İçeriğe geç

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 10 · 5 dk okuma

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 10

10.

🖇️ Ergin

Kıvanç'ı kulübe götürdükten sonra bir kaç saatliğine eve uğramak için izin aldım. Dünden kalan kıyafetlerle duruyordum ve sabaha kadar arabanın içinde uyumaya çalışmıştım. Böyle bulduğum her yerde uyumaya alışkındım ama Kıvanç'ın yüzü, sesi, hareketleri bir türlü gözümün önünden gitmiyordu, fazlasıyla ilgimi çekmeye başlamıştı. Özellikle alnına değen sarı tutamlarının altından sanki korkutabilirmiş gibi kaş çatmaları, bilmişlik taslayarak belgesel boyunca fikirlerini diretmesi ama sonunu bile beklemeden bir çocuk gibi uyuyakalması ve onu kucağıma aldığımda hissettiğim o yakıcı his, kollarını boynuma sarıp sanki hep oraya aitmiş gibi rahatlayan yüzü kafamı tamamen alt üst etmişti.

Evet, erkeklerden hoşlandığımı profesyonelce saklayabilirdim, çünkü hiçbirine karşı dün geceki gibi duygusal ve cinsel çekim hissetmemiş, oluruna bırakmış tek gecelik ilişkilerle kendimi tatmin etmekle yetinmiştim, hepsi elbette gizlilik içerisindeydi ama bu hissettiklerim gizlemekte zorlanacağım bir şeydi.

Bu sabah bana sarıldığını fark ettiğindeki o kıpkırmızı yüzü ise sürekli aptal gibi sırıtacak ve elimi ayağımı dolandıracak kadar güzeldi. Ondan bir kaç dakika öncesinde duyduğum çığlığı ise neredeyse aklımı kaybetmeme sebep olacaktı. Bu patronunu korumak değildi bunu bilecek kadar aklım başımdaydı, bu düpedüz değer verdiğin biri için endişelenmekti.

Daha öncesinde aramızda geçen gerilimin ikimizde farkındaydık ama bu beni ona çekmiş, onu bana çekebilmiş miydi, bilmiyorum.

Eve geldiğimde hızlıca duş alıp üstümü değiştirdim. Aslı'nın ben giyinirken etrafımda donanmasına gülerek "Kız bi dur dur, pervane oldun" dememe kaşlarını kaldırarak "Sen de bi haller var abiş, cadı hislerimden kaçmaz" deyip gömleğime şöyle bir baktı.

"Fazla yakışıklı oldun" diyerek dudaklarını büzdü.

"Kim o cadaloz, söyle hemen. Sarışın mı esmer mi?"

Kravatımı takarken "Hmm sarışın" dedim.

"Hii" yaparak elini ağzına götürdü.

"Biliyordum işte, biliyordum" deyip duşa girmeden önce yatağın üstüne attığım gömleğimi inceleyerek "Ee ama bunda ruj lekesi yok" deyip bir de koklamaya başladı.

"Vee erkek parfümü kokuyor, bu senin parfümün değil" diyerek kaşlarını çattı.

Kıvanç'ın kokusuydu büyük ihtimalle. Gözlerimi devirerek gömleği elinden aldım.

"Abicim bak.." demeye kalmadan Aslı "Abiii" diyerek beni susturdu. Ellerini koluma koyup gülümsedi.

"Biliyorum, o sarışın ve erkek" dedi ve yatağın üstündeki telefonumu işaret ederek "Ve muhtemelen adı Kıvanç Bey" derken çalan telefonumun ekranına baktım.

Aslı gülerek el sallayıp odadan çıkarken kafamı iki yana sallayarak telefonu açtım.

"Buyrun Kıvanç Bey."

"Yine mi bey.." cümlesinden sonra "Ha doğru ben Kıvanç Bey demi?" diyerek güldü.

"Gel ve beni bu Anıl denen zebaniden kurtar, yemin ederim dediği hiçbir şeyden bir halt anlamıyorum."

Onun tatlı isyanına gülümseyerek ceketimi alıp odadan çıktım.

"Sorun ne?"

Kıvanç oflarken ve muhtemelen yine parmaklarını masasının üstünde ritmik şekilde oynatırken mutfakta sırıtarak beni izleyen Aslı'ya hızlı bir öpücük atıp evden çıktım.

"Dansçıların makyözlerimi ne, işten çıkmış, yeni birini bulmak lazımmış, Enis'in banka hesabında hareketlilik olmuş, avukatla konuşmak lazımmış, sonra bir sürü bir şey daha olmuş.." deyip en sonunda pes edip "Ağlıycam ya" diyerek sustu.

Arabaya bindiğimde kontağı çalıştırıp "Beş dakikaya oradayım, sakin ol sen halleriz hepsini" deyip telefonu diğer kulağıma yerleştirdim.

"Siz Ergin, siz. Sen yok."

Söylediği şeye genişçe gülümseyerek dikiz aynasına baktım.

"Tamam, siz. Kıvanç.. bey" bastırarak bey dememe ise "Erginnn" diye uzatarak isimimi söyledi.

Bi bilse bunun bendeki etkisini?

"Efendim."

