İçeriğe geç

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 3 · 5 dk okuma

CLUB NAKED - BxB

Bölüm 3

3.

🖇️Kıvanç

Arabamı park edip her zamanki sokaktan mekana doğru yürüdüm, oflamama ek ellerimi deri ceketimin ceplerine koydum.

Girişe ulaştığımda sıra bekleyen asalakların garipseyen bakışlarından rahatsız olarak kapıda bekleyen Anıl'a baktım. Yanındaki eleman yoktu. Bir hafta anca dayanabilmişti sanırım.

"Hoşgeldiniz Kıvanç Bey." deyip kenara çekilen adama kafa salladım.

"Senin artist nerde, topukladı mı?"

Anıl başta anlamayarak kaş çattı sonra hatırlamış gibi "Ergin mi? İçerde o. Enis Bey sahne altına koydu bugün onu." diye açıkladı.

Enis, o çatık kaşlı, sürekli agresif ve kasıntı gezinen çocukta ne bulmuştu anlamış değilim. Anıl'a yürürken elimi kaldırıp selam vererek gizli kapıdan girip merdivenlerden çıktım. Deri kapıyı açtığımda Enis yine kucağına iki tane dansçıyı almış ot içiyordu.

Beni gördüğünde kucağındakilerin kalçalarına vurup "Kaybolun" dediğinde dansçılar hızla kucağından kalkıp yanımdan geçerek dışarı çıktılar.

"Bu saatte mi başladın amına koyayım? Az ciğerlerine nefes aldır" derken kendimi deri koltuğa attım.

"Kafam yerindeyken çekilmiyor" diyerek sarma otundan bir nefes çekip havaya üflerken bardağındaki viskiyi alıp içti. Kafasını iki yana salladı, dudaklarını ıslatarak arkasına yaslandı.

"Benim pederle birbirimize girdik yine."

Adil amcayla baba oğul değil de kanlı bıçaklılardı. Babası şirketin başına geçmesi için Enis'in boynuna tasma takmak istiyordu ama o itlik, serserilik, pezevenklik peşinde at koşturuyordu.

"Yine ne diyor?" diye sorarken sehpadaki açık viski şişesini başıma diktim.

"Ne diyecek, şirketteki payını kaybetmek istemiyorsan bir an önce işin başına geç, yoksa fişimi çekecekmiş."

Sinirlendiği için yine ayağa kalkıp camlı odada tur atmaya başladı.

"Sanki o geberince şirket bana kalmayacakmış gibi bir de ego kasıyor narsist pezevenk."

Babası hakkında tek düzgün bir şey duymadığım için bu haline şaşırmıyordum hiçbir zaman. Sehpadaki sarmalardan bir tanesini alıp dudaklarıma götürüp ejderha baskılı zippoyla ucunu tutuşturup içime çektim, iki parmağımın ucunda dudaklarımdan ayırıp dumanı havaya üfledim.

"Siktir et her zamanki Adil amca." deyip viski şişesinden uzun bir yudum aldım.

Boğazımı yakan zehrin üstüne viskinin sıcak yakıcılığı mideme yuvarlanırken başımı koltuğa atıp gözlerimi kapattım.

"Şu bebeklerime baksana bi, nasıl da sürtük gibi kıvırıyorlar."

Başımı eğdiğimde Enis'in camın önünde aşağıdakilere baktığını gördüm. Dans eden erkekler sikimde bile değildi. Onlara bakıpta şu anda hafif uyuşan zihnime işkence edemezdim.

Enis bir anda yumruklarını sıkarak camdan geri çekilirken "Ben bu orospulara korumalardan uzak durun dedim kaç kere." dediğinde Ergin denen elemanında içerdeki sahnede görevli olduğunu hatırladım.

İçime düşen garip merak beni ele geçirince ayağa kalktım. Acaba ne halt ediyordu aşağıda? Camın önüne Enis'in yanına gittim elimde viski şişesiyle.

Gördüğüm manzara kaşlarımın çatılmasına sebep oldu. Sahnenin ucundaki direkte dans eden erkek dansçı platformun altında elleri arkasında dikilen Ergin'e kur yaparak dans ediyordu. Ergin'in yüzünde tek mimik bile oynamazken soğuk bakışlarıyla etrafına bakınıyor, dans eden erkeği umursamıyordu.

Enis dişlerini sıkarak bir Ergin'e bir de dansçıya bakıyordu. Dansçıya dikkatli baktığımda kaşlarım daha da çatıldı. Geçen gün uyuştuğum sırada Enis'le seks yapan çocuktu bu.

Enis burnundan bir nefes verip geri çekilirken "En azından elemanlarım düz amına koyayım, yoksa önünü alamazdım bu sürtüklerin" deyip bir hışımla kapıdan çıktı.

O çıktığında bende tekrar aşağıya baktım. Ne yapacaktı merak etmiştim. Hareketsiz etrafını izleyen Ergin yanına gelen başka bir adamın kulağına bir şey fısıldamasıyla sahneden bir kaç adım geri geri yürüdü. Onu izlediğimi hissetmiş gibi başını yukarı kaldırıp benim olduğum yere baktı. Elimdeki viski şişesini havaya kaldırıp sırıtarak dudaklarıma götürdüm. Şişeyi dudaklarımdan ayırıp tekrar ona baktım, hâlâ beni izliyordu. Loş spot ışıkları altında yüzünü net göremesem de arkasındaki ellerini yumruk yaptığını görebiliyordum. Agresif salak, her saniye sinirli durmak zorunda mıydı ki, kasıntı.

