İçeriğe geç

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 6 · 4 dk okuma

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 6

6.

🖇️Ergin

Anıl abi Kıvanç Bey'in beni ofise çağırdığını söylediğine kapıdaki kimlik kontrollerini bırakıp Enis Bey'in ofisine doğru yürüdüm. Bir anda Enis Bey'in yurt dışına gittiğini ve yerine Kıvanç Bey'in geçeceğini öğrendiğimde ciddi anlamda şaşırmıştım. O toy çocuğun mekan işletmek konusunda zerre kadar fikrinin olmadığına eminim. O daha çok partiden partiye atlayan, içtiği içkileri bile sayamayan, tek bildiği parasıyla hava atan ve marka giyinip etrafa küçümseyici bakışlar atan ukula bir çocuk olduğunu düşünüyordum ve öyle olduğuna da eminim. Ama nasıl olduysa bir süre patronumuz o olacakmış.

Onunla uğraşmak için bu fırsatın ayağına geldiğini söyleyen tarafım kesinlikle kamçılanmıştı ama diğer taraftan bununla uğraşmak istemeyen yanım onu siktir edip işime gidip gelmemi ve her şeyi görmezdem gelmemi söylüyordu. Sanırım bu tarafı dinleyecektim ve ona bulaşmayacaktım.

Ofisin kapısına ulaştığımda ceketimin önünü ilikleyip kapıyı tıklattım.

"Gir." diyen sesini duyduğumda kapıyı yavaşça açıp içeri girdim ve kapıyı kapatıp ona döndüm.

"Beni çağırtmışsınız Kıvanç Bey, bir emriniz mi vardı?"

Oturduğu koltukta bacak bacak üstüne atmış önünde açık siyah bir dosyayla elinde tuttuğu viski bardağını döndürerek ve büyük bir gülümsemeyle bana bakıyordu.

Bu gülümsemenin küçümseyici ve meydan okuyucu olduğunu bilmek zor değildi. Yüzüme doğru çarpan garip aurası gerilmeme sebep oluyordu. Ciddi duruşumu bozmadan konuşmasını bekledim.

"Yaklaş."

O yavaşça ayağa kalkerken bir kaç adımla masasının karşısına geçtim. Masanın diğer tarafına geçip kendini masaya yaslayarak kollarını önünde kavuşturup meraklı gözlerle yüzümü inceliyordu. Orada ne arıyordu bilmiyorum ama merakı dikkat çekiciydi.

"Ergin Kösedağ, 28 yaşında, oğlak burcu. 1.89 boyunda 86 kilo ama genelde değişiyor. Siyah gözlü, ki nadirdir, siyah saçlı erkek. Enis seni böyle tarif etmiş, baya incelemiş" diyerek dudaklarını büzdü.

Ne demeye çalıştığını anlamadığım için hafifçe kaşlarımı çattım. Patronum olmadan önce evet onunla uğraşmak istemiştim ama karşımda bir patron olarak duruyorsa saygısızlık yapamazdım. Enis denen o pezevenge benzemeyen biri olduğunu hissedebiliyordum. O yüzden saygısızlık yapmamak için ne duruşumu bozdum ne de dediklerini neden söylediğini sormadım.

"Ama dikkatimi en çok ne çekti biliyor musun?" deyip masadan uzaklaşarak karşımda durdu.

"Adam yaralamadan üç yıl hapis cezası, cinayete yardım ve yataklık, ruhsatsız silah bulundurma, yasa dışı dövüş, illegal çetelere üyelik ve adam kaçırma."

Teker teker suç dosyalarımı sıralayan adama bu kez kaşlarımı ciddi anlamda çatarak baktım. Bunları dosyamda gördüğüne emindim. Enis Bey'in beni araştırmamış olması imkansızdı zaten. Gittiğim her yere suçlarımı da götürüyordum.

Beni rahatsız eden karşımdaki adamın bunlarla alay eder gibi konuşması ve tepeden bakması.

"Hiç temiz bir yanın yok mu ya?" diyerek gülümsediğinden başımı eğip gözlerine baktım.

"Temiz bir hayatı olan birinin gay clubde çalışması sizce de absürt olmaz mıydı Kıvanç Bey? Korumaların hepsinin suç dosyası vardır."

Dudaklarını anlıyorum der gibi büzerek başını salladı. Önümden çekilip kollarını çapraz şekilde bağlayıp arkamdan yürüyerek tekrar karşıma geçti. Neyi kontrol etmeye çalışıyordu neyde takılmıştı anlayamıyordum.

Başını kaldırıp gözlerimin içine baktı bir süre.

"Kardeşin bu sene üniversite sınava girecekmiş. Erkek kardeşin, pardon yasal varisi olduğun çocukta liseye gidiyor." dediğinde gerilerek gözlerimi kısarak baktım.

Onları biliyor olması da mümkündü. Ama neden bunları bana söylüyordu. En sonunda dayanamayıp derin bir nefes verdim.

"Yani Kıvanç Bey, bunları neden konuşuyoruz şu anda?"

Omuzlarını silkerek arkasını dönüp koltuğuna yürüyüp oturdum.

"Bilmem, sanırım seni merak ettim. Ya da zayıf noktanı öğrenmek istedim diyelim."

Ona herkesin zayıf noktası vardır dediğimi hatırlayarak güldüm. Masasına yaklaşıp bir elimi masaya dayayıp yüzüne uzandım.

"Beni merak ediyorsanız, oturup birer kadeh viski içelim Kıvanç Bey, istediğiniz soruyu sorabilirsiniz." diyerek yüzüne biraz daha yaklaştım.

"Şayet zayıf noktamı öğrenmek istiyorsanız, okudunuz dosyada yazmıyor, üzgünüm. Çünkü benim zayıf noktam yok."

Genişçe gülümseyerek o da yüzüme doğru yaklaştı.

"O halde sana, benim zayıf noktamı bulmakta kolay gelsin. Herkesin bir zayıf noktası varsa seninde var, benimde var demektir."

Siyah gözlerimi kahve gözlerine dikip gülümsedim ama birden geri çekilip arkasına yaslanmasını beklemiyordum. O gün koridorda karşılaştığımızda gördüğüm korkak bakışlar vardı yine. Benden korktuğunu anlamıştım. En azından gülümseyerek bakmamdan. Seninle uğraşmam için garip bir dürtü yaratıyorsun ukala çocuk.

Bende masadan çekilip doğruldum. Üstümdeki ceketi düzelterek hafifçe öksürdüm.

"Bir emriniz yoksa işimin başına dönebilir miyim Kıvanç Bey."

Eski ukula haline dönüp "Tch, yok. Çıkabilirsin" diyerek bacak bacak üstüne attı.

Başımı sallayıp arkamı dönüp kapıya doğru yürüdüm.

"Ya da ne var biliyor musun? Bana bir viski getir."

Keyifli bir sesle söylediğine gülerek arkamı döndüm.

"Buzlu mu olsun?" diye sordum arkamı dönüp.

Başını iki yana sallayıp "Sek olsun." dedi sırıtarak.

Gülümseyerek karşılık verdim. "Tabi patron"

Kapıyı açıp çıktığımda ceketimin düğmesini açarak yürüdüm. Ama bir kaç adım sonra dönüp kapattığım kapıya baktım.

"Altımda inlerken de böyle gülebilecek misin merak ediyorum."

Bölüm sonu

5 yorum