İçeriğe geç

Cinayet Aşk

Bölüm 20 · 4 dk okuma

Cinayet Aşk

Bölüm 20

Doblo

Son anda kolunu omzuma attı birisi. Amacının beni korumak olduğu belliydi zaten. Koşarak gelmesi biraz korkuttu beni ama yanıma bakınca o kişinin Oğuz olması beni mutluluktan göklere çıkardı. Ve dudaklarımı ödül olarak dudaklarımla buluşturdum. Bunu haketmişti. Ancak tam o sırada beklemediğimiz birşey oldu.

Araba kaldırıma çıktı ve önümüzü kesti. Ve sağ koltuğun kapısını bir özel şoför açtı. Çok tanıdık geliyordu. Bu araba, bu plaka, bu insanlar... Sağ koltuktan aklımın ucundan bile geçmeyen birisi çıktı.

"Atalay!" dedim şaşkınlıkla.

O ise neredeyse öpüşecek kadar yanıma yaklaşıp "Bin kere söylemem gerekiyor galiba. Benim adım Atalay değil. Atalay kim bilmiyorum ama onu bulursam soylarını kurutacağım." dedi. Sürekli unutuyorum! Birisinin ismini öğrenmeden kendimce bir isim verirsem olacağı buydu.

Oğuz doğal olarak Barış'la konuşmaya başladı.

"Karımı rahat bırakacak mısın Atalay?"

Atalay mı? Adı Barış ama.

Lafa girmeye çalıştım ama bana kafasını çevirip mimiksiz bakınca sustum.

"Adım Barış!"

"Karım Atalay diyorsa Atalay'dır. Bu arada Atalay kimmiş onu evde konuşucaz yavrum."

Konuşmaları dinlemeyi bırakıp yapacağım açıklamayı düşünmeye başladım. Öylesine desem neden o isim olduğunu soracaktı. Yalan söylemek istemiyorum böyle ufak bir konu için. Neyse, bilmiyorum der geçerim.

Ben bunları düşünürken Oğuz beni dizlerimin altından ve koltukaltımdan tutarak kucağına aldı. Konuşmaları dinlemediğim için ne olduğunu da anlamamıştım. Şaşkınlıkla ne olduğunu sordum. Eve gittiğimizi söyledi. Çok mantıklıydı.

"Aferin kız ceket giymişsin."

"Sinan söyledi. Yoksa giymem biliyorsun."

"Ah, tahmin etmeliydim. Eee bu hafta hangi fotoğrafı paylaştın internette?"

"Yarın paylaşacağım."

"Emre ile mi?"

"Bakcaz ona. Sen benim hesabıma bakarsın yarın. Olur mu? Beni de eve geldiğimde sorguya çekmezsin."

"Gerçekten Emre'nin yanına gitmene müsade edeceğimi mi sanıyorsun? Beni gerçekten hiç tanımamışsın."

"Senden gerçekten müsade isteyeceğimi mi sanıyorsun? Sende gerçekten beni hiç tanımamışsın." diyip güldüm.

"Yarın kedi gibi yanımda oturucaksın. Buna senin benim karım olduğun kadar eminim." dedi ve sanki bundan zevk alır gibi güldü. Ben galiba biraz kocacıyım.

"Ben biraz kocacıyım. Bu 15 senelik hayatımda ben bunu anladım."

"Hem de baya kocacısın! Resmen benden habersiz adım atıyorsun! Allah'ım hayalimdekinden de güzel bir hayat sunduğun için çok teşekkür ederim sana!" dedi sevinçle. Ve gülmeye başladım. Bir anlık boşluğuma geldi sanırım. Kahkahalar atmaya başladım.

"Noldu? Neye gülüyorsun? Bana mı?"

"Evet! Şuanda beni taşıyor olman da hanımcılık göstergesi kocacım."

"Ben hanımcı değilim. Ben Asena'cıyım. Ama buradaki Asena'dan kastım sadece sensin. Merak etme." dedi ve o da gülmeye başladı. Böyle böyle eve vardık. Döndüğümüzde saat 1'i 17 geçiyordu. Konuşa konuşa geldiğimiz için farketmemişiz ama 1 saattir taşıyormuş beni. Ben bir süre sonra onun kucağında uyuyup kalmışım. En son beni alnımdan öptüğünü hatırlıyorum.

Beni koltuğa yatırdı ve ayakkabılarımı çıkardı. Gözlerim kapalıydı ama uykuda değildim. Yani ikisinin arasındaydım. Herşeyi duyup hissediyor ama bir yandan da uyuyordum. Eminim ki siz de yaşamışsınızdır.

Oğuz beni dürttü. Uyandırmaya çalıştı.

"Canım kalk hadi. Aç aç yatma. İki dakika şu yemekten ısıtayım karnını doyur."

Uyku sersemi kafa salladım.

"Ama kalkman ve ayılman gerekiyor güzelim."

"Ya Oğuz abi sen ısıtınca uyandır işte." dedim farkında olmadan.

"Abi? Ne diyorsun sen Asena? Abi demezdin sen bana. Yani dememen lazım zaten. Yaş farkı kaç olursa olsun kocanım ben senin. Oğuz de bana ama abi deme."

"Ama 12 yaş büyüksün benden."

"Olabilir. O zaman abinin lafını ikiletme ve hemen elini yüzünü yıkayıp ayık kafayla gel benim yanıma. Madem abi diyorsun bana...abin gibi davranıcam bende."

10 saniye olaysız dursak taş yağacak başımıza taş! Ama haklıydı. İki dakika önce kocam derken şimdi Oğuz abi demem doğru olmadı. Ama uyku sersemiydim. Ciddiye almaması gerekiyordu. Neyse. Kendimi haklı çıkarmak için çırpınmayacağım. Çünkü bu sefer haklı değilim. Onun gönlünü almam gerekiyor. Hemen elimi yüzümü yıkadım ve Oğuz'un arkasından sarıldım affetirmek istermişcesine tatlı bir surat ifadesi yaparak. O ise kafasını çevirip bana mimiksiz baktı yine. Bende sarılmayı bıraktım ve utanarak konuşmaya başladım.

"Ya aşkım..." derken sertçe sözümü kesti.

"Mal mal konuşma Asena. Sen abine aşkım mı diyorsun? Kimse söylerken ağız alışkanlığı oldu sende? Çabuk açıklama yap. Atalay'a mı söylüyordun?"

Cevap vermedim. Sessizce suratına baktım. Aniden öyle bir bağırdı ki yerimden sıçrayıp iki adım geriye uçtum resmen.

"SANA BİRŞEY SORSUM ASENA. ATALAY KİM? NEDEN BARIŞ'A O İSMİ VERDİN? VE NEDEN SUSUYORSUN?"

Arkadaşlar size birşey itiraf etmemin vakti geldi. Aslında Atalay benim ilk sevgilimdi, ilk aşkımdı. O benim ilk göz ağrımdı. Ve şuan bunun haricinde ne söylersem söyliyim inanmayacaktı. En iyisi en baştan doğruyu söylemek.

"Tamam sakin ol! Açıklayacağım. Atalay..."

"Evet neyi düşünüyorsun 5 saniyedir? Devam etsene."

"Atalay benim ilk aşkım ve aynı zaman da da ilk sevgilim."

Bana öyle bir baktı ki resmen hayatım karardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.