İçeriğe geç

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 9 · 4 dk okuma

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 9

9.

🖇️ Kıvanç

Her sabah uyandığımda bedenimde hissettiğim o lanet huzursuzluğu gözlerimi açtığımda hissetmiyor oluşumla gülümsedim.

Dün akşam sonunda dışarıda nöbet tutan Ergin'i eve davet etmeye cesaret edilmiş ve beraber yemek yiyip bir şeyler izlemiştik. Nedenini tam olarak anlayamasam da ya da kabullenemesem de insanların o dışarıdan gördükleri baba parası yiyerek bir baltaya sap olamamış izleniminden kurtulmak istiyordum.

Annemin sürekli kurban rolleri, depresif halleri, beni sadece kötü olduğu zamanlarda kurtarıcı olarak görmesi, kardeşlerimin ise bunu yapmak zorundaymışım gibi davranmalarından yorulmuştum. Elbette annemi ve kardeşlerimi seviyordum ama hiçbirinin hayatlarındaki kurtarıcı ya da kurbanı ben değildim. Şimdiye kadar hangisi kurtarmıştı peki beni, en büyük kabuslarımı yaşarken ya da bir cehennemde çırpınırken. Hiçbiri...

Bu yüzden en yakınımdaki insanlara yakınlaşmaya, bir şeyler konuşabilmeye ve hatta arkadaş olmaya çalışıyordum. Dışarıdan nasıl göründüğümün de farkındaydım ama en azından Ergin'in bu ön yargısını az da olsa kırabilmiştim, zira şaşkın yüzü aşırı komikti. Eh biraz da tatlı.

Yataktan kalmadan ayaklarımı yere sallayarak dün geceyi tekrar düşünmeye başladım. Belgesel izlerken uyuyakalmış olmalıydım ama kendi odamda, yatağımda ne işim vardı ve buraya nasıl gelmiştim, uyandığımı da hatırlamıyordum.

Aklıma gelen şeyle birden ayağa kalktığımda ayağım sert zemine değdi ve acıyla küçük çaplı bir çığlık attım. Saniyesinde dış kapının çelik sesini duydum.

Yüzümü buruşturarak alacaklı gibi çalan kapıyı açmak için koridorda sekerek dış kapıyı açtım. Kapının önünde korkuyla bir bana bir de içeriye bakan Ergin'e gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Bağırdınız, bir şey mi oldu Kıvanç Bey?"

Ergin'in sorgulayan ve telaşlı bakışlarına omuz silkerek "Hani Kıvanç diyecektin" dediğimde önce bir afalladı, ardından eliyle alnına vurdu.

"Az önce bildiğiniz çığlık attınız ve muhtemelen ayağınız yere değdiği için canınız acıdı. Ama siz Kıvanç Bey dememe mi takıldınız?"

Kollarımı önümde kavuşturarak somurtum.

"Evet, ne olmuş yani?"

Dün ne güzel bir adım ilerledik sanmıştım.

Ergin bıkkınlıkla gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi. Gözlerini açtığında birleştirdiğim kollarımı çözüp "Tamam, sonra bunun için beni azarlarsınız, şimdi izin verirseniz ayağınıza bakayım ne durumda." diyerek kollarımı tuttu.

O an fark ettiğim ve hissettiğim şey beynimde yankılanmaya başladı. Sana dokunuyor ve sen bir tepki vermiyorsun, bir erkek sana dokunuyor farkında mısın? İçeride hatırladığım şeyle yüzüm yanmaya başladı ve kolumu tutan ellerin yarattığı yakıcı his buna hiç yardımcı olmuyordu.

Hipnoz olmuş gibi onun kolumu tutan ellerine baktığımı gördüğünde Ergin ise hızla ellerini çekti.

"Kusura bakmayın, ben- ben.."

Başımı eğdiğim yerden kaldırıp koyu kahveleri endişeyle bakan Ergin'e baktım.

"Dün gece sen mi beni yatak odasına götürdün? Uyandığımı hatırlamıyorum. Nasıl odaya gittim?"

Ergin çenesini sıvazlayarak etrafına bakındı, ardından oflayarak "Sizi uyandıramadım, yani uyandırmak istedim ama uyanırsanız yürümek zorunda kalırsınız, canınız acır diye şey ettim. Ben yani.. taşıdım sizi.. odaya kadar" diye gevelemeye başladı.

Elini ensesine atıp hafifçe öksürerek "Rahatsız gibi değildiniz, uyanmadınız. Hatta kollarınızı boynuma do.." devam etmesine izin vermeden elimi havaya kaldırdım.