Bir süre sessizleşip birden "Araba kullanıyorsun sanırım, dikkatli sür" deyip telefonu yüzüme kapattı.

Elimdeki telefona kısaca bakıp yanımdaki koltuğa attım. Yüzümdeki sırıtma bariz bir şekilde yandın sen oğlum diyordu. Yandım ki ne yandım.

Kulübe döndüğümde hiç beklemeden Kıvanç'ın bulunduğu odaya ulaştım. Kapıyı çalıp cevap vermesini bekleyerek içeri girdim.

Kıvanç ellerini başının iki yanına koymuş oflayarak önündeki kağıtlara bakıyordu. Geldiğimi gördüğünde sanki birazdan ağlayacak gibi dudaklarını büzerek baktı.

"Ergin, sen banka hesaplarından anlar mısın?"

Masum sorusunun karşısında yanaklarımın içlerini ısırarak başımı salladım.

"Anlarım, verin bakayım."

Masanın karşısındaki koltuğa oturduğumda dosyayı önüme iterek arkasına yaslandı, gözlerini kapatıp "Galiba ben aptalım" diyerek omuz silkti.

Dosyayı açıp hesap dokümanlarına bakmadan önce başımı iki yana salladım.

"Hayır aptal değilsin, sadece şimdiye kadar hiçbir şeyin hesabını yapmadan yaşadın."

Kıvanç başını tekrar eğip dudaklarını büzdü, ardından ellerini yine başının iki yanına koyup "Sanırım öyleydi, hiçbir zaman bir şeyin fiyatına, gelirine giderine, hesabına bakmadım. Ben- ben sadece istediğimi aldım" diyerek iç çekti.

Dosyanın sayfalarını karıştırarak "Ben bunda bir sorun görmüyorum Kıvanç" dediğimde ellerini indirip gözlerimin içine baktı.

Anlayışla gülümseyerek "Çünkü böyle büyüdün, böyle yetiştin" dediğimde buruk bir gülümsemeyle "Zengin çocuğu olarak, gümüş kaşıkla değil mi?" dedi ama bu bir soru değildi.

Onlar gibilerinden nefret ettiğimi az çok göstermiştim ve o da bunu ima ediyordu. Yalan söyleyemezdim, hâlâ bu tip insanlardan nefret ediyordum. Ama ben bana yemek hazırlayıp beraber film izleyelim diyen Kıvanç'ın samimiyetini ve çabasını da görmüştüm. O bunun farkında olmasa da, o en masum isteğini basit bir film izlemekle ve bana yemek hazırlamakla göstermişti.

Önüme para atıp benimle beraber ol sana istediğin her şeyi satın alırım diyen bir sürü gümüş kaşık görmüştüm ben.

Dosyayı kapatıp dirseğimi masanın üzerine koyup başımı hafif yana yatırdım. An be an hareketlerimi izleyen masumiyetin gözlerinin içine baktım. Bir ışık vardı o gözlerde biliyordum, beni kendine çeken bir ışık.

"Bu akşam yemeği ben yapayım mı? İşleri ben hallederim. Sana nasıl alış veriş yapılır, nasıl hesabı yapılır göstereyim."

Bir anda sorduğum soruyla şaşkınca kaşları çatıldı. Sonra da dudakları büzüldü.

"Çok mu kötüydü yemek?"

Gülümseyerek başımı iki yana salladım.

"Hayır, tam tersine çok güzeldi. Aynısı gibi güzel yapacak mıyım bakalım mı?"

Bunun az çok teklif olduğunu biliyordum ama Kıvanç anlayabilmiş miydi bilmiyordum.

Yanakları hafifçe kızarmaya ve gözlerini kaçırmaya başladığında ben de cevabımı almıştım. Tekrar bana bakması için beklerken ellerini yine başının iki yanına koyup başını eğdi.

"Hı hı."

Zar zor duyduğum sesinden aldığım cevapla masanın üzerindeki dosyayı alarak ayağa kalktım.

"Ben şu saçma işleri halledip geliyorum, sen bekle burada, geldiğimde çıkarız" diyerek kapıya yöneldim.

Cevap alamadığım için arkamı döndüğümde göz göze geldiğimiz için hızla başını başka tarafa çevirdi.

"Hmm tamam, bekliyorum."

Bana bakamayan kızarmış yüzüyle son bir kaç yılımın en güzel manzarası vardı karşımda. Gülerek önüme dönüp kapıyı açarak çıktım.

Ben derin bir nefes verirken içeriden "Oha sana Kıvanç" diyen sesini duydum. Kendi kendine söyleniyordu.

Sesinin şaşkın tınısı yine içimdeki o yakıcı hissi alevlendirdi. Aylar önce çıktığım bu kapının önünde ona büyük bir ders vermek isteyen ben şimdi onun masum sesine ve masum kalbine kapılmıştım ve geri dönüşüm yoktu.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

2 yorum

  • Oğlum bunlar harbi yanmış kine yanmış ya 😝😝

  • Dur bir dakika Ergin eşcinselmiymiş ya tabiki eşcinsel olucaktı ama pezevenk bizede çaktırmamış ben sonradan olucak sanmıştım o kadar emin "ben heteroyum" diyordu vay anasını sayın seyirciler 😏😏