İçeriğe geç

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 4 · 4 dk okuma

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 4

4.

🖇️Ergin

Hayatımda en nefret ettiğim şeylerden biri, baba parasıyla zengin olup hiçbir halta yaramayan, zorluk görmediği için her şeyin altın tepsiyle önüne sunulacağını zanneden ukala ve egoist adamlar.

Bir diğeri de, sana yardım ettiği için onu kahraman ilan eden ve korunma sağlamak için güçlü ve kuvvetli erkeklere yaranıp kur yapan, avını kafese tıkınca rahat bir hayat yaşayacağını zanneden pasifler.

Bugün iki türlüsünü de görerek sinir kotamı doldurmuş ve dakikalardır pansumanı yapılan, Enis denen pevezengin dudağını patlattığı dansçıyı kendimden beklenmeyen bir sabırla bekliyorum.

Makyaj odasında kendi yaralarını tedavi etmeye çalışan çocuğu gördüğümde içim acımıştı. O piçin dayağına bağımlılık kazanmış ama hâlâ takıntıyla onun yakasını bırakmayan dansçılara üzülüyordum. Ne vardı bu adamda da ona bağımlı oluyorlardı anlamıyordum ama kimsesiz ve paraya muhtaç bu adamların hayatta kalmak için ona ya da onun gibilerine mecbur olduklarını biliyordum.

Hapishanede geçirdiğim yıllarda onlar gibi bir çocukla tanışmıştım. Hapse girmeden önce patronunu kendine aşık edip onun üstünden geçinirmiş ama adam onu başka bir adamla basınca delirip silah çekmiş. Bu da akıllılık edip onu kandırarak elindeki silahı almayı başarmış ama kaçarken yakalandığı için adamı vurmuş. Herkes için zor bir hayattı, ona üzülmüştüm ama hapishanede kendini korumak için beni kullanmaya çalıştığını anladığımda artık ona olan acıma hissim kaybolmuştu. Sadece hayatta kalabilmek için benim gibi güçlü birine ihtiyacı vardı. Benden yüz bulamayınca başka bir adam bulmuştu hemen. O yüzden onun gibilerine alışıktım.

Yardım ettiğim dansçı da sanırım aynı amaçla bana kur yapıyor ve ona acımam için duygu sömürüsü yapıyordu. Tedavisi yapılınca dudaklarını büzerek gözleri kızarmış bir vaziyette yanıma geldi.

"Bitti, gidebiliriz artık."

Önümde birleştirdiğim kollarımı ayırıp derin bir nefes verdim.

"Geçmiş olsun, seni evine bırakayım."

Sesimin düz ve duygusuz çıktığını anladığı için suratı düşerek arkamdan yürümeye başladı. Hastaneden çıktığımızda Anıl abinin verdiği arabaya doğru yürüdük. Ben sürücü kapısına doğru yürürken o da öne geçip oturdu.

Arabayı çalıştırıp sessiz geçecek yolculuğa odaklanıp önümdeki yola bakarak devam ettim. Tarifine göre ilerleyip mekana yakın bir binanın önünde durdum.

Kucağındaki elleriyle oynarken bana döndü. Gözleri yeşil ve teni beyazdı, tatlı diyebileceğim bir yüzü vardı.

"Yardım ettiğin için teşekkür ederim" dedi yumuşak bir sesle.

Önümdeki yola dönüp "Rica ederim" demekle yetindim.

Dans ederken bana kur yaptığı için dayak yediğini ikimizde biliyorduk ama yaptığından pişmanmış gibi durmuyordu. Elini yavaşça üst bacağıma koyup ona dönmemi bekledi. Gergin bir nefes verip ona baktım.

"Sanırım bir daha mekanda sana kur yapamayacağım" diyerek kıkırdadı. Dudağı bu gülüşle acıdığı için elini dudaklarına götürdü.

Bacağımdaki elini alıp geri ittim. Yüzü düştü.

"Bak Alper, neden saçma sapan hareketler yaptın anlıyorum ama ben karşılık alabileceğin biri değilim." dediğimde buruk bir gülümsemeyle hıhladı.

"Benden hoşlanmadın mı hiç?"

Artık bu sorulardan bıktığım için derin bir nefes verip gözlerimi kapatıp açtım.

"Ben erkeklerden hoşlanmıyorum. Bu yüzden de bu işte çalışıyorum. Enis Bey korumalarını özellikle hetero seçer biliyorsun. Eğer sizin gibi eşcinsel olsaydım bu işte çalışamazdım değil mi?"

Ona döndüğümde tekrar elini kucağına koyup parmağıyla oynadı.

"Ben senin gizli gay olduğunu sanıyordum."

Elimi yüzüme atıp sıvazladım. Cidden artık yeterdi.

"Değilim Alper. Şimdi izin verirsen arabayı Anıl abiye teslim etmem lazım. Sende benden uzak dursan iyi olur, kendi iyiliğin için söylüyorum."

Sinirli bir nefes veren Alper "Tamam be anladık, uzak dururuz" deyip kapısını açıp arabadan indi. Sertçe kapıyı kapatıp evinin olduğu binaya girdi.

Direksiyonu sıkarak ofladım. Bu kaçıncıydı amına koyayım ya. Eşcinsel değilim dedikçe onun gibi tipleri kendime çekiyorum resmen.

Bıkkınlıkla arabayı çalıştırıp mekana geri döndüm. Mesai saatim bittiği için arabayı Anıl abiye teslim edip kendi motoruma atlayıp eve sürdüm.

Eve girdiğimde çocukların çoktan yattığını biliyordum, neredeyse sabah olacaktı. Odama girip üstümdeki takımı çıkarıp eşofmanımı giyip üstüm çıplak olacak şekilde kendimi yatağıma attım, uyandığımda duş alırdım. Günün yorgunluğu ve gerginliği tüm bedenimi çökertmişti. Saniyeler sonra gözlerim kendiliğinden kapandı zaten.

Ama dakikalar sonra zihnimde beliren görüntüyle birden gözlerimi açtım. Ukala bakışlarını yüzümde turlayan ve şımarık bir gülümseyle bana diklenen Kıvanç Bey'in yüzü zihnimin bir köşesinde canlanıyordu. Kısacık boyuyla bana ulaşmak için ayaklarının ucunda yükselmesi çok komik bir görüntüydü. Farkında bile değildi ama ellerini beline yerleştirip oyuncak için kavga eden küçük bir çocuk gibi bana karşı gelmesi garipti ve tatlı. Evet fazlasıyla tatlı, kıvır kıvır sarı tutamları, arsız bir korkaklıkla dalga geçer gibi devirdiği kahve gözleri. Ona meydan okuduğumda ki o şaşkınlığı ve bir kaç kere oynattığı uzun kirpikleri ve duyduklarına sarsılan kumral yüzü. Dikkatimi fazlasıyla çekecek kadar tatlı. Ama sinirlerimi bozacak kadar da kendini bir halt zanneden zengin ve ailenin şımarık çocuğu.

Ona hayatının dersini vermek isteyen tarafım bir alarm gibi çalmaya başlıyor.

Sizce bu kitaba devam etmeli miyim? 🤔🤔

Bölüm sonu

2 yorum