"Tamam, tamam devam etmene gerek yok."

Elim kapı kolunda kalarak arkama döndüm, yüzüne baktıkça kızarıyordum. Sakinleşmek için bir kaç nefes verip tekrar ona döndüm.

"Ayağım iyi merak etme, acısı geçti. Şey.. arabayı hazırla sen istersen, ben giyineyim çıkarız."

Ergin cevap vermeden hızla başını sallayarak kapıdan uzaklaştı ve asansöre yürürken arkasını dönüp son bir kez baktı. Yüzümde ne görmüştü bilmiyorum ama kaşları hafif çatık ama dudakları tam zıttı hafif kıvrılmıştı. Asansöre bindiğinde ise kapanan kapıyla son gördüğüm şey ciddi ciddi gülümsediğiydi.

Kapıyı kapattığımda sırtımı kapıya yaslayıp elimle ağzımı kapattım. Beni dün gece kucağında taşımış ve ben ona sarılmış mıydım yani? Ben Kıvanç Adalı, ben bir erkeğe dokunmuş hatta ona sarılmıştım. Bu imkansızdı.

Telefonumun bangır bangır sesiyle yerimden sıçrayarak etrafıma bakındım. Salondan gelen sesi takip edip büyük sehpanın üzerine bıraktığım telefonumu alıp ekrana bakmadan açtım.

"Alo."

Enis'in endişeli sesini duyduğumda koltuğa oturup "Efendim Enis" dedim.

Karşıdan derin bir nefes verme sesi geldi.

"İyi misin Kıvanç, evine birileri girmiş, nasılsın, ne oldu?"

Enis'in ard arda telaşla sıraladığı sorulara oflayarak "İyiyim, bir şeyim yok.." bir süre durdum. "Sen nerden biliyorsun? Hem sen nerdesin?" diye sordum.

"Farkındaysan kulupteki adamlar hâlâ benim emrimde çalışıyorlar, tabi ki bana haber vereceklerdi."

Evet bunu düşünmemiştim, zaten aldığım nefesi haber verdiklerine emindim.

"Anladım. Endişelenecek bir şey yok, nerelere kayboldun? Gel de kulübünün başına geç artık."

Enis hafif gülerek "İki günde sıkıldın, değil mi? Biliyorum orası sana göre yer değil ama biraz daha kalmalısın." Sonra ciddileşerek "Amerika'dayım şu anda, bir süre daha burada kalmam gerekli, ardından Avrupa'ya geçmem lazım" dediğinde neden bu kadar yer değiştirdiğine anlam verememiştim.

"Enis."

Sorumu zaten biliyor gibi sakince "Efendim" dedi.

"Çok mu kötü bir şey yaptın, neden baban peşinde?"

Uzun bir sessizlikten sonra "Bunu söyleyemem Kıvanç ama geri döneceğim, buna emin olabilirsin" dedi.

Oflayarak arkama yaslandım ama dış kapının sesi ile ayağa kalktım.

"Kim geldi?"

Enis'in sorusunu es geçerek geçerek kapıyı açtım. Karşımda hazır olmadığım için anlam vermeye çalışan Ergin'e kapıyı açık bırakarak içeri odama geçtim.

Enis tekrar "Kıvanç kim o dedim" deyince görecekmiş gibi göz devirdim.

"Kulüpteki korumalarından biri işte."

"Anıl mı?"

Cıklayarak kıyafet dolabına yöneldim.

"Ergin diye biri."

Enis'in kaşlarını çattığını buradan bile görür gibiydim.

"Sakın ona güvenme, o çocuktan hoşlanmadım."

Gülerek "İşe alan sensin manyak adam" desem de Enis oldukça ciddi bir ses tonuyla "O çocuktan uzak dur" deyip hızlıca "Şimdi kapatmam lazım" dedi ve suratıma kapattı.

Ne saçmalamıştı az önce, güvenmediğin birini niye işe alırsın ki? Ayrıca ne varmış Ergin'de, herhangi bir yanlışı olmadı bana karşı.

Kendi kendime konuşurken yatak odasının kapısının sesiyle yerimde irkildim.

"Kıvanç Bey, hazır mısınız?"

Elimdeki gömleğe şöyle bir bakarak "Birazdan" diye seslendim.

Ayakkabının uzaklaşma sesini bir süre dinlendikten sonra ofladım.

"Ne acelesi varsa bunun da?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.