Yemekleri bile birlikte servis ettik inanabiliyor musunuz? Bu bir ilk! Hemen tarihe geçmeli bu an.
"Ben sana bir soru sordum ama cevap alamadım Asena."
"Ne sordun ki?"
"Sana mesaj atmaları hoşuna mı gidiyor dedim ve sende benim soruma soruyla cevap verdin."
"Iıı... Şey... Hoşuma gidiyor da denemez gitmiyor da denemez."
"O ne demekmiş? İçlerinden yalnızca 23 tanesi kız. Çok az oldukları için üşenmedim saydım."
"Yani 475 tane erkek yazmış yengeme." dedi Sinan.
"Sen ortalığı karıştırmaktan zevk alıyor olabilir misin Sinan'cım?" dedim.
"Yok ben sizin aranızı kızıştırmayı seviyorum. Aranız bozulsun diye değil ama. Oğuz'un kıskançlığının üzerine gitmek hoşuma gidiyor."
"Ben senin üzerine bir gidicem şimdi!" dedi Oğuz.
Ardından hiç konuşmadan yemekleri koymaya devam ettik. Sofraya tam oturdum ki Oğuz benimle konuşmaya başladı.
"Madem erkeklerin sana mesaj atması hoşuna gidiyor öyle mi?"
Sinirlerini bozmak için "Evet öyle." dedim.
"Ne?" dedi bu cevabı beklemediği için.
"Duydun işte. Hoşuma gidiyor."
"Asena sen evlisin bunu sana sık sık hatırlatmak zorunda bırakma beni. Az önce biz seninle beraber yemekleri hazırladık. Ama adım gibi eminim ki bunu başka bir erkekle asla yapmak istemezsin. İster Sinan olsun ister bir şef olsun. Ama gelmiş burda bana hoşuma gidiyor diyorsun ya!"
"Tamam tamam. Kızma şaka yaptım. Seni sinir etmek için."
"Ben hep sinirliyim gülüm bunu bilmiyorsun sanki."
"Biliyorum..." dedim gülümsemeye çalışarak.
Sinan da yanımıza geldi ve yemeğini yemeğe başladı. Allah olaysız bir akşam yemeği nasip etsin.
"Of! Bir kere de olaysız geçsin şu akşam yemekleri ya!"
"Kimin telefonu o?" dedi Sinan.
"Benim telefonum çalıyor. İzninizle ben bir bakayım." dedim sandalyeden kalkarak. Tam ayağa kalktım ki Oğuz kolumdan tutup oturttu beni. Arkamdan ellerini omuzlarıma koydu ve masaj yaparmış gibi sıktırmaya başladı. Kulağıma yaklaşıp fısıldadı.
"Ben senin bir yalanını daha duymak istemiyorum. Bu yüzden ben bakıcam karıcığım. Otur oturduğun yere!"
Ellerini üzerimden çekti ve telefona doğru ilerledi. Tam eline aldı ki telefon sustu. Kimin aradığına baktı. Emre olamazdı. Çünkü ölmüş yani adam. Yani kavga da olmazdı büyük ihtimalle.
"Bu kim ya? Yabancı numara. Sen insanların numarasını kaydetmek yerine ezberlemeye mi başladın yakalanmamak için?"
"Yo, kimmiş aşkım geri arasana öğrenelim."
"Sen otur orda! Ben ararım." dedi ayağa kalktığımda parmağıyla sandalyeyi göstererek.
"Yenge sende adam birşeyi yapma diyorsa yapma ne diye inatlaşıyorsun?" dedi Sinan. Onaylarmışcasına kafamı salladım. Geri oturdum.
Oğuz o kişiyi ararken çok korkuyordum. Birşey sakladığım için değil. Birşey olacağı için.
Gözlerimiz Oğuz'daydı ikimizin de. Duyduğumuz ses karşısında şoka uğradık. Yemek boğazımda kaldı. Öksürmeye başladım. Zar zor yutunca koşarak telefonu elinden aldım ve kulağıma dayadım. Arayan Emre'ydi. Şu ara tüm ölüler diriliyor galiba. Tövbe estağfurullah!
"Sen ölmedin mi?"
"Hayır. Oğuz seni benden ayırmak için öyle bir yalan söyledi ve telefonumu parçaladı. Bende yeni telefon aldım kendime. Yarın saat 8?"
"Şuan bilemiyorum. Çok müsait değilim cevap veremem. O saatte ne yapıcaz ki?" diye fısıldadım.
