Salı sabahı, okul daha kalabalık gibiydi. Deniz’in omzunda hafif bir ağırlık vardı. Bu ağırlığın adı belliydi: Şeyma.
Artık “sadece geçmişten gelen bir kız” olmaktan çıkmış, Ayaz’la kurduğu mesafesiz iletişimle dikkatleri üstüne çekmişti.
Deniz sabah sınıfa girdiğinde Ayaz henüz yoktu.
Şeyma sıranın ucunda oturuyordu. Ve Deniz’in gelişini bekliyormuş gibi başını çevirdi.
“Bugün çok güzel görünüyorsun,” dedi.
Ama sesinde içtenlikten çok, alaycılıkla süslenmiş yapay bir tatlılık vardı.
“Teşekkür ederim,” dedi Deniz. “Samimiymiş gibi görünüyorsun.”
Şeyma kaşlarını kaldırdı. “Ben samimiyim. Ama herkes öyle olduğunu düşünmeyebilir tabii.”
Teneffüste – Bahçede
Ayaz, Deniz’in yanına geldi.
“Bugün biraz yalnız kalalım mı?” dedi.
“Evet,” dedi Deniz. Ama gözleri Şeyma’yı aradı. O çoktan arkalarında, birkaç adım ötede onları izliyordu.
Ayaz fark etti. Dönüp Deniz’e baktı.
“Bunu bitirmem gerekiyor.”
Öğle arasında – Ayaz ve Şeyma
Ayaz onu koridorun sonuna çağırdı.
“Bak Şeyma. Ne sen, ne geçmişteki arkadaşlığımız, ne de şu anki davranışların bana tanıdık gelmiyor artık.”
Şeyma kıpırdamadan dinledi.
“Sen geçmişte kaldın. Ama ben artık buradayım. Deniz’le. Bu bir oyun değil. Bu bir hikâye. Ve sen bu hikâyeye ait değilsin.”
Şeyma gözlerini kaçırdı.
“Demek... o kadar kolay siliniyorum?”
“Silinmiyorsun. Sadece... bitiyorsun. Çünkü biz başlamışken, sen hâlâ sayfa çeviriyorsun.”
Aynı gün – Dilek Öğretmen sınıfta duyuruyor:
“Şeyma, yarından itibaren başka bir okula geçiyor. Taşınma durumu nedeniyle velisiyle görüştük.”
Sınıf şaşkınlıkla fısıldaşırken, Deniz Ayaz’a baktı.
Ayaz yavaşça başını eğdi. “Ben hiçbir şey demedim. Ama bazen insanlar, olmayacakları yeri anlar.”
Okul Çıkışı – Ayaz ve Deniz yanyanalar
“Artık gölge yok,” dedi Deniz, sessizce.
“Çünkü ışığını hiçbir şey kapatamaz,” dedi Ayaz.
Bir süre yürüdüler. Sessizce ama huzurla.
Aralarında ne Şeyma vardı, ne başka biri.
Sadece adımları ve kalpleriydi. Aynı ritimde.
O gece – Deniz’in Günlüğü:
“Şeyma gitti. Ama bir şey anladım.
Bir ilişkiyi bozan üçüncü kişiler değil, o ikilinin birbirine ne kadar inandığıdır.
Biz inandık.
Ve işte şimdi gerçekten başlıyoruz.”