sonra doktor içeri girdi.
"Son kontrolü yaptıktan sonra işlemeleri halledip çıkabilirsiniz."
Son tedaviyi olduktan sonra işlemleri halledip hastaneden çıktık.
Arabayı Burak kullanıyordu bende arkada Ela ile birlikte oturuyordum. Deniz öndeydi.
Eve geldik. Arabadan indim. İçeri geçtik. Ela ile Burak dışarı takılmaya gittiler. Deniz'le bodrumdaki çalışma odasına girdik.
"Bu arada komiser Merve'nin cinayeti vakasını üstlenmeni istemedi. Israr ettim ama senin yakının olduğu için mantığının değilde duygularının ön planda olacağını söyledi." Dedi Deniz.
Sadece bakmakla yetindim. Benim telsizim yanımda değildi Deniz'in telsizinden ses geldi: "Karakan Kabus 'a ulaşamadım. Onu al ve karakola gelin yeni vaka."
"Gelebilirsin değil mi?" Dedi yaramı kast ederek.
"Önemli bir şey değil zaten geliyorum tabii ki."
"Bir daha silahsız ve tek başına bir yerlere gitme." Diye tavsiye verdi ve önden gitti.
Arkasından yetiştim ve arabasına bindim. Yol boyunca pek konuşmadık. Karakola geldik ve amirin yanına gittik.
"Bir adam geldi ve birini öldürdüğünü söylüyor. Bu işi size bırakıyorum."
"Tamam." Dedi Deniz ve birlikte adamın yanına gittik. Elleri titriyordu ve kanlıydı. Elinde bir bıçak vardı. Tedirgindi.
"Ben birini öldürdüm galiba.. ellerime bakın." Ellerini gösterdi. "Kanlılar." Dedi. Deniz'e döndüğümde oda adama tip tip bakıyordu.
"Kimi öldürdün?"
"Bir saniye adres yazayım kağıt var mı?" Bir masadan kağıt alıp kağıda Bir şeyler yazdı. Kağıdı uzattı. Aldım.
"Yiğit!"
"Efendim Yavuz abi?"
"Tutukla bunu ben gelene kadar hiç bir yere gitmiyor."
Deniz'i alıp çıktık yolun başında kağıda baktım.
'KAHKAHA atmayı kim sevmez? Hemde FİLM güzelse? Ama evde izlemek daha güzel. Televziyon KARŞISINDA Uzanarak. 7. Bölüm eğlenceliydi.'
"Aha! Allah'ım böyle adamlar niye bizi buluyor?"
"Ne oldu?" Dedi Deniz.
Notu gösterdim. "bak."
"Anladım Berk! Adam Komedi tiyatrosunu kasdediyor. Hayır.. hayır tiyatronun karşısındaki evi!" Notu uzatıp yola devam etti.
"Nerden çıkardın bunu?"
"Dedem sağolsun."
"Ne alaka lan?"
"İzle ve gör."
Bir süre sonra Deniz arabayı durdurdu. Bir apartmanın önündeydik. Dönüp baktığımda gerçekten karşıda Tiyatro vardı.
"İçeri girelim."
"Her evi tek tek kontrol mü edeceğiz?"
"Ya sen iyi bir dedektiftin ne oldu sana Berk? Ameliyatta fazlalık olmasın diye beynini de aldıysalar söyle yani." Ters ters baktım ve içeri girerken kağıdı tekrar inceledim.
"Bak şimdi anladım. '7. Bölüm' yani 7. Nolu ev."
"Ha şöyle koçum ya!" Asansöre bindik ve 4. Kata çıktık.
Kapıya baktım: no:6
Arkama döndüğümde 7 nolu ev karşımdaydı.
İçeriye girdik. Kapı açıktı. Deniz silahını çıkarttı. İçeriye girdiğimde salonun ortasında tombul bir adam yatıyordu. Karnından bıçaklanmıştı. Yaklaştığım da boynunda morluklar vardı. Demekki boğuşmuşlardı.
Deniz başka bir odadan seslendi."Berk!" Yanına gittiğimde yatak odada yatağın ortasında bir kadın yatıyordu ve boynundan fışkırmış kanlar biraz kurumuştu.
Telefonumu çıkarttım. Yiğit'i aradım. "Yiğit adamın sorgusunu sen al. Birde attığım konuma olay yeri inceleme ekibi yollasana."
"Tamam abi." Kapattım ve evi incelemeye başladım. Elime deri eldivenlerimi geçirdim. Her vakam da bunları kullanırdım.
Olay yeri inceleme ekibi gelince Deniz'le birlikte karakola gittik.
Ela
Berk'e bir dosya vermek için mecburen kulüpten çıkmıştım. Bu çocuğun işleri beni deli ediyor! Burak ile birlikte karakola geldim fakat Burak yine bir deliğe girmişti.
Berk'in alanı olan yere gittim. Deniz yanındaydı ve bir çocuk vardı. Polisti galiba. 3'ü bir dosya üzerinde çalışıyor gibiydi. Ben geldiğimde çocuk çıkıyordu.
"Selam!"
"Selam." Dedi Deniz.
"Ne oldu?" Dedi Berk.
"Bir dosya getirdim. Bana attılar bende fotokopisini çekip getirdim. Al." Uzattım ama almadı.
"Yiğit'e ver. Yiğit Taşkıran. "
"Sen alsan kolun kopar sanki! İnşallah şuanki vakanızı çözene kadar ananız ağlar." Bedduamı ettikten sonra ortak ofise geçtim.
"Selam gençler! Bana Yiğit Taşkıran'ı bulabilir misiniz?" Diye bağırdım. Herkes bir anda bana döndü. Alışıktım böyle şeylere. Küçüklüğümden beri özgüvenim tavandır.
Sonra arkamda bir dürtü hissettim. Arkamı döndüğümde Berk'in odasındaki çocuk karşımdaydı.
"Sizin gibi güzel bir bayanın beni aradığını duymak güzel. Size nasıl yardımcı olabilirim?"
"Şekerim şu dosyayı Berk- yani Yavuz sana vermemi istedi. Al şunu."
"Güzelliğin ve asabiyetin yarışıyor sanki ha?"
"Olm bak neredeyiz? Seni tacizden içeri atarım!"
"Atarsın, atarsın." Dosyayı alıp uzaklaştı.
"Bana bulaşma yoksa tüm kanunları ezberletirim sana!"
Berk
"Yavuz bey size bir telefon var." Telefonu aldım.
"Alo?"
"Ben çok özür dilerim. İyi olduğuna sevindim. Ben Mustafa. Ben gerçekten suçlu değilim. Lütfen beni kurta-"