İçeriğe geç

Çilingir Bey?

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Çilingir Bey?

Bölüm 4

4. Bölüm

Anahtarları almak için elimi uzattığımda, gözüm hâlâ tişörtündeki o lekedeydi. Yani, lekeye bakıyordum derken, yalan olmasın, lekenin hemen altındaki o düzgün göğüs kaslarına bakıyordum. İç sesim çığlık çığlığa bağırıyordu: Kızım adamın üstüne motor yağı bile yakışmış, sen hâlâ neyin davasındasın?

"Teşekkür ederim," dedim, anahtarlığı almak için uzanarak.

Ama kader bu ya, parmaklarımız birbirine değdiği an içimde bir şeyler titredi. Ve ben, o heyecanla anahtarlığı sıkıca kavrayacağıma, elimden kayıp gitmesine izin verdim.

Şangırrr!

Anahtarlar büyük bir gürültüyle yere, tam da Aras'ın botlarının dibine düştü.

"Ay! Çok afedersin," diyerek panikle aynı anda yere eğildik.

İşte her şey o salisede oldu. Kafalarımızı o kadar hızla öne eğmiştik ki, alınlarımız birbirine tosladı.

KÜT!

"Ah!" diye bir ses çıktı ağzımdan. Yıldızları görmüştüm ama gökyüzündekileri değil, kafamın içindekileri.

Aras elini alnına koymuş, acıyla gözlerini kısmıştı ama bir yandan da gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıyordu. "İyi misin?" diye sordu boğuk bir sesle.

"İyiyim, iyiyim," dedim, utançtan yerin dibine girmek isteyerek. Yerden anahtarı kaptığım gibi doğruldum. Ama doğruluş o doğruluş... Dengemi kaybedip hafifçe öne doğru sendeledim ve tutunacak bir yer ararken ellerimi tam Aras’ın göğsüne yerleştirdim.

Yani... Tam o taze motor yağının olduğu yere.

Sessizlik.

Dükkanda sadece arkadan gelen o kısık caz müziği çalıyordu. Ben ellerim Aras'ın göğsünde, Aras alnını ovalayarak bana bakarken öylece kaldık.

Bakışlarım yavaşça ellerime kaydı. Avuç içlerim simsiyah olmuştu. Daha da kötüsü, Aras'ın o beyaz tişörtünde artık sadece motor yağı lekesi değil, benim iki elimin de kusursuz, beş parmaklı anatomik izi duruyordu. Resmen adama damga basmıştım.

Gözlerimi suçlu bir çocuk gibi yukarı kaydırıp Aras’a baktım.

"Şey..." dedim fısıldayarak. "Sanırım tişörtünü kombinledim?"

Aras göğsündeki el izlerime baktı, sonra kafasını kaldırıp kahkahayı bastı. O kadar içten ve güzel gülüyordu ki, rezilliğimi unutup yine onu izlemeye daldım.

"Yıldız," dedi, gülüşünün arasından nefes almaya çalışarak. "Seninle geçen her yirmi dört saat, hayat sigortamı gözden geçirmem gerektiğini hatırlatıyor bana."

"Çok özür dilerim!" dedim, çantamdan ıslak mendil çıkarmaya çalışırken. "Gerçekten sakar biri değilimdir normalde. Yani... Haftada en fazla üç kere falan olur böyle şeyler."

"Sorun değil," dedi Aras, gözlerindeki o muzip ışıkla bana yaklaşarak. Cebinden kendi temiz mendilini çıkardı ve benim siyah olmuş ellerimi tuttu. Yavaşça silmeye başladı. "Ama bir dahaki sefere beni dükkanla birlikte havaya uçurmayacağına dair söz vermen gerekecek."

"Söz," dedim, kalbimin göğüs kafesimi dört kere (evet, tam dört kere!) tekmelediğini hissederken. "Zaten patlayıcılarla aram iyi değildir."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.