İçeriğe geç

Çölden Öyküler

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Çölden Öyküler

Bölüm 7

Zamanı Yakan Demirci

Demirdağ’ın eteklerinde, örsüne her vurduğunda çıkan kıvılcımlarla karanlığı aydınlatan Miran adında bir demirci yaşardı. Miran, krallığın en sabırlı, en hünerli adamıydı. Ancak köylerine giren korsanların ve krallığın göz yumduğu o kanlı baskının gecesinde, karısı ile küçük kızını kaybetti. O gece Miran’ın içindeki sabır pınarı kurudu; yerini devasa, yakıcı bir öfke denizine bıraktı.

Miran ağlamadı. Yaşadıklarına feryat etmedi. Şehrin terk edilmiş demirhanesine kapandı.

Aylarca körüğünü sıradan bir kömürle değil, kalbinde büyüttüğü saf nefretle üfledi. Ocakta yanan ateş artık turuncu değil; içini yakan öfkesi gibi mor ve siyah bir kora dönüşmüştü. Miran o kor ateşte bir kılıç dövmeye başladı. Örse vurulan her kekiç darbesi, atılan her çelik çığlığı onun içindeki intikam arzusuyla mühürlendi.

Sonunda kılıç tamamlandı. Kapkaranlık, ışığı yutan, dokunanın elini donduran ama kestiği yeri yakan bir silahtı bu. Fakat Miran’ın bilmediği, öfkesinin körlüğüyle fark edemediği bir lanet vardı: Bu kılıç sadece eti ve kemiği kesmezdi; nefretiyle beslendiği için vurduğu adamın geçmişini, zamanını ve anılarını da yakıp yok ederdi.

Miran listesindeki ilk adamı, kızıyla karısına kıyan o merhametsiz korsanı buldu. Kılıcını adamın göğsüne sapladığı an, adam çığlıklar içinde küle dönüştü. Ama tam o saniyede Miran’ın zihninden bir şey koptu. Adamın yüzü, adı ve ona duyduğu öfkenin ilk kıvılcımı zihninden silindi. Miran duraksadı. Neden bu adamı öldürdüğünü anlayamadı ama içindeki yangın hâlâ sönmediği için kılıcını kınına sokup ikinci adamın peşine düştü.

İkinci adam öldü; Miran kızının ilk gülüşünü unuttu.

Üçüncü adam öldü; Miran karısının gözlerinin rengini unuttu.

Dördüncü ve beşinci adamlar da küle döndü...

Listesindeki son düşmanı, o kanlı baskına izin veren krallık komutanını sarayında bulduğunda Miran’ın gözleri artık simsiyah birer boşluktan ibaretti. Kılıcını komutanın kalbine sapladı. Komutan yanarak yok olurken, Miran’ın zihnindeki son ışık da söndü: Kendi adını, ne için intikam aldığını ve evlat acısını tamamen unuttu.

Kılıç görevini tamamlamıştı. Miran elindeki kanlı kılıca baktı. Neden orada olduğunu, elinde tuttuğu bu silahı niçin dövdüğünü, göğsünü bir canavar gibi kemiren bu anlamsız boşluğun ne olduğunu kavrayamadı.

İntikam ateşi, düşmanlarıyla birlikte onun tüm geçmişini, insanlığını ve varlığını da yakıp kül etmişti. Miran ne sevecek bir hatıraya sahipti artık ne de nefret edecek bir düşmana...

Elinde simsiyah bir kılıçla, adını bile bilmediği çöl yollarında, sonsuz ve içi boş bir öfkenin hayaleti olarak yürümeye devam etti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.