"Yemek yiyeceğiz. Bir bahaneyle beni karşıdaki marketin arka kapısında bekle. Gelip alacağım seni. Kabul ettin sayıyorum. Öptüm."
"Bende öptüm bitanem."
Ne dedim ben! Bitanem mi dedim?! İşte şimdi bittim ben.
Sinan yavaşça ayağa kalktı ve sinirle yanıma geldi. Karşımda dikildi. Oğuz ise elimden telefonu yavaşça aldı ve sinirle telefonu yere fırlattı. Ben ise hiç şaşırmamıştım. Çünkü haklılardı bir yandan. O bakışlara katlanmak yerine gözlerimi kapattım korkuyla.
"Sen kimi öptün bitanem?" dedi Oğuz beni taklit ederek.
"Ağız alışkanlığı. Özür dilerim. Bakmayın bana öyle."
"Nasıl bakıyormuşuz?" dedi Sinan biraz daha yaklaşarak.
"İşte böyle." dedim.
"O alışkanlık yapan ağzını yırtmak istemiyorum. Sinirlerine hâkim olacağım. Sana hiçbir zaman zarar vermem merak etme. Ama cansız bütün varlıklara zarar verebilirim. Bu arada sana yeni bir telefon almayı düşünmüyorum bir süre."
"Ama neden? Kimseyle iletişim kuramam ki o zaman."
"Konuşmana izin verdiğimiz iki kişi biziz. Annen yanda oturuyor zaten. Başka da konuşacağın birisi kalmıyor." dedi Sinan.
"O zaman okula giderim. Ya istediğim zaman istediğim kişiyle istediğim yerde ve istediğim şekilde buluşurum ya da okula giderim. En azından liseyi bitiririm."
"Sinan senin yaşın kaçtı kardeşim?"
"22."
"Tamam. Sen benden daha küçüksün yani. İkiniz de aynı sınıfta okuyacaksınız. Başka türlü izin vermem."
"Ne! Bu konu hakkında senden izin almam bile zorunlu değilken söylediğin şeye bak."
"Ben de seninle birlikte geliyorum bitti Asena. O çocukla da hangi saatte hangi sapık şeyleri yapacaksanız iptal ediyorum ben şuanda." dedi Sinan Oğuz'u destekleyerek.
"Aynen öyle! Şimdi yemeğinizi yiyin." dedi Oğuz.
"İştahım kaçtı benim. Biraz dolaşmaya çıkacağım."
Emre'nin yanına gidecektim. Bu yaptıklarının karşılığında kesinlikle onun yanına gidecektim. Üzerim gayet dışarı çıkmaya uygundu. Beyaz crop ve krem bol kumaş pantolonum vardı. Yani bildiğimiz dışarı kıyafeti.
"Üstüne ceket al yenge üşürsün." dedi Sinan. Sonra fısıldayarak "Tekrar tartışmayın. Al lütfen." dedi.
Kafamla onayladım ve gri, bol bir ceket aldım. Zaten hava esiyordu. Üşüyebilirdim.
Beyaz ayakkabılarımı hızlıca giyip Oğuz'a gözükmeden çıktım.
(Oğuz'un Anlatımıyla)
"Nereye gitti bu yine?"
"Biraz dolaşmaya çıkacakmış." dedi Sinan.
"Bu saatte? Abi iti var kopuğu var! Ne dolaşması ya?! Kafayı yemiş bu. Ne zaman çıktı?"
"Tam sen geldin kapıyı kapattı."
"Tamam ben peşinden gidicem."
Sinan arkamdan ayağa kalktı. Arkama dönmeden konuştum.
"Sakın bir adım daha atma!"
Hemen anahtarımı alıp çıktım. Ayakkabılarımı giydim ve sağıma soluma bakıp nereye gittiğini anlamaya çalıştım. Sağdan gitmişti. Çok yakınında olmayacaktım. Arkasından gidecek ve bir tehlike hissettiğimde hızlıca yanına gidecektim. Amacım onu rahatsız etmek değil. Bir adam olarak onu erkekten korumak. Çünkü ikisi arasındaki fark çok büyük.
10 dakika geçti aradan. Siyah bir Doblo araba geçti. Hepimiz o arabaları biliriz. İçerisi yumuşak ama dert deri koltuklardan oluşur. İçerisinde phonk müzik çalar. Ve sarı ışık vardır. Camları filtreli olsa bile gözükür o.
Hızlıca karımın yanına koştum. Tam araba durdu ki kolumu onun omzuna attım.