Sahnede az önce ona kur yaparak dans eden dansçı ise sahneyi terk edip arka tarafa geçmek zorunda kaldı. Kim bilir Enis ona ne yapacaktı, eline düşmüştü. Omuz silkerek camın önünden ayrılıp koltuğa kendimi attım. Kül tablasındaki sigarayı parmaklarımın ucuna alıp dudaklarıma götürüp derin bir nefes aldım. Ergin'in sıktığı yumruklar gözümün önüne gelince sırıttım. Garip bir şekilde onunla uğraşma isteği uyanıyordu.

Enis odaya aynı öfkeyle girince kanlı elini cebinden çıkarttığı mendile sildiğini gördüm.

"Ne yaptın amına koyayım çocuğa?" diye sorduğumda dediğimi umursamadan sehpadaki bardağını alıp viskisini başına dikip bitirdi.

"Yerini hatırlattım." dediğinde umarım bahsettiği kişi ve elindeki kan düşündüğüm kişinin değildir diye merak ederek tekrar ayağa kalkıp aşağı baktım. Ergin hâlâ aynı yerinde sahneden uzakta masaların önündeydi. O zaman dansçıya zarar vermişti. Umursamadan göz devirip koltuğa döndüm.

Sigaradan bir nefes daha çekip şişenin dibindeki viskiyi de içip ayağa kalktım.

"Ben gidiyorum, suratsız halin çekilmiyor."

Enis tekli koltukta başını arkasına yaslamış gözleri kapalı konuştu.

"Bekleseydin, burdan başka mekana geçerdik."

Sehpadaki telefonumu alarak ceketimin cebine attım.

"Uğraşamam, eve gideceğim. Havamda değilim."

Enis'in başını salladığını gördüğümde kapıdan çıkıp merdivenlerden indim ama duyduğum sesle kaşlarımı çatarak gizli kapıyı açtım.

Ergin yumruklarını sıkmış koridorda bir ileri bir geri giderek Anıl'a "Siktiğimin pezevengi çocuğun suratını dağıtmış" diyordu.

Enis'ten bahsettiğini anlamam zor değildi. Demek dansçı çocuğu dövmüştü. Ayak seslerimi duyduğunda arkasını döndü. Gözlerinde gördüğüm öfkeli bakışlar hoşuma gitmemişti.

Adım adım yanlarına yürüyüp Ergin'in karşısına geçtim.

"Ne oldu Ergin aşığına çok mu üzüldün?" diyerek dudak büzdüm.

Garipseyerek kaşlarını çattı. "Aşığım mı, siz neyden bahsediyorsunuz Kıvanç Bey?" diye sordu.

Kalan bir adımı daha atıp başımı yukarı kaldırdım. Şerefsiz bir de uzun boyluydu.

"Ancak bir insan biri aşığına zarar verirse bu kadar sinirlenir eleman. Dikkat et de Enis fark etmesin bu öfkeni, kapı dışarı etmesi saniyeni alır."

Ergin'in öfkesi yerini piç bir bakışa dönüşürken başını biraz daha eğip yüzüme yaklaştı.

"O zaman yerimi sağlamlaştırmak için Enis Bey'in kuzenini mi aşığım yapmalıyım sizce?"

Soruya şokla gözlerimi açarak baktım. Bu kimden ve neyden bahsediyordu be. Gözlerimi kısarak bende onun yüzüne yaklaştım. Artık nefeslerimiz birbirine çarpıyordu.

"Hiç şansın yok eleman, ancak dansçı sürtüklere yakışırsın. Yerini bil."

Ergin'in dudakları yan bir gülüşle kıvrılırken gözlerinden geçen saniyelik karanlıkla gözlerime baktı. Ardından eski haline gelirken doğrulup yüzünü uzaklaştırdı.

"O kadar emin olmayın Kıvanç Bey, herkesin bir zayıf noktası vardır."

Hıhlayarak yanından geçip çıkış kapısına doğru yürüdüm. Elimi omzumun üstünden havaya kaldırıp orta parmak gösterdim.

"Şansını zorlama eleman."

Mekanın kapısından çıkıp ceketimin ceplerine koyarak arabamın olduğu sokağa girdim. Onun gözlerinde gördüğüm o bir anlık karanlık içimi ürpertti.

Ceketimin fermuarını çekip arabamın yanına gittim. Kapısını açıp bindim. Kapıyı kapattıktan sonra dikiz aynasına baktım. Gözlerim uykusuzluktan kanlanmıştı ve yine uykusuz bir gece beni bekliyordu.

Arabayı çalıştırıp önümdeki yola baktım, beynim uyuşmaya devam ediyordu. Zihnimde bir şimşek gibi çakan şey Ergin'in gözlerinde gördüğüm avını belirlemiş bir kaplanın bakışlarına yutkundum.

Bedenim alarmları harekete geçmiş gibi isyan ederek asla diye çığlıklar atıyordu. Başımı iki yana sallayarak kendime geldim ve gaza bastım. Bedenim ve zihnim tehlike çanlarını devreye sokmaya başlamıştı ve bu beni yeniden panik atağa sokarken terleyen ellerimle direksiyonu sıkarak yola odaklandım.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Ya ordaki dansçılara çok üzülüyorum kurtulucaklar mı Enis kahvesinden😠